Gelin, Kayinvalide ve Kayinpedere Bakmaya Mecbur mu?

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#1
Gelin, Kayinvalide ve Kayinpedere Bakmaya Mecbur mu?

Telefondaki hanım sızlanarak soruyordu sorusunu:
-Ne olur bir iki satır da bizim derdimizden söz etseniz...

-Sizin derdiniz ne ki?..

-Ne olsun malum tarihi mesele. Kaynana-gelin geçimi... Ben onlara senelerdir hürmet ve hizmet ediyorum. Ama aynı evde oturmayı, aynı hayatı paylaşmayı artık istemiyorum. Beni sıkıyor senelerce aynı yerde kalma mecburiyeti. Ne olur bir çare gösterseniz bizlere... Aynı yerde oturmaya, aynı hayatı paylaşmaya mecbur muyum? Bir de çocuğum olmasına rağmen beni kendi hayatımla baş başa bırakmak istemiyorlar. Bu da beni sıkıyor, bir daireye taşınarak kendi hayatımı yaşamak istiyorum. Bunu istemeye hakkım yok mu?..

-Hanımefendi, diyorum, bizim örfümüzde gelinler geldikleri evin kızları sayılırlar. Evin babası anası da kendi anası babası yerine geçerler. Öyle muhatap olmaya çalışırlar birbirlerine. Keşke siz de evin kızı gibi olsanız, onlar da sizi kendi öz kızları gibi sıkmadan korumaya çalışsalar...

-Hocam anlıyorum dediklerinizi de. Ben nihayet başka bir ananın babanın çocuğuyum. İnsanın hürmeti, saygısı, bir yere kadar varabiliyor, daha ilerisinde ise insan tükeniyor... Gittikçe hürmeti de, hizmeti de yara alıyor, hürmetsizlik ve saygısızlığa dönüşüyor. Bir çaresi yok mu bunun?.. Başka bir dairede otursam da gerektiğinde gelip hizmetlerini yine görsem, hürmette kusur etmesem, daha makul olmaz mı? Mecbur muyum aynı dairede oturmaya, aynı hayatı ömür boyu paylaşmaya? Benim hiç özel hayatım olmayacak mı? Hep başkalarının kontrolü altında mı yaşayacağım?

-Gelinlerin ayrı dairede oturmayı isteme hakları vardır. Beyin ekonomik durumu müsaitse tabii. Değilse aynı dairenin odalarını bölerek ayrı daire haline getirip rahatını sağlama hakkı bile söz konusu...

-İşte bunu soruyorum ben!.. Bir de öz anam babamla ilgimi kesmeye mecbur muyum?.. Ben beyimin ana babasına hürmetle mükellef olduğum gibi, kendi ana babama da hürmetle, arada bir ziyaretle mükellef değil miyim? Bir de bu konuya işarette bulunsanız...

- Ana baba ile irtibatı kesmek mümkün olmadığı gibi caiz de değildir. Yakında iseler haftada bir gün ya siz gidersiniz, ya da onlar gelip ziyaret hakkınızı kullanırsınız. Uzakta iseler bu ziyaret ayda bir olur, daha da uzakta iseler senede bire düşer. Ama görüşme hakkı hiçbir suretle yok olamaz. Bey de bu ziyaretlere mani olamaz...

Bunları dinleyen hanımefendi teşekkür ederek telefonu kapatıyor, az sonra ikinci telefon geliyor:

-Hocam kusurumuza bakmayın bugün sizi çok meşgul ettik. Biraz önce telefon eden hanımın beyiyim. Hanım anlattıklarınızı bana aynen nakletti. Tümüyle kabul ediyor, hiçbirine itiraz etmiyorum. Ancak ben iki arada bir derede kalıyorum. Hanım artık çocuğumuz oldu, bir daireye geçelim, yeter, diyor. Anam ise, ben seni böyle günler için doğurdum, beni bırakıp da nereye gideceksin, bu nasıl evlatlık? diye sitem yağdırıyor. Ne yapacağımı bilemiyorum. Bir yanda anam, bir yanda yuvam!..

-Ana baba hakkı gerçekten de mühimdir. Hiçbir şekilde yok olmaz. Ancak haklı isteklerine uyma mecburiyeti vardır. Haklı olmayan isteklerine uyma mükellefiyeti yoktur. Hanımın da ayrı dairede oturma hakkı söz konusudur. Buna göre senin imtihanın oldukça sabır ve anlayış gerektiren bir imtihandır. Hem hanımın hakkını verecek, yuvanın huzurunu sağlayacaksın hem de ana babanın gönlünü kırmayacak, yumuşak bir mukabele ile bizzat kendi hizmetinle memnun etmeye çalışacaksın...

- Anlıyorum dediklerinizi. Büyükler boşuna dememişler: Cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değil, diye...

Muhatabım iki tarafı da kırmadan bu gemiyi yürütme duası isteyerek telefonu kapatıyor, beni de vicdan muhasebemle baş başa bırakıyor. İçimden söyleniyorum:

-Gönül istiyor ki ne ana baba kırılsın, ne de müstakil yaşamak isteyen hanım kızımız darılsın. Ama bunun için tarafların hak sınırlarını bilmeleri gerekiyor. Bu sınırlar açıkça anlaşılamadığından haddi aşan arzular çarpışıyor. Bu arada olan ise iki tarafın da haklarını tanımak zorunda olan evlada oluyor... Keşke taraflar haklarını bilseler, sınırları içinde kalmaya razı olsalar da, ne biri incinse ne de öteki darılsa... Ne de aradaki insaflı evlat ezilse.


Ahmet Şahin

 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#2
Gelin kocasının ana babasıyla aynı yerde kalmaya, onlara bakmaya (hukuken) mecbur değildir. Ama (diyaneten) hizmet etmesi tavsiye edilir. Beyinin imkanı elverdiği nispette ayrı ev, yoksa ayrı oda dahi isteyip ayrı yerde kalabilir, hizmet etmeye zorlanamaz..

Ancak beyinin mutluluk ve huzuru hanımın da mutluluk ve huzuru olacağından bir hanımefendi mümkün olduğu kadarıyla beyinin ana babasına hizmette kusur etmemeye gayret gösterir, böylece ailenin mutluluğunu, huzurunu sağlamaya katkıda bulunmuş olur.

Çünkü hiçbir evlad ana babasını ihmal etmez, muhtaç oldukları zaman onların hizmetine koşmaktan geri durmaz.

Mutlaka ana babasına hizmet edecek, onların mutluluğuyla mutlu, mutsuzluğuyla da mutsuz olacaktır.

Hanım hukuki hakkını kullanıp ta kayınvalide ve kayınpederine hizmetten uzak kalması beyinin mutsuzluğuna sebep olup sevgi azalmasına vesile teşkil edecektir. Bir hanım da, bunu istemez elbette.

Kaldı ki bugünün gelinleri yarınların da kayınvalideleridirler. Onlar bugün kayın validelerini ihmal edince yarın kendilerinin de ihmal edilmeye müstehak olacakları aşikardır. Öyle ise hukuken olmasa da diyaneten istenen bu hizmet işlerini, gelinler ihmal etmemeli, bir gün kendilerinin de aynı şekilde hizmete, hürmete muhtaç hale geleceklerini unutmamalılar.

Ayrıca bu gibi iyilikler karşılıklıdır. Bugün kendisi beyinin ana babasına hizmet eder, yarın da beyi kendisinin ana babasına hizmet eder. Hiç belli olmaz; kim kime ne zaman ne şekilde muhtaç hale gelecektir. Asıl vefa ve sadakat ta böyle günlerde belli olur zaten.

Kaldı ki bu hizmetler de yabancıya değil; ana baba makamına kaim olan kayınvalide ile kayınbabaya yapılmaktadır. Öz ana baba olmasa da ana baba yerine geçenlerdir bunlar..


Ahmet Şahin
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#3
Gelin kayınvalidesinin hangi işlerini yapmakla yükümlüdür?



Müslüman bir hanımın eşine iyi davranmasının bir diğer yönü de eşinin anne ve babasına karşı iyi davranması, onlara hürmeti ve takdiri elden bırakmamasıdır. Kadın, kayınvalidesine yardımcı olarak kocasına ikram ve iyilikte bulunur. Dolayısı ile koca da bu durumu göz önünde bulundurarak hanımına ve onun annesine karşı iyi davranır. Kadın bunu yapmakla aslında kendine iyilik yapmış olur. Zira Allah Teâlâ, "İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?” (Rahman 60)

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, "İnsanların hayırlısı, insanlar için hayırlı olandır." buyuruyor.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ümmetine öğrettiği merhamet, sadece yakınlarını değil bütün insanlığı kucaklamaktadır. Bir hadis-i şerifte şöyle ifade edilmiştir:

"İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.” (Müslim)

"Merhamet edenlere Allah da merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin". ( Tirmizî )

Merhamet bazı kimselerin sandığı gibi, sadece bir acıma duygusu değildir. Sevgiyle gelişen yardım ve fedakârlıkla büyüyen şümullü bir histir. Eğer bir kalpte merhamet duygusu yoksa o kalp hastadır.

Zamanımızda bazı kişiler ‘kadın, erkeğinin çamaşırını yıkamak zorunda değildir, çocuğunu emzirmek mecburiyeti yoktur’ diyerek aile hayatının yaşanmaz hale gelmesine vesile oluyorlar. Her ne kadar kazaen mecbur değilse de işin bir de dinî yönü, insanî yönü, merhamet boyutu vardır. Memure kadın, alacağı para karşılığında tanıdığı, tanımadığı insanlara günlük en az sekiz saat hizmet ederken kocasına, çocuğuna, kocasının anne, babasına neden itaat etmesin. Bu garip düşünceler ve benzeri yanlışlar nice ailelerin çözülmesine ve huzursuzluğa vesile oluyor. Aileler her şeyden fazla muhabbete muhtaçtırlar.

Ailelerin dünya ve ahiret saadeti için önce Allah ve Rasulü’ne itaat etmesi birbirlerine meşrû zeminlerde itaatleri gerekir. Günahlarda hiç kimseye itaat gerekmez.

Saniyen herkesin birbirlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri ailenin mutluluğunu sağlar. Aksi halde aile hayatı yaşanmaz hale gelir. Bir diğer yönü ise hayat sadece bu dünya ile sınırlı değil, bir de asıl hayat olan ahiret hayatı vardır. Biz öyle bir aile ortamı oluşturalım ki haramlardan uzak, Kur’an ve sünnet ikliminde, cennetî bir hayat yaşanan akl-ı selim sahibi insanların hayatı olsun. Zira Allahu Teala güzel davranışta bulunanları sever.
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#4
Gelin, kayınvalideye nasıl davranmalı?

Hayat çizelgesi üstlenilen rollerle ve ibret levhalarıyla doludur. Gelinken çektirirseniz, kayınvalide iken bu kez kendiniz çekebilirsiniz. O yüzden mantıklı olup ne çekmek, ne de çektirmek gerekiyor.

Kapı mı çaldı? Kim geldi?

Kim olacak tabii ki, annen.

Ne dedin anlamadım?

Anlamayacak ne var bunda? Yine annen geldi dedim.

Yavaş ol annem duyacak.

***

Şey, çocuklar geçiyordum ayaküstü ne yapıyorsunuz diye sorayım dedim. İnşallah rahatsız etmedim.

Aaaa! Ne rahatsızlığı anneciğim. Zaten biz de seni özlemiştik. Ne iyi ettin de geldin.

Güzel gelinim, rahatsız mısın, niye sesin çıkmıyor?

***

Sanırım kızım rahatsız ben kalkayım. Zaten baban da beni merak eder. Haydi hoşça kalın.

Ama anneciğim öyle hemen kalkılır mı? Akşam yemeğine kalsaydın. Değil mi hayatım?

***

Yok! Yok! Başka zaman. Fırsat bulursanız siz gelin

Her ne kadar kayınvalidelerin zulmü dillere destan olmuşsa da maalesef böyle gelinlere de rastlanıyor. Kendisine karışmasa bile kayınvalidesinin varlığından rahatsız olan gelinlerin sayısı hiç de küçümsenecek gibi değil.

Kayınvalideleri tarafından ezilen kimi kadınların kızları, şuuraltlarında tepkisel olarak sanki kendi kayınvalidelerinden annelerinin intikamını alıyorlar. Annem ezildi ben ezilmeyeceğim diye kendilerini koruma psikolojisine giriyorlar.

Halbuki, karşılıklı hoşgörü, anlayış ve saygıyla davranılmalıdır. Bugünün gelininin yarının kayınvalidesi olacağı göz önünde tutulmalıdır. Kayınvalidesine kötü davranan gelini, yarınlarda kötü bir gelinin beklediği, Ne ekersen onu biçersin.sözü unutulmamalıdır.

Eskiler Dört atanın hakkı birdir. diyerek eşin ana-babasının insanın kendi anası, babası gibi hukukunun olduğuna dikkat çekmişlerdir.

Zaten Peygamberimiz (sas), İçinde akrabalarla irtibatı kesen birisinin olduğu bir topluluğa rahmet inmez. (Buhari, Edeb)

İki kişi vardır ki, kıyamet günü Allah onlara rahmet nazarıyla bakmaz; akrabalarıyla ilgiyi kesen kimse ve kötü komşu. (Deylemi Müsnedül-Firdevs) buyurmaktadır.

Üstelik bu akraba, anne hükmünde olan kayınvalide olursa iş daha da değişir. Güzel sözün bile sadaka olduğu dinimiz elbette kayınvalideye iyi davranılmasını ister.

Peygamberimiz, Kadınların en hayırlısı, kendisine baktığı zaman kocasını sevindiren, bir şey yapmasını istediğinde itaat eden, nefsi ve malı hususunda kocasının hoşlanmadığı tutum ve davranışlardan kaçınan kadındır. (Müsned, 2:251) buyuruyor.

Sanırım hiçbir erkek eşinin annesine kötü davranmasından hoşlanmaz. Zaten hayırlı bir kadın da eşini üzmemek için eşinin annesine saygılı davranır. Onu memnun eder.

Bazen gelinler Biz ne kadar iyi davransak da kayınvalidemiz kötü, bizi sevmiyor. diyorlar. İyilik yapana iyilik yapmak kolaydır. Fazilet, kötülüğe iyilikle karşılık vermektedir. Peygamberimiz:

Akrabalarına iyilik eden kişi, sadece onların iyiliklerine karşılık veren değildir. Akrabalarına asıl iyilik eden kişi, akrabaları kendisiyle ilişkilerini kopardıklarında, onlara iyilik yapmaya devam edendir. (Buhari, Edeb: 15) buyuruyor.

Bilmem bu sözün üzerine başka söze gerek var mı?



GÜLAY ATASOY
 

cemre

KF Ailesinden
Özel Üye
#5
Ahmet Şahin ismini bugün bir arkadaşımdan duymuştum. Yazılarını epey methetti. Bende merak etmiştim okumayı düşünüyordum. Tevafuk oldu. Sağolasın...:gül2:
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#6
Ahmet Şahin ismini bugün bir arkadaşımdan duymuştum. Yazılarını epey methetti. Bende merak etmiştim okumayı düşünüyordum. Tevafuk oldu. Sağolasın...:gül2:


Ahmet Şahin ' in yazılarını okuduğum kadarıyla severim , fırsat buldukça paylaşırız inşaallah , tevafuk ise Allah'ın ikramı, şu sıralar pek sık tezahür ediyor işlerimizde bakalım hayırdır inşaallah.:):gül:
 

enes61

KF Ailesinden
Özel Üye
#7
Kapı mı çaldı? Kim geldi?

Kim olacak tabii ki, annen.

Ne dedin anlamadım?

Anlamayacak ne var bunda? Yine annen geldi dedim.

Yavaş ol annem duyacak.

***

Şey, çocuklar geçiyordum ayaküstü ne yapıyorsunuz diye sorayım dedim. İnşallah rahatsız etmedim.

Aaaa! Ne rahatsızlığı anneciğim. Zaten biz de seni özlemiştik. Ne iyi ettin de geldin.

Güzel gelinim, rahatsız mısın, niye sesin çıkmıyor?

***

Sanırım kızım rahatsız ben kalkayım. Zaten baban da beni merak eder. Haydi hoşça kalın.

Ama anneciğim öyle hemen kalkılır mı? Akşam yemeğine kalsaydın. Değil mi hayatım?

***

Yok! Yok! Başka zaman. Fırsat bulursanız siz gelin
:hihi::hihi::hihi:
 

sevilir

Tecrübeli
#8
Kadınların en hayırlısı, kendisine baktığı zaman kocasını sevindiren, bir şey yapmasını istediğinde itaat eden, nefsi ve malı hususunda kocasının hoşlanmadığı tutum ve davranışlardan kaçınan kadındır. (Müsned, 2:251) buyuruyor ,,bu hadisi facebook a ekleyeceğim bu hadisi hakkıyla uygulayan çok nadir insan gördüm ne güzel hadis
 

Bitter

KF Ailesinden
Özel Üye
#9
Gnümüzde gelin-kaynana geçimsizliği aldı başını gidiyor.. Huzursuz mutsuz aileler çoğaldı bu sebepten ötürü..sanırım kıyamete kadar da böyle devam edecek mazallah...