Allah(c.c) Bilme Yolunda İlim

cemre

KF Ailesinden
Özel Üye
#1
İlim sahibi olmaya çalışmak, öğrenmek ve okumak, her müslüman erkek ve kadın için bir görevdir. İnananlar olarak dinî görevlerimizi yerine getirecek, helâl ile haramı, hak ile bâtılı birbirinden ayıracak kadar bilgi sahibi olmamız farzdır. Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de ilk emri “Oku” olmuştur. “Yaratan Rabbinin adı ile oku’ (1) ayeti okumanın, öğrenmenin önemine işaret etmektedir. Nitekim, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur: “İlim öğrenmek her müslüman erkek ve kadına farzdır.” (2

OKU’manın HAK’kını Vermek:

Yunus Emre’nin ;
Okumakdan mana ne
Kişi Hak'kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru emekdür.

İlim, ilim bilmektir.
İlim kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsen,
Bu nice okumaktır.

ifadeleri konumuzun bütününe ışık tutmaktadır.
Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisi şerifinde ise ‘Nefsini (kendini) bilen Rabbini bilir.’ buyurmaktadır. Allah bize kendini bildirmeyi gaye edinmiştir. Bizlere de bunu öğütlemektedir. Zariyet suresinde ise; ‘Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana kulluk etsinler diye yarattım.’ (3) buyurularak, yaratılış gayemiz belirtilmektedir.

Allahu Zülcelal İlim Sahibidir:

Görüldüğü üzere tüm ilimler Rabbimizi bilmeye yönelik olmalıdır. Allahu Zülcelal, Alim ismiyle herşeyi bilici ve kudret sahibidir. İlim sahibi olan Allahu Zülcelal, bizlerin de ilim sahibi olarak kendini tanımamızı istemektedir. Kuran-ı Kerimde ilmin önemi vurgulanmış, pek çok yerde kendilerine ilim verilenler ifadesinin yanısıra ilim sahiplerinin üstünlüğü vurgulanmıştır. Bir kudsi hadiste Alimlerin mürekkebi ile şehitlerin kanı mukayese edilmiş, alimlerin mürekkebinin ağır basacağı ifade edilmiştir.

Kişinin kendisini bilmesi, nefsini bilmesi demektir. Nefsini bilen Rabbini tanıdı ifadesi pek çok tasavvuf ehlince değerlendirilmiştir. Bir ayet-i kerimede ‘Göklerde ve yerde gizleneni açığa çıkaran ve sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a niçin secde etmezler?’ (4),buyurulmaktadır. Yani, Allah kulundan açığa çıkan şeyleri ve kullarında olduğu halde kendisinde bulunduğunu bilmediği şeyleri, yani tüm gizli şeyleri bilir denilerek, Allah’ın Alim sıfatı belirtilmektedir.

Allahu Zülcelal Nefislerde Gizleneni Bilendir:

Bu noktada Allah kulun kendi içinde sakladığı, hatta kendisinin bile haberdar olamadığı şeyleri kul için Ya Habir (CC) sıfatıyla açığa çıkarmaya her an devam etmektedir. Bu konuyu tasavvuf ehli zatlar; tıpkı hastalığı için doktora giden bir kimsenin durumuna benzeterek; ilgili şahsın hastalığının ne olduğunu, vücudunda neyin saklı olduğunu bilmemesine, ancak doktorun onu açığa çıkarmasına benzetmektedirler.

İşte Allah bu şekilde yaratıkların nefislerinde pek çok şeyi gizlemiştir. Bu aynen bir hastanın, doktora müracaat edip hastalıklarının doktor tarafından kendisine bildirilmesine benzer. O halde Allah (CC) alimdir. İlim sahibidir. O halde ilim sahibini tanımak da ancak ilim öğrenmekle olur.

Allah’ı (CC) Hakkıyla Bilmek:

İlimden maksat; bireyin dünya ve ahiret hayatında kendisinden faydalandığı ve başkalarına da faydalı olduğu her ilimdir. Özelikle insanı evrenin, hayatın ve eşyanın değişmez kanunlarının Yaratıcısına bağlayan ilimdir. İlimden maksat; kişinin kendini (nefsini) tanıması ve Rabbini bilmesidir. Çünkü insanın öğrendiği ve keşfettiği tüm bilgilerin biricik kaynağı ve mercii ancak Allahu Zülcelal'dir. Görülüyor ki ilimden nihai maksad Allah’ı bilmektir. İşte Allahu Zülcelal’den hakkıyla korkanlar; bu maksat, bilinç ve şuura sahip olan hakiki ilim sahibi Allah dostlarıdır.

İlim ve Alimler:

Dinimiz, âlimin izzet ve haysiyetini korumuş ve ona gereken statüyü vermiştir. "...Allah'ın kulları arasında ondan en çok korkan âlimlerdir. " (5) "Bilmiyorsanız ilim erbâbına sorunuz. " (6) ayetleriyle, Kur'an'ın ilim sahipleri hakkındaki hükmü en açık bir şekilde belirtilmiştir.
Buraya kadar anladık ki ilim sahibi olmak büyük bir gereklilik, hatta farz. İşte bu noktada ilim sahibi olmak için gereken ne varsa yapmamız gerekiyor.

Önemle vurguladığımız üzere ilim sahibi oldukça Hak bilinecek, bu sayede Hak ve batıl ayrımı yapılabilecektir. Böylece helal ve haram ayrımı konusunda bilgi sahibi olan mümin, imanın üstünlüğünü idrak edecek, küfrün çirkinliğini görecektir.

İlmin Zarureti ve Şuurlanma:

Başkalarına muhtaç oldukları şeyleri öğretmek için ilim öğrenmek de sünnettir, bir ibadettir. Ancak başkalarına karşı övünmek için, kendisini üstün göstermek maksadıyla edinilmiş bilgi ise kişiyi hüsrana uğratıp, manevi hastalıklara sebep vereceği için kişiye fayda yerine zarar verecektir. İlim öğrenmek hem birey, hem de toplum için büyük bir zarurettir. Zaruret miktarı ilim öğrenmek, bir İslâm toplumunun bütün bireylerine yönelik bir farzdır. Ancak ilimlerin bir kısmı, her bir birey için gerekli olduğundan bu kısmın öğrenilmesi bir farz-ı ayn’dır. Herkesin öğrenip bilmesi ve onu tatbik etmesi gerekmektedir.

İlimlerin bir diğer bölümü de her birey için değil, toplumsal hayat için gereklilik olduğundan öğrenilmesi de bir farz-ı kifayedir. Tıp, harp ve teknik ilimlerde olduğu gibi. Toplumda belli bir kesimin uğraşması ile bu farz yerine getirilmiş olur. Diğer yandan; her meslek sahibi için, o meslekle ilgili dinî konuları bilmek çok önemlidir. Özellikle ticaretle uğraşan kişilerin ticaretle ilgili helal ve haram gibi işleri öğrenmede öncelik göstermeleri gerekmektedir. İslâm kadınlarının, abdest, namaz ve oruç gibi dinle ilgili bir kısım meseleleri ya kocaları ve mahremleri aracılığı ile öğrenmeye çalışmaları gerekmektedir.

Her şeyden önce ilim kuru bilgi yığını demek değildir elbet. Helal ile haramı, iman ile küfrü fark etmek, bu doğrultuda bilinçlenmek, kainattaki her şeyin Allahu Zülcelal’in ilminden ve kudretinden meydana gelmiş olduğunun şuurunda olmak demektir.

İlim Öğrenene Kanat Geren Melekler:

"Ebû Derda (r.a.) anlatıyor: "Allah Resûlü'nü (s.a.v.) şöyle derken dinledim:"Kim ilim tahsili için yola koyulursa Allah onun için cennete giden yolu kolaylaştırır". Melekler, yaptığı işten dolayı duydukları hoşnutluğu belirtmek üzere ilim öğrenenin üzerine kanatlarını gererler. Göktekiler ve sudaki balıklara varıncaya kadar yeryüzünde yaşayan tüm canlılar ilim öğrenen kimse için mağfiret dilerler.Alimin, ibadetle meşgul olan (âbid) kimseye olan üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Alimler Peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmazlar. Peygamberler miras olarak sadece ilim bırakırlar. Kim ilmi elde ederse büyük bir pay ele geçirmiş olur." (7)

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Mirası:

Bir rivayette; Hz. Peygamber'in vefatından sonra Ebû Zerr (r.a.), bir gün Medine'nin çarşılarını dolaşıyordu. İnsanları kargaşalı bir halde gördü. Dünya hayatı onları iyiden iyiye meşgul etmiş, hayat meşgalesi onlara egemen olmuş, akıl ve duygularını esir almıştı.Ebû Zerr (r.a.), dünya hayatının müslümanları bu derece meşgul etmesinden endişeye kapıldı. İnsanlara seslendi:
-İnsanlar! Şimdi mescitte Muhammed'in mirası dağıtılırken siz mal ve ticarete kendinizi kaptırmış ne yapıyorsunuz?! Bu söz üzerine insanlar derhal mescide koşuştular. Ancak mescitte rüku ve secde eden, ibadet edenlerle birlikte, ilim öğreten alim ve ilim öğrenen öğrenciler ve fıkıh öğreten fakih ve fıkıh öğrenen öğrencilerden başka bir şey göremediler. Derhal homurdana homurdana geldikleri gibi ökçeleri üzere geri döndüler. Ebû Zerr'e (r.a..):
-Mescitte, söylediğinden bir şey göremedik! dediler.
Ebû Zerr (r.a.):-Muhammed'in mirası işte odur, cevabını verdi.

İlim Öğrenmenin Pratik Yolları ve Öneriler:

Herşeyden önce bilmek için OKU’mak gerekiyor. Dinimizde okumak Müslüman olmanın en önemli faaliyetlerinden biridir. Yaradılış gayemizi, dünya ve ahret hayatına yönelik bilgi ve donanıma yönelik çalışmalarda bulunmak, ilim meclislerinde bulunmak, bilenlerle sohbet etmek, güvenilir kaynaklardan bilgi edinmek, edinilen bilgiyi hayata aktarmak ve tatbik etmek, okunacak kaynakları belirlemek, belli bir plana göre okumayı gerçekleştirilmek, edinilen bilgileri tefekkür etmek ve bu bilginin hayatımızdaki karşılıklarının bularak mevcut durum ile olması gereken arasında mukayese etmek ve bu hedeflerin belli bir plan dahilinde hayata geçirmek, edinilen bilginin Kuran ve hadisleri ölçü alarak değerlendirmek, tatbik etmek ilim öğrenme yolunda unutulmaması gereken önemli temel prensiplerden bazılarıdır.

Allahu Zülcelal bizleri okuyan, yaradılış gayesini idrak edenlerden, bilgiyi bir yük olarak taşımadan hayata geçirenlerden eylesin. (Amin)

Dipnotlar:
(1)Alak Suresi/1, (2) İbn Mâce, Mu*kad*di*me, 17, (3) Zariyat Suresi/56,
(4) Neml Suresi/25, (5) Fâtır Suresi/28, (6) Nahl Suresi/43, (7) Ebû Davud, Tirmizî, İbn Mâce, Beyhaki ve İbn Hibban,

Yalkın Tuncay