Akne (Sivilce) ve Tedavisi

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#1
AKNE (SİVİLCE) VE TEDAVİSİ


Belirtiler

Akne Nedir?

Genel olarak 'sivilce' adıyla bildiğimiz akne en sık rastlanan cilt problemidir. Her 100 yetişkinin 85'inin hayatının bir döneminde geçip gider, 15'inde ise tedavisi güç bir hal alır.
Akne derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır, normalde bu bezlerin salgıladığı yağın deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak ergenlik döneminde yağ bezi daha fazla yağ salgılar, bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal yoğunlaşmış bir yağ kütlesi nedeniyle tıkanır. Aknenin temel nedeni bu tıkanmadır.



Aknenin Gelişimi

Bu tıkaç doğal bir boya nedeniyle (kirden değil!) siyahlaşır ve cildimizde zaman zaman gördüğümüz ve sıkmaya çalıştığımız siyah noktalar oluşur. Ancak tek neden bu değildir.
Derimizde ne kadar temizlesek de birçok bakteri bulunur. Bu bakteriler yağ bezlerinin tıkalı olan kanallarından içeri girerek hem varlıklarıyla hem de ortaya çıkardıkları birtakım kimyasal maddeler nedeniyle tıkanmış olan yağ bezinde iltihaba (enflamasyon) yol açarlar.



Akne Kimde ve Neden Oluşur?

12-17 yaş grubundaki hemen hemen herkes, ırktan ve etnik özelliklerden bağımsız olarak akne problemi yaşayabilir. Bu kişilerin çoğu basit tedavilerle akne probleminden kurtulabilirken, daha ciddi durumdakiler uzun süreli tedavi görmelidirler. Ergenlik dönemindeki gençlerin neredeyse %40’ı akne sorunları için bir dermatolog yardımına ihtiyaç duyacak kadar ciddi sorunlar yaşamaktadır.
Pek çok kişide akne sorunu 10-13 yaşları arasında ortaya çıkar. Genelde 5-10 yıl sürer ve 20’li yaşların başlarında geçer. Buna rağmen aknenin 20’li ve 30’lu yaşlarda da devam ettiği, hatta ergenlik döneminde akne sorunu yaşamayan kişilerde yetişkinlikte akne problemi yaşandığı da görülmektedir.
Akne lezyonları en çok yüzde oluşur ama aynı zamanda boyun, çene, sırt, omuz, kafa derisi, kollar ve bacakların üst kısmında da görülebilir.
Ergenlik döneminde görülen aknelerin sebebi, kişilerin çocukluktan gençliğe geçiş döneminde yaşadıkları değişikliklerdir. Fiziksel olgunluğu sağlayan hormonlar, yağ bezlerinin daha çok sebum üretmesine neden olurlar.
Yağ bezleri üzerinde en çok etkili olan hormon androjen hormonudur. Erkeklik hormonu olan androjen, kadınlarda da bir miktar bulunur.
Yağ bezleri, içinden bir kılın büyüdüğü kıl foliküllerinde bulunurlar. Ergenlik döneminde folikülün etrafında bulunan hücreler daha sık dökülürler. Akneli kişilerde, akneli olmayan kişilere göre hücreler daha çok dökülür ve birbirine yapışır. Dökülen hücreler sebumla karışıp birbirine yapıştığında, folikülün ağzını tıkamaktadır. Bu esnada yağ bezleri sebum üretmeye devam etmekte ve foliküller sebumla dolmaktadır.
Buna ek olarak, ciltte yaşayan bir bakteri olan P.acnes, kapalı kıl foliküllerinde, daha kolay ve hızlı bir şekilde çoğalmaya başlar. Bu bakteri ciltte inflamasyona neden olan tahrişler yaratır; bazen folikülün duvarı patlayarak enfeksiyon cilde yayılır. Akne lezyonlarının siyah nokta lardan, sivilcelere, onların da nodüllere dönüşmesi işte bu şeklide olmaktadır.



Aknenin Dört Temel Nedeni

Akne, kıl-yağ bezleri biriminin hastalığıdır.
Yağ bezleri isimlerini ürettikleri yağlı bir madde olan sebum’dan alırlar. Normal şartlar altında sebum, kıl folikülü boyunca ilerler ve cilt yüzeyine çıkar. Akne oluştuğu zaman sebum folikülün içinde kalır ve dışarı çıkamaz. Akneler yağ bezlerinin daha yoğun olarak bulunduğu yüz, boyun, sırt, kolların üstü ve omuzlar gibi bölgelerde daha çok oluşur. Siyah nokta şeklindeki akne lezyonlarına komedon adı verilirken, kırmızı, şişmiş ve irinli lezyonlara papül, nodül ve püstül denilmektedir.
Komedonların oluşmasını sağlayan dört temel etken vardır:



* Hormonlar (androjenler)
* Artan sebum üretimi
* Folikülün içindeki değişiklikler
* Bakteriler



Hormonlar (androjenler):

Akneler genelde, vücut androjen hormonunu daha fazla üretmeye başladığı zaman oluşur. Androjen üretimi 11-14 yaşları arasında en üst seviyeye ulaştığında akneler de artmaktadır. Genç kadınlarda menstrüel döngü nedeniyle değişen hormon seviyeleri aknelerde alevlenmelere neden olmaktadır. Bu değişiklikler yağ bezlerinin androjenlere olan hassasiyetini de etkilemektedir.
Artan sebum üretimi:
Yağ bezleri androjenler tarafından uyarıldıktan sonra daha fazla sebum üretmeye başlarlar. Yağlı sebum, folikülün içinde birikir ve yukarıya doğru hareket eder. Yukarı doğru hareket ederken, normal cilt bakterileri ve ölü cilt hücreleriyle birleşir. Sebum üretimi arttıkça, kıl folikülünün tıkanma ve komedonlara neden olma ihtimali de artmaktadır.
Folikülün içindeki değişiklikler:
Androjen üretimi arttıkça ve yağ bezleri genişledikçe, kıl folikülünün cildin altına doğru uzanan yapısı da değişime uğramaktadır. Normalde ölü hücreler kademeli olarak dökülürler ve cilt yüzeyinden uzaklaşırlar. Ergenlik döneminde hücreler daha sık dökülürler ve birleşip yapışmaya daha müsaittirler, sebumla temas ettiklerinde folikülü tıkayabilirler. Bu durumda sebum ve ölü hücreler folikülde bir tıkaç oluştururlar.
Bakteri
Kapalı folikül, bakterilerin üremesi için uygun bir ortamdır. Özellikle bu ortamda yaşayan bakteri P. acnes bakterisidir. Bu bakteri, sebumla beslenir ve aknesi olsun olmasın herkesin cildinde bulunur. Yağ bezi tıkandığında ve içi sebumla dolduğunda P.acnes bakterisi çok daha çabuk çoğalır. Bakterinin ürettiği kimyasallar folikül içinde ve cilt yüzeyinde inflamasyona neden olur.
Tüm bilgileri birleştirirsek...
Tıkalı foliküller iki çeşit akne oluşumuna neden olabilirler:
(1) komedon, ya da enfeksiyonsuz siyah noktalar, ya da
(2) papül, püstül ve nodül adı verilen enfeksiyonlu lezyonlar




Cilt, vücudu dışarıya karşı koruyan bir bariyerdir. Aynı zamanda vücut ısısını ve su dengesini korur, çeşitli zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımını gerçekleştirir. Kabaca üç tabakadan oluşur. En altta destek dokusu olan kollajenden, kan damarları ve salgı bezlerinden zengin dermis tabakası yer alır.
Ortada stratum bazale adı verilen sürekli yeni hücrelerin yapıldığı tabaka vardır ki bu hücreler yavaş yavaş cildin üst tabakalarına doğru yolculuk ederler ve yaklaşık 14. günde artık canlılıklarını kaybetmeye başlayarak en üstte birikerek stratum korneumu (boynuzsu tabaka) oluştururlar. Normal bir cildin sağlığını ve güzelliğini sürdürebilmesi için en üstteki ölü hücrelerin sürekli dökülüp yenilenmeleri gerekir. Ancak günümüzde beslenme alışkanlıkları, yeterince su ve taze sebze tüketilmemesi, sigara dumanı, yetersiz egzersiz ve stres gibi etkenlerin de katkısıyla bu ölü hücreler beklenen hızda dökülemez ve tabakalar halinde birikerek cildin üzerini örter, cansız, sağlıksız, mat bir görüntü oluştururlar. Sonrasında siyah noktalar ve komedonlar gelişir. Akneye eğilimli ciltlerde ise bunları sivilceler izler. Güneş ve yaşlanma da orta tabakada hücre yenilenmesini yavaşlatarak ve destek dokusu olan kollajende azalmaya neden olarak cilt sağlığını olumsuz etkilerler.



Genetik Faktörler

Akne genetik özellikler de içeren bir olgudur. Aslında herkes belli bir dereceye kadar akne sorunu yaşayabilir, ama bazı kişilerin kimi akne türlerine genetik bir yatkınlıkları vardır. Eğer anne veya baba ergenlikte ya da hayatının herhangi bir döneminde akne problemi yaşamışsa çocuklarında akne görülme ihtimali daha yüksektir.
Akne tedavisi konusunda özellikle son 15-20 yıl içinde yaşanan gelişmeler sayesinde artık tedavi edilemeyen akne türü kalmamıştır. Eğer böyle bir risk altındaysanız yapmanız gereken onu bir dermatoloğa götürmek ve tedavisini takip etmek olmalıdır.



Kısa Kısa

* Akne lezyonları daha çok yüzde görülür, ama aynı zamanda boyun, omuz, göğüs, kafa derisi, kalça, kol ve bacaklarda da görülebilir.
* Akne oluştuktan sonra yüzeyde kalan kırmızı leke, bazen ciltte 4-6 ay boyunca görülebilir. Sıcakta ya da egzersiz sonrasında bu iz daha da belirgin bir hale gelebilir.
* Akne tedavisi haftalar ya da aylar sürebilir.
* Sadece bölgesel tedavi işe yaramaz. Yüzün ve aknelerin yayıldığı bölgenin tümü düzenli olarak tedavi edilmelidir. Böylece yeni aknelerin oluşması önlenebilir.
* Akne geçici bir problem değildir. Ancak tedavi edilebilir bir durumdur. Ne kadar kısa süre içinde tedaviye başlarsanız, o kadar kısa zamanda iyileşme başlar.
* Akneler bir gecede iyileşmez, cildin tamamen düzelmesi için zaman gerekmektedir.
* Akne hemen her zaman kozmetik bir hastalıktır. Genel fiziksel sağlığa zarar veren bir durum değildir.
* Akneler ciltte kalıcı izler bırakabilir ve bu da kişinin ruhsal durumunu olumsuz etkileyebilir. Akne hastalarının mutlaka bir dermatolog gözetiminde tedavi olmaları gerekmektedir.
* Bugün geliştirilen pek çok ürün ve ilaç sayesinde çocuğunuzun uzun süreli akne problemi yaşamasına ve kalıcı izlere sahip olmasına gerek yoktur.
* Akneleri sıkmak kalıcı izlere ve lekelere neden olur.
* Erkekler uzun süreli ve daha çok sayıda akne oluşmasına eğilimlidirler.
* Yapısal özellikler ve hormonal değişiklikler aknenin en önemli nedenleridir.



Akne Tedavisi Niçin Gereklidir?

Akne tedavisinin en önemli amaçlarından birisi, iyileşmekte olan kist ve nodüllerin cildinizde iz bırakmasını önlemektir. Çünkü izler ortaya çıktıktan sonra cildi pürüzsüz bir hale getirmek oldukça zordur.
İkinci önemli amaç akneli olarak geçirdiğiniz süreyi (bu süre bazı olgularda 10 yıldan çok daha uzun olabilir) kısaltmaktır.
Üçüncü önemli amaç ise aknenin neden olduğu hoş olmayan görüntüden dolayı oluşabilecek sıkıntıyı ve olası psikolojik sorunları ortadan kaldırmaktır.



Akne nasıl tedavi edilir?

Akne, ister hafif ister ciddi olsun dermatoloğunuzun yardımıyla kontrollü ve güvenli biçimde tedavi edilebilir. Ancak farklı türde ve farklı ciddiyet derecesindeki akneler için değişik tedavi seçenekleri vardır.
Dermatoloğunuzun önerilerine uymanız ve tedaviyi bilinçli bir şekilde ve aksatmadan sürdürmeniz gerekmektedir.



İlaç Tedavisi

Reçeteli ilaçlar mutlaka bir dermatolog tarafından yazılmalıdır. Unutmayın ki; en etkili tedavi bile aylar boyunca sürebilir. Akneden şikayetçi olanların %92’si tedavi başladıktan sonra altı ay içinde %80 iyileşme kaydederler. Tedavi, tekrarlanan kürler nedeniyle uzayabilir. Bu konuda sabırlı olmanız gerekmektedir.


1) Deriye yüzeysel olarak uygulanan (topikal) tedavi alternatifleri:

Ergenlik döneminde görülen akneler (fizyolojik akne) genellikle topikal tedaviye iyi yanıt verirler. Ancak topikal tedavinin yanıt vermediği durumlarda ağızdan ilaç tedavisi gerekli olacaktır.

* Benzol Peroksit (Benzoyl Peroxide): Benzol peroksit akneye neden olan P.Acnes bakterisini yok etmek için kullanılır. Sonuç vermesi iki hafta kadar zaman alır ve uzun süre düzenli olarak kullanılması gerekmektedir. Yağ üretimini durdurmadığı için kullanıma ara verildiği takdirde akneler tekrarlar. Pek çok losyonda, kremde ve jelde bulunmaktadır. Daha hafif akne vakalarında kullanılması tavsiye edilir.
* Salicylic Acid (Salisilik Asit): Salisilik Asit ciltteki hücrelerin anormal olarak kuruyup dökülmesine iyi gelmektedir. Yağ üretimine ya da P.Acnes'ye doğrudan bir etkisi yoktur. Tıpkı benzol peroksit gibi uzun süreli ve düzenli olarak kullanımı gerekmektedir. Kullanımı bıraktıktan sonra akneler yine belirgin hale gelecektir. Piyasadaki pek çok losyon ve kremin içeriğinde bulunmaktadır.
* Topikal antibiyotikler: P. acnes'in üremesini durdurarak veya yavaşlatarak enfeksiyonu engellemeye çalışır.


Temizleyiciler

Piyasada akneye iyi geldiği söylenen pek çok sabun ve temizleyici ürün bulabilirsiniz. Bu ürünlerden çoğu aslında gereksizdir ve cilde ciddi zararlar verebilir.



Akne İzleri

* Aknede iz oluşumu, sanıldığının aksine asıl olarak derin kistlerin ve şiddetli enfeksiyonların olduğu vakalarda saptanmaktadır.
* Aknelerin kızlarda ve erkeklerde iz bırakma riski eşittir.
* Aknede oluşabilecek izin derecesini önceden saptamak mümkün olmamasına rağmen, erken ve etkili tedavinin iz oluşumunu önlediği bilinmektedir.
* Akne izleri, şiddetli aknede vücudun tüm bölümlerinde olabilirse de, göğüs ve sırtta daha belirgindir.
* Akneler sıkılmadığı takdirde iz oluşturma ihtimali, büyük ölçüde düşer.




Akne ile İlgili Yanlış Bilinenler

Akneler cildin yeterince temizlenmemesi yüzünden oluşur. (YANLIŞ)

Akne esas olarak kir ya da yüzey yağları nedeniyle oluşmaz. Her ne kadar fazla yağlar, ölü hücreler ve gün içinde biriken kirler cildi bakımsız gösterse de bunları elle ovalayarak temizlememelidir. Cildi temiz tutmanın kesinlikle birtakım yararları vardır ama aşırı yıkama vücudun daha fazla yağ üretmesine ve aknenin daha kötü olmasına neden olur. Bir miktar sebum, derinin çok fazla kurumasını önlemek için gereklidir; dolayısıyla aşırı yıkama yarardan çok zarar getirebilir.



Çocuğumun cildini nasıl temizlemeliyiz?

* Eğer çocuğunuzun aknesi varsa yüzünü cilde zarar vermeyen temizleyicilerle düzenli olarak temizlemeniz gerekmektedir. Yüzüne dokunmadan önce mutlaka ellerini yıkamasını sağlayın.
* Yüzünü dairesel hareketlerle yavaşça yıkasın. Sakın sert hareketlerle fırçalamasın, bu sadece cildin tahriş olmasına ve aknelerin alevlenmesine sebep olacaktır.
* Yüzünü günde iki defa ılık su ve beyaz, kokusuz, pH: 5.5 olan bir sabunla yıkasın. Yumuşak, temiz ve kuru bir havluyla kurulasın.
* Yağlı temizleyicileri, fondötenleri, içerdiği maddeleri tam olarak bilmediğiniz güneş koruma kremlerini ve ilaç içeren ürünleri kullanmasını engelleyin.
* Akneler kirden oluşmaz. Aslında yağlı ciltli insanlar diğer insanlara göre daha temiz bir cilde sahiptirler; çünkü ciltlerini daha sık temizlerler. Ama aşırı yıkama akneleri daha kötüleştirir, cildi kurutur, kızartır ve yara oluşumuna yol açabilir.


Yüzüne çok sık dokunmasını önlemeye çalışın. Yüzüne her dokunduğunda akneye neden olan yağları ve bakterileri yaydığını ona anlatın.



Yağlı gıdalar akneye neden olur. (YANLIŞ)
Artık günümüzde akneli kişilerde balıkyağı, çikolata, patlamış mısır, süt ve yağlı yiyecekleri kısıtlama eğilimi ortadan kalkmıştır. Çünkü bilimsel araştırmalar aknenin beslenme ile bir ilişkisi olmadığını göstermektedir.

Stres akneyi etkilemez. (YANLIŞ)
Stres doğrudan doğruya akneye neden olmaz ama durumunu ağırlaştırabilir. Akneye yatkın insanlarda, stresli durumlarda artan hormon üretimi sonucunda aknelerde alevlenmeler meydana gelebilir.

Güneşlenmek akneleri iyileştirir. (YANLIŞ)
Bronzlaşmış ciltte leke ve izler daha az görülür. Çok düşük dozda güneşin aknelere iyi geldiği iddia edilmektedir. Ancak doz ve süre uzadıkça ne yazık ki sivilceler daha da artabilir. Çünkü güneşe bağlı terlemenin artması yine gözenekleri tıkayan bir başka faktör yaratacaktır. Ayrıca uzun süre güneşe maruz kalmak, cildin kalınlaşmasına, kurumasına ve gözeneklerin sert bir tıkaçla tıkanmasına yol açmaktadır. Öte yandan ultraviyolenin genel olarak cilt sağlığına yönelik zararları giderek daha da çok fark edilmektedir.
Dermatologların pek çoğu akne lezyonlarının yaz tatilleri sonrasında arttığını gözlemlemiştir. Güneşten korunmanın en kolay ve etkili yolu ise ince bir “t-shirt” giymek ve şapka takmaktır. Eğer siz ve çocuğunuz güneşe maruz kalacaksanız 15 ya da daha yüksek koruma faktörlü bir koruyucu krem kullanmayı unutmayın. Yağsız ve komedon oluşturmayan bir koruyucu kullanmanız çok daha iyi olacaktır.


Akneyi kendi haline bırakın. (YANLIŞ)
Akne tedavi edilebilir bir hastalıktır. Günümüzde geliştirilen yeni tedavi yöntemleri ve ilaçlar sayesinde hiç kimsenin aknelerle yaşamasına gerek yoktur.


KAYNAK