şiirler beni sana çağırır

enes61

KF Ailesinden
Özel Üye
#1
Sevgim, gönül ufku geniş olan şairlerce taçlandırılmış mısralarda saklı... Izdırabı yudumlayan ilham avcıları bana seni anlattılar. Güneşlerin kıskandığı güzelliğini anlattılar. Senin o gökkuşağı bakışlarından utanan dolunayın, bulutları perde yapıp saklandığını öğrendim.
"Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş topağıma"

Yıllardır vefa beklediğim nazarlar, benden kendilerini kıskandılar. Karşılık beklediler. Senin varlığınla yeniden canlanırken düşüncelerim, ruhumun çöl kumu sıcaklığına serinlikler bahşedildi. Kalbimin atardamarında Sen vardın ey sevgili!

"Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından"

Senin yokluğun bir eylül sabahıydı benim için. Sonbahar akşamlarında ıslanmış saçlarım, perişan ruhumun aynasıydı. Kaldırımların sonbahar vurgunu yemiş sarı yaprakları gibiydim. Nefesin, balçıkta debelenen Adem'e üflenen ruhtu benim için. Ruhuma damıttığın duygular, sonsuzluğa akan Fırat'ın suyundan da azizdi. Ve Sen ey sevgili, göz sahillerime vuran dalgalarınla baştan başa yıkadın beni.

Oysa ben,
"Yıllardır boz bulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları"

Senin olmadığın iklimlerin yağmurları bulanıktı. Bana takdim edilen deniz suları, susuzluğuma kamçı vuruyordu. Hüznüm, kumsalların yakıcılığı kadar eritirdi yüreğimi.

Her şeye rağmen, Senin güneşleri kıskandıran o varlığınla ben,

"Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde"

Kirpiklerin, ceylan yüreğimi yaralayan oklar değil artık. Tabiatın en soylu renkleri gözlerinde canlanırken ben, o mest eden serinliğin gölgesinde, sonsuzluk besteleriyle Sana yöneldim.

"Benim, kendisine Sensiz ulaşamayacağımı bilen Rabbim, karşıma Seni çıkardı."

"Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde benlerce lâmba yakar"

Gündüzü bulutsuz, gecesi pürüzsüz olan göklerden kayan yıldızlar misali, Senin gözlerinden yansıyan aydınlık; ışığa hasret, yalancı şafaklarla kandırılmış semalarımı aydınlattı. Leyla'nın görünce kıskanacağı o gamzeli gülüşlerin, aydınlığında Seni saklayarak eritir karanlığını.

Ne kadar da çok istemişimdir, Senin aydınlığında ıslanan biri olmayı. "Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım." diyerek geçmişimdir ebemkuşağı yalnızlıkların altından. Şehirlerin gurbet kokan ıssız sokaklarında, Senin göklerinden kayan yıldızların ayrılık gözyaşlarıyla ıslanmışımdır.

"Senin göklerinle doludur yüreğim"

Ve Sen, "Ey sevgili, en sevgili!" bulutların kendisine perdedarlık yaptığı nazlı sultanım, naz makamının efendisi,

"Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın"

Biliyorum ki, çocuklarına; Senin, ruhumun çöl kumu sıcaklığına yürüyen suyunu içiren anneler, yine Senin gölgende serinleyecekler. Senin, ölü ruhuma can veren varlığınla yeniden yeşerecek tabiat. Güneş bir mızrak boyu kadar yakınımıza geldiğinde, ayağı ve alnı beyaz sekili atlar gibi Seni bekleyeceğim.

"Ben aşk ve ibadetlerimi kemer yapacağım belime
Kim git der çeyiziyle kapıya gelmiş geline"

Ve Sen, "Ey sevgili, en sevgili!" aşkımın kalbine oturan, benim için sadece bir "aş" olmayan! Yaralı ruhuma emzirdiğin duygularınla bende yaşayan, artık ayrılık gözyaşından "İçimde lâmbalar sırılsıklam" değil. Uzaklığın bana yakınlık oldu.

"Ben onun sılası kendimin gurbetiyim"
diyen şairlerce teselli edildim. Vuslatına kundaklanan yüreğim "Senin göklerinle dopdolu."

"Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden

İşte yeni bir dünya Peygamber sözlerinden"

Yarım kalmış yanımı tamamlayan sevgili, günahkâr yalnızlığımı eriten yâr, O'na giderken bana yoldaş olan yâr! Kirpik, kirpik sözlerin, beni efendimin çağrısına yöneltir.

"Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm

Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm"

"Yüreğini kefenleyenler ölümsüz başkaları vadediyordu yarınlara." Toprağın bağrında çürüyen tohumlar, yeşermenin sevincini taşır kollarında.

Şairler, gönül kâbesine şiirleriyle birlikte yüreğini asanlar, beni Sana çağırır.

"Ey sevgili en sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim