Ne yiyoruz !!

  • Konbuyu başlatan FerahFeza-ul-Hakk
  • Başlangıç tarihi
F

FerahFeza-ul-Hakk

Guest
#1
1.Kabaklar İrili-Ufaklı: Yöresel pazarlarda sadece normal boylarda kabak bulunabilirken, her türlü zevke seçenek tanıyan süpermarketlerde minyatürlerine rastlanabiliyor. Çoğunlukla hibrit tohum kullanılan bu türler için, çiftçi her yıl yeniden tohum satın almak zorunda.

2.Zeytin: Zeytin, dalında önce yeşil oluyor, sonra kızarıyor. Biz onu siyah olarak biliyoruz. Oysa siyah zeytin, doğal olarak yok. Sofralarımıza aldığımız zeytinin bir bölümü (ama ne kadarı belirsiz), asit içinde sarartıldıktan sonra, tekstil boyası ile karatılıp parlatılıyor.



3.Margarin: Tereyağının yüzlerce yıllık saltanatı, margarinle bitti. Ancak kısa süre sonra gelişen hastalıklar, tekrar tereyağına ve bitkisel yağlara geri dönüşü sağladı. Margarinlerde yağ asitlerinin yüksek olması, kolesterolün artması ile sonuçlanıyor. Bu da kalp hastalıklarını ve kanser riskini artırıyor.

4.Teneke Kutuda Ton Balığı: Gıda maddeleri çoğunlukla ambalajlarla sunuluyor. Ambalajlama, gıdaların daha uzun süre saklanabilir olması ve sunumdaki kolaylığı sağlıyor. Uzun süre saklanacak bir yiyeceğin bozulma etkilerinden korunabilmesi için, bazı koruyucu maddelere gerek duyuluyor.

5.Dolmalık Kırmızı ve Sarı Biber:
Dev ve değişik renkte dolmalık biberler. Hepsi parlak ve kocaman. Üzerine sarılan selofan, görüntülerini daha da parlak yapıyor, iştah açıyor. Reyonlardaki biberlerin bu görünüşü plastik oyuncakları hatırlatıyor.

6.Mısır: Mısır, genetik dizimi değiştirilmiş ilk bitkilerden biri. Başka bir canlının genlerini taşıyan GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) mısır, polenleri yoluyla yabancı yabani akrabalarını da "kontamine etme" yani kirletme riskini taşıyor. Türkiye'deki mısırların hibrit ya da GDO tohumlar olma olasılığı yüksek.

7.Cips: GDO bitkilerin insan sağlığı için zararları kanıtlanmamış olmamakla birlikte zarar vermiyor olduğu da kanıtlanamıyor. Türkiye'de girişi kanunen yasak olan GDO'lu ürünler için herhangi bir kontrol yok. GDO analizi yapan laboratuvarların az sayıda olması ve analizlerin yüksek maliyeti olması, kontrolü daha da güçleştiriyor. Yapılan ancak sonuçları açıklanmayan bir araştırmaya göre Türkiye'de, piyasada GDO'lu birçok ürün olduğu ortaya çıkarıldı. İçinde mısır olan ürünlerin hemen hepsi bu riski taşıyor.

8.Mısır Gevreği: Kolay kahvaltı! Mısır gevreğini koy, üzerine sütü dök ve biraz da şeker ekle. Hızla kapıdan çıkıp işe yönelmeden hem vitamin, hem protein hem de karbonhidrat al. Vücudunun ihtiyacı olan her şey, bir tek küçük kapta. Oysa içinde besin maddesinden çok katkı maddesi var.

9.Su: Dünyada 1.5 milyar insan güvenli içme suyu kullanamıyor ve her yıl 12 milyon kişi sağlıksız sulardan kaynaklanan hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Şişe suyunun içindekilerin her yerde aynıymış gibi görünmesine karşın aslında üç farklı türü var: Doğal maden suyu, kaynak suyu ve arıtılmış su. Atık sudan içilebilir su üretimi teknikleri ile formülünü bildiğimiz suyun tanımını da değiştiriyorlar. Yapay suyun bileşimine istenen miktarda mineral ya da her ne isteniyorsa konuyor.

10.Yumurta: Sadece yumurtaları için beslenen tavuklardan aynı boyda ve aynı renkte yumurtalar ancak pazar bulabiliyor.

11.Ekmek: Modernleşme önce tahıllarda etkisini gösteriyor. Neredeyse bütün besleyici özelliklerini taşıyan tahılın kabuğu alınarak bugün köylülerin bile daha makbul gördükleri için "has un" dedikleri beyaz un üretiliyor. Daha sonra kaybedilen maddeleri yerine koymak, uzun süre dayanıklılığını sağlamak için ekmeğin içine sentetik kakı maddeleri konuyor ve ambalajlanıyor.

12.Elma (kırmızı ve yeşil):
Bundan 30 yıl kadar önce sayıları 50'nin üzerinde birbirinden değişik yerel elma türü bulunan ülkemizin marketlerinde yer alan bu iki türde ithal ürünler, yakın bir geçmişte bu yerli ağaçların hemen hepsi sökülüp ithal türler ekilmişti. Yerli elma türleri meyve verirken alışkın olduğu ve beraber evrildiği çevre şartlarına hiç zorlanmazken bu yabancı türler, bugün ancak yılda yirmi kez ilaçlanarak yaşatılabiliyor.

13.Domates(büyük, küçük, armut şeklinde olan): Hayal gücünüz nasıl bir domates istiyor? Dev mi? Cüce mi? Sarı mı, kırmızı mı? Yuvarlak mı, armut şekline olan mı? Hepsi mümkün! Büyük şehirlerde tüketim için her mevsim yetiştirilen domates tek bir tür. Bu türün adı yok, numarası var. F1 domateslerinin büyük miktarlarda yetiştirilebilmesi için büyük seralara, yoğun kimyasal mücadeleye ve bu kimyasala maruz kalacak insana ihtiyaç var.

14.Kaşar Peyniri: Kaşar peyniri yapımında kullanılan süt oranı, yaklaşık peynir ağırlığının 10 katı kadardır. Oysa taze kaşar hesaplandığında, maliyetin çok çok altında fiyatlara bulunabiliyor. Yapılan araştırmalara göre soyadan elde edilen soya sütü, margarin ve biraz da katkı maddelerinin eklenmesiyle elde edilen kaşar peynirinin maliyeti daha düşük oluyor.


15.Tavuk: Kırmızı etten daha sağlıklı olduğu iddia edilen ve o nedenle herkese tavsiye edilen tavuk eti, üretimi sırasında tavuklara "besleyici" vitamin ve "hızlı" geliştiriciler veriliyor. Çok kalabalık ve küçük ortamlarda kaldıklarından diğer hastalık salgınlarına önem olarak üretim tesislerinde üretilen bu piliçlerin suni yemlerinde, yoğun antibiyotik ilaçlar kullanılıyor. Tavuğun dokusunda biriken antibiyotikler, beslenme yoluyla insanlara geçerek antibiyotiğe karşı bağımlılık oluşturuyor.

16.Mantar: Doğadaki her bitkini mantarı ayrı. Yöresel pazarlara yapılacak bir yağmur sonrası ziyaretinde fark edilecek kadar çeşitli olabiliyor. Alışverişlerde sıklıkla gördüğümüz kültür mantarı tek tip olarak yapay ortamlarda üretiliyor. Ete alternatif proteinli besin olarak tanıdığımız mantar üretiminde en az şüphe uyandıran ürünlerden biri.

17.Süt: Üretimi sırasında, miktardaki verimliliğe yönelindiğinden çoğunlukla suni yemlerle beslenen ve hareketsiz ineklerden elde edilen sütle beraber, suni yemlere konan katkı maddeleri, vitamin ve antibiyotikleri de içiyoruz.

18.Sucuk: Küresel et tüketimi, 1750'den bu yana beş kat daha fazla arttı ve fabrika hayvancılığı dünya genelinde en hızlı gelişen yetiştiricilik yöntemi haline gelmiş durumda. Kim sucuk yerken doğal alanların bir bedel ödediğini düşünür? Bir kalorilik kırmızı et üretiminde, bir kalorilik patates üretimine oranla %33 daha fazla fosil yakıt enerjisi kullanılıyor. Ayrıca aynı miktar hayvansal proteini üretmek için gereken alan, bitkisel proteini üretmek için gereken alandan 20 kat daha fazla.

19.Sosis: Etin, bonfile gibi değerli kısımlarıyla, sakatat dışında kalan bölümleri kullanılarak yapılıyor. Baharat ve suyla karıştırılıyor; kılıflara doldurulup pişiriliyor. Dayanıklılığını sağlamak için koruyucu ve katkı maddeleri konuluyor.

20.Meyveli Yoğurt: Meyveli yoğurt ve birçok meyve suyu, çoğunluğu çürümüş, artık ve atılacak olan meyvelerden yapılıyor ise şanslı sayılabiliriz. Çoğunlukla söz konusu meyvelerin tat ve kokusunu verecek kimyasal katkı maddeleri ile tatlandırılıyor. Kutuların içinde uzun süre dayanmalarını sağlayacak koruyucular, asitlik düzenleyiciler, anti mikrobik maddeler, kıvam artırıcılar yoluyla raf ömrü uzatılan bu ürünler, tatlandırıcılar yoluyla zihinlerimizde alışkanlık yaratıyorlar. Tatlandırıcılar, ya insan sağlığına şu ya da bu şekilde olumsuz etkisi kanıtlanmış maddeler ya da genetik olarak değiştirilmiş mısırdan elde edilmiş mısır şekeri oluyor.

21.Ketçap: Meyveden elde edilen ürünler gibi ketçaplar da, atılacak durumda olan domateslerden, içlerine bol katkı maddeleri eklenerek üretiliyor. Çabuk bozulmasını önlemek ve büyük ambalajlarda uzun süre kalabilmesini sağlamak için sonradan eklenen katkı maddelerini tüketici okusa da bir şey anlamıyor. Bu katkı maddeleri, insanı anında öldürmüyor ancak vücudumuz, vücuda alınan her besinle yabancı bir madde gibi savaşıyor. Bu maddelerin bir kısmı bedenin yapı taşlarını bozuyor, birikimlere yol açıyor ve direncini düşürüyor.


Kader Demirpehlivan, www.yaklasansaat.com
Kaynak: Atlas Dergisi, Sessiz Bahar, Sayı 138