el-Kayyûm

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#1
el-Kayyûm



el-Kayyûm, zeval bulmayan dâim, kâinatın yöneticisi, bütün varlıkların kendisine bağlı olduğu en yüce varlık, kendi kendisine yeten

tek varlık, gökleri ve yeri ayakta tutan, hiçbir kimseye ve hiçbir şeye bağlı olmayan demektir.
el-Kayyûm ism-i şerîfi Kur’ân-ı Kerîm’de üç âyette, Hayy ismi ile bir arada kullanılmıştır.
Bakara sûresi (2), 255: “...O Hayy/daima diridir, Kayyum/bütün varlığın idaresini yürütendir...”
Âl-i İmrân sûresi (3), 2: “Allah, kendisinden başka ilâh olmayan, Hayy ve Kayyûmdur.”
Tâ-Hâ sûresi (20), 111: “Bütün yüzler (Allah’ın dışındaki herkes) Hayy/daima diri olan ve Kayyûm/bütün yarattıklarını gözetip duran Allah’a baş eğmiştir...”
Ebû Ümâme (ra)’den rivâyetle Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır:
-“Allah’ın duada şefaat kılındığı takdirde, o duayı kabul ettiği İsm-i Âzam’ı şu 3 sûrededir: Bakara, Âl-i Imrân ve Tâ-Hâ.” (Münâvî, Feyzu’l-Kadîr, I, 510.

Hadis no: 1030.)
Ebû Ümame Hazretleri, “Peygamber Efendimizin (s.a.s.) bu hadisi üzerine bu üç sûreyi aradım ve Hayy ve Kayyûm isimlerini buldum” demiştir.
Dostlar, İsm-i A’zam, Allah Teâlâ’nın en yüce ismidir ve onunla edilen duaların kabul edileceği hadislerle bildirilmiştir. Bu isim, Esmâ i Hüsnâ içinde

gizlenmiştir. O, Yücelerden Yücedir Dostlarım. O, Hayy ve Kayyûm’dur.
Ölmeyen, ezelden beri diri olan, ebediyen diri olacak olan ve gökleri, yeri, bütün kâinatı varlığıyla ayakta tutandır O!
Her şey, O’nun varlığıyla var olmuştur. Hayat, Allah’ın kudretinin, en nurlu ve en güzel ispatıdır. Tek başına hayat ve devam etmesi, Hayy ve Kayyûm

isimlerinin açıklamasıdır dostlarım.
“Hayat” öyle bir çekim gücüne sahiptir ki, “rızkı”, “yardımı”, “hikmeti ve rahmeti” de beraberinde sürükler. “Hayat”, bir cismin bedenine girince “Hakîm”

ismi tecelli eder. Hikmetle o cisme, can bahşedilerek, yuvası tanzim edilir. Kerîm isminin tecellisi ile yuvası, ihtiyacına uygun bir şekilde tertip edilir,

süslenir.
Hayat, Rahîm olan Allah’ın merhametini de beraberinde getirir dostlar ve Rahîm isminin tecellisiyle, o hayatın devamının ve gelişiminin sağlanması için bin

türlü ihsan yağar o canlıya. Rezzâk isminin tecellisiyle de o hayatın devamı için ihtiyaç duyulan rızık, hiç beklenmeyen yerlerden temin edilir; gelişim için

gerekli maddî ve manevî gıdalar gönderilir.
Hayat adeta bir odak noktasıdır. Hayat baştanbaşa ilimdir, kudrettir, hikmettir ve de rahmettir dostlar. Dolayısıyla, Hayy ve Kayyûm olan yüce Allah, her

şeyi hayat etrafında toplamış ve her şeyi ona hizmetkâr kılmıştır.
Hayatınız çok kıymetlidir, unutmayınız! Ve bu dünya hayatı da çok kıymetli olup, adeta hazine hükmündedir. Bu dünyadan ne kazanırsak onu götüreceğiz!
Her şeyden önce, bizi ruhundan ruh üfleyerek yaratanı, bize hayat bahşedeni, bize kendisine kul olmayı lütfedeni ve kendisine kulluğumuzu ispat etmemiz için

bu muhteşem kâinatı yaratıp, her şeyi kudretiyle elinde tutanı, O, Hayy ve Kayyûm olanı tanımalıyız.
O’nu tanımak, sevmeyi getirecek hayatımıza. Hiç tanımadan bir kimseyi sevebilir misiniz dostlar? Sevmeden, bir dostunuzun isteklerini yerine getirebilir

misiniz? Yapamazsınız değil mi?
Evet, öyledir, yapamazsınız!
Rabbimizi de tanımadan, yeteri kadar sevemeyiz. Yeteri kadar sevmeyince de emirlerine yeterince uyamayız. Halimiz bu değil mi zaten? Hâlbuki sevmek...

“Sevmek”, itaati getirir. Sevmek, kulluğu getirir, sevmek, sevdiğinde yok olmayı getirir. Severseniz, ne yapacağınızı şaşırırsınız sevdiğiniz için. Her şeyi

o, sizi beğensin diye yaparsınız. Ondan korktuğunuz için değil: onu kaybetmemek için, gülüşüne bir kez nail olabilmek için yaparsınız.
Gerçek sevgi, kemâlâtı yani ilerlemeyi de beraberinde getirir dostlar. Sevgiye ulaşınca rûhen inkişâf edersiniz, gelişirsiniz. Sevgiye nail olunca, dünya

adlı merdivenin, uhrâya uzanan basamaklarını hızla çıkmaya başlarsınız. Son basamak, sevgilinin “vuslat”ı olur.
Sevgiye ulaşılınca, herkesin korktuğu, bucak bucak kaçtığı ölüm, sevene, “düğün günü” olur.
Yüce Allah, Hayy ve Kayyûm’dur, dostlarım.
Ebedî diri olan ve her şeyi kudretiyle elinde tutandır O!
Bakara sûresi (2)’nin 255’inci âyeti (âyete’l-kürsî) O, Yüce Yaradanın muhteşem kelâmıyla biz kullarına verdiği kimlik kartlarından biridir. Ne olur, bu

âyeti ezberleyin ve anlamını öğrenin... Efendimiz, İki Cihan Serveri Muhammed Mustafa (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Yâ-Sîn sûresi Kur’ân’ın kalbidir. Fâtiha

sûresi Kur’ân sûrelerinin en faziletlisidir. Âyete’l-kürsî, Kur’ân âyetlerinin efendisidir. İhlâs sûresi Kur’ân’ın üçte birine denktir.” (Ahmed b. Hanbel,

Müsned, V, 26.)
Bakara sûresi (2), 255: ”Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima (Hayy) diridir, (Kayyum) bütün varlığın idaresini yürütendir. O’nu ne uyuklama alır ne

de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini

bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kuşatmıştır. Onların her ikisini

de koruması O’na ağır gelmez. O çok yücedir, çok büyüktür.”
Ey, benim yüreğimin canı, canımı kudret elinde tutan Rabbim, tek kapım!
Şimdi Sana, Esmâ-i Hüsnâ ile yalvarıyorum:
Hayy ve Kayyûm, isimlerinin yüzü suyu hürmetine, Rahmân ve Rahîm isimlerinin yüzü suyu hürmetine, Vâhid ve Samed isimlerinin yüzü suyu hürmetine, Kuddûs ve

Selâm isimlerinin yüzü suyu hürmetine, bu satırları yazmayı nasip ettiğin âciz kuluna ve bu satırları okumayı nasip ettiğin her kuluna, önce, Senin o güzel

isimlerine lâyıkıyla bir ayna olmayı, sonra da imanla Sana kavuşmayı nasip eyle.
Rabbim! Kavuşmamız öyle güzel olsun ki, en son günümüz en güzel günümüz; en son amelimiz en makbul amelimiz olsun!
Rabbim! Sana yürüyüşümüze gökte melekler, yerde insanlar gıbta etsin! Âmîn.