Bediüzzaman'ın dilinden tesanüd

  • Konuyu başlatan ma'vera
  • Başlangıç tarihi
ma'vera

ma'vera

Emektar
Özel Üye
Bediüzzaman'ın dilinden tesanüd

Her zamandan daha fazla ihtiyaç hissettiğimiz ve muhtaç olduğumuz tesanüd hakkında Risale-i Nur’da zikredilen Bediüzzaman Said Nursî’nin bazı beyanlarını iktibasen aldık. Her konu gibi tesanüd de bugünlerde önem arz etmektedir.

* “Her vakit, ihlâs, tesanüd, sebat, sarsılmamak ve vazifemizi yapmak ve vazife-i İlâhiyeye karışmamak ‘sırran tenevverat’ düsturuna göre hareket etmek ve telâş ve me’yus olmamak lâzım ve elzemdir.’’

* ‘’Bizim en esaslı kuvvetimiz ve nokta-i istinadımız tesanüddür’’

* ‘’Evet velâyetin kerameti olduğu gibi, niyet-i halisenin dahi kerameti vardır. Samimiyetin dahi kerameti vardır. Bahusus Lillah için olan bir uhuvvet dairesindeki kardeşlerin içinde ciddî, samimî tesanüdün çok kerametleri olabilir. Hatta şöyle bir cemaatin şahs-ı manevisi bir veliyy-i kâmil hükmüne geçebilir. İnayata mazhar olur.’’

* ‘’Evvel ahir tavsiyemiz: Tesanüdünüzü muhafaza; enaniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve itidal-i dem ve ihtiyattır.’’
* ‘’Herbiriniz herbirisine birer tesellici ve ahlâkta ve sabırda birer numune-i imtisal ve tesanüd ve taltifte birer şefkatli kardeş ve ders müzakeresinde birer zeki muhatap ve mucip ve güzel seciyelerin in’ikasında birer ayine olmanız, o maddî sıkıntıları hiçe indirir diye düşünüp ruhumdan ziyade sevdiğim sizler hakkında teselli buluyorum.’’

* ‘’Biz değil böyle cüz’î hukukumuzu, belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevî saadetimizi, Risale-i Nur’un en kuvvetli rabıtası olan tesanüde feda etmeye mükellefiz.’’

* ‘’Biz vahdet-i mes’ele cihetiyle tam bir tesanüde şiddetle muhtacız. Sıkıntıdan gelen gücenmeler ve titizlikler ve itirazlar, bizim perişaniyetimizi ikileştirir.’’
* ‘’Evet sırr-ı ihlâs ile samimî tesanüd ve ittihad hadsiz menfaata medar olduğu gibi; korkulara, hatta ölüme karşı en mühim bir siper, bir nokta-i istinaddır.’’

* ‘’Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevî ordusu, yanlız ihlâs ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirtlerdir. Ne kadar da az olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.’’

* ‘’Acaba dünyevî ve millî bir maksad için, çok zatlar enaniyeti terk edip, firavunmeşreb bir adamın kemal-i sadakatla etrafına toplanıp, şiddetli bir tesanüdle iş gördükleri halde; acaba bu kardeşiniz; hakikat-ı Kur’ânîye ve hakaik-i imaniye etrafında bir tesanüdü sizden istemeye hakkı yok mudur?

.. Ve dahi amel edersek hem ahiretimizi, hem de dünyamızı ve özellikle hizmet-i imaniyemizi ve Kur’âniyemizi tehlikelerden muhafaza etmiş oluruz inşaallah...Meşveret etmeden, fevrî hareketlerle hizmet-i imaniye ve Kur’âniyede tavırlar takınmak mabeynimizdeki tesanüdü kırar ve bozar. Herkesin bir çizgide hareket etmesi de mümkün olmayabilir. O halde aynı hedefe koşan şakirtler birbirine müsamaha ile bakabilmelidir.

Bediüzzaman’ın dilinden tesanüd konusuna devam edersek:
* “Sizin içinizde mübarek âlimler ve âlicenap müdebbirler ve halis fedakâr şakirdler bulunmasından büyük bir itimad ile size güveniyordum ki; kuvvetli ve dessas ve kesretli düşmanlarımıza karşı vahdetinizi ve tesanüdünüzü muhafaza edeceksiniz diye istirahat ederdim, sizin ile meşgul olmazdım. Birkaç noktayı beyan etmek lüzum oldu.”

* “Sobamın ve Feyzilerin ve Sabri ve Hüsrev’in iki su bardakları parça parça olması dehşetli bir musîbet geldiğini haber vermişler. Evet bizim en kuvvetli nokta-i istinadımız olan hakikî tesanüd ve birbirinin kusuruna bakmamak ve Hüsrev gibi Nur kahramanından—benim yerinde ve Nur’un şahs-ı manevîsinin çok ehemmiyetli bir mümessili olmasından—hiçbir cihetle gücenmemek elzemdir. Ben kaç gündür dehşetli bir sıkıntı ve meyusiyet hissettiğimden ‘Düşmanlarımız bizi mağlûp edecek bir çare bulmuşlar’ diye çok telâş ederdim. Hem sobam, hem hayalî ayn-ı hakikat müşahedem doğru haber vermişler. Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz. Vallahi bu hadisenin bizim hapse girmemizden daha ziyade Kur’ân ve iman hizmetimize—hususan bu sırada—zarar vermek ihtimali kavidir.”

* “Bu vaziyete karşı gayet ihtiyat ve mümkün olduğu kadar eski mahpuslardan gücenmemek ve gücendirmemek ve ikiliğe meydan vermemek ve itidal-i dem ve tahammül etmek ve mümkün olduğu derecede bizim arkadaşlar uhuvvetlerini ve tesanüdlerini tevazu ile ve mahviyetle ve terk-i enâniyetle takviye etmek gayet lâzım ve zarurîdir. Dünya işleriyle meşgul olmak beni incitiyor. Sizin dirayetinize itimad edip zaruret olmadan bakamıyorum.”

* “Hem Risale-i Nur’un tesettür perdesinden çıkıp gayet büyük ve umumî bir meselede kendi kendine merkezlerinde mübarezesi zamanında şakirtlerini arkasında bulmak ve kaçmamakla sarsılmaz ve mağlûp olmaz bir hakikata bağlandıklarını mütereddit ve mütehayyir ehl-i imana göstermesi gayet lüzumlu olduğunu dahi nazarınıza ve meşveretinize alınız. Sakın, sakın birbirinizin kusuruna bakmayın. Hiddet yerinde hürmet ediniz, itiraz yerinde yardım ediniz.”

* “Sizler, ara sıra, İhlâs ve İktisat Lem’alarını ve bazan Hücumat-ı Sitte Risalesini mâbeyninizde beraber okumalısınız. Sizin şimdiye kadar fevkalâde sebat ve metanet ve tesanüt ve ittifakınız, bu memlekete medâr-ı iftihar olacak ve istikbalini kurtaracak derecededir. Dikkat ediniz, bu yeni fırtına sizin tesanüdünüzü bozmasın.”

* “Elbette, dört fertten bin yüz on bir kuvvet-i mâneviyeyi temin eden sırr-ı ihlâsı kazanmakla tesanüd ve ittihad-ı hakikîye muhtacız ve mecburuz.”

* “Tesanüd bozulsa cemaatin tadı kaçar.”

* “İmtizaçkârâne ittihad gittiği vakit, mânevî hayat da gider.”

Ve bizler şu âhirzaman fitnesi ve ehl-i dalâletin tefrikalı hücumları karşısında Bediüzzaman’a kulak verirsek, inşâallah tesanüdümüzü bozmamaya ve daima diri tutmaya muvaffak oluruz.

Rifat Okyay tarafından yazıldı.
 

Üst