Çanakkale Destanı

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#1
[flash]http://www.canakkalesehitleri.org/intro.swf[/flash]

Hocam, evlâdına benzer bulamazsın arasan ,
Görmedim ben bu kadar dört başı ma’mûr insan.
Ne büyük hilkat o Âsım, ne muazzam heykel!
Onu, bir şi’r-i hamâset gibi, ilhâm-ı ezel,
Sana sustuysa, açıp rûhunu teşrîhe çalış…
Gâlibâ oğlanı yanlış görüyorsun, yanlış!
Yalınız göğsünün eb’âdı mı sandın yüksek?
İn de a’makına bir bak ne derinmiş o yürek!
Dalgalandıkça içinden taşan îman denizi,
Dökülen hisleri gör: incilerin en temizi,
Gövde yalçın kayadan Abide, lâkayd-ı ecel;
Sanki hiç duygusu yok… Bir de fakat rûhuna gel;
O ne ifrât ile rikkat! Hani, etsen ta’mîk,
Bir kadın rûhu değildir o kadar belki rakîk.
Sonra, irfânı için söyleyecek söz bulamam,
Oğlanın bildiği, öğrendiği her şey sağlam.
Boynu dehşetli, evet, beni de lâkin zinde;
Kafa enseyle beraber gidiyor seyrinde.
Çölde ben hayli görüştüm bu sefer Âsım’la;
Hoca, te’mîn ederek söylerim îmanımla:
İğtinâm etmeye baktım çocuğun sohbetini;
Pek yakından tanıdım çünkü husûsiyetini.
Ne güreştirmediğim kaldı, ne koşturmadığım;
Ne de “her şeyde sıfırsın!” diye coşturmadığım
Çölün âsûde muhitinde geçen günlerimiz,
Bana gösterdi tamâmiyle ki; Oğlun eşsiz;
Bî tenahî safahâtıyla ayrı cihan
Bî-tenâhî safahatında da, lakin, insan...

Hiç unutmam, büyücek bir olmuşta nasib
Asker etmişti güreşlerle yarışlar tertip.
“Hadi Âsım!” dedik, “olmaz” dedi, biz dinlemedik;
Bularak bir de kalın, pırpıta benzer dizlik,
Yaralıymış demedik, üç kişi tuttuk soyduk,
Çıktı meydanda gezen hasmına bîçâre çocuk.
Neydi oğlandaki endâmın o âhengi fakat!
Belli her uzvu için ayrı çalışmış hilkat.
Ya kemikler ne salâbetli, ya etler ne katı:
Tepeden tırnağa, gûyâ dolamışlar halatı,
İki üç katlı büküp bir çınarın gövdesine.
Hele taşmış dökülürken o muazzam sîneye
Öyle bâriz adelâtın ebedi dalgaları,
Ki yorar ârızalar seyrine dalmış nazarı.
Çok geniş dersen omuzlar, boy o nisbette uzun,
O ne mevzun dır, sonra, ne sağlam o boyun!
Ufarak bir kapı sırtın kabaran eb’âdı,
Çırpışıp durmada nâçâr iki müdhiş kanadı.
Enseden ta bele sarkan o derin hat, o yarık,
Arzı umkumda nihan tûl-i mücerret artık!
Bel nisâbında, omuzlar gibi taşkın çatılar,
Adalî baldırının kutru hemen boynu kadar.
İki çam bölmesi kol, kim tutacak, kim bükecek?
O bileklerle o ellerse demirden daha pek.
Yaralar başkaca endâmına heybet veriyor,
Bir şehâmetli temâşâ ki vücud ürperiyor.
Vakıâ hasmıda gürbüz delikanlıydı ama,
Âsım’ın savleti kuvvet mi sora hiç adama?
Silkiyor dut gibi bîçâreyi sağdan, soldan.
Ne o ? Çapraz mı? Hemen gir ki senindir meydan.
Ay ! Herif sıyrılıyor, hem ne kolaylıkla , bakın!
Aman Âsım, bu güreş olmasın uydurma sakın?
Hele anlat şu işin neyse hakîkî rengi?
“Yenemezmiş onu: Bir kerre değilmiş dengi,
Bir de bîçâre adam pek mute’azzım şeymiş,
Kahrolurmuş kederinden tutarak yenseymiş,
Sonra, lâyık mı imiş yerlere sermek şimdi,
Böyle düşmanla bütün gün dövüşen bir yiğidi?
 

FERASETLİ

KF Ailesinden
Özel Üye
#2
Kahrolurmuş kederinden tutarak yenseymiş,
Sonra, lâyık mı imiş yerlere sermek şimdi,
Böyle düşmanla bütün gün dövüşen bir yiğidi?

çok güzel olmuşNereden buluyon bilmem böyle güzel şeyleri:):):):):):) allah razı olsn ölenlere allah rahmet etsin amin