Sevmeyerek ve kaçarak evlenmek caiz mi?

  • Konuyu başlatan Misafir Sorusu
  • Başlangıç tarihi
M

Misafir Sorusu

Ziyaretçi
Selamın Aleyküm
Ben 2 senedir biriyle konuşuyordum uzaktan yani temas etmeden ailemin haberi vardı ailesiyle de görüşmüşlerdi ve bu sene nişanlanacaktık. Hayalimiz evlenmekti.

Küçük bir hatası oldu annem ondan sonra daha istemedi. Ben de kontağımı kestim. 2 ay önce nişanlandım görücü usulü oldu. Aileler anlaşıyor herkes mutlu bir ben mutlu değilim. Oğlan çok dindar çok iyi niyetli o yüzden bir hata yapıp evet dedim akıl mantık evliliği yapacağım ama şuan şüphelerim var; ya sevmeyerek evlenirsem ve evlendikten sonra pişman olursam? Kendimi zorluyorum nişanlımı sevmeye çalışıyorum ama olmuyor. ilk göz ağrımı unutamıyorum ondan başkasıyla evlenmeyi düşünemiyordum ve en çok içimi acıtan şu; ben evlensem bile o hala beni bekleyecek.

Kaçmayı bile düşündüm ama ailemi yüz üstü bırakamam çok mutlular şuan bu nişandan dolayı. Ne olur yardım edin. Her gece ağlıyorum kimsenin haberi yok herkes mutlu sanıyor.
 

sorularlaislamiyet

Deneyimli Üye
Üye
aleykumselam
sevmeyerek ve kaçarak evlenmek ikiside tasvip ettiğimiz davranışlar değil, keşke istemediğinizi nişanlanmadan önce bildirseydiniz. Bu konu ile alakalı şu konuları okuyabilirsiniz:

KAÇARAK EVLENMEK
Annenin, babanın razı olmamalarına rağmen kızları sevdigi erkeğe kaçar ve dinî nikâh kıydırırlarsa bu nikâh geçerli olur mu?

Hanefi mezhebine göre geçerli olur. Ancak kız ergin değilse, ya da dengini bulamamışsa, velisi nikâhı onaylamayabilir. Onaylamayınca da nikâhı geçerli olmaz: Ama kız ergin ise ve nikâhlandığı erkek dengi ise, baba ya da veli izin vermese ve nikâhı onaylamasa da nikâh geçerlidir. Fakat Şâfîî mezhebine göre velinin bizzat bulunup onaylamadığı nikâh geçerli değildir.

Beş vakit namaz kılan bir kız arkadaşım var. Ailesi onu namaz kılmayan akrabasına vermeye karar vermiş. Bundan dolayı kızla kaçmaya karar verdik, baska çaremiz yok. Böyle bir durumda kız kaçırmak caiz midir?


Kız kaçırmak caiz midir?

Değerli kardeşimiz,

İlkel topluluklarda, kaba kuvvete dayalı zoraki evlilikler çok yaşanmıştır. Böyle devrelerde ve öyle çevrelerde ne bir kızcağız kendi istediğini kendisi tercih etmekten emin olabilir, ne de kızı yetiştiren ana baba yavrularının geleceğinden korku duymadan yaşayabilirler. Çünkü her an bir kaba kuvvet sahibinin saldırısına maruz kalabilirler. Kızlarını kaçırmayı kafasına koymuş bir ilkel düşünce, her şeyi altüst edebilir. Ana baba ve aileyi kolayca devre dışına itip, rızası olmayan kızı kaçırarak sonunda evlenmeye razı olacak duruma getirebilir.

Bu türlü zoraki evlilikler kaba kuvvetin hakim olduğu ilkel toplumlarda korkutucu boyutta yaşanmıştır. Böyle bir kaçırma olayından sonra iki aile de baştan bunu namus meselesi yapıp düşman kesilmişler, bir müddet bu düşmanlıklarını sürdürdükten sonra çaresiz kalıp olanları unutmaya çalışmak ve bir anlaşma zemini bulup barışmak zorunda olduklarını anlamışlardır. Yani bir mutsuz ve tatsız başlangıç temeli üzerine mutlu aile yuvası inşa etmeye mecbur kalmışlardır.

Kaba kuvvetle işini halletmeyi tercih eden saldırganın, bundan sonra anlaşmaya yatkın medeni insan görüntüsü vermesini ise, ayının kimseye kaptırmamak için av etini toprağa gömüp kokutarak kimsenin yemeyeceği duruma getirdikten sonraki saldırganlıktan vaz geçme hâline benzetirler. Eti kokuttuktan sonra artık kimsenin elinden alma teşebbüsüne geçmeyeceğinden emin olan ayı, saldırganlıktan vaz geçer, çevresiyle uyumlu hâle gelir.

Tabii bu teşbih ve yorum, rızası olmayan kızı zorla kaçırıp, artık kimsenin istemeyeceği hâle getiren zorba için yapılmıştır. Şayet kızın rızası dahilinde bir kaçışsa bu, elbette durum aynı ağırlıkta bir teşbihe layık olmaktan çıkar; keşke ailesiyle anlaşarak kurulsaydı bu akrabalık temennisine dönüşür.

Bu türlü kız kaçırma olaylarında ihmale uğramaması gereken ilk acil meşruiyet çaresi, nikâhtır!.. Kızı kaçırmakla helallik gelmez. Helallik ancak rızasıyla "evet" diyen kızın nikâhından sonra söz konusu olur. O sebeple nikah anlaşması tehir edilemeyecek ilk acil meşruiyet çaresi bir mecburiyettir.

Hanefi’ye göre en azından iki adil şahidin huzurunda yapılan serbest isteğe bağlı nikâh, geçerlidir. Ancak böyle bir nikâhtan sonraki münasebet meşruiyet arz eder, haramlıktan kurtarır, helallik getirir. Yeter ki taraflar en azından iki şahitle evlilik haklarını ispat etme imkânına kavuşmuş, inkâr ihtimalinden kurtulmuş bulunsunlar.

Şafii’ye göre ise, iki yabancı şahit yeterli olmaz. Kızın velisinin izin ve rızası da bulunması lazım gelir. Yani kaçırmakla meşru evlilik başlamaz. Olaydan haberi olan ana babanın izniyle yapılan nikâhtan sonra meşru evlilik söz konusu olur.

Anlaşılan odur ki, kız kaçırmak suretiyle yuva kurma teşebbüsleri, kızın rızası dışında ise tümüyle meşruluktan uzak ilkel bir zorbalıktır. Rızasıyla gerçekleştirilmişse, bu defa nikâh olayı ilk çare olarak en önde görünmektedir.

Bundan dolayı İslam'da kurulacak yuvanın temeli, aileyi devreden çıkaran kaba kuvvete ve ilkellik üzerine atılmaz. Karşılıklı anlayış ve rıza temeli üzerine inşa edilir mutlu aile yuvası. Bu sebeple aileler gençlerin mutlu olacakları tercihlerine değer vermeliler. Böylece kaçma, kaçırma olayının da baş sorumlusu hâline gelmemeliler. Bazen bir inat ve hiç yüzünden büyük yanlışlıklar yapılıyor, tamiri mümkün olmayan tahribatlar söz konusu olabiliyor.

Gençler ise her tarafı kırıp dökme pahasına yaptıkları izinsiz tercihlerinin yanlışlığını, ancak hislerinin baskısından kurtulduktan sonra anlayabiliyor, onlar da derin pişmanlıklar duyuyorlar. Ama iş işten geçmiş, bu pişmanlıklar fayda getirmez hâle gelinmiştir.

Artık bundan sonraki çare, arayı açacak şekilde geçmişi kurcalamak değil, tam aksine birlik beraberliği sağlayacak şekilde geleceğe bakmak, gençlerin istikbalini düşünmektir...

Allah (c.c) intikam peşinde koşanları değil, af ve hoşgörü içinde olanları sever. Büyüklüğün şanından olan da aftır; intikamcı bir zihniyetle küslüğü sürdürmek değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
 
Üst