LeyL...LeyL...LeyL...

FERASETLİ

KF Ailesinden
Özel Üye
#1



leyl leyl leyl
üç kere secde ettim
yandım
ezelsizim
ebedsizim
sensizim
leyl....
unutuş ırmağında kandım kendime
kırk kere tövbe ettim
kırk kere tövbe bozdum...
inadına devrilmemiş bir karaağacın
tüm yapraklarında senin yüzün
ve gözlerinde soyunan mahcup bir hüzün...
yitik bir şafağın gergefine battım
sahipsiz düşlerin düşkünüydüm
düştüm
kandayım
yangınlar devrildi üstüme
içimde destursuz bir keder
dolu dizgin müebbede gider
sen ağlarken
gözlerinden gece düştü sevgili
yüreğim yer ile yeksân...
örtünüp kurşunların ağırlığını
suretini tavaf ettim
dokunmadan dayanılmaz kimsesizliğine senin
kırıktım ve hatta dökük
geç kalmıştım herşeye
yani 'Sana'...
yitik bir şafağın gergefine battım
gel gör beni
ben kandan bir damlayım....
acemi kumlar gibiyim
gözlerinde dağıldım...
çevirme bakışını benden
dayanamam leyl...
yandım
kül olmadım
korkma yangınımdan...
içimde yanan sensin...
ben ateşin mekânıyım..
içimde zaman sensin
leyl....
geldin
kimsesiz bir evin ağulu kandiliydi gözlerin
sana bakıyordum
belki böyle ilk kez
sana bakıyordum
bir kelebek kanadına sarınmış oturuyordun karşımda
dokunsam dağılacaktın
fakat sanırım en çok düş kelimesi yakışıyordu sana
kesinlikle tekrarsız bir düştün
dokunsam kaybolacaktın
sana düştüm
ben kayboldum...
dilim ateşte
dilim dilim dilim
aşkın sırrı nedir
ne sen bilirsin ne ben
cehennemimle bir oldu cennetim
söz sükûta kavuştu sevgili
meâlsizim...
kış geldi
mütereddid suskun ve bana rağmen uysal
tutkulu bir aşkın
hazin kalıntılarıydı belki açılan kasımpatları
sen kendindeydin
gözlerinde bir kutup yıldızı parlıyordu hep
bana bakıyordun leyl
bense terkedilmiş bir lunapark acısıyla
içimde durmadan dönen
korkunç bir atlıkarıncaya tutsaktım
ölüleri okuyordum
ölü insanları görüyordum
ağızsız yüzlerle
yüreksiz bedenlerle dolaşan
ölü insanları görüyordum
sen kendindeydin
ne ölü olduğumu hissediyordum ne diri
ben sendeydim leyl...
büyük bir ihtimalle ilk kez
yüzümü bir insanın avuçlarına gömüp ağlamak istiyorum
'seni sevmek istiyorum'
şimdiki darmadağın geçkin ve çirkin halimle değil
doğduğum günkü halimle değil
geçmiş yaşantıların kanlı kırıklarından
geleceğin ümitli ve şımarık bilinmezlerinden
velhasıl
zamandan muaf
'sevmek istiyorum seni'
ölüyüm diyorsun
ben bir ölüyüm
kendindesin
ne olduğunu biliyorsun
ne kadar çürürsen o kadar yeşerirsin aslında
halbuki ben ne ölüyüm ne diri
ölmekten korkuyorsan
düş olup düş bana tüm düşlerinle
yaşayalım...
yaşamaktan korkuyorsan tut elimi
ölelim...
benden korkma leyl...
üç kere secde ettim
geçmiş bugün gelecek
sana 'leyl' dedim...
üç kere secde ettim
leyl leyl leyl
........................
 

A

AhDe_VeFaLi

Ziyaretçi
#2

Ah Leyl

Gittin ve elimde renksiz bir gökkuşağı kaldı.
Göğü çalınmış bir çocuk gibiyim.
Ne zaman yukarıya baksam sensiz bir gökyüzü görüyorum...


Ah Leyl

Sen masmavi bir sevdayken,
Renksiz bir dünya bırakma bana...
 

A

AhDe_VeFaLi

Ziyaretçi
#3
Ey leyl;

Buna dünya derler. Teni toz duman kaplı… üstüne basılan toprağın adı ecel. Yağmurlar ıslatır göğsünü, eşiklerinden akar şamata. Vadilerinde çınlar hayal, denizinde kaybolur umut..ve acılar teferruat… gölgemiz, önünden geçemeye korktuğumuz çukur. oysa biz hep geçmişiz...
geçmişiz ve farketmemişiz yere savurduğumuz yüreklerimizi...

Ah Leyl;

Bir urgan biriktiriyorum içimde, geçmişimi sallandırmak için.... içimde bugüne dairliği barındırmayan, küçük kulaçlar atacağım bir nehir oluşturuyorum…
an'larımı suyunda boğmak için...

Ben ki Leyl;

Dört mevsimi sıkıştırıyorum düşlerime… şaşkınca… elime yüzüme bulaşıyor yaz bahar… hep sert ve tekin bir kış gecesi üstüm başım.. bakıyorum gece Leyl, bakıyorum boran…
Beyazlar içinde, kana bulanmış gözlerimle buz tutmuşken dinliyorum seni...
o efsunsu sesinle söylediğin esrik türküleri… ruhum donuyor Leyl…

Of Leyl;

Dizlerimi kanatıyor pişmanlıklar. Simsiyah bir kan akıyor ki Leyl, gören çok yakıştırıyor sararmış benzime. Bu esmer yüreğe reva mı Leyl. Al kan doyamadan buğday tene… koşuyorum Leyl… arkama dönüp baktıkça önüme düşüyor kabuğu… basıyorum istemeden.. kanıyor Leyl…

Ey Leyl..!

Ya kabuk bağlayan yerlerimin kanayanı ol...
ya da gel kana kana geceye düşelim..

Gel Leyl;

Karanlık bizi çağırıyor...
 

A

AhDe_VeFaLi

Ziyaretçi
#4





Ben gündüze Leyl'i süveyda ile hasretim..


Bu/gün sükût dilime yaâr oldu olalı..



Gölgem ile çıktığım bu yolda..


Bir başıma kaldım


ahh bu çorak topraklarda..




Gündüzüme şahidimsin Leyl'i Süveyda'm..


Leyl'ü nehar'ı yaşıyorum bu/gün sükût saatlerimde..


Güneşin doğuşuna yakınım..


Seher yeline yakın/ıyorum sesimin feryad-ı ile..


Yol olsun yol/cu olsun sol yanında..


Yalnızlığıma bırakmasın beni sokak lambaları gibi bir başıma..



Leyl ile günüme,gündüzüme,aydınlığıma gelenim..


Nasıl da aldandım seher yeline..


Katre katre düştün gözlerimden..


Ardından bakakaldım savunmasız,çaresiz..


Güneşin doğuşu öyle hîkmetli iken..


Ahh bu ketûm ben..


Dilsizliğim..



Neydi beni gündüzün bu vakti,


Leyl'i süveyda'ya sevdakaâr kılan..


Neyimdin,kimimdin bu yürek boşluğumda..


Gölgem leyl'e aldanalı bir hayli zaman oldu..


Gözün aydın karalara bağlamış sevdiğim..


Gözüm aydın/lığa çıktı artık..!!!



Bir katrede bile ummanları yaşanımmışsın biledim..


Ben Leyl'i süveyda'ya öyle hasrettim ki,


Gölgemin peşine takılırdım hep..


O beni değil,ben onu takip ederdim..


Nerede bir sokak lambası görsek,


orada dinlenirdik..


Günün aydınlığı olsa bile,


Biz kendimizi leyl'i süveyda da zannederdik..



Kurak topraklar gibiydik..


Leyl ile gelen leyl ile damlayan katrelerim/iz ile..


Nasılda umutlarım/ız yeşeriyordu.


Topraklarım/ız çorak olsa da,


Nadasa bırakılsa da..


Nasada bırakılan toprağın yeşeremeyen son umutları yakılırmış ya..!!!


Sahi o yakılan bizim umudumuzmuydu..?


Yoksa beklenilen umutlarımıza leyli süveyda ile hasret kalışımız mı..?


Susma gölgem söyle..


Korkma sesini duyarım diye..


Kokma seni çok severim de aydınlığa hasret kalırım diye..


Yalnız kalmayasın diye karanlığın hasretinde..


Ahh bu sözsüzlüğümün ketûmu,


bin şahit olsun gölgem sana..



Gündüzün aydınlığında seviyorum,


Leyl'i süveydam'ı..


Hani hasretin rengi karanlıktı ya bizim için..


Gölgemin karanlığına aldanmayasın sakın..


Sen ki gölgemsin..


Ben ki leyl'im farzet..


Sen ki umut kokan beyazımsın..


Ben ki siyahın leyl'iyim..


Sen ki leyl'ü neharsın,


Ben ki leyl'i süveyda..


Sen ki topraksın..


Ben ki bir TAŞım..



Bilesin ki;


Eyy ketûm benliğim..


Dilsizliğim..


Aydınlığa şavkıyan sözsüzlüğüm..


Gündüzümün şahidi,


Gölgemin hasret olduğu kadar aydınlığıma..


Bilki;


Ben de hasretim leyl'i süveyda'ma.
 

A

AhDe_VeFaLi

Ziyaretçi
#5



Leyl ki;


Bir kelebektir,
günbatımında kanatlanır,
gündoğumuna varır...


Ve her kelebeğin ömrü
bir leylim leyl kadardır...
 

A

AhDe_VeFaLi

Ziyaretçi
#6
‘’ aşkın tanımı mümkünler aleminde nâ-mümkündü’’
Ezelden hissettiğin filbahri tütsüsü
Yüreğini delip sin gibi kıvrılmış katıyor dumanını peşine
Karanlığın buğusunda bir nar ağacının altında demleniyor bu acı…
Yağmurlar akıtıyor yaşını bir çift leyli sürmeli göze

Ey kara saçlı Leyli;


Semaverinde demlenmenin tadındaydı bu muhabbet süngülü sevda.
Kervanlar geçti kuyunun dibinden.
Çıkmadın saklı bir hazine gibi.
Kıvrıldın ye harfine ilham bilip kendini.

Babil’in asma bahçesinden
Kırmızı bir elma çalmış kötü kalpli cadı
Yedirmek için kol geziyor sana Leyli’m
Kaç, kurtul sarmaşık zehrini salmadan


/Bildim
Sacların gibi karaydı bahtın
Üvey annen kızılcık şerbeti sunardı
Kan kusasın diye /



Dar kesmişti kumaşını kader terzisi
Sıkıntına eş zamanlı bir azap katmıştı
Sınav maratonunda koşturduğunu bil istiyordu ‘’Aşkın Sahibi’’
Zaman kendini arenada sanıyordu
Çılgın bir boğa kıskancında koydu gitti seni
İsyan kuyusunda bir sandala tutundun
Seni ferah kapısına ulaştıracak olan
Romeo asıllı Mecnun tuttu çamura bulanmış elini


/Üvey annenin hapsettiği kuleden sacını salmana gerek kalmadı
Zaten Yusuf’un düştüğü bir kuyun vardı/



Gökten bir elma düşmesini düşlemiştin hep
3 tane ısmarlamıştın semadan
Bu sefer masalın ezelindeki
Buhurdan filbahri koklamak düştü nasibine


/Bu koku ezeldeki aşkına bir tılsım düşüyordu
Şimdi erdin mi muradına leylim?/


Gül Çiğdem