Medinenin en güzel kadını Hz. Hifa ve Sahabenin en fakiri...

#1
Medinenin en güzel kadını Hz. Hifa ve Sahabenin en fakiri...
Medine'nin kadinlari hem güleryüzlü, hem de güzeldirler. Ancak
Hifa Hatun baska güzeldir ve bambaska gülümser. Öylesine sicakkanli
ve öylesine samimidir ki kadinlar onu canlari gibi severler.
Oglu, abisi, erkek kardesi olanlar akraba olmaya kalkar, hatta
bazilari beylerine ister. Onu ciddi ciddi sikistirir, araya hatirlilari
koyup, izdivaç teklif ederler. Hifa Hatun'un methi hizla yayilir ve
çok uzaklara gider. Birakin hekimleri, tüccarlari, vezirler, sultanlar
siraya girer.


Ancak o Necasi gibi bir Imparatoru bile reddeder sadece ve sadece
Allah'in rizasini diler. Ama taliplerin ardi arkasi kesilmez. Kimi
ayaklarina halilar serer... Kimi esigine cevahirler döker... Yüz
kizil tüylü deveyi getirip kapisina baglayanlari mi
sorarsiniz, yoksa saray anahtarlarini önüne atanlari mi? Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimizin huzuruna çikip "Ey Allah'in Resûlü" der, "bana cennete götürecek bir seyler ögretsene."
Dogrusu o, Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem)
gündüzleri oruç tut' ya da 'geceleri namaz kil' gibi bir tavsiyede
bulunacagini sanir ama Server-i Kâinat
"Önce evlenmen lâzim" buyururlar "zira bununla dininin yarisini
emniyete alirsin!" Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve
"siz kimi münasip görürseniz ben ona raziyim" der.

Mâlum, o siradan bir hanim degildir ve onu nikahina alacak
erkeginde "özel" olmasi gerekir. Lâkin Resûlullah (sallallahü aleyhi ve
sellem)ne kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kirar. Her zamanki gibi basit ve pratik bir çare bulur "yarin sabah mescide ilk gelenle evlen" buyururlar.

Bu teklifi herkesin hosuna gider, talipler erken kalkmak için
tedbirler düsünür, kendilerince hazirlik yaparlar.
Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira
o fakir ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnini zor doyurur.
Kah agaç altlarina uzanir, kâh mescid gölgelerine kivrilir. Uzun
boyuna ragmen o kadar zayiftir ki, rüzgar sert esse ayaklarini yerden
kaldirir. Ama bakin su ise ki o gece Allahü teâlâ bütün sahabelere derin
bir uyku verir, Hifa Hatun'un talipleri gözlerine çöken agirliga
yenilirler. Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi
bekler. Nitekim mescidin esiginde bir gölge uzar ve Süheyb içeri
girer. Resulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa Hatunu çagirtip neticeyi bildirir.

Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder. Efendimiz güzel bir hutbe
okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra sansli sahabeye döner "Ey Süheyb" buyururlar, "simdi hanimina bir hediye al ve tut elinden evine götür."Suheyb Radiyallahu anh ellerini çaresizlikle iki yana açar. "Iyi ama" diye mirildanir, "benim ne bir dirhem gümüsüm, ne de siginacak evim var." Hifa Hatun kocasinin boynunu büktürmez,
ona içinde on bin dirhem gümüs olan süslü bir heybe gönderir ve
"filanca yerdeki köskümü sana hediye ettim" der. Alemlerin Efendisi çok
hislenir onlara hayir dualar ederler. Süheyb, o gün Medine sokaklarinda
dolanir durur, aksama dogru utana sikila konaga sokulur. Kendisi
için hazirlanan muhtesem sofradan ya bir, ya iki hurma alir ve "Ya Hifa" der, "biliyorum sen benim için bulunmaz bir nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim.

Ben sükretsem gerek, sen sabretsen gerek. Ister misin su geceyi
taat ve ibadetle geçirelim zira Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) "Cennette yüksek bir çardak vardir. Orada yalniz sükredenlerle sabredenler otururlar." buyurdular. Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaslari ile
islatir, kalplerini zikr ile aydinlatirlar. Cebrail Aleyhisselam
olup biteni Resulullah Efendimize anlatir ve onlari Allahü
teâlânin cenneti ve cemaliyle müjdeler.
Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheyb'i yanlarina oturtur
"Ey Süheyb" buyururlar "geceki halini sen mi anlatirsin ben mi
anlatayim?" Süheyb gözlerini kucagina indirir, zor duyulan bir
sesle "Allahin Resulü en iyisini bilir" cevabini verir. Efendimiz onlara "ne mutlu size" gibilerinden bakar, "Ikiniz de cennetliksiniz" buyururlar, "... ve Allahü teâlâyi göreceksiniz!" Süheyb derhal secdeye kapanir ve "Ya
Rabbi!"diye yalvarir, "o ki beni magfiret ettin, günahlara bulasmadan canimi al!" Allahü teâlâ bu yanik duayi kabul eder, Suheyb, secdede
kalakalir.
Mescidde bulunanlar aglamakli olurlar. Resulullah Efendimiz
sallallahu aleyhi ve sellem) "Size daha sasilacak bir sey söyliyeyim mi? Su anda Hifa Hatun da ruhunu Hakka teslim etti" buyururlar. Namazlarini, yüzü suyu hürmetine yaratildigimiz o yüce Server kildirir.
Ikisini yanyana topraga birakirlar.
Bas uçlarina küçük bir tahta çakar. Birine "sükredenlerden
Suheyb"
yazarlar, öbürüne "sabredenlerden Hifa!"