Nerdesin Ey Nebi…

miray

KF Ailesinden
Özel Üye
#1
Ey sevgili efendim nerdesin söyle
Yüreğim öyle yaralı ki seni andım
Nerede kaldı bıraktığın o şefkatin
Seninle anılan gül, bitmeyen sevgin

Yüreğimiz yanıyor, her an seni anıyor
İçimiz kanıyor, her an rahmetini arıyor
Ümmeti Muhammet kaynıyor, dağılıyor
Senin aşkınla yanıyor hasretine kanıyor

Ne olur ey Nebi bir ses katresi dahi kâfi
Senin ümmetin olmanın kadrini bilemedik
Bıraktığın emanetlere hiç sahip çıkamadık
Dağıldık, şevksiz bir denize daldık kaldık

Ey Muhammet mücteba benim efendimsin
Son elçisin, rahmet peygamberisin şerefsin
Her şeyimizsin, nihayetimizsin şefaatçimsin
Sen bilirsin, haber vermiştin peygamberimsin

Öyle mahzunum ki bilsen, hezeyanım hadsiz
Nefsim bir rezalet içinde, eğitimsiz ya rasulallah
Kalmadı meclisler, şuralar, müctehidler, önderler
Tuğyan hadsiz, Müslüman desteksiz yalnız ve sensiz

neydesin ey nebi


Seni görmekten, Seni duymaktan aciz…
Neredesin ey Rasûl, neredesin Yâ Rasûlallah?

Bu dava mahzun, bu dava garip, bu dava öksüz büyüdü.
Bir Veysel, Seni tâ Yemen’den görürdü.
Görürdü de, Senin dişini kıran o taşa üzülürdü,
Üzülürdü de, sıkıntıdan kendi dişleri dökülürdü.
Yâ Rasûlallah, Sen buyurmuştun ya hani, Yemen tarafına bakarak
“Bu taraftan iman kokusu geliyor” diye…
Bu yüzden o iman kokulu yâre, o göz nuru hırkanı bırakmıştın.
“Kimdir bu yâ Rasûlallah?” diyenlere ise,
“O beni görür ben de onu görürüm
O Veysel’dir.” buyurmuştun…

Sen kâinatın yaradılış sebebi…
Sen Adem’in affedilme nedeni…
Sen Rabbin biricik sevgilisi…
Hal böyle iken yâ Rasûlallah,
Sen açlıktan karnına taşlar bağlıyordun…
Bizler, daha Senin gibi, bir gün olsun karnımıza taş bağlamadık…
Bırak taş bağlamayı…
Sıcak döşeklerimizi terk edip bir gece olsun,
Gönülden teheccüde kalkamadık…
Vazgeçtik nafilelerden…
Umut kestik ya…
Ümmetin içinde farzları ihmal edenleri görüyor musun yâ Rasûlallah?
Görüyorsun da içinde kırıklıklar mı oluşuyor?
Neredesin ey Rasûl, neredesin yâ Rasûlallah?

Çok uzaklara bakıyorum… Görebildiğimin Bir gece vakti, düştün yine hiç çıkmadığın aklıma.
Neredesin ey Rasûl? gözlerim hep yollarda.
Bir damla yaş akar şimdi gözlerimden yanağıma…
Neredesin ey Rasûl, neredesin Yâ Rasûlallah?

Sen yoksun ya yıkılası dünyanın içinde,
Ne saatlerin kıymeti var benim için, ne de günlerin…
Neredesin ey Rasûl?
Kalmadı bu davaya sancaktar,
Bırakıp kaçıyor,
Menfaatini bulamayan sahtekâr.



Bizler çok değiştik, ya Rasûlallah
Bizler kendimizi tanıyamaz hale geldik…
Başımızı kaldırıp da Seni göremiyor, duyamıyoruz.
Biliyorum Sen buradasın…
“Gelin, ben buradayım” diyorsun…
Bir yerlerden bana bakıyorsun…
“Kimse kalmasa bile ben yeterim bu davaya!” diyorsun…
Diyorsun, diyorsun da..
“Biz Ümmeti Muhammediz” diye övünenleren uzağına,
Batan bir güneşin arkasında Seni arıyorum…
Vefasızlar kervanından bıktım yâ Rasûlallah!
“Beni arayan Kevser’e gelsin,
Kevser’i isteyen kendine dikkat etsin…” buyurmuştun.
Ya Rasûlallah…
Hani Sen bir gün ashabınla dertleşiyordun…
“Sizi kıyamette terler içerisinde görüyorum” demiştin…
Onlar ki sahabeydiler…
Sana kul köleydiler…
Onları ter içinde gören gözlerin…
Bizi hangi ateşin içinde görüyor yâ Rasûlallah…
Görüyor da gözlerini görmemek için kapatıyor musun?
Gel yâ Rasûlallah… Gel Efendim… Gel… Gel…
Çok yalnız kaldık asırlardır…
Hiçbir şey koymadılar vefasızlar
Yiyip bitirdiler.

Anlatamadığım,
Anlatmaya kelimeler bulamadım.
Duygular var yüreğimde…
Biliyorum bir Sen anlayabilirsin ancak bunu.
Her gün aynı günahlara batıp gömülmekten bıktım yâ Rasûlallah!
Yâ Rasûlallah, Sen bir gün Hazreti Ömer’e buyurmuştun ya,
“Beni kendinden daha çok sevmedikçe
İman etmiş olmasın…”
Hal böyle iken yâ Rasûlallah
Biz Senin aşkının yerine ne fâni aşklar koyduk,
Kimlere Senin yerine “sevgili” dedik?
Fâniler bu kadar çabuk mu alacaktı Senin yerini?
Efendim… Yürekler unutuyor Seni…
Fâni aşkların peşinden yürüyor ümmet…
Halbuki yürüdüğü aşk değil, ateşten bir kafes!
Gel yâ Rasûlallah… Gel Efendim… Gel… Gel

Esselatü vesselamü aleyke ya RASULALLAH

Esselatü vesselamü aleyke ya HABİBALLAH

Esselatü vesselamü aleyke ya Seyyidel evveline vel'ahirin,Veselamün alel mürselin