Dayısı Hz. Hamza gibi bir kahraman

enes61

KF Ailesinden
Özel Üye
#1
Medine'ye, Allah Resulünün şehrine gittiğimizde, Uhud dağını ve o dağın yamacında şehit düşmüş kahraman mücahitleri ziyaret ederiz. Demir parmaklıkların ardından şehitlerin mezarlarına baktığımızda, şehitlerin efendisi ve Allah Celle'nin aslanı Hz. Hamza'nın mütevazı mezarını zorlukla görebiliriz. O mezarda Hz. Hamza'nın yalnız olmadığını, yeğeni Abdullah bin Cahş'ın da onunla birlikte aynı mezarda olduğunu hatırlarız.

Allah ve Resulünün yolunda cihad eden, savaş bittiğinde tıpkı dayısı Hz. Hamza gibi, düşmanları tarafından cesedi parça parça edilen, kulakları ve burnu kesilerek bir ipe dizilen, parçalanmış vücudu dallarda sallandırılan bu yüce sahabiyi ve onun fedakâr arkadaşlarını hayırla ve minnetle yâd ederiz.

Abdullah bin Cahş

Abdullah bin Cahş, Hz. Peygamber'in halası Ümeyme bint Abdülmuttalib'in oğludur. Kız kardeşi Zeynep bint Cahş Efendimiz'in hanımı, müminlerin annesidir. Bir diğer kız kardeşi Hamne bint Cahş ise yüce davetçi Musab bin Umeyr'in hanımıdır.

Abdullah bin Cahş, İslami tebliğin henüz ilk günlerinde, Efendimiz Aleyhisselam Daru'l-Erkam'da davetine başlamadan evvel Müslüman olmuştur. O, Müslüman olan ilk otuz kimseden biridir.

Derin bir acı
Mekke müşrikleri, zulüm ve baskılarını iyice artırıp müminlere dayanılmaz işkenceler yaptıklarında, Abdullah ve kardeşleri Habeşistan'a hicret etmişlerdir. Allah yolunda evini, ocağını terk eden, vatan hasreti çeken Abdullah bin Cahş ve ailesi Habeşistan'da çok derin bir acı yaşamıştır. Zira Abdullah'ın kardeşi olup, İslam'dan önce haniflerden sayılan, İslam'ın gelişiyle ise hemen Müslüman olan Ubeydullah bin Cahş, dinini terk etmiş ve Hıristiyan olmuştur. Gerek kardeşlerinin ve gerekse hanımı Ümmü Habibe'nin bütün çabalarına rağmen hidayete yüz çeviren Ubeydullah kendisini içkiye vermiş, bir süre sonra da bu hal üzere vefat etmiştir.

Ümmü Habibe (ra)
Ubeydullah bin Cahş'ın, dininden dönmüş olması, hanımı Ümmü Habibe'nin imanında en küçük bir tereddüt meydana getirmemiş, kocasının bütün baskılarına rağmen dinini terk etmeyen bu yüce kadın, yaşadığı sıkıntılara ve kocasının vefatından sonra gurbet diyarında çektiği acılara Allah rızası için tahammül göstermiştir.

Mekke lideri ve İslam'ın amansız düşmanı Ebu Süfyan'ın kızı olmasına karşılık Allah Resulüne iman eden ve imanında sebat gösteren Ümmü Habibe, Efendimiz ile evlenerek müminlerin annesi olma şerefine nail olmuştur.

Sahipleri için ağlayan evler

Habeşistan'dan Mekke'ye dönen Abdullah bin Cahş, kısa bir süre sonra yeniden yollara düşmüş, Allah'ın dininin yeryüzüne hâkim olması için, yerini yurdunu terk ederek Medine'ye hicret etmiştir. Abdullah, Medine'ye göç ederken bütün sülalesini de beraberinde götürmüştür. Onlar Medine'ye vardıklarında Mübeşşir bin Abdülmünzir'in evine misafir olmuşlardır.

Efendimiz Aleyhisselam Medine'ye hicret ettikten sonra Abdullah bin Cahş ile Ensardan Asım bin Sabit'i kardeş ilan etmiştir.

Mekkeli müminlerin Medine'ye göç etmeleri üzerine evleri barkları sahipsiz kalmış, Mekke'deki pek çok sokak ve mahalle kimsesiz, adeta ölü bir hale gelmiştir.

Sahabilerin hicret etmeye başlamasının henüz ilk günlerinde Mekke sokaklarını teftiş eden müşrik liderler, Cahş oğullarının yaşadığı bölgeye geldiklerinde, hiçbir canlının yaşamadığı, bütünüyle terk edilmiş bir mahalle ile karşılaştılar.

Utbe bin Rebia yerden kalkan tozları, gıcırdayan kapıları ve hiçbir neşesi kalmamış, hüzün dolu evleri gördüğünde derin bir üzüntü duydu ve şöyle demekten kendini alamadı: "Cahş oğullarının ıssız kalmış evleri sahiplerinin ardından gözyaşı döküyor."

Bu sözden rahatsız olan Ebu Cehil, Utbe'ye şu cevabı verdi: "Onlar kim oluyorlarmış ki evleri onların peşinden gözyaşı dökecek."

Mekke'nin önde gelenleri müminlerin geride bıraktıkları evlerine ve eşyalarına el koydular. Ebu Cehil de Abdullah bin Cahş'ın evini ele geçirerek evi ve eşyaları dilediği gibi kullanmaya başladı. Zira Abdullah'ın evi diğer evlerden daha güzel ve daha bakımlı idi...

Cennette bir ev
Mekke'deki evinin başına gelenler Abdullah bin Cahş'ı çok rahatsız etti. Abdullah üzüntüsünü Efendimiz aleyhisselam'a anlatınca, Resul-i Ekrem hazretleri şöyle buyurdu: "Ey Abdullah, Allah'ın, Mekke'deki evine karşılık sana cennette ondan daha hayırlı bir ev vermesine razı olmaz mısın?"

Abdullah: "Elbette razı olurum, Ya Resulallah" deyince, Efendimiz: "O halde o ev senindir" buyurdu.

Bu müjde Abdullah'ı ve onun gibi evini, eşyalarını terk etmek zorunda kalan bütün muhacirleri çok memnun etti.


Alıntı
selam ve dua ile kalın