Çağlara Işık Tutan

  • Konuyu başlatan ömr-ü diyar
  • Başlangıç tarihi
ömr-ü diyar

ömr-ü diyar

اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ
Yönetici
Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla birlik olarak hareket etmek, müminlerin zorlukları aşmalarında büyük önemi olan imani bir sırdır. Tarih boyunca yaşanan olaylara baktığımızda zorluklar karşısında hep bu şekilde başarı elde edildiğini görürüz. Başta alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz (sav) ve onunla birlikte olan müminler bu ahlakı doruğunda yaşamış, tesanütleri ve özverileriyle Kur’an ahlakının yayılmasına vesile olmuşlardır.

Yaşadıkları sapkın inançlarını terk etmeye çağırdıkları müşrikler tarafından sözlü ve fiili iftiraları, saldırıları sabır ve tevekkülle karşılamış, yalnızca Rabb’lerine güvenip dayanarak ve yalnızca O’nun hoşnutluğunu gözeterek mücadeleye devam etmişlerdir. Tehdit, baskı ve zorluklara rağmen, dini tebliği sürdürmüşlerdir.

Peygamberimiz (sav)’in, en zor koşullarda dahi dinin çıkarlarını önde tutması tüm inananlar için çok önemli bir örnektir. Açlık, yokluk, hastalık gibi imtihan zamanlarında, Müslümanlara karşı çok büyük düşkünlük göstermiş, üzerlerine şefkat ve merhamet kanatlarını germiştir. Sahabelerle birlikte özveriye dayanan birlik ve beraberlikleri sonucunda büyük bir güç elde etmiş, Allah’ın yardımıyla inkarcı ve müşriklere karşı büyük başarılar kazanmışlardır.

Kur’an ahlakını yeni tanıyan kişilerin eğitimi, zaman zaman büyük çaba gerektirmiş ancak Peygamberimiz (sav) onların cahilce davranışlarına hep en güzel şekilde, din ahlakıyla karşılık vermiştir. Kur’an onun örnek ahlakını, "Ve kuşkusuz, "Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21) ayetiyle haber verir.

İnsanların cehalet, art niyet, ön yargı, kötü ahlak ya da zalimlik nedeniyle sergiledikleri tavırlara karşı sabır göstermek, tüm bunlara yumuşak davranarak karşılık vermek üstün ahlak örneğidir. Bu güzel ahlakı yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu kazanabilmek için yaşayan samimi müminler, sabretmenin ve bağışlayıcı olmanın insan nefsine en zor geldiği olaylarda dahi nefislerini ezerler. Resulullah(sav) da etrafındaki kimselerin kötü davranışlarına karşı onları doğruya yönlendirme ve ıslah etme yolunu seçmiştir. Bu güzel ahlak Kur’an’da, "Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Al-i İmran Suresi, 159) ayetiyle bildirilir.


Peygamberimiz (sav), çok zorlu olaylarla imtihan olmuştur. Tebliğ yaptığı kavimdeki çok sayıda insan ona engel olmaya ve zorluk çıkarmaya çalışmışlardır. İki yüzlü davranan ve tuzak kurmaya çalışan, atalarının dininden vazgeçmeyen, nefislerine uygun başka bir Kur’an getirmesini söyleyen, Peygamberimiz (sav)’i tutuklamak, sürmek hatta öldürmek isteyen çok sayıda insan olmuştur.

Peygamber Efendimiz (sav) üç yıl kadar tebliğ faaliyetlerini gizli sürdürmüş, oldukça tedbirli davranmıştır. Üçüncü yıl ise Allah’ın buyruğuyla peygamberliğini ve İslamiyet’i açıkça ilan etmiştir.

Kureyşli müşrikler düşmanlıkla, tüm olanaklarını kullanarak bu kutlu insanı etkisiz hale getirmeye çalışmışlardır. Eziyet etmiş hatta suikaste kalkışmışlar ancak İslam’ın yayılmasını önleme çabalarında başarılı olamamışlardır. Peygamberimizin faaliyetlerini engelleyebilmek için başvurdukları baskı, zulüm, işkence ve tehdit yöntemleri yarar sağlamamış, Allah onlara geçit vermemiştir.

Allah’ın vahyi üzerine Hz. Muhammed (sav) ile müminlerin Medine’ye hicret edeceklerini öğrenen Mekkeli müşrikler, büyük bir güç elde edeceklerinden korkarak, hicreti de engellemeye çalışmışlardır. İşkence etmiş, "yol keserek" zorbalık yapmışlardır.

Hz. Muhammed (sav)’in Allah’ın koruması altında olduğundan gafil olan inkarcılar, pek çok defa deneyip başarısız oldukları halde, fiili saldırıdan vazgeçmemişlerdir. Kur’an, hazırlanan bir tuzağı, "Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır. (Enfal Suresi, 30) ayetiyle haber verir.

Ancak Resulullah, "Siz O’na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O’na yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak O’nu (Mekke’den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir." Böylece Allah O’na ’huzur ve güvenlik duygusunu’ indirmişti, O’nu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkar edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah’ın kelimesi, Yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 40) ayetinden de anlaşıldığı üzere, Allah’ın İlahi yardımıyla bu tuzaktan da korunmuştur.

"Allah’ım! Rahmetine muhtacım, halimi arzediyorum. (İhtiyacım ve fakrim sebebiyledir ki) ey işlere hükmedip yerine getiren, kalplerin ihtiyacını görüp şifâyâb (şifa veren) kılan Rabbim! Denizlerin aralarını ayırdığın gibi benimle cehennem azabının arasını da ayırmanı, helâke (yok olmaya) dâvetten, kabir azabından korumanı diliyorum." Hz. Muhammed (Tirmizi, Daavât 30)


Fuat Türker
 

Üst