Dil Hakimiyeti Ve Kelimelerin Gücü

  • Konbuyu başlatan AhDe_VeFaLi
  • Başlangıç tarihi
A

AhDe_VeFaLi

Guest
#1
Dil Hakimiyeti Ve Kelimelerin Gücü
Ahmet Asar



Hiç şüphe yok ki, sözde sihirleyen müessir olan bir kuvvet vardır.” (Buhari, Nikah,47 VI/137)

Dil hakimiyeti, kullanmasını bilen için mükemmel bir servettir. Muhataplarını uzun uzun düşünmeye mecbur eden, ağlatan, tekrar be tekrar dinleten, düşüncelerini değiştiren, onların gönüllerinde, vicdanlarında taht kuran veya nefret uyandıran dildir. Rabbimiz; “Onlara, içlerine işleyecek, ruhlarına tesir edecek şekilde beliğ söz söyle.” (Nisa, 63) buyurarak tesirli sözün söylenme şeklini de belirtmektedir.

Otuz üç yıldan fazla Harvard Üniversitesinin rektörlüğünü yapan Dr. Charles Elliot diyor ki; “Her insanın eğitim ve öğreniminde kazanması gereken bir husus, ana dilini dos- doğru kullanmak ve onu güzel konuşmaktır.” Evet bu hedefi gerçekleştirmenin yolu, güzel yazılar okumak, ezberlemek ve onları tekrarlamaktır. Okunanlar ve konuşulanlar hele bir de samimiyet yüklü ise, uhrevi esintileri kucak kucak size sunuyorsa, ebedi hayatı kazandırmaya ma’tuf ise kazanacağı değer birden bine çıkar.

İnsanlarla temaslarımızda ne dediğimiz ve nasıl söylediğimiz çok önemlidir. İnsanların çoğu bizi söyleyiş tarzımızla yargılar. İnsanın ana diline hakimiyeti bir meziyettir.

Dilin zenginliği, edebiyat üstadlarının eserlerini tahlil etmekle ve geniş bir çevreye sahip olmakla gerçekleşebilir.

Dil hakimiyetine sahip olmayanların okuduklarını anlamadıkları, daha kötüsü ters anladıkları ve ters anlaşıldıkları; okullardaki dehşet verici başarısızlığın bilhassa dil yetersizliğinden kaynaklandığı bir çok araştırmayla tesbit edilmiştir.

Kelimesiz düşünmek imkansız olduğu ve kelime bilgisi düşünce ve zekayı geliştirdiğinden dolayı medeni dünya, kelimelerdeki bu muazzam kuvveti geniş ölçüde tecrübeye girişmiştir.

Amerikan liselerinden birinde iki sınıf üzerinde bir tecrübe yapılıyor. Bu iki sınıfa devam eden talebelerin yaşları ve muhitleri birbirinin tıpatıp aynı. Sınıflardan biri, o okulda öğretilen normal dersleri alıyor. Öteki sınıf, ilave olarak kelime öğretimi yapan hususi bir kurs görüyor. Muayyen devrenin sonunda bahsettiğimiz ikinci sınıfın yalnız İngilizce dersinde değil matematik ve fen dersleri dahil, bütün derslerde öteki sınıf öğrencilerinden daha yüksek notlar aldığı görülüyor.

Chicago ‘daki Illinois Üniversitesi İngilizce profesörlerinden Dr. William D. Templeman da bu üniversitede yapılan hayret verici bir keşiften bahsediyor.

Üniversitedeki bütün birinci sınıf talebeleri çeşitli kabiliyet ve zeka testlerine tabi tutuluyorlar. Bunlardan bir tanesi de 29 kelimelik bir vokabüler* testidir. Bir yıl sonra üniversite idaresi, bu testlerden herhangi birini, talebelerin istikbaldeki ders durumları hakkında bir fikir verip vermediğini anlamak istiyor. Hayret edilecek kadar kısa olan 29 kelimelik vokabüler testinin talebelerin bütün derslerindeki yıllık not ortalamalarını önceden en iyi haber veren bir ölçü olduğu meydana çıkıyor. Bu neticeye bakarak Dr. Templeman şöyle diyor:

“Analar, babalar, hocalar, mektep müdürleri, çocuğunuzun üniversitede başarılı olmasını istiyorsanız, kelime bilgilerine dikkat ediniz.”

Stevens Teknoloji Enstitüsü araştırmacılarından Prof. Dr. Johnson O’connor, işletmecilik sahasında idare amiri olmak üzere ders gören 100 gence vokabüler testi yapıyor. Beş yıl sonra yapılan kontrolde test puanlan yukarı olan % 10’a dahil gençlerin hepsinin -istisnasız- idare amirliklerine yükseldiğini, belli bir puanı aşamayan % 25 ‘e dahil gençlerden ise bir tanesinin dahi idare amiri olamadığını gösteriyor.

Asırlarca önce mümtaz bir şahsiyet; “Söz vardır ki, sihir gibi hüküm icra eder, etrafı büyüler. Söz de vardır ihtiva ettiği parlaklığıyla karanlıkları aydınlatır, yüreklere kuvvet verir” diyerek, insan üzerinde lisanın ve ifade tarzının müthiş tesirini anlatır. Halk tasavvuf şairi Yunus Emre’de aynı mevzuda:

“Söz ola kese savaşı

Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Yağ ile bal ede bir söz”

dörtlüğü ile sözün gücünü vurgular.

Gerçi insanın ağzından çıkan bir sözün fizik kuvveti bir beygir kuvvetinin milyonda birinin binde biri olarak hesap edilmiştir. Ama bazen bir sözün içtimai kuvveti, yeri yerinden oynatabilecek mahiyettedir.

Maksim Gorki, fırıncı çıraklığı yıllarında, Tolstoy’un bir hikayesini okurken öylesine kendinden geçer ki, acaba kağıdın içinde büyülü bir şey mi var diye havaya kaldırır bakar. Tabii beyaz sayfa üzerin siyah harflerden başka bir şey göremez. Evet, o saf fırıncı çırağını ve bütün okuyucuları büyüleyen şey, o sözlerin sihirli tesiridir.

Bu gün kapitalist sistemle ayakta durmaya çalışan ülkelerde, lisanın sihriyle reklam sektörü çok canlanmış ve rek1am sahiplerine servetler kazandırmıştır. Bazen yerinde kullanılmış tek bir söz bir firmaya milyonlar kazandırabiliyor.

Ünlü düşünür Hoffman lisan hakimiyetinin hitabete verdiği kuvvet hakkında şöyle diyor: “İyi hatipler, herkesten fazla okuyanlardır ve onlar bu sayede,farkına bile varmadan kendilerini ifadeye yarayan birçok fikirleri ve kelimeleri benimserler ve büyük yazarların zevki ve üslubu, bunları etkiler.”

Bir devre ismini veren ve kullandığı dille yeni bir çığır açan W. Shakespeare yirmi bin kelime kullanmıştır. Onun bu üstünlüğü kullandığı dile hakimiyeti ve çeşitliliğinden gelmektedir. Bilinmektedir ki, kelimeler fikir paletinin renkleridir. Kelimelerin bolluğu fikir zenginliğini netice verir.

Büyük şahsiyetler diye anılan zatların ne kadar geniş kelime hazinesine sahip oldukları inkar edilemeyecek bir hakikattir. Dile hakimiyetleri de bu zengin hazineye sahip olmalarındandır. Bu, onları söz ustası yapar. Lisan hakimiyetine sahip olan bu şahsiyetler büyük bir tesir gücüne de sahiptirler.

Allah kelamı Kur’an-ı Kerim, her şeyden önce bir belagat mucizesidir. Onun böyle olması, ahir zamanda ilmin yanı sıra dilin kazanacağı değere bir işarettir. Öyle ki, bir kelime birkaç top güllesinden daha fazla tesise sahip olacaktır- Kur’an-ı Kerim’in asrımızdaki tefsiri, hatta ‘tenzil” mahiyetindeki Nur Risaleleri’nin nasıl bir dil şaheseri olduğu da ortadadır. Kur’an, hadisler ve şahsiyetler Risaleler eşsiz dil kaynakları olarak her ‘susuz’u kandıracak özelliktedirler. Bunları çok okumakla kazanılacak dil zenginliğinin lisana kazandıracağı izaha muhtaç olmayan apaçık bir hakikattir. Kur’an’dan kaynaklanan dil üstadlarımız; Sekkaki, Zemahşeri, Beyzavi, Fahreddin Razı ve Fuzuli’den N. Fazıl’a şairlerimiz ve Bediüzzaman’a kadar söz ve belagat dahilerimiz batıda emsallerini fersah fersah geride bırakmış yıldızlar olarak semamızı süslemektedirler.