Sarık

ömr-ü diyar

اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ
Yönetici
Başa giyilen giysiler (başlıklar) üzerine sarılan tülbend veya şala verilen ad.

Sarık konusunda hadis kitaplarında birçok haber gelmiştir. Bunların çoğunda Hz. Peygamber (sav)'in başına sarık sardığı ve bunun değişik renklerde olduğu belirtilir (1). Bazılarında da bu hadisler pek kuvvetli değildir.

Rükâne (ra) Peygamber (sav) ile görüşmüştür. Rükâne der ki:
"Resûlullah (sav) in şüphesiz bizimle müşrikler arasındaki fark, takkeler üzerindeki sarıklardı, buyurduğunu işittim" (2).
Tirmizî bu hadisin hasen ve garip olduğunu, isnadının kuvvetli olmadığını söyler.

İbn abbas (ra) Resûlullah (sav)'in şöyle buyurduğunu ifade eder:
"Sarık sarınız, vakarınız artar". Taberanî bu hadisin ravilerinden olan Ubeydullah b. Ahmed'in metruk olduğunu söyler (3).

İbn Ömer'den Resûlüllah'ın şöyle buyurduğu rivayet edilir:
"Sarık sarmaya devam ediniz. Çünkü o meleklerin simasıdır. Onları sırtınıza sarkıtınız" (Taberanî). Darekutnî bu hadisin ravilerinden olan İsa b. Yunus'un meçhul olduğunu söylemiştir (4).

Ebû Bekir b. Arabî : "Şüphesiz sarık peygamberlerin sünnetindendir" demiştir. Eski Mısır müftülerinden Mahlüf. Sarık sarmanın sünnet olduğuna fetva vermiştir (5).

Ahmet el-Farukî, sarığın müslümanlara has bir kıyafet olduğu için şunları söyler: "Zimmi, yani müslümanlar içinde yaşayan gayr-i müslim sarık ve rida gibi ilim ve din ehline mahsus olan kıyafetleri giyemez" (6).

Ebû Davûd'un ve daha başkalarının rivayet ettikleri: "Müşriklerle bizim aramızdaki fark, kalan süveler üzerindeki sarıklardır" hadis-i şerifi, her ne kadar sahihlik derecesini ihraz etmiş değilse de, bir çok rivayetlerle desteklendiği için, zayıf olarak da görülmemiştir. Meselâ Süyûtî, mezkûr hadisi andıktan sonra, Beyhakî'nin rivayet ettiği "Sarık sarın, sizden önceki milletlere muhalefet edin" hadisi ve yine Beyhakî'nin tahrici olan, "Size sarık gerekir, çünkü o meleklerin simasıdır (görünümüdür)" hadisini buna sahid olarak zikreder. (Suyûtî, el-Le'âli'l-mesnû'a, N/260. ) Ibn Asâkir, Tarih'inde Imam Mâlik'in, "Sarığın terki uygun olmaz. Ben daha yüzümde tüy bitmemişken sarık sardım" (el-Münâvî, IV/225.) sözünü nakleder. Imam Suyûtî, sadece siyah renkle alâkalı bir sadette ve tek bir yerde, Resulullah'ın ve sahabenin sarık giydiklerine dair elliye yakın rivayeti verir. (Süyûtî, el-Hâvî, I/110-121.) Keza Hz.Cebrail'in sarıklı olarak indigi, meleklerin sarıklı olarak yardıma geldikleri hakkındaki rivayetler de sarığın bir şiar olduğunu gösterir.(Bk. Süyûtî, age. N/196.) Yine Resulullah'ın kendisini temsilen gönderdiği kimselere bizzat kendi eliyle sarık sarması, (Bk. Süyûtî, age. I/118) şeklî temsilin de matlup olduğuna bir delildir.

el-Münâvî, "Sarık peygamberlerin sünneti, nebilerin ve sâdâdin âdetidir." der. Ibnü'l -Arabî'de "Sarığın başın sünneti, peygamberlerin ve sâdâtin adeti" olduğunu söyler. Sarığın vazgeçilmez bir şiar olduğundandır ki, yahudiler ve hiristiyanların da sarık giymeleri halinde, onlara muhalefetin, sarığı terkle değil, rengini değişik tutmakla olduğu söylenmiştir. Allâme Muhammed Bahît bu konuda yazdığı müstakil bir risâlede, sarık hakkındaki haber ve uygulamaları ve Abdullah b. Ömer'in "Sarık sünnet midir?" sorusuna "Evet!" cevabını verdiğini naklettikten sonra, "Bütün bunlardan anlaşılmış oldu ki, sarık giymek bir sünnettir; sarık müslümanların şiaridir; müslüman başkalarından onunla ayrılır." hükmünü veriyor. (Ancak sarığın, dinin esasından olan bir şiar olmadığı, terkedilmesiyle dinin yıkılmış olmayacağı da açıktır. Öyleyse sarığı ihtirazî bir şiar değil de, vakiî bir şiar olarak değerlendirmek daha doğrudur denebilir.)

1- Bkz. İbn Mâce. Libas, 14; Tirmizî. Libas. 11
2- Tirmizî. Libas, 42; Ebû Davud, Libas. 24
3- Mecma'uz-Zevâid, 5/19
4- Mecma'uz-Zevâid, c. 5. s. 20
5- Muhammed Mahlüf, el-Fetavâ eş-Şer'iyye, c. l, s. 248
6- Mektûbât, c. 2, s. 381
 
Üst