İnnallahe Şakirun Alim.

kalpteniman

KF Ailesinden
Özel Üye
İnnellahe şekirun alim..

Allah şakirdir alimdir. Şükredendir bilendir...
Burada şe ke ra fiili ismi fail kalıbında kullanılmış ki şükreden, şükredici manalarına gelmektedir.
O halde şöyle bi soru yöneltilebilir; Allah neye kime şükredicidir. Bu kelime Allah ile kula göre yorumlandığında farklı manalar içerebilir belki ama Allah hz Muhammed sav e bile kendi isimleriyle vasıflandırmamıştır. sadece tevbe süresinde Rauf - RAhim isimleriyle sıfatlandırmıştır ki bunların da başında Lam-ı Tarif bulunmamaktadır.

Sorumuza tekrar döecek olursak Allah kime neye şükredicidir? Ş K R fiilini görmek tanımak kabullenmek bilmek manalarına geldiğini düşünüyoruz. Yapılan bir iyilik karışısında Allaha teşekkür etmek - ki yine aynı kelimedir- değildir. Başına gelen iyiliğin Allahtan geldiğini bilmek kabullenmek görmektir şükür..

Ve her şeyin ondan geldiğini... iyi veya kötü diye ayrım yapmayarak. Göndere Allah ise onun gönderdiklerinde iyilik veya kötülük aramadan kabullenmek Rıza göstermek.. Allahtan razı olmaktır. Bilmek, görmek, tanımak, kabul etmek dedik.
Başımıza gelen iyi musibetleri ve kötü musibetleri ( musibet; isabet eden demektir) Allahın isabet ettirdiğini bilmeliyiz. Gözün şükrü Gözümüzü Allahın verdiğini bilmek Dilin şükrü Dilimizi Allahın verdiğini bilmek.

Fakirliğin şükrü fakirliği verenin Allah olduğunu bilmek hastalığın şükrü hasatalığı veren O diyebilmek. Cevizi ağaçta kabağı yerde yaratanın Allah olduğunu bilmek, Sineği İnek büyüklüğünde yaratmayanın Allah olduğunu bilmek ve görebilmek.
Daha derine inmek istiyorum. Bir adam komşusundan merkeb alır ve değirmenine gider. Öğle vakti uyurken merkebi otlaması için bir kazığa bağlar. Bir kurd gelir ve merkebi yer.
Komşusu merkebi sorunca kurd yedi benim bi suçum yok der.
Olur mu ben sana verdim merkebi diyince ben uyuyordum benim elimde olmayan bir şey diyerek itiraz eder ve kadıya giderler. şuçun kimde olduğunu ve zararı kimin ödeyeceğini sorarlar. kadı da suç ne sende nede komşundadır der. Şuç O kurdu ovaya aç olarak salandadır..
O kurdu merkebi yemesi için gönderen Allahtır. kadı kurdu Allahın gönderdiğini görebilmiş anlayabilmiştir ama yanlış hüküm vermiştir. ( mantukut tayr- Feridüddin attar) Kadı ne güzel hata yapmıştır der bu konu da.. Kurdu Allahın gönderdiğini bilmesi güzel, hükmü yanlıştır..
Kul başına gelen her şeyin Allah tarafınfan olduğunu bilmelidirki şükredebilsin.
Şükretmek için ellerimizi açsak elleri veren O.
Dilimizi oynatsak dili veren O.
İşte şükrün ta kendisidir O.
Allahın şakir olmasına Şükrün karşılığını verir diye mana verilebilir ama kelimenin tam manası verilmemiş olur.

Allah şükredendir.
Kullarından gelen ibadeti görücüdür kabul edicidir bilicidir.
Allahın şakir olduğunu söylediği ilk ayette han ile umre anlatılmakta ve bu ikisinin yapılmasında bir Cünah ( günah) ın olmadığını belirtmekte. umre fazladan bir ibadet olduğu, ve hemen akabinde kim gönlünden iyilik yaparsa buyrulmaktaki buda fazladan bir ibadet olmaktadır.
Allahın bu fazladan ibadetlere karşı şakir olduğu kabul edici olduğu görücü ve bilici, kesinlikle boşa gitmeyeceğini bildirmektedir bize.
İnsanlara şükretmeyen Allaha şükredemez hadisi şerifi bize insanlara da şükrün olduğunu gösterirki hamd yanlız Allahadır Ona aittir.
Hadisi şeriften anladığımız kadarıyla İnsanlara teşekkür etmeyenin Allaha teşekkür edemeyeceği İnsanlara teşekkür et manasına gelmemektedir.

Sana yapılan iyilik karşısında insanlara teşekkür etmek onu verenin İnsan olduğunu bilmek anlamına gelirki şükrün mahiyeti dışına çıkar.
Allahın o kul aracılığıyla verdiğini bilecek. hadisi şerif şu noktaya dikkat çekmektedir.

İnsanların yaptığı iyiliği bile bilmeyen yapılan iyiliğe karşı nankörlük eden kişi Allahın verdiğini de kabul edemez. Sana bir insan iyilik yaptı bu açık ve nettir. Direk elden gelmiştir iyilik.
Bu iyiliği bile göremeyen insan Allahın dolaylı yoldan yaptığı iyiliği kesinlikle göremez denmektedir hadiste. Peki insanlara şükretmeyelim mi? gibi bi soru gelebilir.

Allaha şükreden kul onun vasıta olarak gönderdiğine de saygı da kusur etmeyecek ve ona da bir nebze olsun şükredecek.
Fakat gönderenin Allah olduğunu unutmayacak. Artık şükeden bir kul için Fakirlik - Zenginlik arasında hastalık sağlık, sıkıntı huzur arasında hiç bir fark kalmayacak hepsinin gönderici Bir olduğu için bunlarda musavi olacaktır.
Hastalığın verdiği acıdan itiraz etmeyecek, İtirazın Allah a olduğunu bilecektir. Fakirlikten dert yanmayacak malını alanın, Yusuf u alanın Allah olduğunu bilecek ve sesi yükselmeyecektir.
Bu yüzden ayeti kerime de '' kullarımdan çok azı şükredicidir'' buyrulmaktadır.

Burada dünyada ki mümin sayısının az olduğunu düşünmemek gerekiyor. Allahın ıbadiye lafzını kullanması Kullarım demesi belki müminlerin içinde şükredenler azınlıktadır gibi bir ifade de çıkarılabilir ki; yukarıda anlatıldığı gibi şükredici kullar azınlıktadır.

Alıntıdır.
 
Üst