Kutlu Doğum Haftası için Tiyatro

  • Konuyu başlatan sultan_mehmet
  • Başlangıç tarihi
sultan_mehmet

sultan_mehmet

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Yönetici
Forum Administrator
Kutlu Doğum Haftası için Tiyatro skeç piyes örnekleri yazımızda sunulmaktadır. 3 adet farklı olarak:

KARAKTER: Ağzında çiklet ve yırtık pırtık üstüye 2 tane kız ağızlarını yayarak konuşurlar

KARAKTER: Üzerinde Spor Takımı Ve Şortuyla Bir Delikanlı

KARAKTER: Gözlü Ve Elinde Kucak Dolusu Test Kitaplarıyla Derskolik

KARAKTER: Spiker elinde mikrofon

KARAKTER: Kameraman elinde kamera

KARAKTER: Elinde bastonuyla bir ihtiyar

KARAKTER: Elinde dergisi takım elbiseli iş adamı

Sahneye önce spiker ve kameraman girerler ve sessizce aralarında konuşurlar. Arkalarından iki kız sahneye salına salına gelirler. Spiker kameramana işaret ederek


SPİKER: Evet sayın seyirciler şimdi bu iki kardeşimize soruyoruz. (kızlara dönerek) Arkadaşlar Kutlu doğum haftası ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyim?

1.KIZ: (Arkadan soruyu duymadığını her haliyle belli ederek arkadaşının omzunun üstünden bağırır)Yihuuuu benim favorim Arman (öpücükler atar)

2.KIZ: (dönerek arkadaşına) Ay filoş hangi artiz kaç takla atar yarışması diiil bu. Başka bi şiiii soruyoooo

SPİKER: Kutlu doğum arkadaşlar. Kutlu doğum haftası ile ilgili düşüncelerinizi almak istiyorum.

2 KIZ: Doğum falan erken yaniii. Anlıyomusun. Daha böyle hayatı kanıksamak falan yaniii.

1. KIZ: Armağan öpüyorum seni. Doğum günün happy olsun. Favorimsin okey.

(Spiker sorduklarının anlaşılmasını hayretle izler Kekeleyerek)

SPİKER: Kutlu doğum dedim ben

2.KIZ: Ayy bak hala doğmak falan. Relax ol yani. Michelin remixi gibi falan ben sana life diyorum hayat biraz power yani anladın mı ok (okey)

1.KIZ: Erman?ın remixi çıkmış daha Konya?ya gelmemiş. Ben burdan bu işte kimin parmağı varsa kınıyorum. Ayy yok böle bi şiii Hayret bişi yaaa

SPİKER: Arkadaşlar biz sohbeti bir türlü Kutlu doğuma getiremedik.

1. KIZ: Ayy ne banalsin sen Kız bu sapık falan yani. Uçmuş yaniii ille doğum falan yani

2. KIZ: Yürü gidelim Aysoş tribulance yani

1.KIZ: Herıld falan yani ba bay tatlı çocuk, bize daral falan yani uçuyoruz biz.( sahneden çıkarlar bu arada )

SPİKER: (kendi kendine) Uçun uçun. Uçurtma falan yani (kameramana döner) Şu işe bak Remzi bizi de kendilerine benzettiler 2 dakikada (Bu arada üstü eşofmanlı çocuk gelir.)

SPİKER: Evet seyircilerimiz şimdi de bu sportmen arkadaşımıza soralım bakalım Kardeşim bir saniye

ÇOCUK: Buyrun

SPİKER: Kutlu doğum haftasıyla ilgili neler düşünüyorsunuz acaba

ÇOCUK: Şimdi abicim bu hafta Kutlu bi doğu seferimiz var. Dış saha tabi zor. Ama 3 puanla dönmemiz lazım

SPİKER: Hayda bu da ligle karıştırdı.

ÇOCUK: Evet abi aynen dediğiniz gibi lig karıştı şimdi.

SPİKER: Karışan sensin kardeş

ÇOCUK: Evet abi aynen karşı çıkan benim. Bence 4?lü forvet bu takımı açmaz.

SPİKER: Kardeş biz kutlu doğum dedik sen forvet dedin

ÇOCUK: Sende haklısın abi tek sorun forvet değil. Defansın da zaafları var

SPİKER: Anladım kardeş sen bi koşu şurdan bi fixtür getir daha detaylı konuşuruz hadi sen bi depara kalk bakim

SPİKER: Tövbe töre kendi sahasında hükmen basacaksın sopayı. Şu işe bak Remzi biz de ona uyduk iyi mi? (Bu arada elinde kitapları olan bir inek öğrenci) yaklaşır

SPİKER: Evet sevgili izleyenlerimiz şimdi de bu genç arkadaşıma soruyorum.

ÖĞRENCİ: Yorumlu sorulara cevap veremem. Ben sayısaldan giriyorum.

SPİKER: Nasıl sayı

ÖĞRENCİ: Asal sayılar kendilerinde başka bir sayıya bölünmeyen sayılardır.

SPİKER: Ne diyorsun kardeşim bu ne sayısı ki

ÖĞRENCİ: Pi sayısı abi 3.14 olup sabit sayıdır.

SPİKER: Alo kendine gel şeker kardeşim

ÖĞRENCİ: Şeker enzimleri endoplazmik redikulum mitokondrik asitler salgılayarak hücrelerin iğ iplikleriyle bölünmesi
..

SPİKER: Şimdi seni ben bir bölerim

ÖĞRENCİ: Bölenin bölümüyle çıkanın çıkartımla olan ilişkisi determinant yardımıyla çözülebileceği gibi, 3 bilinmeyenli denklemde x?in yerine yumuşak ğ konarak
.

SPİKER: Daralıyorum Remzi boğuluyorum (bu arada çocuk devam eder)

ÖĞRENCİ: Mendel kanunuyla mandallar, adalardan da moleküller yardımıyla modalara geçersek ve 3 musluk KOSKİ?DEN akarken Aruz veznini 1444 Varna savaşındaki Sekbanı çedit?le çarparsak

SPİKER: Çarpma dedin de dur bak örnekleyelim( çocuğu dövecekmiş gibi yapar ama çocuk kendi halindedir. Görmez. Kendi kendine konuşarak uzaklaşır)

ÖĞRENCİ: Pastörü süt kıvamında tutar, Orhan Veli?ye 1 Ohm akımı verirsek si be mol la elde etmek (konuşarak sahneden çıkar)

SPİKER: Remzi biz konuşunca dilimizden anlayacak bir adem yok mu cihanda?

İŞ ADAMI: (Elinde exonomi dergisi olan bir genç iş adamı giyimlidir)

SPİKER: Evet sayın seyirciler şimdi de bu genç arkadaşımıza soruyoruz. Kardeşim Kutlu doğum haftasıyla ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

İŞ ADAMI: Şimdi tabi alabilirsiniz ama döviz çıpasının çapraz kuruna orta vadede dikkat etmek lazım

SPİKER: Siz soruya dikkat etseniz. Nasıl olur?

İŞ ADAMI: Evet tabi tut şunu uçunu döşiyelim abi borularına da dikkat etmek lazım. Borsada borunun tavan yapması her an mümkün

SPİKER: (kameramana döner) bu da olmadı Remzi sepetleyelim

İŞ ADAMI: Pek tabii sepetlemek lazım 3 aylık Tahviller ve C tipi fonların sepetlenmesi spesifik zararları önleyecektir.

SPİKER: Çıldırmak işten değil

İŞ ADAMI: İçten değil bence dıştan

SPİKER: Ne içi ne dışı kardeşim ya

İŞ ADIMI: Dıştan beyefendi dış ticaret açığının kamusal yatırım açığını kapatamaması sorun bu

SPİKER: Ben şimdi senin iki gözünü bi kapatırım Tövbe yarabbim

Bu ülkede hiç benim dilimi konuşacak kalmadı mı?

YAŞLI ADAM: Evladım sakin ol ne bu sinir bu telaş

SPİKER: Amca Kutlu doğum haftasıyla ilgili bir röportaj yapalım istedik.

YAŞLI ADAM: Maşallah ne güzel

SPİKER: Güzel ama bu konudan haberdar olan kimseye rastlayamadık henüz.

YAŞLI ADAM: Bulamazsın ya Her gün basınıyla televizyonuyla poplu toplu derken bak gençlik hakikaten maneviyattan nasıl koptu.

SPİKER: Doğru Amca doğru

YAŞLI ADAM: Artisin topçunun ayakkabı numarasını bilen bu çocuklar ne yazık ki kendi peygamberinin doğumunu bilmez durumdalar

SPİKER: Evet gerçekten

YAŞLI ADAM: Damarından kesilen adam ölür. Kökünden kesilen ağaç kurur. Özünü arayan kurtulur. Çağları aşan bir muştudur.İslam Müjdecimiz Efendimizin doğumu aleme rahmettir. Son mesajın taşıyıcısı yani insanlığın son davetinin sesidir. O?nun doğumuyla karanlıklar boğuldu. Aydınlık bir çağ başladı. O?nun peygamberliğiyle Allah (CC) insanlığa son mesajını sundu. Kurtuluş reçetesini gönderdi.

NE MUTLU ONU OKUYUP YAŞAYANLARA

NE MUTLU ONU TANIYANLARA
 

sultan_mehmet

sultan_mehmet

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Yönetici
Forum Administrator
1SAHNE

Kutlu Doğum Tiyatro (Alemlere Rahmet Geliyor)

( Arka fonda akşam ezanı okunmaktadır Ezanın bitimiyle birlikte sahne aydınlanır Ayşe bir kenarda seccadesinin üzerinde namazının son rekatını kılmaktadır Diğer tarafta, annesi bir koltuğun üzerinde elindeki Kur?an-ı Kerim?i dudaklarını kıpırtadarak sessizce okumaktadır Namazını bitiren Ayşe seccadesini toplayarak bir kenara koyar ve annesinin yanına gelir, dizlerinin dibine oturur)

(Kur?an okumasını bitiren anne ?sadakallahülazim? diyerek Kur?an?ı öper ve yandaki masanın üzerine koyar ve kızına döner)

Anne: Allah kabul etsin kızım

Ayşe: Amin anneciğim Allah Razı olsun

Anne: Kızım biliyorsun bu akşam Mevlid Kandili Arkadaşlarınla ne yapacağınıza karar verdiniz mi?

Ayşe: Evet anneciğim İnşallah yatsı namazını kıldıktan sonra Haticelerin evinde toplanıp Kur?an okuyacağız

Sonra Peygamberimiz(sav)e yüzlerce salatu selam getirip, O?nun hakkında arkadaşlarımızla sohbet edeceğiz

Anne: Çok güzel kızım Allah gecenizi mübarek eylesin, Sevgili Peygamberimiz(sav) i sizin ve bizim hakkımızda şefaatçi eylesin İnşallah

Ayşe: Amin

(Ayşe ayağa kalkar ve çantasından bir kitap çıkararak annesinin yanına gelir tekrar yanına oturur Annesi merakla kızına sorar)

Anne: Ne kitabı o kızım?

Ayşe: Bu bir şiir kitabı anneciğim İçinde Peygamberimiz hakkında çok güzel şiirler var Bugün okulda bir öğretmenimizin elinde gördüm Kendisinden müsaade isteyerek kitabı biraz inceledim İçinde o kadar güzel şiirler vardı ki anneciğim, kitaptan başımı kaldıramadım Öğretmenim kitaba ilgimi görünce okumam için bana verdi Ben de düşündüm ki bu akşam arkadaşlarımızla yapacağımız sohbette bu kitaptan istifade edebiliriz

Anne: Çok güzel düşünmüşsün kızım Peki Ayşe o kitaptan benim için bir şiir okur musun?

Ayşe: Elbette anneciğim Hatta bir iki tanesini ezberledim bile Sana onlardan birini okuyayım

(Ayşe kitabı annesine verir, oturduğu yerden ayağa kalkar, yüzü salona dönük bir şekilde şiiri okumaya başlar, aynı anda fon müziği çalar-sultanım-)

Derdimendim yâ Rasûlallah, devâ ol derdime,

Destgir ol, yâ Habiballah, bu asî mücrime!

Sen şefâat kânı varken, yalvarayım ben kime?

Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım

Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım

Bûy-i vaslındır, muattar eyleyen sünbülleri,

Nur cemâlinden eserdir, bağ-ı aşkın gülleri,

Gül cemâlindir Habîbim, mesteden bülbülleri,

Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım

Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım

Cânını cânâne kurban eyliyor pervâneler,

Bezm-i vaslın neş?esinden, gaşyolur mestâneler,

Aşıkın gözyaşlarından, doldu hep peymâneler,

Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım

Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım

Ermek istersen, O şâh?ın himmet-ü imdâdına,

Cânü dilden âşık ol sen; ?İsm-i zât? evrâdına,

Ses verir (Ulvî); melekler âteşin feryâdına,

Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım

Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım

(Şiir bittikten sonra sahne kararır ve arka fonda Salat-ı Ümmiye-Itri Tekbir- çalmaya başlar)

2 SAHNE

(Fon müziği yavaşça kesilirAyşe annesinin dizine başını yaslamış bir vaziyettedir Annesi elinde bir mendille gözlerini silmektedir Ayşe başını kaldırarak annesine sorar)

Ayşe: Anneciğim sana bir şey sorabilir miyim?

Anne: Tabi ki evladım

Ayşe: Din Kültürü dersinde öğretmenimiz, Yüce Allah?ın Kur?an-ı Kerim?de peygamberimizin alemlere rahmet olarak gönderildiğini belirten ayeti okuyarak bunun ne anlama geldiğini araştırmamızı istemişti Bana biraz bundan bahseder misin?

Anne: Elbette kızım Sana bildiğim kadarıyla O?nun niçin alemlere rahmet olarak gönderildiğini anlatmaya çalışayım Öncelikle bilmelisin ki ayet-i kerimede geçen ?alemler? ifadesi çok ama çok önemlidir Bu ifade O?nun gönderilişinin sadece insanlar için değil bütün canlılar, hayvanlar, bitkiler, hatta cansızlar için yani bütün mevcudat/varlık alemi için bir rahmet olduğuna işarettir

Sevgili kızım;

O gelmeden önce bütün dünya karanlıklar içindeydi Adı cahiliyye olan kapkaranlık bir dönemBuradaki cehalet ilmin karşılığı olan cehalet değildi Kur?an-ı Kerim?in ifadesiyle; iman ve inancın zıddı olan küfrün yani inkarın adı olan cehaletYani karanlıkyani zulüm

(Sahne kararırFonda müzik çalmaya başlar-Çağrı- Anne ve Ayşe sahneden çekilirler Sahneye karaltılar içinde insanlar doluşurlar Gürültüler içerisinde sağa sola koşuşturup dururlar Anne bir köşeden anlatmaya devam eder )

Peygamberimiz Aleyhisselâm İslâm Dinini insanlara bildirmek vazifesiyle gelmezden önce, insanlık âlemi iki büyük devletin tesiri altında yaşıyordu Bunlar Peygamberimizin memleketi olan Arabistan Yarımadasına komşu bulunan Bizans ve İran Devletleri idi

İnsanların inandıkları, yolunda gittikleri dinler arasında Hıristiyanlık, Musevîlik mecusîlik ve putperestlik hüküm sürüyordu Fakat Bizanslıların, Romalıların inandıkları din olan Hıristiyanlık, İncil'in eski devirlerden beri değiştirilip aslından uzaklaşılmasıyla İsa Aleyhisselâmın getirdiği dinle büyük ölçüde ilgisini kesmişti

(Konuşma durur Arada ?Lat, Menat, Uzza, Hubel, Ey göklerdeki babamız, Ey Zerdüşt bizi koru, Tanrımız Yehova bize yardım et? sözleri ve inleme sesleri duyulur)

(Sesler kesilir Koşuşturma ve konuşma devam eder)

Üstelik Roma medeniyetinin putperestliği, kötü ahlâkı, her türlü perişanlığı da dinî inançlara karıştırılmış, iş çığırından çıkmıştı Papazların şahsî düşüncelerine göre, din hükümleri çıkarttıkları, para ile Cennet sattıkları, günahkârları afvetme gibi hayâllere daldıkları Hıristiyanlığın bir de üçlü ilâh sapıklığına bulaşmasıyla da hak dinle uzaktan yakından hiç ilgisi kalmamıştı

Yahudilerin sahip çıktığı Musevîlik ise, yine bu milletin kendi sapıklıklarını din içine sokmalarıyla, Musa Aleyhisselâmın getirdiği şeriattan uzaklaşmıştı Yahudiler, kendi peygamberlerinden sonra yeni bir şeriatla gelen İsa Aleyhisselâma düşmanlık yapmakla da hak yoldan tamamiyle mahrum olmuşlardı

İranlılar da, Mecusîlik adı verilen ateşperestlik yani ateşe tapma gibi sapık bir dinin içindeydiler

(Konuşma durur Bir kişi koşarak ortaya içinde ateş yanan bir kap getirir ve yere bırakır İnsanlar bu ateşin etrafında secdeye kapanır kalkarlar, anlaşılmaz sesler çıkarırlar Kap daha sonra sahneden çıkarılır Koşuşturma ve konuşma devam eder)

Araplar içerisinde İbrahim Aleyhisselâmın şeriatı üzerine devam eden, Allahü Teâlâ'nın birliğine iman eden "Hanifler" de vardı Ancak bunlar adetleri belli olacak kadar az bir sayıdaydılar

Arapların bir çoğu ise putlara tapıyorlardı Dağdan getirdiği odun parçasını yontarak tanrı ediniyor, kendi eliyle yoğurup şekil verdiği helvayı put yaptıktan sonra acıkınca yiyordu Kabe 360 kadar putla doldurulmuştu İnsanlar Allah?ı bırakıp bu putlara tapınıyorlar, onlardan yardım istiyorlardı

(Konuşma durur Sahneye heykel şekli verilmiş bir karton getirilir, insanlar heykele doğru eğilerek, öper gibi yaparak etrafında dönerler Ellerini yanlara açarak secdeye kapanır kalkarlar Anlaşılmaz seslerle ?Lat , Menat, Uzza,Hubel bize yardım et, bizi koru? şeklinde yalvarır gibi sesler çıkarırlar Sesler kesilirHeykelin etrafında dönmeler ve secdeler sürerken konuşma devam eder )

Yaratılış gayesi Allah'ı bilip tanımak ve O'na layıkı vechiyle kul olmak olan insanoğlu, tarihin bazı dönemlerinde Peygamberlerin üstün gayretleri ve rehberliği sayesinde tevhid akidesine bağlı kalmış, bazan da zulüm ve haksızlığa dalarak dalalete düşmüştür Bu gibi durumlarda Cenab-ı Hak Peygamberlerle insanların yardımına yetişmiştir İşte milâdî 7asırda da dünyanın her tarafı zulümler, karanlıklar ve sapıklıklar içindeydi Öyle ki, insan ya vahşi, zalim, merhametsiz ve kaba bir mahluk, yahut esir, mazlum ve mağdur bir varlıktı Dünyanın her tarafında kötülükler, ahlaksızlıklar zulümler insanlığı inim inim inletiyordu

O zamanın Arabistanında her şey aslî hüviyetinden uzaklaştırılmış, içki korkunç bir alışkanlık haline gelmiş, yalancılık ve dolandırıcılık alabildiğine yayılmış, faiz alıp vermek servetleri sömürme noktasına varmış, kabalık ve zulüm, ahlaksızlıklar, yol kesmeler, adam öldürmeler, mazlumlara, fakirlere eziyetler tahammül edilemiyecek bir seviyeye ulaşmıştı Bütün insanî değerler ters yüz edilmiş, fazîletler ayıp; ayıp ve kusurlar ise birer fazîlet gibi itibar görmeye başlamıştı Canavarlık alkışlanıyor ve insanlık horlanıyordu Kurtlar çoban olmuş çalım çakıyor; koyunlar bu merhametsiz çobanların elinde inim inim inliyordu Fuhuş, zina, ahlâksızlık öyle yaygınlaşmıştı ki, çoğu kimse babasını bilmiyor ve tanımıyordu Haseb ve nesep bütün bütün kuruyup gitmişti İçki ve kumar hiç de ayıp sayılan şeyler değildi İhtikâr normal bir hâdise gibi değerlendiriliyor, çeşit çeşit kandırmacalarla insanlığın kanını emmek marifet ve akıllılık sayılıyordu

Hele bir zulüm vardı ki İnsanın kanını donduracak dehşette öyle bir canavarlık vardı ki Allahım Bu ne korkunç, bu ne anlatılmaz bir zulümdü

3SAHNE

(Konuşma ve müzik durur Sahne bir anda boşalır Bir erkek ve kucağında çocuk olan bir kadın sahnede belirirler Sahne aydınlanır)

Erkek: Kadın! Sana ver diyorum o çocuğu

(Erkek bir taraftan çocuğu çekmeye çalışır Kadın çocuğa sımsıkı sarılmıştır)

Kadın: Hayır, hayırAsla!

Erkek: Sana ver diyorum! İnsanlar arasında itibarım kalmadı Şerefim beş paralık oldu

Kadın: HayırBu canavarlığı yapamazsın Ne yaptı bu çocuk sana? Neden onun canına kıymak istiyorsun?Neden?

Erkek: Ondan kurtulmalıyım İnsanlar benimle ?yine kız çocuğun mu oldu?? diyerek alay ediyorlar Buna tahammül edemem Ver ver diyorum Yoksa seni de öldürürüm

Kadın: Sen nasıl bir insansın? Hangi insan evladına böyle bir kötülük yapar?Allahtan hiç mi korkmazsın? Nolur yapmaNolur Nolur

(Erkek çocuğu çeker alır Ve sahneden çıkarKadın feryat ederek yere kapanır ve ağlamaya başlar)

Kadın: AllahımAllahım Ey Yüceler yücesi RabbimNolur yardım et Yardımını gönder Ey Rabbim Bizi bu zulümden kurtar Allahım Kurtar AllahımKurtar Allahım

(Sahne kararırFondan müzik sesi gelir-Çağrı-Anne yeniden konuşmaya başlar)

Bütün bir beşeriyet canı dudağında ve herkesin umudu gelecek son kurtarıcıdaİnsanlık, içinde bulunduğu bu zulümattan kurtulmak, kendilerini karanlıklardan aydınlığa çıkaracak, geleceği asırlar öncesinden müjdelenmiş O Kutlu nebinin gelmesini büyük bir umutla bekliyorlardı O ki HzKur?an?ın tebliğcisi, hakkı batıldan ayıracak Nur-u Furkan?ın habercisi, insanlığa, kaybettiği insanlığını yeniden öğretecek muallimdi O kainatı yoktan var eden Allahu Azimü?ş-Şan?ın Kutlu Elçisi, Alemlere Rahmet Olarak gönderdiği sevgili HabibiydiO, Hzİbrahim?in duası, Hzİsa?nın muştusu olan iki cihan serveri HzMuhammed Mustafa(sav)di

(Konuşma ve müzik durur Sahne aydınlanır)

4SAHNE

(Fon Müziği çalar-Itri Tekbir-Oyuncular birer birer sahneye çıkmaya başlarlar Her biri sahnedeki yerini alırken sözlerini söylerler)

1oyuncu: Göz seni görmeli, ağız seni söylemeli

Hafıza seni anmak ödevinde mi

2oyuncu: Bütün deniz kıyılarında seni beklemeli

Sen eskimoların ısınması, sevgililer mahşeri

3oyuncu: Aklım yeni bir akıldır çiçeklerden

Mantığım mantığın üstünde yeni

İçimde Nuh'un en yeni tufanı

Dünyaya ayak basıyorum yeniden

4oyuncu: Göz seni görmeli ağız seni söylemeli

Bütün deniz kıyılarında seni beklemeli

5oyuncu: Yüzlerce yıl geçiyor belki bir bulut geçiyor

Ben yeni doğmus bir çocuk gibi

Herkesin konuştuğu dilden mahrum

Ama yepyeni bir dil konuşmanın sevinci

6oyuncu: Bütün deniz kıyılarında seni anmalı

Sen buzulların erimesi, eskimoların ısınması

(Bütün oyuncular bir dizleri üstünde yere çömelirler Başları önlerine eğiktir Sırası gelen oyuncu başını göğe çevirerek ve ellerini kaldırarak sırayla sözlerini söyler Sözlerini söyledikten sonra başları ve elleri aynı vaziyette beklemeye devam eder)

1oyuncu: Gel ey Şah-ı Rusul! Gel ki şafaklar tutuşsun!

2oyuncu: Gel ey Kutlu Nebi ! Gel ki nurunla karanlıklar boğulsun!

3oyuncu: Gel ey Mazlumların Sığınağı ! Gel ki zulüm artık yok olsun!

4oyuncu: Gel ey Asırlardır Beklenilen! Gel ki güneş artık doğsun!

5oyuncu: Gel ey Alemlere Rahmet Olan! Gel ki dünya rahmetinle dolsun!

6oyuncu: Gel ey bir ismi Mustafa olan, Gel ey bir ismi Ahmed!

Bütün oyuncular hep birlikte: Allhümme salli ala Muhammed!

(Sahne kararır Fonda müzik çalmaya başlar-Taleal Bedru- İnsanlar ellerinde mumlarla sahneye doğru koşmaya başlarlarSahnede sağa sola koşarlarken ?O geliyor O geliyor Müjdeler olsun Müjdeler olsun! O geliyorAllahım sana şükürler olsun! Rabbimiz sana hamdolsun! O geliyor O geliyor Müjdeler olsun Müjdeler olsun! O geliyor? diyerek koşuşturmaya devam ederler Sonra sahnenin ortasında toplanarak ve elleri havada, hep bir ağızdan ?Alemlere Rahmet geliyor? derler Müziğin sesi yükselirPerde kapanır)
 

sultan_mehmet

sultan_mehmet

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Yönetici
Forum Administrator
KUTLU DOĞUM İÇİN TİYATRO

bu yıl kutlu doğum programında okulda çocukların oynayabileceği bir piyes arıyordum uzun zamandır.bulamayınca ben de kendim bir şeyler karalayım dedim..internetten de faydalanarak..sonunda böyle birşey çıktı ortaya..iyi mi oldu kötü mü oldu bilmiyorum ama ..yorumlarınızı bekliyorum..

GÜL DEVRİ ÇOCUKLARI

Oyuncular: Mehmet, Ebu Umeyr,Enes b. Mâlik, Yetim kız, Ebû Mahzûre, Hz.Hasan, Hz.Hüseyin

1.SAHNE

Mehmet elindeki topla oynayarak sahneye girer.Topa kafa ve diz vurmaktadır.

-ve gol ..top ağlarda..işte maç diye buna derim ben..

Birden gözü masanın üstündaki kitaba ilişir..

-Olamaz yarın son gün..nasıl da unuttum..saat de çok geç oldu..bu saatten sonra okuyamam okusam bile özetini çıkaramam..ah bu performans ödevleri..futboldaki performansıma göre not verseler ya!..o zaman bütün derslerim 100 olurdu..

Kitabı elinde çevirerek:

-Amma da kalınmış..arka sayfasına bakar ve:

-tam 80 sayfa.

Masaya oturur kitabı evirir çevirir saate bakar kitabın kapağını açar sonra vazgeçip tekrar kapatır eliyle gözlerini ovuşturur,masadan kalkıp bi tur atar

-yok..yok.. okuyamam ben bunu

sonra ani bir hareketle tekrar masaya oturuur kitabın kapağını açar ve başlar okumaya..sabaha kadar okumaya devam eder.

müzik eşliğinde bir ses:

-çocuklara karşı peygamberimizden daha şefkatli birisi yoktu..

namaz esnasında torunları sırtına biner onları rahatsız etmemek için secdelerini uzatırdı.

Kuşu vefat eden çocuğa taziyeye gitmişti..

Enes b. Mâlik diyor ki peygamberimizin yanında on sene kaldım bir kez olsun bana off demedi...

kafasını doğrultur ve:

-peygamber efendimiz (sav) döneminde bir çocuk olsaydım ah keşke onun dizinin dibinde otursaydım onun yanındaki çocuklardan biri olsaydım keşke ah ne kadar şanslı o çoocuklar kutlu eller tarafından başları okşanmış ne hissettiler kim bilir ne kaddar mutlulardı:

der sonra tekrar okumaya devam eder,

ve bir müddet sonra uyuya kalır:PERDE KAPANIR..

II.SAHNE

çöl gibi bir yere gelmiştir..

Mehmet: Burası da neresi? Nerdeyim ben?

Sen de kimsin? Dur, tahmin edeyim sen Ebu Umeyr\\\'sin.

Ebu Umeyr:sen de kimsin yabancı.nerden biliyorsun ebu umeyri,bana bir tek peygamberimiz böyle derdi.

Mehmet: (Performans ödevim için okuduğum kitapta okumuştum.) Neyse kuşun nerelerde göremedim.

Ebu Umeyr: Kuşum sizlere ömür.

Mehmet:yaa çok üzüldüm

Ebu Umeyr: Evet ben de çok üzülmüştüm ancak efendimiz duyar duymaz baş sağlığına gelince acım bir nebze olsun dindi

Mehmet:peygamberimiz sana taziyeye mi geldi hem de sadece bir kuş için!benim de bir kedim vardı.

Ebu Umeyr:ya demek sen kendileri seviyorsun.tıpkı ebu hüreyre gibi.ona kedicik babası derler .kedileri çok sever çünkü, kediler de onu sever ama.

Mehmet:evet kedim öldü ama , tıpkı senin kuşun gibi... bi arabanın altında kaldı.

Ebu Umeyr:araba mı o da ne?

Mehmet: araba ... ııııııı... araba deve gibi insanları taşıyan bi araç,ama bırak sen şimdi arabayı ...o kadar üzülmüşüm ki kedim ölünce ama peygamberimiz gibi beni teselli edecek biri yoktu yanımda herkes bi kedi için bu kadar ağlanır mı dedi.peygamberimiz gelseydi hiç ağlamazdım belki.

Mehmet:sen peygamberimizi gördün onunla yaşadın bana efendimizi anlatırmısın? Bilsen ne kadar merak ediyorum..

Ebu Umeyr:dur seni abimle tanıştırayım .peygamberimizi sana en iyi o anlatır.

Mehmet:abin mi abin de kim?

Ebu Umeyr:enes b. Mâlik.Annem abimi peygamberimizin hizmetine verdi.Abim Peygamberimizin yanıbaşında tam on yıl kaldı.

Ebu Umeyr:Daha demin buradaydı.Abi!..

Enes b. Mâlik: Efendim Ebu Umeyr...

Ebu Umeyr: abi bize peygamberimizden bahsedermisin.

Enes b. Mâlik:eba umeyr sana kaç defa anlattım sıkılmadınmı

Ebu Umeyr:hiç sıkılırmıyım abicim hem bak misafirimiz de dinlemek istiyor

Enes b. Mâlik: Peki o zaman anlatayım..Ben de anlatmaktan sıkılmam.annem peygamberimize beni hizmet etmem için vermek istedi.bunu okadar çok istiyordu ki peygamberimiz de kabul etti.işte o zaman benim için mutluluk dolu bir on yıl başlamış oldu.peygamberimizin yanında 10 yıl kaldım.hiç bir gün bana of demedi beni azarlamadı

hiç unutmam bir gün benden bir yere gitmemi istemişti ben de kabul ettim yarı yolda arkadaşlarımın oynadığını görünce ben de oynamaya başladım bir müddet sonrada oyuna dalıp yapmam gereken işi unutmuştum

Mehmet:eyvah.!

Enes b.Mâlik:Sonra peygamberimiz geldi beni oynarken buldu enescik dediğimi yaptınmı dedi o tatlı sesiyle..ben de hemen gidiyorum efendim dedim

bana kızmadı darılmadı..unutkanlığımı yüzüme vurmadı..işte böyle..peygamberimizle geçirdiğim yıllar hayatımın en güzel yıllarıydı..

yetim kız:Selamun aleyküm

topluluk:aleyküm selam

yetim kız:burdan geçiyordum da konuşmalarınıza kulak misafiri oldum. peygamber efendimizden bahsettiğinizi duyunca ben de bir anımı anlatayım dedim.medine de bir bayram sabahı çocuklar neşe içinde gülüp oynarken aklıma babam gelmiştide bi köşecikte ağlamaya başlamıştım.birden bir el okşadı başımı .niçin ağlıyorsun evladım dedi.ben de \\\"babamı hatırladım bu yüzden ağlıyorum geçen bayram bizimleydi şimdiyse yok son savaşta peygamberimizle gitti onunla yan yana dövüştü şehit oldu insan böyle yetim kalınca elbet ağlar dedim.başımı okşayan o elin sahibi:

-sil gözünün yaşını yavrucuğum,kaldır başını bak sana ne diycem.istermisin senin baban ben olayım fatma ablan ayşe de annen olsun.bu teklifime ne dersin?dedi

bunları duyunca anlladım ki derdimi döktüğüm bizzat peygamberimizin kendisiydi.biraz şaşkınlık biraz heyecan ama en çok sevinçle karışık kafamı sallayabildim olur manasında.efendimiz elimden tutup beni hane-i saadete götürdü artık sevinçle yürüyordum medine sokaklarında.

Benim de bir babam vardı artık!hem öyle bir baba ki,dünyada bulunmaz eşi..böyle babası olan kim sevinmez ki?..hem yüreği şefkat dolu ayşe annem vardı benim..saçlarımı tarayan elbiselerimi, giydiren bir de fatıma ablam..işte bu yüzden çok sevinçliydim..dünyalar kadar mutluydum.o günleri hatırlatmakla beni ne kadar mutlu ettiniz bilemezsiniz..Haydi selametle kalın..

ezan sesi gelir..

Mehmet: ezan okunuyor.ne kadar da güzel okuyor!yoksa bu ses Hz. Bilal\\\'in mi?

Ebu Umeyr: Hayır hayır Ebu Mahzure bu ..

Mehmet: Ebu Mahzure mi? Doğrusu adını hiç duymamıştım..

Ebu Umeyr: ebu mahzure de peygamberimiz\\\'in müezzinlerindendir.Hadi mescide gidelim hem onunla da tanışmış olursun..

Mehmet: Haydi..

PERDE KAPANIR

III.SAHNE

Ebu Umeyr:İşte orda!

Mehmet:ne kadar da uzun saçları var.

Ebu umeyr: Selamun aleyküm

Ebu Mahzure: Ve aleyküm selam

Mehmet:bi şey sorsam...saçlarınız neden bu kadar uzun neden kestirmiyorsunuz?

Ebu Mahzure:o saçları nasıl kestiririm,osaçları kim okşadı biliyormusun sen!!

Mehmet:yoksa peygamberimiz mi

Ebu Mahzure:evet peygamberimiz..peygamber taif\\\'e giderken konaklamışlardı ben henüz çocuktum ezan okunurken arkadaşlarımla gülüp onları eğlendirmek için müezzinin söylediği cümleleri taklit ediyor ezanla dalga geçiyordum.çocukluk işte..o sırada mescide yürüyen peygamberimiz benim halimi görerek yanıma yaklaştı bana ne dedi biliyormusun

Mehmet:ne dedi?

Ebu Mahzure: ne kadar da güzel sesin var!şaşkınlıktan dona kalmıştım ve mübarek elleriyle saçlarımı okşadı ardından kabe-i muazzamadada bu güzel sesinle ezan okur musun\\\" diyerek beni elimden tutup mescide götürdü..o günden sonra mescitte müezzinlik yapmaya başladım..okşadığı saçlarımı da hiç kestirmedim.

Ama size onu en güzel torunları anlatır.

Mehmet:Evet onları tanıyorum.Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin..Ama Onları nerden bulabilirim?

Ebu Mahzure:Mescid-i nebevinin avlusunda sohbet ediyorlardı.Oradadırlar şimdi gidersen yetişirsin.

Mehmet: vakit kaybetmeden gideyim öyleyse haydi Allah\\\'a ısmarladık...

topluluk: haydi güle güle..

PERDE KAPANIR

IV.SAHNE

Mehmet:Selamun aleyküm ..Sizler peygamber efendimiz\\\'in mübarek torunları olmalısınız..

Hz.Hasan:evet ben Hasan bu da Kardeşim Hüseyin ama sen de kimsin nerden geliyorsun nereye gidiyorsun bu üzerindeki acayip kıyfatler de ne

Mehmet:Ben Mehmet uzak bir zamandan geliyorum diyebilirim.Nasıl geldiğmi ben de bilmiyorum ama..Peygamberimizi görmeden sevmiş bir çocuğum sadece.Siz torunlarısınız..Bana Onu anlatabilir misiniz.

Hz. Hasan:Elbette..biz küçükken peygamber efendimiz bizi iki omzuna bindirirdi.Hüseyni bir omzuna beni bir omzuna.Bu durumu görenlerden biri ne güzel bineğiniz var demişti de efendimiz bizim hakkımızda onlar da ne güzel binicilerdir ama demişti

Hz. Hüseyin: Ne kadar güzeldi o yıllar bir keresinde de Peygamberimiz sav bir yere davetliydi.Beni de yanında götürmek istedi..Bu sırada ben de arkadaşlarımla oyun oynuyordum.Beni yakalamaya çalışınca kaçtım.Ama sağa sola sallanarak koşuyordum.Sevgili Peygamberimiz sav beni yakalayana kadar taklidimi yaptı ve yakaladıktan sonra da kucaklayıp öptü.Sonra Hüseyin benim ben de Hüseynin dedi.Bizim evimize geldiğinde önce bizimle ilgilenir daha sonra anne babamızla görüşürlerdi.

Hz. Hasan:Peygamberimiz bizi çok sever onlar benim iki reyhanım derdi.

Mehmet:ne kadar güzel..ne mutlu size..

V.SAHNE

İçeriden annesinin sesi gelir:

-Mehmeet! Oğlum kalk okula geç kalacaksın..

Mehmet masadan başını kaldırır uyku mahmuru gözlerini elleriyle oğuşturarak açmaya çalışır..bi koku duyar gözlerini açar masasının üzerinde bir gül vardır gülü burnuna götürür kokusunu içine çeker yüzünde bir tebessüm vardır ve şöyle mırıldanır.

-Gül devrinde çocuk olmak ne kadar da güzelmiş....SON
 

Similar threads


Üst