Biraz gürültü olsun istedim..

  • Konuyu başlatan Münzevi
  • Başlangıç tarihi
Münzevi

Münzevi

KF Ailesinden
Özel Üye

Neleri dert ediniyorsunuz? Merak ediyorum sizleri, hanginizin öyle derdi var görünce derdini sevdiğim dediğim? Komsunuzun sessiz nidasından haberiniz varmı?(Hiç yemek getirmiyor(paylaşmıyorlar)),Komsunuz fark etmiş yemeğinizi paylaşmadığını ya siz?Komsunuz bu hadisten haberdar ;”Kul üç yemekten mesul değildir. Bunlar sahur, iftar ve dostları ile yediği yemektir.” komşunuz ahiretini düşünüyor ya siz?

Çevreye bakıyor musunuz hiç? Asrı Saadet aklınıza geliyor mu? O zamandan bu zamana değişen ne, onlar nerdeler biz nerdeyiz diye düşünüyormusunuz? Sevdiğiniz şeyleri paylaşıyormusunuz? Karşı sokaktaki Ayşe teyze içi daralmış ve Allah’ın kelamını acıp okumaya karar vermiş, sayfaları cevirirken bu ayetin kendisindeki eksikliği olmuş olacak ki gözüne iyi çarpmış ve olayın farkına; “Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir. (Aliİmran92)” ayeti kerimeden varmış. Neden olmasın demiş ve en sevdiği şeyleri paylaşmaya karar vermiş..Ayşe teyze ahiretini, yarın Allah cc huzurundaki yerini dert ediniyor ya siz? Sağınızda solunuzda Ayşe teyzeler mutlaka var öyle olmaya çalışın, onları görün..Sahabileri örnek alın, onlar bizden farklımı ? 1 noktada evet onlar Allah Rasulünü ve mucizelerini görmekle şereflendiler.Ondan başka farkımız da yok.. Bakın sahabiler Allah Rasulü’nü ne kadar seviyorlar ümmeti ne kadar dert ediniyorlar;

Rivayete göre, birgün Rasûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz yanlarında, Hazreti Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Fâtıma ve Âişe radıyallahu anhum, oldukları halde, otururlar iken, Rasûlü ekrem hazretleri şiddetle ağlamaya başladılar. Hazreti Ebubekir radıyallahu anh:
- Babam anam sana feda olsun ya Rasûlallah, niçin ağlıyorsun?
- Nasıl ağlamayayım ki, ümmetimin önünde uzun bir yol var. Boyunlarında da ağır yük… Çetin bir mesafede, büyük büyük günahlar taşırlarken… buyurdu.
Hazreti Ebu Bekir:
- Müsterih ol ya Rasûlallah! Yarın kıyametde ümmetinin günahlarının çokluğundan, işleri güçleşdiği zaman, ben onların, günahlarının yarısını alırım ki, günahları hafiflesin diye.
Bu âlicenablığından dolayı, Rasûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, Hazreti Ebu Bekir’i övdüler ve Hazreti Ömer’e dönüp:
- Ebubekir’i dinledin. Ümmetimin âsîleri hakkında sen ne yaparsın ya Ömer?
Hazreti Ömer:
- Ben Hazreti Ebu Bekir’in yaptığını yapmaya muktedir olamam. Fakat ben onların üçte bir günahlarını üzerime alırım, dedi.
Rasûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, O’nu da övdüler. Ve Hazreti Osman’a dönüp “Ümmetim hakkında ne yaparsın?” diye sordular.
Hazreti Osman:
- Ya Rasûlallah! Ben Ömer’in yaptığını yapamam, fakat ben, ümmetinizin dörtte bir yüklerini üzerime alırım, dedi. Rasûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, bundan da memmun olarak kendisini övdüler. Sonra Hazreti Ali’ye dönüb:
- Ya Ali! Sen ümmetim hakkında ne yaparsın? buyurdular.
Hazreti Ali:
- Kıyâmet gününde elimden geleni yapmağa çalışarak sıratın yanında durup, günahkârları cehenneme girmekten men ederim. Eğer iş çok güçleşir ise, onların yerine cehenneme ben girerim. Ve cehenneme girmiş olanları çıkarıb cennete gönderirim, dedi.
Rasûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Ali’yi övüb Hazreti Âişe’ye döndüler:
- Ya Âişe! Sen ümmetimin âsileri hakkında ne yaparsın? Sen ki ümmetimin anasısın ve anaya icab eder ki çocukları hakkında gayrete gelsin!
Hazreti Âişe:
- Hazreti Fâtıma’dan evvel konuşmaklığım yakışmaz.
Hazreti Fâtıma:
- Sen anasın, evlâdın anadan önce konuşması yaraşmaz.
Hazreti Âişe:
- Nasıl Fâtıma’dan evvel konuşurum ki, Rasûlü ekrem O’nun hakkında “Fâtımâ benden bir parçadır” demişlerdir.
Hazreti Fâtıma:
- Hakkında Hazreti Mustafa’nın; beni görmediğiniz zaman dininizin yarısını bu Hümeyra’dan alınız” dedikleri Hazreti Aişe’den evvel nasıl konuşurum.
Hazreti Âişe, Hazreti Fâtıma’ya
- Vallahi billahi senden evvel konuşmam, dedi.
Hazreti Fâtıma:
- Babacığım, senin ümmetinin hesabları görülürken, amellerin tartıldığı mizan yerinde, görüp ben hazır olunca:
Rasûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
- Ey babasının ruhu ve ey gözümün bebeği! Ne yaparsın?
Hazreti Fâtıma radıyallahu anha:
- Günahları sevablarından ağır geldiği zaman, Hazreti Hasan’ın zehirlenmiş gömleğini çıkarıb, sevab kefesine korum. Eğer kâfi gelmezse Hüseyin’in kanlı gömleğini korum. O da kâfi gelmez ise, başımın örtüsünü çıkarıb, saçlarımı hilal ederek, baş örtümü mizana korum ki sevabları ağırlaşsın diye, dedi.
Resûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Hazreti Âişe’ye dönerek:
- Sen ey Mü’minlerin anası, sen ümmetimin günahkârları hakkında ne yaparsın?
Hazreti Âişe radıyallahu anha:
- Öyle birgünde, ümmetin bana muhtaç olmaz. Ya Resûlallah, dedi.
Resûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
- Eğer muhtaç olurlar ise ne yaparsınız?
Hazreti Âişe:
- Size söyleyemem.
Rasûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
- Babana söyle.
- Söyleyemem.
- Ömer’e söyle.
- Söyleyemem.
- Osman’a söyle.
- Söyleyemem.
- Ali’ye söyle.
- Söyleyemem.
- Fatıma’ya söyle.
- Söyleyemem, dedi.
Resûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
- Ya kime söylersin?
Hazreti Âişe:
- Allah’a söylerim, dedi. Ve kalkdı odasına gitti. Başörtüsünü başından çekdi. Yüzüne, başına ve saçlarına toprak sürdü. Ve, İlahi mevlâye, dedi. Senden beni mü’minlerin anası yapıp, mü’minlerin şefkatini kalbime koymanı dilediğim zaman, beni onların anası yapdın. Ve onların muhabbetlerini kalbime koydun. Hiç bir ana evlâdının cehenneme girmesine razı olmaz. Ya evladlarımı benimle cennete gönder. Yoksa beni de onlarla beraber cehenneme gönder, dedi.
Ağladı…. ağladı… ağladı…
Bu sırada bütün kâinatta bir sayha duyuldu. Ve Cebrâil aleyhisselâm görünerek:
- Ya Resûlallah! Allah sana selâm söyledi. Âişe’ye söyle. Sen Peygamberimizin ailesi olduğun halde seni cehenneme göndermekliğimiz nasıl olur? Seni ateşe atmaklığımız asla caiz olmaz. Bunun gibi evlâdı anasından ayırmak da caiz değildir.
Ey Âişe! Kalbini ferah tut! Yarın kıyâmet gününde bütün evlâdlarını cennete göndeririz. Ve Mülk tahtına oturturuz ve başlarına taç kor, onlara temiz içecek veririz, dedi.
“Rabları onlara, tertemiz içecek içirir.” (İnsan, 21)
“Allahümme’r-zuknâ ve yessir lenâ” Âmin. (Ebu Bekir radıyallahu anh’ın menakıbından; Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu.)
Ne olursa olsun ama dertsiz insan olmasın dostlar ;) Allah’a emanet olun.

Kaynak:vdsgn.wordpress.com
 

Similar threads


Üst