İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun Kaynakları - AÖF Adalet Dersleri

ömr-ü diyar

اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ
Yönetici
İş ve sosyal güvenlik hukukunun kaynakları üç başlık altında toplanabilir. Bir hukuk dalı olması nedeniyle, başka hukuk dalları için geçerli olan genel nitelikli kaynaklar, iş ve sosyal güvenlik hukuku bakımından da geçerliliğini aynen korur. Ayrıca belirli ve özel bir çalışma alanı bulunduğundan iş ve sosyal güvenlik hukukunun kendine özgü kaynakları da vardır. Bu hukuk dalının uluslararası kaynaklarına da bu çerçeve içinde yer vermek gerekir. Şekil 2. 1′de sistematize ederek gösterdiğimiz bu kaynakları biraz daha ayrıntılı olarak açıklayalım.


3155_02_sek_2_1.gif




İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun Başka Hukuk Dalları ile Ortak Kaynakları Hukuk biliminin kaynakları genel olarak; yazılı kaynaklar, yazısız kaynaklar ve hukuk kurallarının uygulayıcılarına yardımcı olan kazaî ve bilimsel içtihatları (öğreti, doktrin) ifade eden yardımcı kaynaklar olmak üzere üç’e ayrılır.

Yazılı Kaynaklar

Bir ülkede yürürlükte bulunan hukuk kurallarının yazılı biçimde yer aldığı tüm metinler, hukukun yazılı kaynaklarını oluşturur. Hukukun yazılı kaynakları, mevzuat olarak da ifade edilir. Bu bağlamda kanunlar, tüzükler, yönetmelikler, bakanlar kurulu kararları, genelge, resmî tebliğ ve genel emirler hukukun yazılı kaynakları kapsamında yer alır. Bu konuda Hukuka Giriş dersinin 1. ünitesinde size ayrıntılı bilgiler verilmişti. Bir tekrara yol açmamak için, bu başlık altında yalnız ve kısaca iş ve sosyal güvenlik hukuku ile ilgili kanunlara değineceğiz.

İş ve sosyal güvenlik hukuku ile ilgili ülkemizde yürürlükte bulunan kanunlar derecelerine göre genel kanunlar ve özel kanunlar olmak üzere 2′ye ayrılır.

Genel Kanunlar

İş ve sosyal güvenlik hukuku ile ilgili hükümlerin yer aldığı genel nitelikteki kanunların başında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası gelir. Anayasa’nın “Çalışma ile ilgili hükümler” ana başlığı kapsamında; çalışma hakkı ve ödevi (m. 49), çalışma şartları ve dinlenme hakkı (m. 50), sendika kurma hakkı (m. 51), sendikal faaliyet(m. 52) başlığı altında konumuz ile ilgili genel hükümler yer almaktadır. Anayasa’nın “Toplu İş Sözleşmesi, grev hakkı ve lokavt” ana başlığını taşıyan bir başka bölümünde; toplu iş sözleşmesi hakkı (m. 53), grev hakkı ve lokavt (m. 54) başlığı altında yine bazı genel hükümler bulunur. Anayasa’nın “Sosyal Güvenlik Hakları” başlığını taşıyan 60, 61 ve 62’nci maddelerinde ise, sosyal güvenlik haklarını düzenleyen hükümlere yer verilmiştir. Anayasa’nın 55 inci maddesinde de ücrette adalet sağlanılmasına ilişkin hükümler vardır.

Borçlar Kanunu da, konumuz açısından genel bir nitelik taşır. Şöyle ki; iş sözleşmesi, iş ilişkisinin temel hukuki dayanağını oluşturur. Bu kitabın 3. ünitesinde ayrıntılı biçimde işlenileceği üzere, 4857 sayılı İş Kanunu’nun uygulama alanı dışında bırakılan işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın Borçlar Kanunu’nun hizmet akdine ilişkin hükümleri uygulanır. Bu genel ilke doğrultusunda İş Kanunu’nun kapsamı dışında bırakılan bireysel iş ilişkilerinde, Borçlar Kanunu’nun hükümleri özel bir önem taşır.

Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerindeki bir boşluğun, genel kanun niteliğindeki Borçlar Kanunu’nun hizmet akdine ilişkin ya da genel nitelikteki hükümleri ile doldurulması da, Borçlar Kanunu’na ayrı bir değer kazandırmaktadır. Ülkemizde; yukarıda değinilenlerin dışında, iş ve sosyal güvenlik hukuku ile ilgili hükümlerin bulunduğu genel nitelikte başka kanunlar da yürürlükte bulunmaktadır.

Türk Medeni Kanunu, Maden Kanunu, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, Belediyeler Kanunu, İcra ve İflas Kanunu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Ereğli Havzai Fahmiye Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun, Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun, 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun, Mesleki Eğitim Kanunu, Türk Ceza Kanunu bu çerçevede irdelenebilir.



“İş sözleşmesi” ve “hizmet akdi” kavramları arasında nasıl bir farklılık vardır?

Özel Kanunlar

Ülkemizde iş hukuku alanında özel kanunlar da yürürlükte bulunmaktadır. Bunlar; iş kanunları, sigorta kanunları, kuruluşlarla ilgili kanunlar, sendikalarla ilgili kanunlar, iş uyuşmazlıkları ve çözüm yolları ile ilgili kanunlar olarak gruplandırılabilir.

Bireysel iş hukuku alanında ülkemizde üç özel iş kanunu yürürlüktedir.

4857 sayılı İş Kanunu: Ülkemizde bireysel (ferdi) iş ilişkileri bu kanunun hükümleri ile düzenlenir. Bu kitabın 3, 4, 5, 6 ve 7. ünite metinlerinde işlenecek olan bu Kanun, 22. 05. 2003 günü kabul edilip, 25134 sayılı Resmi Gazete’de 10. 06. 2003 günü yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanun, 9 bölümden ve 6′sı geçici, 122 maddeden oluşmaktadır.

854 sayılı Deniz İş Kanunu: Bu kanun; 20. 04. 1967 günü kabul edilmiş, 12586 sayılı Resmi Gazete’de 28. 04. 1967 günü yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 854 sayılı Deniz İş Kanunu denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk bayrağını taşıyan yüz ve daha yukarı gronstonilatolük gemilerde bir hizmet akdi ile çalışan gemi adamları ve bunların işverenleri hakkında uygulanır. Kanunun kapsamına giren deniz işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gemi adamı denilmektedir. 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun 57 maddesi bulunur.

5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun: 13. 06. 1952 günü kabul edilerek, 8140 sayılı Resmi Gazete’de 20. 06. 1952 günü yayınlanan Kanun, Türkiye’de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunda ki işçi tanımı dışında kalan kimselerle, bunların işverenleri hakkında uygulanır. Kanun’un kapsamına giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığında çalışanlara gazeteci denir. Bu Kanun 32 maddeden oluşmaktadır. Ülkemizde sosyal güvenlik hukuku alanında bazı özel sigorta kanunları da yürürlükte bulunmaktadır.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu: 17. 07. 1964 günü kabul edilip, 11766 ve 11769 sayılı Resmi Gazetelerde 29-31. 07. 1964 ve 01. 08. 1964 günleri yayınlanan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre; anılan kanunda sigortalı sayılan kimselere, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm hallerinde kanunda gösterilen koşullarla sosyal sigorta yardımları yapılır. Kanun, 143 maddeden oluşmaktadır.

2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu: 17. 10. 1983 günü kabul edilerek, 01. 01. 1984 günü yürürlüğe giren bu Kanun’un amacı, tarım işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanların, kanunda gösterilen koşullara bağlı olarak sosyal güvenlik gereksinimlerinin sağlanılmasıdır. Kanun, 42 maddeden oluşur.

4447 sayılı Kanun: Sosyal güvenlik reformu çerçevesinde 25. 08. 1999 günü kabul edilerek, 23810 sayılı Resmi Gazete’de 08. 09. 1999 günü yayınlanarak yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun’a, işsizlik sigortasının kurulması ile işsizlik sigortası uygulamalarına ilişkin maddeler de eklenilmiştir. Kanun, işsizlik sigortası kolunun uygulanması doğrultusunda Türkiye İş Kurumu’nu görevlendirmiş olup, 64 maddeden oluşmaktadır.



4447 sayılı Kanun’un hükümleri; iş ve sosyal güvenlik hukuku ile ilgili olarak ülkemizde yürürlükte bulunan çok sayıda mevzuat hükmünü değiştirmiştir. Kanun’un özgün adı “Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile İş Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanunlara Ek ve Geçici Maddeler Eklenmesi, İşsizlik Sigortası Kurulması, Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun İki Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”dur. Adının kısaltılabilmesindeki güçlük nedeniyle Kanun, bu kitabın özellikle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili ünite metinlerinde sayısı belirtilerek gösterilecektir.

Kamu görevlileri ile bağımsız çalışan esnaf, sanatkar ve serbest meslek sahiplerinin sosyal güvenlikleri iş hukukunun değil, daha geniş bir yaklaşımla sosyal güvenlik hukukunun kapsamında bulunur. Bu kitabın ünitelerinde işlenecek olan Emekli Sandığı Kanunu, Bağ-Kur Kanunu, SHÇEK Kanunu ve 2022 sayılı 65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanılması Hakkında Kanun gibi bazı mevzuat, böyle bir yaklaşımla sosyal güvenlik hukukunun özel kanunları çerçevesinde irdelenebilir.



Sosyal güvenlik hukuku alanında ülkemizde yürürlükte bulunan özel kanunlar, bu kitabın 14, 15, 16, 17 ve 18. ünitelerinde ele alınarak işlenecektir.

Ülkemizde çalışma yaşamının kurumsal yapısını biçimlendiren bazı özel kanunlar da bulunur. 3146 Sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu, 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu bu çerçevede yer alır.

Toplu iş hukuku alanında ise ülkemizde üç özel kanun yürürlüktedir. 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu: Sendika ve konfederasyonlar 05. 05. 1983 günü kabul edilerek, 18040 sayılı Resmi Gazete’de 07. 05. 1983 günü yayınlanan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’na göre işçi sayılanların ve işverenlerin, ortak ekonomik, sosyal ve kültürel menfaatlerini korumak ve geliştirmek için kurdukları mesleki örgütlerdir. Kanun sendikalara ilişkin hukuki düzenlemeleri içerir. Anılan kanun 68 maddeden oluşmaktadır.



2821 sayılı Sendikalar Kanunu, bu kitabın 8, 9 ve 10. ünitelerinde ele alınarak işlenecektir.

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu: 25. 06. 2001 günü kabul edilip, 1 ay sonra yürürlüğe giren kanun; kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarına ve her hizmet kolunda yetkili kamu görevlileri sendikaları ve bunların bağlı bulundukları konfederasyonlar ile “kamu işveren kurulu” arasında yürütülecek toplu görüşmelere ilişkin esasları düzenler.

Kanun, 45 maddeden oluşmaktadır. 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu: İşveren, ya da işveren sendikaları ile işçi sendikaları arasında, üyelerini ilgilendiren ortak bir konuda ortaya çıkan uyuşmazlığa, toplu iş uyuşmazlığı denilir. Bu tür uyuşmazlıkların hukuki çözüm süreci ve biçimi, 55. 05. 1983 günü kabul edilerek, 18040 sayılı Resmi Gazete’de 07. 05. 1983 günü yayınlanan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nun toplam 84 maddesi içinde gösterilmiş bulunmaktadır.



2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu, bu kitabın 11, 12 ve 13. ünitelerinde ele alınarak işlenecektir.

Bu temel kanunların yanı sıra; konu ile ilgili olarak ülkemizde yürürlükte bulunan çeşitli tüzük, yönetmelik, bakanlar kurulu kararı, genelge, resmi tebliğ ve genel emirler de, iş ve sosyal güvenlik hukukunun ülkemizdeki hukuki çerçevesi içinde yer alır.

Yazısız Kaynaklar

Hukuka Giriş dersinin 5. ünitesinde size verilen bilgilerden de hatırlanabileceği üzere, hukuk kurallarının yazılı olmayan kaynakları örf ve âdet hukuku ya da gelenek hukuku olarak adlandırılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Saklı haklar” başlığını taşıyan 45. maddesinde, “Ara dinlenmesi” başlığını taşıyan 68. maddesinde ve “Gece süresi ve gece çalışmaları” başlığını taşıyan 69. maddesinde geleneklere yollamada (atıfta) bulunulduğu görülür. Ülkemizde, 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamı dışında kalan, örneğin tarımsal faaliyetlere ilişkin iş ilişkilerinde, örf ve âdetler daha da önem kazanır.

Yardımcı Kaynaklar

Yine Hukuka Giriş dersinin 5. ünitesinde size verilen bilgilerden hatırlanabileceği üzere, kazai içtihatlar (mahkeme kararları) ile öğreti ya da doktrin olarak da adlandırılan bilimsel içtihatlar (ilmi görüşler) hukukun yardımcı kaynaklarını oluşturur. Yargıtay’da iş davalarına bakan 9, 10 ve 21. Hukuk Daireleri tarafından verilmiş olan kararlara hakimler uymak zorunda değildir. Ancak, uygulamalara bakıldığı zaman iş mahkemelerinde bu kararlardan geniş biçimde yararlanıldığı görülür. Bu nedenle Yargıtay kararları, iş ve sosyal güvenlik hukuku alanında büyük önem taşır. Hâkimler, İçtihadı Birleştirme Kararlarından yararlanmak ve bu kararları uygulamak zorundadırlar. Ayrıca Anayasa Mahkemesi Kararları’nın da uygulamaları yönlendirdiği belirtmek gerekir. Bir tekrara yol açmamak için bilimsel içtihatlar (ilmi görüşler) konusunda da Hukuka Giriş dersinde size verilen bilgileri hatırlatmakla yetiniyoruz
 
Üst