Sözün Özü (kürsüden )

zeyd

KF Ailesinden
Özel Üye
#1
Rehber-i Ekmel'in eşsiz temsili vicdanlarda insaf duygusunu harekete geçirdi. Bugün de gönüllere tesir eden ve insanları insafa getiren "temsil"dir.

"Şu sözleri duyarak hakkı buldum!" diyen pek azdır; fakat "Falan samimi mü'minin şöyle hâlis bir halini görüp hidayete erdim!" diyen insanların sayısı çoktur. Haddizatında, hidayete vesile sözler de hep gönül dili ve hal şivesinin semeresi olan ifadelerdir. Zira tebliğ, ancak hakiki temsil ile gerçek kıymetine ulaşır.

26 Aralık 2008, Cuma
 

zeyd

KF Ailesinden
Özel Üye
#5
Allah Teâlâ, sözün tesirini, büyük bir ölçüde, söyleyenin hasbîliğine, diğergamlığına ve yaptığı irşad vazifesi karşılığında hiçbir ücret beklememesine bağlamıştır.


Çoğu zaman, bir köşeyi veya bir kürsüyü tutmuş, sadece dine hizmet için yaşayan samimi, hasbî ve diğergam bir insan, cılız bir sesle, pek de parlak görünmeyen bazı şeyler anlatır; fakat ma'şeri vicdanda büyük bir tesir bırakır. Çünkü o, müstağnî bir insandır ve muradı da Allah'tır. 2 OCAK 2009
 

zeyd

KF Ailesinden
Özel Üye
#6
Hakiki müminin şe'ni tevazu ve mahviyettir. O, kendini insanlardan bir insan kabul eder. Kendinde zâtî hiçbir kıymet görmez; hatta ilahî inâyetle fevkalâde bir muameleye tâbi tutulmazsa halkın en şerlisi derekesine düşeceğinden korkar. Dolayısıyla da, methedilmekten hiç hoşlanmaz, övülmekten memnun olmaz. Benlik hesabına içinde beliren büyük-küçük her çeşit dahilî kıpırdanışa karşı hemen harekete geçip onu olduğu yerde boğma cehdi gösterir.

 

zeyd

KF Ailesinden
Özel Üye
#7
İslâm fıkıhçıları izdivaç veya nikâh meselesini farklı kategorilerde mütalâa etmiş ve biraz da şahısların özel durumuna bağlamışlardır.

Bu, şu demektir: Herkes gelişigüzel evlenemez; bir seviyeye gelen insan evlenme mecburiyetinde; hatta bazı kimselerin evlenmesi vacip iken; bir başka vaziyetten ötürü bir diğerinin evlenmesi mekruhtur. Dolayısıyla sadece cismânî durumu nazar-ı itibara alarak izdivaç yapan bir insanın, ileride cemiyete yararlı bir aile veya bir çocuk kazandıracağı da şüphelidir.
16 Ocak 2009, Cuma
 

zeyd

KF Ailesinden
Özel Üye
#8
Maddî ve cismanî güzellikler, nazarları Güzeller Güzeli'ne yönlendirmek için sadece birer vesiledirler. Vesilelere takılıp kalmak ise, hedef körlüğüne düşmek, varılacak noktayı unutmak, ömrü mecâzî muhabbet ve alâkalarla tüketip, hakikate karşı kapalı kalmak demektir.

Aslında böyle bir tıkanmanın yaşanmaması için Yüce Yaratıcı, bizi Kendisi'ne götüren yolların sağına-soluna güzelliğinden ışıklar, renkler, tenasüpler, sesler, soluklar, nağmeler serpiştirmiştir.
23 Ocak 2009, Cuma
 

zeyd

KF Ailesinden
Özel Üye
#9
Servet ve iktidarının sınırlarını bil; ona göre plânlar, projeler üret!.. Bu önemli hususu görmezlikten gelerek hakikatleri hayaller üzerine bina etmeye kalkışırsan, sonunda yaptıkların başına yıkılır da, altında kalıp ezilen de imanınla, ümidinle yine sen olursun.

Sık sık iç murakabelerle kendini tartıp değerlendir, imkân ve istidatlarına göre duruşunu iyi belirle, Hakk'ın inayetlerine güvenebildiğin kadar güven; amma iradenin hakkını yerine getirmede de asla kusur etme.
30 Ocak 2009, Cuma

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Musibet karşısındaki temel disiplin, onun Cenâb-ı Hakk'ın emirber bir neferi olduğunu düşünmek ve şikâyet ifade eden sözlerden kaçınmaktır.

Husûsiyle musibetin gelip çarptığı ilk anlarda sızlanmaların şekvâya (şikâyete) dönüşmemesi için sükûtu tercih etmek lazımdır. Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz'in "Mü'minin sükûtu tefekkür, bakışı ibret ve konuşması da hikmet olmalıdır." beyanı istikametinde hareket edilmelidir.
06 Şubat 2009, Cuma
 

zeyd

KF Ailesinden
Özel Üye
#10
Anne-babanın, evlâtlarını yetiştirip faziletlerle donattıkları nispette onlara "evlâdımız" demeye hakları var ise de, ihmal edilmiş yavruları hakkında böyle bir iddiada bulunmaları kat'iyen muvafık değildir.

Bir milletin devam ve bekâsı, iyi yetiştirilmiş nesillerle kaimdir; millî varlığı ve millî ruhu mükemmelleştirilmiş iyi nesillerle... Milletler, geleceklerini emanet etmek üzere mükemmel bir nesil yetiştirememişlerse istikballeri karanlık demektir.
13 Şubat 2009, Cuma
 

zeyd

KF Ailesinden
Özel Üye
#11
Anne-baba, çocuklarına sahip çıkar, onların duygu ve düşüncelerini hem kendileri hem de topluma yararlı olacak şekilde geliştirirlerse, millete yeni ve sağlam bir rükün kazandırmış olurlar. Aksine, onu insanî duyguları itibarıyla ihmal etmişlerse, cemiyetin içine herhangi bir haşere salmış sayılırlar. Bir ağaç tımar edildiği zaman, bir canlı da, bakımı-görümü yapıldığı sürece hem semere verir, hem de neslini devam ettirir.

20 Şubat 2009, Cuma
 

zeyd

KF Ailesinden
Özel Üye
#12
Anne-baba, çocuklarına sahip çıkar, onların duygu ve düşüncelerini hem kendileri hem de topluma yararlı olacak şekilde geliştirirlerse, millete yeni ve sağlam bir rükün kazandırmış olurlar. Aksine, onu insanî duyguları itibarıyla ihmal etmişlerse, cemiyetin içine herhangi bir haşere salmış sayılırlar. Bir ağaç tımar edildiği zaman, bir canlı da, bakımı-görümü yapıldığı sürece hem semere verir, hem de neslini devam ettirir.

20 Şubat 2009, Cuma
 

katade

Tecrübeli
#13
Kur'an-ı Mecîd, gönül verip arkasına düşenlerin ruhlarında hürriyet düşüncesi, adalet anlayışı, kardeşlik ruhu ve başkaları için yaşama arzusu gibi ulvî hisleri tutuşturarak, etten-kemikten varlıklara melekleşme âdâbını ta'lim eden ve böylece onlara iki cihan mutluluğuna giden yolları gösteren bir ışık kaynağıdır.

Bu itibarla da Kelâmullah'ın yalnızca ölülere okunması revâ değildir.
  • 19.06.2009 Cuma
 

katade

Tecrübeli
#14
Bizler, Kur'anî bir üslup yakalayarak kendi zatında hakikaten engin,
derin ve rengarenk olan değerlerimizi kendi enginlik, derinlik ve renkliliğiyle sunmaya çalışmalıyız.

Meselelere hep bir yenilik mülahazasıyla yaklaşıp, mahiyet itibarıyla canlı ve taze olan hakikatleri,
küçük bir üslup kaydırmasıyla ve günümüzün diliyle, onlara yakışır bir eda içinde çok canlı, çok yeni ve çok taze olarak takdim etme gayretinde olmalıyız.
03 temmuz 2009 cuma
 

zeyd

KF Ailesinden
Özel Üye
#15
Bizler, Kur'anî bir üslup yakalayarak kendi zatında hakikaten engin,
derin ve rengarenk olan değerlerimizi kendi enginlik, derinlik ve renkliliğiyle sunmaya çalışmalıyız.

Meselelere hep bir yenilik mülahazasıyla yaklaşıp, mahiyet itibarıyla canlı ve taze olan hakikatleri,
küçük bir üslup kaydırmasıyla ve günümüzün diliyle, onlara yakışır bir eda içinde çok canlı, çok yeni ve çok taze olarak takdim etme gayretinde olmalıyız.
03 temmuz 2009 cuma

:tşk::F:
 

katade

Tecrübeli
#17
Allah Teâlâ, sözün tesirini, söyleyenin hasbîliğine, diğergamlığına ve yaptığı irşad vazifesi karşılığında hiçbir ücret beklememesine bağlamıştır.
Çoğu zaman, bir köşeyi veya bir kürsüyü tutmuş, sadece dine hizmet için yaşayan samimi,
hasbî ve diğergam bir insan, cılız bir sesle, pek de parlak görünmeyen bazı şeyler anlatır; fakat ma'şeri vicdanda büyük bir tesir bırakır.
Çünkü o, müstağnî bir insandır ve muradı da Allah'tır.
 

#18
Çehresinde pırıl pırıl bir hayâ ve davranışlarında dupduru bir samimiyet bulunan nesiller yetiştirmek istiyorsak,
bedene ait arzu ve isteklerini zarûret çerçevesine hapsetmiş ve hep O'nu seslendirme,
O'nunla nefes alıp-verme azmiyle gerilmiş ciddi kimseler olmalıyız. Sonra da, maddî-mânevî hiçbir şey beklemeden, dünyevî-uhrevî hiçbir sevdâya kapılmadan, en içten ve şefkat dolu bir edayla neslimize el uzatmalıyız.
 

sultan_mehmet

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Yönetici
Forum Administrator
#19
İnsan, Allah nezdinde murad olmayı, meleklerin ve cennet ehlinin muradı hâline gelmeyi istiyorsa ağyarı kafasından silip atmalı, her şeyde bir yönüyle hep O'nu görmeli; Allah'ı murad olarak düşünüp her hâl ve davranışında O'nun rıza ve hoşnutluğunu yakın takibe almalıdır. Yaptığı işin murad-ı İlâhî istikametinde olmadığını hissettiği durumlarda ise, hemen o işten vazgeçmeli, o hâlden sıyrılmalıdır.