Önce Niyet

iklim

Yeni Üye
Acemi
#1
Hz. Ömer (ra)’dan, Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

Ameller niyetlere göredir. Herkese ancak niyet ettiğinin karşılığı vardır. Her kimin hicreti Allah ve Rasûlüne ise (onların rızasına yönelik ise) onun hicreti Allah ve Rasûlü için olmuş olur. Her kimin hicreti de kavuşacağı bir dünyalık veya evleneceği bir kadından dolayı ise, onun hicreti de o şeylere olur.1”


“Ameller Allah rızası gözetildiğinde ve samimiyetle yapıldığında değer kazanmaktadır. Bu da, ihlasla yapılan niyetle mümkündür. Niyetin temizliği ve ona yüklenen anlam ölçüsünde davranışlar semeresini verir.”

İnsan, sahip olduğu maddi-manevi özellikleriyle yaratılanların en mükemmelidir. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “ahsen-i takvîm” olan insan, yaratılanların en şereflisi, Allah’ın yeryüzündeki halifesidir. Bu derece önemli olan insanın değeri ise davranışları, eylemleri ile ölçülür. İnsanın varlığının anlamı amelleridir; amellerini anlamlı kılan ise onların temelini oluşturan niyetleridir.

Niyet konusunu ele alan “ameller niyetlere göredir” hadisi, muteber hadis kaynaklarının tümünde yer almaktadır. Başta Buhari olmak üzere birçok alim eserine bu hadisle başlamıştır. Hadise verilen önemden dolayı kimi alimler de niyet hadisinin İslâm’ın üçte birini oluşturduğunu söylemişlerdir.

Niyet, dinimizin üzerinde önemle durduğu hususlardandır. Arapça’da ”kasd” anlamına gelen niyet, davranışları harekete geçirmekte, onların arka planını oluşturmaktadır. Davranışların temelini oluşturan niyete göre ameller değer kazanmaktadır. Dinî açıdan, öncelikle ibadetlerin makbul olması için niyet şarttır. Niyetsiz namaz, oruç ya da hac geçerli değildir.

Niyetin yalnız dille yapılması yeterli değildir; esasında kalbin fiili olan niyetteki samimiyete göre davranışlardan sonuç alınır. Bunun yanında, niyetin halis bir kalple, samimi duygularla, yalnız Allah rızası gözetilerek yapılması gerekmektedir. Amelleri yalnız Allah’a has kılma Kur’an-ı Kerim’in de üzerinde önemle durduğu hususlardandır. Hacc Suresi 37. ayette “Kesilen kurbanların ne etlerinin ne de kanlarının Allah’a ulaştığı, yalnız takvanın göz önünde bulundurulacağı” belirtilmiştir. Buna göre amellerin salih olması için kalplerde taşınan niyetlerin halis olması gerekmektedir. Nitekim Hz. Peygamber bir hadisinde “Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar, O sadece sizin kalplerinize ve amellerinize bakar” buyurmuştur.2 Esas olan niyet olduğu içindir ki, kişinin hayırlı bir işe niyet edip yapamaması durumunda o işin sevabını alacağı müjdelenmektedir: “ Her kim iyilik yapmayı gönlünden geçirir de yapmazsa Allah ona katında tam bir iyilik yazar. Şayet iyiliği yapmak ister ve yaparsa Allah onu
nezdinde on sevaptan yedi yüze ve daha fazlasına katlayarak yazar. Eğer bir kötülüğü gönlünden geçirir ve yapmazsa onu tam sevap olarak yazar. Kötülüğü gönlünden geçirir ve yaparsa onu bir günah olarak yazar.”3 Hadiste de belirtildiği üzere içtenlikle bir iyilik için niyet edilmesi onu yapmak gibi olmakta ve Rabbimiz tarafından karşılığı kat kat verilmektedir. Bu şekilde sadaka vermeye gücü yetmese de bunu istemesi halinde kişi sadaka sevabı almakta, kimi zaman kişinin uykusu bile ibadet haline gelebilmektedir.

“Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır”4 hadisinde de, mü’min olmaktan kaynaklanan bir lutfa işaret edilmektedir. Zira mü’min her işinde Hakk’ın rızasını gözeten kişidir. Amellerde Allah rızası dışında bir gaye olduğunda ise ikiyüzlülük ve riya meydana gelir. Kalpteki ihlas, buna bağlı olarak da niyet bozulmuş olur. İyi niyetle yapılmayan, riya ve gösterişe dayanan amelin ise Allah katında hiçbir değeri yoktur. Muhakkak ki, “Allah sadece halis niyetle ve kendi rızası için yapılan ameli kabul eder”.5 Hulûsi Efendi, mü’min için esas olanın rıza-i Hakk olduğunu Divan’ında şu şekilde dile getirmiştir:

Kimi kahr u lütfun bir bilip razı olur
Kimi kahr u lütfun bilmez derd ile mihnettedir
Kimi cennet ile hûri kimi gılman isteğinde,
Kimi rıza-i Hakk ile ru’yettedir6

Ameller Allah rızası gözetildiğinde ve samimiyetle yapıldığında değer kazanmaktadır. Bu da, ihlasla yapılan niyetle mümkündür. Niyetin temizliği ve ona yüklenen anlam ölçüsünde davranışlar semeresini verir. Bu yönüyle insan için ruh ne kadar önemliyse, davranışlarda da niyet o kadar önemlidir. Bu nedenle iyi niyetle yapılan işlerin ihlasa ve kurbiyete, kötü niyetle yapılan işlerin ise riya ve ikiyüzlülüğe neden olduğu unutulmamalı ve öncelikle niyetin sağlıklı olmasına dikkat edilmelidir.

Rukiye AYDOĞDU




Dipnot


--------------------------------------------------------------------------------

1- Buhari, Bedü’l-Vahy 1; Müslim, İmare 155; Ebu Davud, Talak 11
2- Müslim, Birr 33; İbn Mace, Zühd 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285,539
3- Riyazü’s Salihin Tercümesi 1/18
4- El-Firdevs bi Me’sûri’I-hitab 4/285
5- Nesai, Cihad 24
6- Ateş, Osman Hulûsi, Divan-ı Hulûsi-î Darendevî, İstanbul 1986, s. 44