Hatmü'l- Evliyâ'yi Taniyor Muyuz ?

  • Konuyu başlatan fakiri
  • Başlangıç tarihi
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
F

fakiri

Yeni Üye
Üye

Hatemü’l- Evliyâ'yı Tanıyor Muyuz ?

Arkadaşlar,
Bizler Hatemü’l-Evliya'yı tanıyor muyuz veya tanıyorsak ne kadara tanıyoruz ? Yoksa, böyle bir ismi ve bilgiyi yeni mi işitiyoruz ve buraya asılan bilgiler haricinde hiçbir bilgimiz yok mu ? İşte bu sorulara bir nebze cevap olmak üzere Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakultesi Tasavvuf Dali Bölümü Öğretim Üyelerinden Prof.Dr. Mustafa KARA'ya ait bir makaleyi istifadelerinize sunuyoruz.
Rabbimiz müstefid kıla.

HÂKİM TİRMİZÎ VE HATMÜ’L- EVLİYÂ


Hâkim Tirmizî diye meşhur olan sûfînin esas adı Ebu Abdullah Muhammed b. Ali’dir. Hakîm ifadesi onun; fikir, hikmet ve felsefe tarafına işaret ederken, ikinci kelime doğduğu şehri göstermektedir. Afganistan’ın kuzeyinde, bugünkü Özbekistan topraklarında yer alan Tirmiz şehri de İslâm Medeniyeti’nin mayalandığı mekânlardan biridir. Hâkim Tirmizî, Hadis ve Fıkıh başta olmak üzere birçok konuda eser vermiş ancak daha çok tasavvufî eser ve yorumlarla tanınmıştır. İrili–ufaklı yüze yakın esere imza atan Tirmizî, Budüvvü Şe’n isimli otobiyografik eserinde de kendi tasavvufî tecrübesini anlatmıştır. Ebu Turab Nahşebî, Ahmed b. Hadraveyh, Yahya b. Muaz Razî gibi
dönemin meşhur mutasavvıflarından istifade eden Muhammed b. Ali’nin seyr u sülûk anlayışında, gönül terbiyesinde öne çıkan yedi makam şöyle sıralanmaktadır: Tevbe, zühd, nefse muhalefet, mahabbet, hevadan kurtulmak, haşyet, kurbet.
Bazı fikirlerinden dolayı tepki alan ve sürgüne gönderilen Tirmizî, Hac yolculuğu münasebetiyle Nişâbur, Bağdat, Şam, Mekke ve Medine’de bulunduğu zamanlarda âlim ve ariflerle fikir alış-verişinde bulunmuş, farklı coğrafyaların farklı yorumlarıyla tanışmıştır.
Onun en önemli eseri Hatmü’l-Evliya adını taşımaktadır. "Hatemü’l- Enbiya olduğu gibi hatemü’l-evliya (velilerin sonuncusu) var mıdır ?" sorusuna cevap arayan bu yadigâr, konu ile ilgili kaleme alınan ilk eser olma özelliğini taşımaktadır.
Nübüvvet-velâyet meselelerini tartışan ve yirmi dokuz bölümden meydana gelen eserin en dikkat çekici yönü ise dördüncü bölümde sorulan yüz elli yedi sorudur. Asırlar sonra Muhyiddin İbn Arabî bu sorulara cevap vermek için müstakil bir eser kaleme almıştır: el-Cevab’ul-Mustakim. Ayrıca meşhur eseri Futuhat’ul-Mekkiye isimli eserinde de konu üzerine eğilmiştir. Hucvirî’nin, Keşf’ul-Mahcub’ta zikrettiğine göre tasavvuf kültüründe Hakimiyye yolunun piri olan Tirmizî o gün bu gün tasavvuf yolunda yürüyenleri etkilemiş olan dervişlerden biridir.
320/ 932 tarihinde memleketinde vefat etmiştir. Türbesi mevcuttur. Kendisiyle ilgili doğuda-batıda birçok araştırma yapılmıştır.
İslam Dünyası’nda özellikle İbn Arabî ve Tirmizî üzerine araştırmalarıyla tanınan Osman Yahya, Hatmü’l-Evliya’yı, Budüvvüşe’n ve el-Cevab’ul-Mustakim ile birlikte neşretmiştir (Beyrut 1965). Batıda Hakîm Tirmizî ve eserleri hakkında araştırma yapan en önemli isim ise Bernd Radtke’dir. Son olarak Uludağ Üniversitesi İlâhiyat fakültesinde Salih Çift tarafından; hayatı, eserleri ve fikirleri üzerinde bir doktora tezi hazırlanmıştır (2003).
Çift ayrıca Hatmu’l-Evliya’yı Türkçeye çevirmiştir.
Şimdi bu çalışmanın üçüncü bölümünde yer alan meşhur soruları aktaralım.
İşte on bir asırdan beri cevapları aranan sorular:

RÛHÂNÎ SORULAR


1- Sıdkla ilgili bütün gayretlerini ortaya koyduktan sonra evliyânın nâil oldukları makamların niteliklerini ve sayısını söyler
misin?
2- Kurbet ehlinin makamları nerededir?
3- O toplulukları geçenler nerededirler? Bunu ne ile başardılar?
4- Onların varacakları yer neresidir?
5- Hadîs ve sohbet ehlinin (ehlü’l-hadîsve’l-mecâlis) makamları nerededir?
6- Onlar kaç kişidirler?
7-Rab’lerinden, bunu hangi şeye karşılık olarak hak kazandılar?
8-Onların (Rab’leriyle) karşılıklı konuşmaları ve hadîsleri ne demektir?
9- Onlar bu sohbetlerine ne ile başlarlar?
10-Sohbetlerini ne ile sona erdirirler?
11- Onlara ne ile cevap verilir?
12- Onların seyrleri (ilerleyişleri) nasıl olur?
13-Hz. Muhammed (s.a.v.) “hâtemu’n-nübüvvet”e hak kazandığı gibi, “hâtemu’l-evliyâ” olmayı hak edecek olan kimdir?
14- O kişi hangi özelliğinden dolayı buna hak kazanacaktır?
15- “Hâtem”in sebebi ve manası nedir? 16- Mülkü’l-mülk’e varıncaya kadar kaç tane mülk meclisi vardır?
17- Nebîlerin makamına göre rasullerin makamı nerededir?
18- Velîlerin makamlarına göre nebîlerin makamları nerededir?
19- Her bir rasûlün Rabb’inden aldığı lütuf nedir?
20-Allah, isimlerinden hangi birini ona ihsan etmiştir?
21- Allah’ın isimlerinden evliyânın payına düşen nedir?
22- İlk yaratma (ilm-i bed, başlangıç) ilmi nedir?
23- “Allah vardı ve O’nunla birlikte hiçbir şey yoktu.” (cümlesinin anlamı) nedir?
24-İsimlerin başlangıcı nedir?
25- Vahyin başlangıcı nedir?
26- Rûhun başlangıcı nedir?
27- Sekînenin başlangıcı nedir?
28- Adl nedir?
29-Bazı nebîlerin diğer nebîlere, bazı evliyânın da diğer bazı evliyâya üstün olması ne demektir?
30- “Allah mahlukâtı karanlıklar içinde yarattı.” cümlesinin anlamı nedir?
31- Onların, oradaki durumları nedir?
32- İlahi takdîrin özelliği nasıldır?
33- Allah’ın,rasûlünden ve daha aşağıdaki kimselerden gizlediği kader ilminin sebebi nedir?
34- Bu ilim hangi sebeple gizli tutulmuştur?
35-Onlara, kader sırrı ne zaman açıklanır?
36- Bu sır onlara nerede ifşâ edilir?
37- Bu sır, onlardan kime açıklanır?
38- Rabb’imizin taat ve masiyet hususundaki izni nedir?
39- Allah’ın, bütün mahlukâtına ondan akıl taksim ettiği en büyük akıl (el-aklü’l-ekber) nedir?
40- Âdem (a.s.)’in sıfatı nedir?
41- Onun seçilmesinin nedeni nedir?
42- Onun fıtratı nedir?
43- Fıtrat ne demektir?
44- Allah ona neden beşer ismini vermiştir?
45- Hangi sebepten dolayı Allah onun meleklerin önüne geçirdi ve onlardan Âdem (a.s.)’e secde etmelerini istedi?
46- Allah’ın Âdem (a.s.)’e bağışladığı ahlâkın sayısı kaçtır?
47- Ahlâk hazinelerinin miktarı nedir?
48- Hz. Peygamber’in “Allah’ın 117 ahlâkı vardır.” cümlesinde ifade ettikleri ahlaklar nelerdir?
49- Bunlardan kaçı rasullerde mevcuttur?
50- Hz. Muhammed (s.a.v.)’de bunlardan kaç tanesi vardır?
51- İhsan hazineleri nerededir?
52- Nefslerin sa’y hazineleri nerededir?
53- Bu, enbiyâya nereden verilir?
54-Evliyâdan olan muhaddeslerin hazineleri nerededir?
55- Hadîs nedir?
56- Vahiy nedir?
57- Enbiyâ ile muhaddesler arasındaki fark nedir?
58- Muhaddeslerin enbiyâya göre makamları nerededir?
59- Diğer evliyâ nerededirler?
60- Havzu’l-vukûf ne demektir?
61- Bir anlık bir sürede bu iş nasıl gerçekleşir?
62- Kıyametin göz açıp kapayacak derecede yakın oluşu ne demektir?
63- Allah Teâlâ’nın, mahşer gününde orada toplananlara sözü ne olacaktır?
64-O, muvahhidlere ne söyleyecektir?
65- Rasullere ne söyleyecektir?
66-Kıyamet gününde onlar Arasat’ta nereye sığınacaklardır?
67- Ziyaret gününde, nebî ve velîlerin mertebeleri nasıl olur?
68- Allah Teâlâ’ya nazar hususunda enbiyânın payına düşen nedir?
69- O’na nazar hususunda muhaddeslerin payına düşen nedir?
70- Sâir evliyânın bu hususta payına düşen nedir?
71- Halkın payına düşen nedir?
72- “Onlardan her biri kendi payına düşeni alır, cennet ehli ise Allah’a bakmaktan dolayı yaşadıkları mutluluktan kendi hisselerini unuturlar.” cümlesinin anlamı nedir?
73- Makâm-ı mahmûd nedir?
74- O (Muhammed) oraya ne ile ulaştı?
75- Hz. Muhammed (s.a.v.)’in payına düşen ile diğer enbiyânın hisseleri arasında ne fark vardır?
76- Livâü’l-hamd nedir?
77- O, Rabb’ini ne ile övmüştür ki livâü’l-hamde hak kazanmıştır?
78- O, ubûdiyetle Rabb’ine ne arz eder?
79- Onu ne ile hatmeder (mühürler) ki Rabb’i ona kerem anahtarlarını verir?
80- Kerem anahtarları nedir?
81-Rabb’imizin ihsanları kimlere dağıtılır?
82- Nübüvvet kaç bölümdür?
83- Nübüvvet nedir?
84- Sıddîkiyyet kaç cüzdür?
85- Sıddîkiyyet ne demektir?
86- Ubûdiyyet kaç bölüm üzere bina edilmiştir?
87- Hakk, muvahhidlerden neyi ister?
88- Hak nedir?
89- Onun başlangıcı nedir?
90- Onun halk içindeki fiili nedir?
91- O, neye vekil kılınmıştır?
92- Bunun semeresi nedir?
93- Muhakk nedir?
94-Muhakkın makamı nerededir?
95- Evliyânın sekînesi nedir?
96- “ez-Zâhir ve’l-Bâtın ve’l-Evvel ve’l-Âhir” sözünden müminin payına düşen nedir?
97- “O’nun vechinden başka her şey helâk olucudur.” sözünden müminin hissesine düşen nedir?
98- Allah’ın özellikle vechi zikretmesinin sebebi nedir?
99- Hamdin başlangıcı nedir?
100- “Âmin”sözünün anlamı nedir?
101- Secde nedir?
102- Onun başlangıcı nedir?
103- “İzzet izârımdır.” sözünün anlamı nedir?
104-“Azamet ridâmdır.” ne anlama gelir?
105- İzâr nedir?
106- Ridâ nedir?
107- Kibriyâ nedir?
108- “Tâcü’l-mülk” ne demektir?
109-Vakâr nedir?
110- Heybet meclislerinin özellikleri nelerdir?
111- Mülkü’l-a’lâ’nın özelliği nedir?
112- Mülkü’z-ziyâ’nın vasfı nedir?
113- Mülkü’l-kader’in özelliği nedir?
114- Kuds ne demektir?
115- Vech’in parlak oluşu ne demektir?
116- Mahabbet şarabı nedir?
117- Mahabbet kadehi nedir?
118- O nereden gelir?
119- Seni, O’nun mahabbetini dahi unutturacak derecede sarhoş eden mahabbet şarabı nedir?
120- Kabza nedir?
121- Kabzayı hak edenler ve kabzedilenler kimlerdir?
122- Allah onları kabzettiğinde onlara ne yapar?
123- Allah günde kaç defa evliyâya nazar eder?
124- Allah onların neyine bakar?
125- Allah enbiyânın neyine nazar eder?
126-Allah, seçtiklerine günde kaç defa yönelir?
127- Halk, asfiyâ,enbiyâ ve seçkinlerle birliktelik ne demektir, bunlar arasında ne gibi farklılıklar vardır?
128- “Allah’ın zikri en yücedir.”cümlesinin anlamı nedir?
129- “Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim.” sözü ne manaya gelmektedir?
130- İsmin manası nedir?
131- Bütün esmânın sebebi olan en büyük isim (ra’sü’l-esmâ) nedir?
132- Allah’ın seçkin kıldıkları dışında, halkın anlamını kavrayamayacağı isim hangisidir?
133- Allah’ın rasullerinden olduğu halde Süleyman (a.s.)’dan gizli tutulan bu ismi Süleyman (a.s.)’ın arkadaşı nasıl elde etmiştir?
134- Bunun sebebi nedir?
135- O, bu isme mana yönüyle mi yoksa harfleri cihetinden mi muttali olmuştur?
136- Kapıları halka gizli tutulan bu ismin kapısı nerededir?
137- Onun kisvesi nedir?
138- Onun harfleri nelerdir?
139-Hurûf-u mukataa, Allah’ın her bir isminin anahtarıdır. Bu isimler nerededir. 28 tane olan bu harfler nerededir?
140- Elif, nasıl harflerin başlangıcı olmuştur?
141- Elifin lâm ile birlikte en sonda tekrardan zikredilmesi nasıl olmuştur?
142- Hangihesaba binaen harflerin sayısı 28 olmuştur?
143- “Allah Âdem’i Kendi sûreti üzere yarattı.” sözünün manası nedir?
144- “Enbiyâdan 12 tanesi benim ümmetimden olmayı arzu ederler” cümlesi ne anlama gelmektedir?
145- Hz. Mûsâ ’nın: “Rabbim! Beni Muhammed (a.s.)’in ümmetinden kıl.” sözünün tevili nedir?
146- “Allah’ın, nebî olmayan öyle kulları vardır ki, nebiler, sahip oldukları makam ve Allah’a olan yakınlıklarından dolayı onlara gıpta ederler.” sözünün yorumu nasıldır?
147- “Bismillâh” sözünün tevili nedir?
148- “Ey nebî! Sana selâm olsun.” sözünün yorumu nedir?
149- “Selâm, bize ve Allah’ın bütün sâlih kullarına olsun.” sözünün tevili nedir?
150- “Ehl-i beytim ümmetim için emândır.” sözünün açıklaması nasıldır?
151- “Âl-i Muhammed” ne ifade etmektedir?
152- “el-Kâim bi’l-hüccet” ne demektir?
153- O, Allah’ın hüccetini ikame etmek için insanlara nereden konuşur? Allah Teâlâ onlara ubûdiyeti hüccet kılmıştır. Kâim için de kelam hazinelerine giden bir yol kılmıştır.
154- Hüccet hazineleri nerededir? İlm-i tedbir ve kelam hazinelerine göre hüccet hazineleri nerededir?
155- İlm-i bed hazinelerinden olan Allah ilminin hazineleri nerededir?
156- “Ümmü’l-Kitâb”ın tevili nedir? Allah onu, Hz. Muhammed ve ümmeti için diğer ümmetlerden saklamıştır.
157- Peygamberimize âit olan ve onun da diğer enbiyâya müjdelediği “mağfiret”in anlamı nedir?

Prof.Dr.Mustafa KARA

2006 - Şubat

http://www.yenidunyadergisi.com/inde...33&id2=5&syf=0
 

Son düzenleme:
*Mujaahed*

*Mujaahed*

KF Ailesinden
Özel Üye
Hatemü?l-Evliya ne demektir? Bu veli kimdir?

Değerli kardeşimiz;
- “Hatemu’l-Evliya” veya “Hatmu’l-Evliya” olarak kendisinden bahsedilen zat, velilerin sonuncusu olan bir şahıstır. Bu şahıstan, önce Hakim-i Tirmizî, “Hatmu’l-evliya” adlı eserinde bahsetmiş, daha sonra Muhyiddin İbn Arabî “Anka-u mağrib” adlı eserinde bu konuyu geniş bir şekilde incelemiştir. Fakat şunu söylemeliyiz ki, bu eserde, “Hatemu’l-Evliya”nın Mehdi olduğunu gösteren ifadeler yanında, onun farklı bir şahıs olduğunu gösteren ifadeler de vardır.

- Bununla beraber, İbn Arabî, Futuhat adlı eserinde daha açık bazı ifadelere yer vermiştir:

Buna göre; “Hatmu’l-evliya” makamı iki kısma ayrılır:

Birincisi, mutlak olan “Hatmu’l-velaye” makamıdır. Bu makam nübüvvet kanadından gelen bir velayettir. Bu velayetin sahibi, Hz. İsa (a.s.m)'dır. Kendisi, kendi döneminde bir peygamber olmakla beraber, âhir zamanda Hz. Muhammed (a.s.m)’in ümmetinden olup, onun şeriatiyle amel eder. Böylece, artık velayet-i nübüvvete hatime çeker. Kendisinden sonra nübüvvet kanadından gelen bir velayet artık söz konusu olamaz.

İkincisi: “Hatmu’l-velayeti’l-Muhammediyye”
dir. Bu makam, Hz. Muhammed (a.s.m)’in velayet yönünü temsil eder. Bu zat, Arapların en asil bir ailesine mensup olup, günümüzde var olan bir kimsedir. Bu makam sahibiyle 595 hicri yılında görüştüm. Fas’da kendisini tanıdım ve gizli olan bu makamının nişanını müşahede ettim.”(Futuhat, 2/49).

“Bu zat, Hz. Mehdi’den ayrı bir şahıstır. Çünkü, Hz. Mehdi, soyca Al-i bettendir. Hatmu’l-Evliya ise, manevî cephesiyle âl-i beytten sayılır.”(a.g.e, 2/50).

Kur'ân'a göre velâyet, Allah'a inanmak, emir ve yasaklarına titiz biçimde uymak demektir. Bir âyette Allah velilerine korku olmadığı, onların üzülmeyecekleri bildirilir. (Yunus, 10/62). İzleyen âyette de bu velâyetin tanımı yapılır: İnanmak ve muttaki olmak (Yunus, 63). Başka bir âyette de muttaki insanın nitelikleri açıklanır. Buna göre muttaki insan Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygambere inanan, sevdiği malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, kölelere harcayan, namaz kılan, zekat veren, yaptığı anlaşmanın gereklerini yerine getiren, sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreden müminlerdir (Bakara, 2/177). Bu tanıma göre velâyet gerçek anlamdaki tüm mü'minlerin niteliğidir.

/sorularlaislamiyet

http://www.sorularlaislamiyet.com/article/10133/hatemul-evliya-ne-demektir-bu-veli-kimdir.html
 

F

fakiri

Yeni Üye
Üye
Hatemü?l-Evliya ne demektir? Bu veli kimdir?

Değerli kardeşimiz;
- “Hatemu’l-Evliya” veya “Hatmu’l-Evliya” olarak kendisinden bahsedilen zat, velilerin sonuncusu olan bir şahıstır. Bu şahıstan, önce Hakim-i Tirmizî, “Hatmu’l-evliya” adlı eserinde bahsetmiş, daha sonra Muhyiddin İbn Arabî “Anka-u mağrib” adlı eserinde bu konuyu geniş bir şekilde incelemiştir. Fakat şunu söylemeliyiz ki, bu eserde, “Hatemu’l-Evliya”nın Mehdi olduğunu gösteren ifadeler yanında, onun farklı bir şahıs olduğunu gösteren ifadeler de vardır.

- Bununla beraber, İbn Arabî, Futuhat adlı eserinde daha açık bazı ifadelere yer vermiştir:

Buna göre; “Hatmu’l-evliya” makamı iki kısma ayrılır:

Birincisi, mutlak olan “Hatmu’l-velaye” makamıdır. Bu makam nübüvvet kanadından gelen bir velayettir. Bu velayetin sahibi, Hz. İsa (a.s.m)'dır. Kendisi, kendi döneminde bir peygamber olmakla beraber, âhir zamanda Hz. Muhammed (a.s.m)’in ümmetinden olup, onun şeriatiyle amel eder. Böylece, artık velayet-i nübüvvete hatime çeker. Kendisinden sonra nübüvvet kanadından gelen bir velayet artık söz konusu olamaz.

İkincisi: “Hatmu’l-velayeti’l-Muhammediyye”
dir. Bu makam, Hz. Muhammed (a.s.m)’in velayet yönünü temsil eder. Bu zat, Arapların en asil bir ailesine mensup olup, günümüzde var olan bir kimsedir. Bu makam sahibiyle 595 hicri yılında görüştüm. Fas’da kendisini tanıdım ve gizli olan bu makamının nişanını müşahede ettim.”(Futuhat, 2/49).

“Bu zat, Hz. Mehdi’den ayrı bir şahıstır. Çünkü, Hz. Mehdi, soyca Al-i bettendir. Hatmu’l-Evliya ise, manevî cephesiyle âl-i beytten sayılır.”(a.g.e, 2/50).

Kur'ân'a göre velâyet, Allah'a inanmak, emir ve yasaklarına titiz biçimde uymak demektir. Bir âyette Allah velilerine korku olmadığı, onların üzülmeyecekleri bildirilir. (Yunus, 10/62). İzleyen âyette de bu velâyetin tanımı yapılır: İnanmak ve muttaki olmak (Yunus, 63). Başka bir âyette de muttaki insanın nitelikleri açıklanır. Buna göre muttaki insan Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygambere inanan, sevdiği malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, kölelere harcayan, namaz kılan, zekat veren, yaptığı anlaşmanın gereklerini yerine getiren, sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreden müminlerdir (Bakara, 2/177). Bu tanıma göre velâyet gerçek anlamdaki tüm mü'minlerin niteliğidir.

/sorularlaislamiyet

http://www.sorularlaislamiyet.com/article/10133/hatemul-evliya-ne-demektir-bu-veli-kimdir.html

Syn. münzevi,
Alıntı yaptığın internet sayfası Fetullah Gülencilere ait bir sayfadır . O sauyfada İslâm Dini hakkında yazılaanların pek çoğu ya çarpıtılmıştır yahutta noksandır. hatem-i Veli konusunda da bunların bilebileceği hiç bir şey yoktur! Bakınız biz bu konu hakkında pek çok değerli araştırma ve makaleleri olan Prof.Dr. Mustafa Kara ismini ve makalesini bilerek buraya astık...Lütfen, bu şahsın bilgilerini ve aynı konuda araştoırmalarımbulunan Prof.Dr: Salih Çift adlı akademik kariyer sahiplerinin görüşlerine başvurunuz !
 

out of whack

out of whack

© ◄ Ayarsız..! ►
Forum Administrator
Syn. münzevi,
Alıntı yaptığın internet sayfası Fetullah Gülencilere ait bir sayfadır . O sauyfada İslâm Dini hakkında yazılaanların pek çoğu ya çarpıtılmıştır yahutta noksandır. hatem-i Veli konusunda da bunların bilebileceği hiç bir şey yoktur! Bakınız biz bu konu hakkında pek çok değerli araştırma ve makaleleri olan Prof.Dr. Mustafa Kara ismini ve makalesini bilerek buraya astık...Lütfen, bu şahsın bilgilerini ve aynı konuda araştoırmalarımbulunan Prof.Dr: Salih Çift adlı akademik kariyer sahiplerinin görüşlerine başvurunuz !
@fakiri münzevi yazmamış yukarıdaki cevap
*Mujaahed* e ait :) , bir de sorularlaislamiyet sitesi için mi Fetullah Gülenci'lere ait diyorsunuz? Bilakis o site benim ve burada bir çok kişinin bu zamana kadar fazlasıyla istifade ettiği ekseri güvenilir bir sitedir. Arada yanlış yapan ve yazan hocalar da çıksa da çoğunlukla güzel mukni cevaplar veriliyor. Eğer orada gördüğünüz hatalar varsa bildirin düzeltirler inşaAllah, bu şekilde bildirim de bulunup da hata düzelttiklerine de şahit olmuştuk çünkü daha önce.
Ayrıntılı ve kesin bir bilgi sahibi olmadan önyargı ile yaklaşmaktan kaçınalım inşaAllah fakiri.
 

kurtuluş

kurtuluş

KF Ailesinden
Özel Üye
Syn. münzevi,
Alıntı yaptığın internet sayfası Fetullah Gülencilere ait bir sayfadır . O sauyfada İslâm Dini hakkında yazılaanların pek çoğu ya çarpıtılmıştır yahutta noksandır. hatem-i Veli konusunda da bunların bilebileceği hiç bir şey yoktur! Bakınız biz bu konu hakkında pek çok değerli araştırma ve makaleleri olan Prof.Dr. Mustafa Kara ismini ve makalesini bilerek buraya astık...Lütfen, bu şahsın bilgilerini ve aynı konuda araştoırmalarımbulunan Prof.Dr: Salih Çift adlı akademik kariyer sahiplerinin görüşlerine başvurunuz !
Daha öncede sizinle konuştuk.
Sorularla İslamiyet Hakkında Duyuru
https://www.kunfeyekun.org/forum/kf/sorularla-islamiyet-hakkinda-duyuru.36585/

Sorularla islamiyet çok fazla yararlı konu ekleyen ,milyonlarca kişinin faydalandığı bir sitedir.Allah razı olsun.İnşaAllah eksiklik ve yanlışlarınıda düzeltirler.

Bizde faydalanıyoruz.
Şimdi birkaç hata için bunca bilgiden faydalanmamak çok saçma olur.
Buradaki önemli nokta hata gördünüzde hatayı bildirmeniz.
Düzeltmezlerse onlar mesul olur.Fakat hatayı görüpde düzeltmeleri için bildirmezseniz sizde mesulsünüz.

Hatayı bildirdinizde düzeltmedilerse bu konuya yazınız.Böylece daha fazla kişi mesaj yollar. Ayrıca bu konuyu okuyanlarda dikkat ederler.
https://www.kunfeyekun.org/forum/kf/sorularla-islamiyet-hakkinda-duyuru.36585/

Allah yar ve yardımcıları olsun.Milyonlarcada konu var kolay değil.Elbette eksiklikler,hatalar olucaktır.
Mümkün olduğunca elimizden geldiğince hataları gidermek ve hayırlara destek olmak gerekir.Sonuçta herkez kendinden sorumlu.

Özellikle Paygamber Efendimiz (s.a.v) sünnetlerinin yayılmasında çok büyük katkıları vardır.
 

A

alitufan2003

Yeni Üye
Üye
HATEM-İ VELİ ÖMER ÖNGÜT (KUDDİSE SIRRUH) HAZRETLERİ

1-) HATEM-İ VELİ hakkındaki hadis-i şerif'in açıklaması nedir?

* Nuaym bin Hammad'ın Ka'b -radiyallahu anh-den rivayet ettiği bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Mehdi'nin çıkış alâmetlerinden bir tanesi de batıdan, başlarında Kinde kabilesi'nden ayağı sakat bir adamın bulunduğu Bayraklılar'ın çıkmasıdır." (Suyûtî, Kitabu'l-Arfi'l-Verdi fî Ahbâri'l-Mehdi; Cârullah, no: 1494, s. 99. Bl. 7, Hadis no: 13)
Aslında görebilen için bu Hadis-i şerif'te her şey çok âyân bir şekilde belli edilmişti. Mühim olan, geleceği haber verilen bu zâtı bu Hadis-i şerif'te görebilmekti. Fakat bu herkese müyesser olmadı. Çünkü her bilginin özü Hadis-i şerif'lerde gizlidir.
Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in işaret buyurduğu bu Hadis-i şerif'i kitaplarında Zât-ı âlileri şöyle izâh etmişlerdir:Bu Beş İşaret:a. Batıda doğması.b. Kinde kabilesi'nden olması.c. Ayağının sakat olması.ç. Bayraklılar'ın başına geçmesi.d. Hazret-i Mehdi'nin doğduğunun alâmeti olması.

a. Batıda doğması:
Ömer ÖNGÜT (Kuddise Sırruh) Hazretlerinin doğum yeri Yugoslavya'nın bugünkü Sancak'ın Yenipazar şehridir.

Molla Abdurrahman Câmî -kuddise sırruh- Hazretleri "Kitâbu'n-Nusûsu'n-Ni'em fî Şerh-i Fusûsu'l-Hikem" isimli eserinde Şeyhü'l-Ekber -kuddise sırruh- Hazretleri'nin "Ankâ-i Muğrib" kitabındaki beyanları doğrultusunda, Hâtemü'l-evliyâ'nın batı tarafından zuhur edecek bir kimse olduğunu haber vermektedir:
"Hâtemü'l-velâye, Şeyh'in 'Ankâ-i Muğrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-Evliyâ ve Şemsü'l-Mağrib' adlı kitabındaki bir açıklamasına göre; İsa Aleyhisselâm'ın devri dışında zuhûr edecek bir tahsis iledir. Zira Hâtemü'l-velâyeti'l-Muhammediyye batıdan bir kimsedir. Zikri geçen şahıs, diğer peygamberlerin velâyetinden farklı olarak, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-e mahsus olan velâyet'le zuhur edecektir. Nitekim Ankâ'da ona da işaret edilmiştir. Şu hâle göre, onun Hâtemü'l-velâye'liği herkes için geçerlidir." ("en-Nusûsu'n-Ni'em fî Şerh-i Fusûsu'l-Hikem"; Âtıf Ef., nr.: 1442, vr. 52b)


b. Kinde kabilesi'nden olması:
Ömer ÖNGÜT (Kuddise Sırruh) Hazretlerinin dedesi, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in neslinden olan Şeyh Ahmed Efendi -kuddise sırruh- Hazretleri, Medine-i münevvere'nin şeyhi idi. Bir sebeple geçici olarak Yugoslavya'nın bugünkü Sancak'ın Yenipazar şehrine geldiğinde orada vefat etmiş, daha sonra torunları Medine-i münevvere'ye değil de Türkiye'ye gelmişlerdir. 1936 yılından beri Türkiye'de bulunmaktadır.

Muhyiddîn İbn'ül-Arabî -kuddise sırruh- Hazretleri "Fütûhâtü'l- Mekkiyye"nin 18. Bâb'ında yer alan bir ifşaatında, bu Hâtem-i velâyet'in Araplar arasından seçilecek en şerefli bir kimse ile gerçekleşeceğini haber vermektedir.
Buyururlar ki:
"Velâyet-i Muhammedî'nin Hâtem'i bu Arap soyundan bir kişidedir ki, o bu milletin en asillerinden bir zâttır." (s. 214)

c. Ayağının sakat olması:
Gerçekten de Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in buyurduğu şekilde sağ ayağı sakattır.

ç. Bayraklılar'ın başına geçmesi:
İkinci bin yılın fazileti Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in bu Hadis-i şerif'i ile tarif ettiği Bayraklılar'ın çıkması ile başlıyor.
Bayraklılar'ın başına geçmesinden murad; Allah-u Teâlâ bu fakiri ilk olarak iman kurtarma cihadına koymuştur.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bu mucize Hadis-i şerif'i ile Bayraklılar'ın başına geçecek olan zâtın, Mehdi Hazretleri ile münasebeti olduğunu haber vermişler; onun çıkış alâmeti olduğu gibi, ilk iman kurtarma cihadını başlatacağını da ifşâ etmişlerdir. Bu cihad-ı ekber'i yapanlara "Bayraklılar" ismini bizzat Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz vermişlerdir.

Bu Bayraklılar Nûr-î Muhammedî'nin yayılmasına ve insanları Allah ve Resul'ünde birleştirmeye gayret ediyorlar. Bütün gaye ve gayret iman kurtarmaktır.
Hülâsa; sapıtıcı imamlar olsun, âhir zaman ulemâsı olsun, bütün bunlar din-i İslâm'a cephe aldılar. Onu yıkmak için, kurdukları dinlerini ayakta tutmak için.
İşte böyle bir zamanda Allah-u Teâlâ bu ilmi indirdi, bu kâfirlerin küfürlerini yüzlerine vurdu. Kendi katında dinin İslâm dini olduğunu ve onların kurdukları dinlerin muteber olmadığını Âyet-i kerime'leri ile beşeriyete duyurdu.
Allah-u Teâlâ'nın izni ve desteğiyle bunların üzerine öyle bir yüründü ki; sahte ve sapık olduklarını, küfre kaydıklarını, dalâlet batağına düştüklerini bildiren Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif'ler yüzlerine karşı okundu, bâtıl oldukları anlatıldı.

Bir Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:
"Garipler sayıları pek az olan sâlih kişilerdir. Bu kişiler sâlih olmayan bir topluluk içinde yaşarlar. Yaşadıkları bu topluluk içinde kendilerini seven az, buğz eden ise çoktur." (Ahmed bin Hanbel)

Dünya kurulalıdan beri İslâm için böyle bir tehlike gelmemişti.
İslâm'ın ilk yıllarında İslâm garipti, nur ile nurlanıyordu. Bugün de İslâm garip hâle düştü, ihvan ile nurlanıyor. Garip hâle gelen İslâm yeniden diriliyor ve hayat buluyor.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir defasında:
"Allah'ın rahmeti benim vekillerimin üzerine olsun!" buyurmuşlar.
"Senin vekillerin kimlerdir yâ Resulellâh!" diye sorulduğunda ise:
"Benim sünnetimi ihyâ eden ve Allah'ın kullarına öğreten kimselerdir."
cevabını vermişlerdir. (İbn-i Abdi'l-Berr)

Bunların bu derece faziletli oluşları nereden geliyor?
Böyle bir ortamda bir avuç müslüman Allah-u Teâlâ'ya ve Resulullah Aleyhisselâm'a sığınarak adalet-i İlâhî'yi ayakta tutmaya çalışıyorlar.Hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmeyerek bu zulümâtı delmek için, nûr-î ilâhî'yi yaymak için, insanları Hazret-i Allah'a ve Resulullah'a götürmek için azimle, gayretle cihad ediyorlar.

d. Hazret-i Mehdi'nin doğduğunun alâmeti olması.

Cenâb-ı Fahr-i Kâinat -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif'lerinde beşinci olarak da Hâtem-i veli'nin, Hazret-i Mehdi'nin doğduğunun alâmeti olduğunu beyan buyurmuştur.
Alâmeti olması ile onunla irtibatı var.
Nitekim Ömer ÖNGÜT (Kuddise Sırruh) Hazretleri 90'lı yılların başında Mehdi A.S.'ın doğumu üzerine 2 adet akika kurban kesmişlerdir.
 

A

alitufan2003

Yeni Üye
Üye
2-) Evliya-i Kiram'ın haber verdiği HATEM-İ VELİ'nin, eserlerde ifşa edilen özellikleri nelerdir?

* ŞEYH'ÜL EKBER MUHYİDDİN ARABİ HAZRETLERİ
Şeyhü'l-ekber -kuddise sırruh- Hazretleri'nin, husûsiyetle Hâtemü’l-evliyâ olan zâtın makâmını, alâmetlerini ve ayırt edici husûsiyetlerini tespit etmek için yazdığı "Ankâ-i Muğrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-evliyâ" adlı kitabındaki ifâdesine göre;
• Hatemü'l-evliyâ, batı tarafından zuhûr edecektir. Bu, "Cüz’î Muhammedî imamlığın Hâtem’i" olan bu zâtın apaçık bir alâmetidir. (s.15)
- Ömer ÖNGÜT (Kıdduse Sırruh) Hazretlerinin doğum yeri Yugoslavya'nın bugünkü Sancak'ın Yenipazar şehridir.

• O’nun "Hâtemü'l-evliyâ"lığının tasdik edici alâmeti, Sıddîk-ı Ekber -radiyallâhu anh-in halîfelerinden biri olarak gönderilmesi ve onun zikrini tâlim ve telkin etmesidir. (s.48)
• O uzuna çok yakın orta boylu, pembe tenli bir kimsedir. Görünümü, pırıl pırıl parıldayan bir ay gibidir. (s.75)
• En şerefli Arap soyuna ve nesline mensuptur; fakat görünüş itibâriyle daha çok Acem'leri anımsatır. (s.75)
- Ömer ÖNGÜT (Kıdduse Sırruh) Hazretlerinin dedesi, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in neslinden olan Şeyh Ahmed Efendi -kuddise sırruh- Hazretleri, Medine-i münevvere'nin şeyhi idi.



• O'nun Hatemiyyet'i "Nûrun alâ Nûr"; yâni "Nûr üstüne Nûr"dur. (s.15-16)
- Ömer ÖNGÜT (Kıdduse Sırruh) Hazretlerinin 80'li yıllarda çıkan ilk neşriyatından itibaren tüm kitaplarda kullanılan mühür:




HATEM-İ VELİ'nin Arap olmasına rağmen arapçayı iyi konuşamadığının ve Türk'e gönderileceğinin ifşaatı:

Muhyiddîn İbnü’l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri “Fütûhâtü’l-Mekkiyye”nin başka bir bâbında yer alan diğer bir ifşaatında, bu “Hâtemü’l-velâye”nin, Araplar arasından seçilecek en şerefli bir kimse ile gerçekleşeceğini haber vermektedir. Buyururlar ki:
“Velâyet-i Muhammediyye bu Arap soyundan bir kişidedir ki, o bu milletin en asillerinden bir zâttır.” (“Fütûhâtü’l-Mekkiyye”, s. 214, trc. S. Alpay)
Şeyhü’l-ekber MuhyiddÎn İbnü’l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri’nin “Hatmü’l-evliyâ’”da sorduğu soruları cevaplandırmak için yazdığı “Kitâbu’l-Cevâbü’l-Müstakîm ammâ Se’ele anhu et-Tirmizî el-Hakîm” adlı eserinde, bu sorulardan on üçüncüsü olan; “Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Hâtemü’n-nübüvve’ye hak kazandığı gibi, Hâtemü’l-evliyâ’ olmaya kim hak kazanmıştır?” sorusuna şu cevabı vermiştir:
“Buna hak kazanan, ceddine (Muhammed Aleyhiselâm’a) çok benzeyen bir kimsedir. O Arapça’yı pek iyi konuşamaz, fakat ahlâkı hususunda da ondan farklı olmaz.” (“Kitâbu’l-Cevâbü’l-Müstakîm ammâ Se’ele anhu et-Tirmizî el-Hakîm”, Beyazıt Devlet ktp. Genel, nr.: 3750, vr. 242b)

Hâtemü'l-Evliyâ'nın, Halkın Fesada Düştüğü Bir Devirde Türk'e Gönderilmesi: Yaklaşık on bir asır önce kaleme aldığı "Hatmü'l-Evliyâ" adlı eserinde, kırkların tümünün zuhurundan sonra "Hâtemü'l-evliyâ" olan zâtın kâim olacağını haber veren Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri (v. 932), yaşadığı mânevî tecellîleri anlattığı "Büdüvv-ü Şe'n" adlı risâlesinde belirttiğine göre, kırkların zuhûrundan sonra kâim olacak olan bu zâtın, halkın fesada düştüğü bir zamanda Türk'e gönderileceğini keşfetmişti. onun "hepsi dünya ehlinden olan bu kırklar"ı mânevî bir toplantıya çağırdığını bildirmişti. Toplantı emri yalnız kırklar'a gelmiş, ancak bu zâtı, yanındaki bazı velîlerle birlikte Hazret de merâk edip görmeyi istemişti. Öyle ki; "Emrolunan kişiyi ben hangi şeyle tanıyacak ve (onunla) ne zaman tanışacağım?" diyerek, bu arzusunu açıkça da dile getirmekteydi. Bunun üzerine Hazret'e: "Kırkların henüz tamamı mevcud değilken; emrolunan kişinin bunların üzerine, Türk'e geleceği haber" verildi. Nitekim Hazret, bu haberi aldıktan kısa bir süre sonra; halkı içinde bulundukları çalkantı ve karışıklıktan kurtaran bir de ordu bulunduğunu müşâhade ederek; "Halkın, maiyyeti Türk olan bir orduya mürâcaat ettiklerini gördüm, Türk onlara yoldaşlık ediyordu." diyor ve ardından "Kendilerini korkuttuğunu görmüş olduğum şeyden onlar sayesinde tesellî buluyorlardı." buyurarak, halkın içine düştükleri fesaddan bu ordu sayesinde kurtulduklarına işaret ediyordu. Çünkü bu zât "Türk'e geleceği" sırada, henüz "kırklar tamamına ermeden bu halk fesâda düşmüş"tü. (Hakîm et-Tirmizî, "Risâle-i Büdüvv-i Şe'n", İsmâil Sâib, nr.: 1571, vr. 215b-216a-217a)


Mevlânâ -kuddise sırruh- Hazretleri Bizzat İsimle Zikrediyor:
Bu zaman öyle bir zaman ki, ümmet 73 fırkaya ayrılmış!!!
Herkes kendisini doğru zannediyor!!! Fakat Mevlânâ Celaleddin-i Rûmi -kuddise sırruh- Hazretleri Mesnevî'nin beşinci cildinde akıllardaki vehimleri izale ediyor ve şöyle buyuruyorlar:
"Dağ gibi akıllar bile vehim denizine ve hayal girdabına gark olup batmıştır.
Bu kötülük tufanı, dağları bile aşarken Nuh'un gemisine binenlerden başka kim aman bulur, kurtulur?
Yakîn yolunu kesen bu hayal yüzünden din ehli (müslümanlar), tam yetmiş iki fırka oldu. Yalnız yakîn eri, vehim ve hayalden kurtulur. Kaşının kılını hilâl (yeni ay) sanmaz.
Fakat bir kimseye Ömer'in nuru (ışığı) dayanak olmadıkça, yolunu kaşının eğri kılı keser. Yüz binlerce büyük ve dehşetli gemi, vehim denizinde paramparça olmuştur." (Mesnevî, c. 5 s. 156 - 2655. beyit)

Herkes kaşındaki tüyü ay zannedecek, kendisini öyle görecek. Ama o öyle değil, kılı kırk yarar. İsim ile zikrediyor. Cenâb-ı Hakk'a şükürler olsun, ezelden seçmiş, Mevlânâ -kuddise sırruh- Hazretleri ismimi ve yolumu tarif ediyor. Ömer'in yolu öyle değil diyor. Mevlânâ Hazretleri ismimizi zikrediyor. Ümmet-i Muhammed'in yetmiş üç fırkaya ayrıldığını, yetmiş ikisinin dalâlette, ancak onun yolunun doğru olduğunu ifade ediyor.
 

A

alitufan2003

Yeni Üye
Üye
3-) HATEM-İ VELİ'nin görevi nedir, kimlerle mücadele edilmiştir?

"Üç Mühim Vazife:
Allah-u Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri bu âciz, fakir, pür-taksiri bu zamanda şu üç husus için gönderse gerek:

Birincisi; bölücülerle mücadele. Dinimizi ve vatanımızı paramparça yapmak isteyen bölücü gruplar birer imam tayin etmişler ve müslümanları kendilerine çekip çevirmeye çalışıyorlar. Bu konuda birçok kitap yazıldı.



İkincisi; âhir zaman ulemâsının iç yüzünü ortaya sermek. Bir taraftan isyan ve zulüm karanlıklarında icraatlarını yürüten bu gibi putlaştırılmış yol kesicilerle amansız bir mücadele ederken, diğer taraftan da âhir zaman ulemâsının iç yüzlerini ortaya koyup verdikleri yanlış fetvâlardan çelişkiye düşen müslümanlara en kısa yoldan, az ve kesin sözlerle hakikati duyurup ihtilafları bertaraf etmeye çalışıyoruz. Organ nakli ve vasiyetine verilen fetvâ da bunlardan biri idi. Asla caiz olmadığını Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif'lerle ispat ettik.

Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:
"Onların âlimleri gökkubbe altındakilerin en şerlileridir.
Fitne onlardan çıktı, yine onlara dönecektir."
(Beyhâkî)




Üçüncüsü;
Vahdet-i vücud mevzusundaki ihtilâfları ve çekişmeleri ortadan bertaraf etmek. Vahdet-i vücud hakkındaki asırlardır bilinmeyerek yapılan münakaşalara çözüm getirmişizdir."



ÖMER ÖNGÜT -K.S.- Hazretleri
 

cenneteyn

cenneteyn

Yolcu..
Kademeli
Ya çok cahilsiniz ya da gözünüz kör olmuş, tutturmuşsunuz bir Ömer Öngüt diye birini yok illa bu adam hatemuveli diyor ve peşinden şuursuzca gitmeye çalışıyorsunuz.

Birazcık izanlı biri geçmişte bu zatın çok boş beleş sebeplerden müslüman insanları tekfir ettiğini bilir. Ha belki iyi cennetlik biri midir onu Allah bilir, ancak insanları peşinden sürükleyecek bir hüccet olmadığı aşikardır.

Dikkat edin siz gözünüzde bir şahıs şablonu oluşturmuşsunuz ve onu sevip yüceltme derdine düşmüşsünüz. Yani siz hakiki Ömer Öngüt ü değil kafanızda hatemi veli kabul ettiğiniz zatı seviyorsunuz. Perdei gayb açılsa ya sevdiğiniz zatı istiskal edecek veya sevmeyeceksiniz, biz ise mademki imanı var kardeşimizdir diye sevdiğimiz için perde açılsa ona karşı olan durumumuz değişmeyecektir.

Şimdi burada asla tartışmak aşağılamak derdinde değilim, lakin aklınıza başınıza alın.
 

Moderatörün son düzenlenenleri:
A

alitufan2003

Yeni Üye
Üye
ÖMER ÖNGÜT -K.S.- Hazretleri

Ya çok cahilsiniz ya da gözünüz kör olmuş, tutturmuşsunuz bir Ömer Öngüt diye birini yok illa bu adam hatemuveli diyor ve peşinden şuursuzca gitmeye çalışıyorsunuz.

Birazcık izanlı biri geçmişte bu zatın çok boş beleş sebeplerden müslüman insanları tekfir ettiğini bilir...

Birkaç sorum olacak sana,
1-) Sen bu zat-ı tanıyor musun?
2-) Bizzat tanımıyorsan, bu zat hakkında yorum yapacak bilgiye nasıl sahip oldun? Açıklarsan biz de öğrenelim...
3-) Gerçek Allah dost'ları, ehlullah Allah'u Teala'nın bildirmesi ile konuşur, Her halleri Hakk'tandır, Hakk'a dayanırlar, Hakk'tan beklerler..
Sahteler ise Halk'a dayanır, Halk'tan bekler...
Ömer ÖNGÜT Hazretleri'nin dinimizi ve vatanımızı bölmeye çalışan bölücülere dair tüm beyan ve ikazları, her gün karşımıza ayan beyan çıkmaktadır..
* 90'lı yıllardan beri GÜLEN ve avanesinin doğru yolda olmadığını ayet-i kerime ve hadis-i şerifler ile ortaya döktüğünde, senin gibi birçokları çıkıp, "Ömer ÖNGÜT" , dine hizmet eden bir hocaefendiyi tekfir ediyor diye ortalığı inlettiler.. Lakin Zaman gösterdi ki, bizim şimdi ayan beyan gördüğümüz bu fitneyi, O büyük zat Allah'ın bildirmesi ile o zamandan görmüş...
Bu sadece bir örnek;
Lafının arkasında dur ve açıkla...
Kimi, neden tekfir etmiş?
 

Moderatörün son düzenlenenleri:
cenneteyn

cenneteyn

Yolcu..
Kademeli
ÖMER ÖNGÜT -K.S.- Hazretleri

Ya çok cahilsiniz ya da gözünüz kör olmuş, tutturmuşsunuz bir Ömer Öngüt diye birini yok illa bu adam hatemuveli diyor ve peşinden şuursuzca gitmeye çalışıyorsunuz.

Birazcık izanlı biri geçmişte bu zatın çok boş beleş sebeplerden müslüman insanları tekfir ettiğini bilir...

Birkaç sorum olacak sana,
1-) Sen bu zat-ı tanıyor musun?
2-) Bizzat tanımıyorsan, bu zat hakkında yorum yapacak bilgiye nasıl sahip oldun? Açıklarsan biz de öğrenelim...
3-) Gerçek Allah dost'ları, ehlullah Allah'u Teala'nın bildirmesi ile konuşur, Her halleri Hakk'tandır, Hakk'a dayanırlar, Hakk'tan beklerler..
Sahteler ise Halk'a dayanır, Halk'tan bekler...
Ömer ÖNGÜT Hazretleri'nin dinimizi ve vatanımızı bölmeye çalışan bölücülere dair tüm beyan ve ikazları, her gün karşımıza ayan beyan çıkmaktadır..
* 90'lı yıllardan beri GÜLEN ve avanesinin doğru yolda olmadığını ayet-i kerime ve hadis-i şerifler ile ortaya döktüğünde, senin gibi birçokları çıkıp, "Ömer ÖNGÜT" , dine hizmet eden bir hocaefendiyi tekfir ediyor diye ortalığı inlettiler.. Lakin Zaman gösterdi ki, bizim şimdi ayan beyan gördüğümüz bu fitneyi, O büyük zat Allah'ın bildirmesi ile o zamandan görmüş...
Bu sadece bir örnek;
Lafının arkasında dur ve açıkla...
Kimi, neden tekfir etmiş?
Ben bu zatı ve radikal hakikat dergisi ve avanesini 90 lı yıllardan beri tanır ve uzak dururum, yukarda dikkat etmediysen tartışacak değilim, maddelerini açıklayacak onlarca yazı var nette, arayıp bulabilirsin ben onlarla uğraşacak değilim, zira derdimiz kimseyi rencide edip tekfir etmek değil, sadece akıl edenleri uyardım, siz ise çoktan yolunuzu tutmuşsunuz.

Bak en basitinden aramada ilk çıkan yazılardan birisi yazmış bunlarla tartışın, başka işiniz yok nasıl olsa değil mi? :
"

öMER ÖNGÜT: "Bu adama şeyhlik verilmedi.Şeyhinin ölümünden sonra 3-5 kişi bu adamı şeyh ilan etti.Turgut özal da bu adama,şu an üzerinde oturduğu iki apartmanı vakıf binası olarak yaptı onlara verdi.

Turgut özal o binaların masrafını cebinden karşıladıysa,ne kadar cömertmiş.yok eğer devletin filan fonundan karşıladıysa,tüyü bitmemiş yetimin malının.hakkının üzerinde otuyor demektir."



Bunun dışında; baştan sona yalan ve ucuz demogoji içeren tekfirlerin ne oldugunu yazmış ve hatta bunların içinde bu şahsın Kemal Kaçarı tekfir edicem derken ettiği tekfirin ucunun Peygamber Efendimize kadar ulaştığını ha keza Erbakanı tekfir için yazdıkları şeylerin mizah yazılarına malzeme olabilecek seviyesizlikte oldugunu da özellikle belirtmiştik.

Bu tekfirlere bakıldığında:- Kemal Kaçar'ın Peygamber Efendimizin "Darul Harpte Faiz alınabilir" sözünü alıntılamasını: "Faizi helal etti. Faizle ilgili ayetleri red edip kafir oldu" gibi Efendimiz sanki o ayetleri bilmiyormuş da o sözü söylemiş gibi yada
İmam Azam ve İmam Muhammed bilmiyormuş da fetvasını vermiş gibi söylenmesi dediğimiz gibi Efendimiz ve İmameyni tekfirdir.

*****************

Peki niye böyle bir kepazeliğe imza atılmış. Bir de üstüne utanmadan "ben ayetleri söylüyorum onlar kafir oluyor" denmiş?

-Yada Erbakanı tekfire baktığımızda ise;

Erbakanı'ın siyasi bir konuşmasında "Alevileri kardeş olarak kucaklıyoruz" sözünü, "kâfirleri dost edinmeyin"Nisa:144 ayetine bağlayıp,( dolayısıyla alevileri toplu olarak kendi ifadesi ile "abdestsiz kafir" ilan edip), Erbakan'ın ayet red ettiğini(?)(şaka mı bu? Hayır bir insan kafirle dost olsa bile kafir olmaz günahkar olur ama kafir olmaz, o zaman her günaha gireni "ayet var ayeti red ediyor" denir; üstelik Erbakan, ömerin kendi tabiri ile "kafir"le dost da olmuyor) söyleyip, Erbakan'ın üzerine günah dahi(AllahuAlem) olmayan bir durumda kafir ilan etmeye kalkmış. Neden? Böyle rezilce kullanılan ayetlerin hakkı nasıl verilecek?

-Almanya'da faaliyet gösteren kaplancıları ise yukarıdaki gibi -saçma sapan dahi olsa- tek bir dini ifade göstermeden sadece vatan-millet-sakarya edebiyatı ile kafir etmiş. "Vatanı(?) bölüyorlar(?) kafir oluyorlar" demiş. Peki Neden?

Süleymancıları tekfir etmelerinin nedeni şudur:
Süleymancı tayfa DYP'liydi. Kemal Kaçarın DYP ile çok ciddi bağlantıları vardır. Ve Süleymancılar toplu halde DYP'nin oy deposuydu. DYP'liler ile Anap'lıların siyasi kavgalarını din kavgası haline dönüştürmesi. Bakılıyor süleymancılar toplu halde DYP'yi destekliyor. Anaplılar karşı hamle ile bunların eski defterlerini karıştırıp yıllar önce yapılmış röportaj üzerinden biranda hücum etmişler. Faiz maiz hikaye.

Kaplancıları tekfir etmeleri ise:
Kaplancılar faaliyetlerini yüksek sesle yapmaya başlamaları 1997 yılı civarıdır. Bu yılda iktidarda Anap, Başbakanlık koltuğunda ise Mesut Yılmaz vardır. Yani Kaplancılar Türkiye'de Hükümete yani Mesut Yılmaz'a problem çıkarmasın diye Hakikatçılar bunların faaliyetlerine karşı hemen harekete geçip bunları tekfir etmişler. (Bu Hakikatçılar tekfirin, kafir olmanın ne olduğunu bile bilmiyorlar.)
Şu ne kadar manidardır ve bütün olaylara ışık tutar:

***********************

Kendisini ziyaret edenler arasında ANAP eski milletvekili şimdiki DP Başkanı Korkut Özal da var. Askeriye'den bazıları gelip, ‘şimdiye kadar neredeydiniz; RP ile tarikatların içyüzünü böylesine ortaya çıkaran olmadı' diyorlarmış.’’
19 Aralık 1997,Cuma Hürriyet

************************

Erbakan meselesini konuşmaya bile gerek yok.

Birazcık olsun aklı ve muhakeme yeteneği olan birisi kitap diye çıkardıkları kağıt yığınlarına baktığında rezilliği görecektir. Peki Anap'la sorun yaşayanların kafir olduğuna nasıl inandırılacak insanlar? İşte binbir çeşit yalan ve tahrifatla ayetleri, hadisleri şahsı için kullanması, Hatem-ül Evliya olduğunu ve İslam Alimlerinin kitaplarında geçtiğini (zaten o kadar büyük bir çapsızlık ki din ile sadece "kendime hangi ayeti hangi hadisi yamayabilirim" diye ilgileniyor) iddia etmesi bu şekilde başlıyor. Şimdi asıl meselemize gelelim.

İnsanları fantastik, gizemli,esrarengiz hikayelerle kandırmak çok kolaydır. Aslında kanma değildir bu. İnsanın nefsinin aynı daha fazla para, yemek, karşı cins istemesi gibi bu meseleye de tutunmasıdır. Bu çok önemli: Kanma değildir. Çünkü şunu hiç bir zaman unutmayın hayatta başarısız olmuş insanların en büyük avuntusu kendilerini keşfedilmemiş hazine, "aslında önemli" bir insan sanmasıdır. Aynı zeki olduğunu sanmanın aptalların avuntusu olması gibi...

Tarih, yüzyıllardır uyanıkların çok çeşitli dinlerde, toplumlarda, kültürlerde insanoğlunun bu en zayıf noktasını kullanarak rant elde etmesinin örnekleri ile doludur. Sahte peygamberler, fantastik hikayeler, batıni tarikatler, kurtarıcılar(mehdiler), kısa yoldan cennet vaadleri...

İşte, çoğunlukla eğitim seviyeleri çok düşük insanlardan oluşan bu fırka da bunun bu günlerde görülen bir örneğini teşkil ediyor. Onların yöntemi ise İslam dünyasında bu güne kadar eşi benzeri görülmemiş derecede tahrifat ve yalanlarla, hic bir zaman tartışma konusu dahi olmamış Hatemul evliya konusunda, alimlerin ağzından yalan söyleyerek adres vermeye kalkmaları...

Daha önceden göstermiştik Salih Çift Hoca, Hakim et Tirmizinin Hatemul evliya kitabını Türkçeye çevirmiş ve içerisinde isim vererek Ömer Öngüt ve tayfasının hat safhada fahiş tahrifat ve kasıtlı çeviri hatası yaptığını yazmıştır. Bu ayıp bile yeter asılda ya neyse. İlgili sayfanın resmi aşağıdadır.

Bu fırkanın ortaya sürdükleri adamın aynı bundan önce yüzlercesi gibi, "müjdelenmiş", "geleceği haber verilmiş", "özel ilim ve vazife" verilmiş bir insan olduğunu ve ona tabi olanların "makam" sahibi olacağı vaadleri hususunda söylenen yalanlarına kaynak göstermeye kalktıkları insanlar ise en başta Muhyiddini Arabi ve onun yolunu takip edenlerdir.

Gerçekten öyle midir sorusunun cevabını hepiniz tahmin ediyorsunuzdur ki tabiki de hayır. "

kaynak
 

kurtuluş

kurtuluş

KF Ailesinden
Özel Üye
ÖMER ÖNGÜT -K.S.- Hazretleri

Ya çok cahilsiniz ya da gözünüz kör olmuş, tutturmuşsunuz bir Ömer Öngüt diye birini yok illa bu adam hatemuveli diyor ve peşinden şuursuzca gitmeye çalışıyorsunuz.

Birazcık izanlı biri geçmişte bu zatın çok boş beleş sebeplerden müslüman insanları tekfir ettiğini bilir...

Birkaç sorum olacak sana,
1-) Sen bu zat-ı tanıyor musun?
2-) Bizzat tanımıyorsan, bu zat hakkında yorum yapacak bilgiye nasıl sahip oldun? Açıklarsan biz de öğrenelim...
3-) Gerçek Allah dost'ları, ehlullah Allah'u Teala'nın bildirmesi ile konuşur, Her halleri Hakk'tandır, Hakk'a dayanırlar, Hakk'tan beklerler..
Sahteler ise Halk'a dayanır, Halk'tan bekler...
Ömer ÖNGÜT Hazretleri'nin dinimizi ve vatanımızı bölmeye çalışan bölücülere dair tüm beyan ve ikazları, her gün karşımıza ayan beyan çıkmaktadır..
* 90'lı yıllardan beri GÜLEN ve avanesinin doğru yolda olmadığını ayet-i kerime ve hadis-i şerifler ile ortaya döktüğünde, senin gibi birçokları çıkıp, "Ömer ÖNGÜT" , dine hizmet eden bir hocaefendiyi tekfir ediyor diye ortalığı inlettiler.. Lakin Zaman gösterdi ki, bizim şimdi ayan beyan gördüğümüz bu fitneyi, O büyük zat Allah'ın bildirmesi ile o zamandan görmüş...
Bu sadece bir örnek;
Lafının arkasında dur ve açıkla...
Kimi, neden tekfir etmiş?


1988'de iç yüzünü halka duyurmaya başladıfakat dinlediler mi?Dinleselerdi bu kadar imanlar mahvolurmuydu?Bu kadar maddi ve manevi zarar meydana gelirmiydi?

Çoğu zannına uyar ahir zaman böyle işte.
Ömer Öngüt(k.s) 38 ciltlik eseri zaten ortadadır.Kendisine tek sayfa reddiye yapılamadı.
Kim ne olursa olsun kuran ve sünnet dışına çıkmışsa yine kuran ve sünnet ile açıklamıştır.

Nasibi olan zaten okur,görür,anlar.
 

kurtuluş

kurtuluş

KF Ailesinden
Özel Üye
Ömer Öngüt(k.s) seveni var sevmeyeni var.Bu zamana kadar kendisine ilmi bir reddiye yazılamadı.
Çoğu zaten zannına uyuyor.Bu saatden sonrada kim neyi duyacak?

Örneğin ahir zaman alimleri organ nakli caizdir diyor.

Organ Nakli Caiz Değildir
http://www.kunfeyekun.org/forum/kf/organ-nakli-caiz-degildir.38144/

Ayet ve hadislerle en ince ayrıntısına kadar anlatmış.Ahir zaman alimleri örneğin yazsınlar şu eserde yanlışlık var desinler.

Organ Naklini okuyan nice müslümanlar Ömer Öngüt(k.s) dualar ediyor.Zahirde kalanlar ise onu zaten yaşarken tanıyamadı,göremediler şimdi mi görücekler?
Hayatını biliyormusunuz,hakikat.comdaki bilgileri okudunuz mu dediğimizdede cevap veremiyorlar.Ancak zan ile cevap veriyorlar.

"Ümmetim benden sonra yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bir fırka müstesna diğerleri hep ateştedir."
– Onlar kimlerdir ya Resulellah!
"Benim ve ashabımın yolunda olanlardır."
(Ebu Dâvud)

Durum bu iken münafıklığı ortaya çıkmış Fetullah güleni dahi savunanlar hala var.

Ordan buradan yalan yanlış bilgileri okuyacağınıza
http://www.hakikat.com/
Sitesinden faydalanın.

Ayrıca Ömer Öngüt(k.s) birçok iftira atıldı sağlığında hepsine cevap verdi.Hatemi veli konusundada yeni yeni çarpıtma iftiraları atıldı.Biz bunlara başka sitelerde cevap verdik.Orjinal eserlerle iftiralar cevap veriyoruz.Daha çalışmalarımız sürüyor.








 

cenneteyn

cenneteyn

Yolcu..
Kademeli
Ömer Öngüt(k.s) seveni var sevmeyeni var.Bu zamana kadar kendisine ilmi bir reddiye yazılamadı.
Çoğu zaten zannına uyuyor.Bu saatden sonrada kim neyi duyacak?

Biz bunlara başka sitelerde cevap verdik.Orjinal eserlerle iftiralar cevap veriyoruz.Daha çalışmalarımız sürüyor.
Bu zamana kadar kendisine reddiye yazılmadı, sizler iftiralara cevap veriyorsunuz öyle mi, ne güzel, Allah bizler ve sizlere istikamet nasip etsin inşaAllah.

Bakın uğraşamam sizin gibilerle ama madem iftira bunlar cevaplarını paylaşında herkes bilsin, bakın sadece ömer öngüt kim diye aradığımızda ilk sayfada bu sonuçlar var:

1)

2) http://www.yeniklasor.com/q-6121-beyin-yikayan-omer-ongut.html

3) http://www.risaleforum.net/islamiyet-72/alimler-ve-evliyalar-108/191817-allah-ile-aldatmak-isteyenler-omer.html

4) http://dindereformcular.blogspot.com.tr/2014/05/omer-ongut-kimdir.html?m=1

5) http://www.iftira.net/node/98

6) https://tr.instela.com/omer-ongut--124458
 

kurtuluş

kurtuluş

KF Ailesinden
Özel Üye
Bakın uğraşamam sizin gibilerle ama madem iftira bunlar cevaplarını paylaşında herkes bilsin, bakın sadece ömer öngüt kim diye aradığımızda ilk sayfada bu sonuçlar var:
Tüm evliyaları incelediğimizde çoğuna iftira atılmıştır.
Bizimde sizinle vakit kaybeye hiç niyetimiz yok.

Bu sebeble bunu yazdık.
"Ordan buradan yalan yanlış bilgileri okuyacağınıza
http://www.hakikat.com/
Sitesinden faydalanın."

Elbette birçok iftira atıldı hepsinede cevap verildi.


Kadir Mısıroğlu'nun İftira ve Hezeyanlarına Cevap
http://www.hakikat.com/dergi/224/misiroglu224.html
 

cenneteyn

cenneteyn

Yolcu..
Kademeli
daha hala evliya diyor yahu, ben gözünü aç dedikçe kulağını kapıyorsun, neyse Allah istikametli olana selamet, istikametsiz olana hidayet nasip etsin enerjimi burada bu şekilde harcattığınız için de siz sorumlusunuz.
 

kurtuluş

kurtuluş

KF Ailesinden
Özel Üye
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst