Bir cuma hikayesi

enes61

KF Ailesinden
Özel Üye
#1
Uzun süre görüşemeyen iki arkadaş bir cuma günü şehrin parkında karşılşarlar. Hasret giderirler. O sırada cuma salâsı okunur. Ehli namaz olanı ötekini cuma namazına davet eder. Arkadaşı bir sürü bahane uyduru ama başarılı olamazikna olur ve beraberce camiye giderler. İmam efendi vaaz vermektedir.
. . . Ey benim kalbim temiz sen benim kalbime bak diyerek göğsünü yumruklayan adam kalbin temiz de sana ait olmayan malları gasbetmeye bedelini ödemeden kullanmaya hatta hortumlamaya utanmıyor musun?
Daha önce namaz kılmayan arkadaş sanki kendine hitap edilmiş gibi irkilir.Gerçekten kendisi de kalbinin temiz olduğuna güvenerek ibadete ihtiyaç duymamaktadır. Ama hoca efendi gasptan hortumlamaktan bahsetmektedir.

- Her tenefüs ettiğin hava kana kana içtiğin her damla su ışığından ve ısısından faydalandığın güneş damla damla inen rahmet ekip biçtiğin toprak senin kendi malın mı ki bunları kullanırken sahibini hiç düşünmüyorsun? Bunaların da bir bedeli olduğunu bilmiyor musun?
Adam bunların bedeli ne ola ki derken imam efendi devam eder;

- Bu nimetlerin bedeli üç şeydir: biri zikir biri fikir biri şükürdür. Başta bismillah zikirdir ortada bu nimetleri sana vereni düşünmek fikirdir sonunda da elhamdülillah demek bir şükürdür.

Adamın kafası DANK eder. Şimdiye kadar ne havaya ne suya ne de diğer nimetler bu gözle bakmamıştır.

Bunları düşününce gerçekten yıllarca Cenab- Hakkın nimetlerini bedelsiz kullandığını gasp ettiğini ve hortumladığını kabul ederek pişmanlık içinde secdeye kapanmıştır