Eşim Yanında Kapattırıyor ve Çarşafa Girmemi İstiyor

  • Konuyu başlatan aleyna07
  • Başlangıç tarihi
A

aleyna07

Üye
Üye
Öncekikle merhaba kapanalı yaklaşık 1 hafta oldu veya olmadı ama eşim yanında sürekli kapalı oturmamı istiyor açıkçası soeduğumda alışman için diyor ilerde çarşafa gireceksin zaten diyor bana ama ben ilerde düşünmüyordum yani planım vardı hatta araştırdım baya ama yani sadece planım var eve gelince git saçını başını ört diyor etekle yazmayla geziyorum eşimin yanında misafirler gelince bile çember şeklinde örttürmüyor git boynunuda kapat boneni falan tak diyor sizce bu doğrumu yoksa tepkimi göstermeliyim ?
 

B

bir.kul.

Üye
Üye
Evet bu doğru ama kardesim sen herseyden önce Allah rızası için ve icinden gelerek yapmalisin
Eşin senden dinimizde uygun olani yapmani istiyor eşin bir tür vesile oluyor yani ona teşekkür etmelisin
 

A

aleyna07

Üye
Üye
Evet bu doğru ama kardesim sen herseyden önce Allah rızası için ve icinden gelerek yapmalisin
Eşin senden dinimizde uygun olani yapmani istiyor eşin bir tür vesile oluyor yani ona teşekkür etmelisin
Ama evim mahremim açık durabilirim ama durdurmuyor yatmaktan yatamaya açıyorum saçlarımı ve aşırı terliyorum
 

SETR

SETR

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Merhaba öncelikle kunfeyekun a hoşgeldiniz, tesettüre girmeniz hayırlı mübarek olsun inşaAllah. Sizin durumunuza benzer daha önce sorularlaislamiyet sitesinde sorulmuş ve cevaplandırılmış konular mevcut, aşağıda bir kaç tane yazıyoruz inşaAllah:

Müslüman kadının giyim şekli nasıl olmalıdır?



Müslüman kadının giyiminde esas mesele, tesettürü sağlamasıdır.
Eli ve yüzü dışında bütün vücudunu örtmesi, açık kalmamasıdır. Giyilen bir elbisenin tesettüre uygun olması için de altını göstermeyecek şekilde kalın ve avret yerlerini örtecek kadar uzun olmalıdır. Bunun için altını gösterecek şekilde ince ve şeffaf olan bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz.

Kadınların yüzleri ile ellerinden başka bütün bedenleri avrettir. Yüzleri ile elleri namazda ve namaz dışında fitne korkusu olmadıkça avret değildir. Ayaklarının avret olup olmaması ihtilaflıdır. Sahih kabul edilen görüşe göre kadınların ayakları da avret değildir. Diğer bir görüşe göre namazda kadının ayakları avret sayılmazsa da namaz dışında avret yeri sayılır. Bu ihtilaftan kurtulmak için ayaklarını örtmeleri iyi olur. Sahih olan görüşe göre kadınların kolları kulakları ve salıverilmiş saçları da avrettir.

Bu meseleye esas teşkil eden hadis-i şeriflerin meali şöyledir:

Hz. Âişe'nin rivayetine göre, kız kardeşi Hz. Esma bir gün Peygamberimizin huzuruna gitti. Üzerinde altını gösterecek şekilde ince bir elbise bulunuyordu. Resulullah (a.s.m.) onu görünce yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu:

"Ya Esma, bir kadın büluğ çağına erince —yüzünü ve ellerini göstererek— bunlardan başka bir tarafının görünmesi sahih olmaz." (Ebû Dâvud, Libas 31)

Sahih-i Müslim'de Ebû Hüreyre (r.a) tarafından bir rivayette Peygamberimiz (asm), giyindiği halde açık olan, yani ince ve şeffaf elbise ile dolaşan kadınların cehennemlik olduklarını, cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirirler. 2

lkame bin Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder:

"Abdurrahman'ın kızı Hafsa'nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Âişe (ra)'nin huzuruna girdi. Hz. Âişe (ra) başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı." 3

Hz. Ömer (r.a.) ise, cam gibi şeffaf olmasa da, giyindiği zaman altını iyice belli eden elbisenin kadınlara giydirilmemesi hususunda mü'minlere ikazda bulunmuştur.4

İmam Serahsî bu nakilden sonra, kadının giydiği elbise çok ince de olsa yine aynı hükmü taşır, şeklinde bir açıklama getirir. Daha sonra da, "Giyindiği halde açık" olan mealindeki hadisi kaydeder ve şöyle der:

"Bu çeşit bir elbise şebeke (ağ) gibidir, örtünmeyi temin etmez. Bunun için yabancı erkeklerin bu şekilde giyinmiş bir kadına bakması helâl olmaz."5

Elbisenin şeffaf olmasındaki ölçü, tenin rengini belli etmesidir. Dışarıdan bakıldığı zaman elbisenin altından insanın teni görünüyorsa, elbise ince de olsa, kalın da olsa böyle bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz. Bu mesele Halebî-i Sağir'de şöyle belirtilir:

"Elbise altını, tenin rengini belli edecek şekilde ince olursa, bununla avret yeri örtülmüş olmaz. Fakat kalın olsa da, uzva yapışsa ve uzvun şeklini alsa (uzvun şekli görünür hale gelse), bu durumda örtünme hasıl olduğu için men edilmemesi gerekir, namaz caiz olur."6

Mesele diğer mezheplerde de aynı şekilde ifade edilir. Mâliki mezhebinin görüşü şöyledir:

Elbise şeffaf olur, cildin rengini hemen belli ederse, bununla örtünme olmaz. Bu şekilde kılınan namazın mutlaka iade edilmesi gerekir. İnce ve dar olduğu için azanın şeklini belli eden elbiseyi giymek de mekruhtur. Çünkü bu bir şahsiyetsizlik sayılır ve selef ulemasının giyim tarzına muhalif hareket edilmiş olunur.7

Hanbelî mezhebinin görüşü ise şu şekildedir:

Vacip olan örtünme, cildin rengini belli etmeyecek şekildeki örtünmedir. Eğer giyilen elbise cildin rengini belli edecek tarzda ince olur da bedenin beyazlık ve kırmızılığı görünürse namaz caiz olmaz. Çünkü bununla örtünme gerçekleşmiş olmaz. Şayet rengini örter de, hacmini belli ederse namaz caiz olur. Çünkü örtü kalın da olsa bundan kaçınmak mümkün değildir.8

Şafiî mezhebinin görüşü ise şöyledir:

Vacip olan, cildin rengini belli etmeyecek elbiseleri giyinmektir. İnceliğinden dolayı cildin rengini belli eden bir elbiseyi giymek caiz olmaz. Çünkü böyle bir elbise ile tesettür gerçekleşmiş olmaz. Yani, inceliğinden dolayı cildin beyazlığını veya siyahlığını gösteren elbise tesettür için kâfi gelmez. Yine, elbise kalın olsa da, dokunuşu itibariyle altından avret yerlerinin bir kısmını gösterse, yine yeterli şekilde örtünme sağlanmamış olur. Diz kapakları ve uyluklar gibi bedenin incelik ve kalınlığını belli eden bir elbise ile kılınan namaz sahihtir, çünkü tesettür sağlanmış demektir. Fakat azaları belli etmeyecek şekilde bir örtü kullanmak müstehaptır.9

Bütün bu nakillerden şöyle bir neticeye varmak mümkündür:

Kadının kendine nikah düşen erkeklerin yanında giymiş olduğu elbise, tenin rengini belli edecek ve gösterecek şekilde ince ise, bununla örtünme gerçekleşmiş olmayacağından giyilmesi caiz olmaz. Bu giyecek, bir elbise, gömlek ve etek olduğu gibi, başörtüsü ve çorap da olabilir.

Buna göre tesettürün dinen makbul olabilmesi için bazı şartları vardır, onlara dikkat etmek gerekir:

- Elbisenin vücudu gösterecek tarzda ince olmaması,

- Nazar-ı dikkati çekecek kadar süslü ve renkli olmaması,

- Vücudun hatlarını gösterecek şekilde dar olmaması gerekir.

Vücudun azalarını iyice belli edecek şekilde giyilen dar pantolon ve dar gömlekle namaz sahih olsa da, bakanların dikkatini çekip tahrik edeceğinden dinen helal olmaz. Merhum İbn-i Âbidin de eserinde bu hususa işaret etmektedir.10

Diğer taraftan kadınlar gerekli örtüyü sağlamak zorunda oldukları gibi, erkeklerin dikkatini çekecek bakışlardan, konuşmalardan ve yürüyüş tarzından da sakınmaları gerekir:

"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz." (Nur, 24/31)

İşte hür kadınların, bu istisna edilmiş kimselerden başkasına zinetlerini göstermemeleri, kendi iffet ve korunmaları ve güzel geçimleri noktasından gayet önemli olduğu gibi, yabancı erkekleri etkilememek, günaha sokmamak, edeb ve iffet telkin etmek noktasından da çok önemlidir. Özellikle bu noktayı da düşündürmek ve tesettür emrinin kuvvet ve şumülünü bir daha hatırlatmak üzere, yürüyüş tavırlarının bile düzeltilmesi için buyuruluyor ki: gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar, yani baştan ayağa örtündükten sonra yürürken de edeb ve vakar ile yürüsünler. Örtüp gizledikleri sunî veya doğal ziynetler bilinsin diye, bacak oynatıp ayak çalmasınlar, çapkın yürüyüşle dikkat nazarları çekmesinler; çünkü erkekleri tahrik eder, şüphe uyandırır. Fakat unutulmaması gerekir ki, kadının bu konuda başarısı daha önce erkeklerin iffeti ve görevlerine dikkati ve toplumda olanların gayreti ve özeni ile de ilgili olarak, bunlar da Allah'ın yardımı ile ayakta durabilir. Onun için bu noktada Resulullah (s.a.v) den bütün müslümanlara hitap ve erkekleri zikredip kadınları da içine alacak bir şekilde buyuruluyor ki:

Ve ey müminler! Hep birden Allah'a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.Demek ki bozuk bir toplulukta kurtuluş ümid olunmaz, toplumun bozukluğu da kadınlardan önce erkeklerin kusur ve hatalarındandır. Bundan dolayı başta erkekler olmak üzere erkek dişi bütün müminler imana yaramayan ve cahiliyyet izleri olan kusur ve hatalarından tevbe ile Allah'a dönüp Allah'ın yardımına sığınıp emirlerine özen ve dikkat göstermelidirler ki, topluca kurtuluşa erebilsinler. O halde herkesin kurtuluşu bakımından iş sahipleri ve ilgili şahıslar şu emirlere de özen göstermelidir.11

Dipnotlar:

1. Ebû Dâvud, Libas:31.
2. Müslim, Libas.-125.
3. Muvatta', Libas:4
4. Beyhakî. Sünen, 2:235
5. el-Mebsût, 10:155-
6. Halebî-i Sağır, s.141. l.Menânü'l-Celü, 1:136
8. İbni Kudâme. el-Muğnî, 1:337.
9. el-Mecmû, 3:170-172.
10. Reddü'l-Muhtar, 5:238.
11. Elmalılı, Tefsir.


(bk. Mehmed PAKSU, Kadın, Evlilik ve Aile)

Sorularla İslamiyet
 

SETR

SETR

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Tesettür de ölçü nedir; çarşaf giymek şart mıdır? Kadın kendisine mahrem olan kişilerden tesettür adına uzak durması doğru mu?

Dinimiz tesettürü emretmiştir; ancak bunu belli bir kalıba sokmamıştır. Kadın tercihine göre çarşaf, manto veya bölgesel giyimlerle tesettürünü sağlayabilir.

Ayrıca kadına mahrem olan ve olmayan kişiler bellidir. Bu bakımdan kadın amca, dayı gibi kendisine mahrem olan erkeklerle konuşması ve onların olduğu mekanda bulunması caizdir. Namahrem erkeklere gösterdiği tavrı onlara göstermesi doğru değildir. Dinimizin uygun gördüğü ve helal kıldığı ölçüde akrabalarla kaynaşmak dinimizin bir emridir.

Aile görüşmelerinde, uzun süren oturmalarda ve sohbetlerde, rahat olabilmek ve hoş olmayan davranışlardan korunmak için, kadınlarla erkeklerin farklı mekanlarda oturması tercihe şayandır. Ancak bunu İslam’ın bir emri gibi görüp, kadınla erkeğin bir arada bulunamayacağını söylemek ve bunu dinin bir vazgeçilmezi kabul etmek doğru değildir.

İslam’ın kadından da erkekten de istediği bir örtünme / tesettür tarzı vardır. Her iki taraf da bunun esas şartlarını yerine getirdikten sonra, halvet, gibi, ten teması gibi, laubalilik gibi diğer mahzurlar da bulunmadıktan sora, bir mekânda olmalarının şerî bir engeli yoktur.

İlave bilgi için tıklayınız:

Çarşafla mı yoksa manto (pardesü) ile mi tesettür sağlanmış olur?..

Sorularla İslamiyet
 

okuryazar

okuryazar

Çalışkan Üye
Merhaba @aleyna07
@SETR in verdiği konuların dışındada forumda çarşaf ve tesettür ile ilgili birçok konu mevcut, yine bu konuyu okuyabilirsiniz:

 

Moderatörün son düzenlenenleri:
cenneteyn

cenneteyn

Yolcu..
Kademeli
Yok farzını vs. Biliyorum fakat eşimin yaptığı doğrumu onu soruyorum
@aleyna07 bu dediğinize benzer bir soru da daha önce sorulmuş, aşağıya sizin için yazıyorum inşaAllah:


SORU: Kadın, evinde eşi ve çocukları yanında nasıl giyinmelidir? Anne, aile içinde küçük ya da yetişkin oğlu yanında hangi ölçülerde bulunmalıdır?


CEVAP : Hanımın tek başına evde bulunduğu zaman göbekle diz kapağı arasını örtmesi gerekir. İnsanın yanından ayrılmayan melekler vardır. Bu bakımdan ev içinde kadın göbek ile diz kapağı arasını örtmesi faziletlidir.

Allah Resulü buyuruyor:

"Çıplak olmaktan sakınınız, zira yanınızda -kişinin helada bulunduğu ve hanımıyla cinsel ilişkide bulunduğu zamanın dışında- sizden hiç ayrılmayanlar var."

Kadın, kocasının yanında dilediği gibi giyinebilir. Eşler arasında örtünme bakımından bir sınır söz konusu değildir. Kadının kocasına güzel görünmek için süslenmesi ve açılması mubahtır. Kadının ev içinde başının açık olması ve kısa kollu elbise giymesinin mahzuru yoktur.

Kadının ev içinde kocasına karşı kendini son derece temiz tutması, güzel koku sürmesi ve temiz elbise giymesi müstehaptır. Kadının kocası için giysi ve takı ile süslenmesi ve makyaj yapması caizdir.

İbni Abbas (r.a.) dedi ki:

"Karım benim için süslendiği gibi ben de onun için süslenirim. Ondaki haklarımın tamamını almak istemiyorum ki o da bendeki haklarını tamamıyla benden istemesin. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur:"

"Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları bulunduğu, gibi kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır." (Bakara, 2/228.)

Hür ve Müslüman kadın kimlerin yanında ve nasıl örtünür?

a) Kocasının yanında:

Karı-koca birbirinin bedenlerinin her yanına bakabilirler. Eşler arasında örtünme zorunluluğu söz konusu olmaz. Çünkü İslamî nikahla cinsel ilişki bile meşru olunca, bundan daha hafif olan bakma ve dokunmanın meşru oluşunda şüphe yoktur. Bununla birlikte "galiz avret" sayılan haya yerlerine bakılmaması edebe daha uygundur. Nitekim Hz. Aişe (ra)'den;

"Ben Nebî (s.a.s)'in cinsel uzvuna (ferc) hiç bakmadım.", başka bir rivayette "Onun fercini hiç görmedim, o da benden bir şey görmedi."

dediği nakledilmiştir. (bk. Ahmed b. Hanbel, VI/63, 190; el-Kurtubî, a.g.e., XII/154.)

b) Mahrem hısımlarının yanında:

Kadın; baba, oğul, erkek kardeş, kayınbaba ve üvey oğul gibi, aralarında ebedî olarak evlenme engeli bulunan hısımlarının yanında el, ayak, kol, saç, kulak, boyun ve dizden aşağı inciklerini açabilir. Onların da bunlara bakmaları helaldir. Çünkü yakınlıkları yüzünden bir takım iş ve hizmetlerin görülmesi, bu nedenle de bir arada bulunmaları gerekir ve bir fitne düşünülemez.

Ancak karın ve sırt kısmını açamaz, bu arsızlık olur. Nitekim zıhar yolu ile boşamada koca, karısına "Sen bana anamın sırtı gibisin." diyerek, boşama prosedürünü başlatır. Zıharı ve pişmanlık durumunda dönüş yöntemini belirleyen ayette (Mücadele, 58/1; bk. Elmalılı, a.g.e., VII/450 vd.) annenin sırtına dikkat çekilmiştir. Bu yüzden annenin sırt ve bunun benzeri olan karın kısmının da yakın hısımlara karşı avret sayılması gerekir. Aşağıda, kadının yanlarına örtüsüz çıkabileceği hısımları ayrıca inceleyeceğimiz için kısa geçiyoruz.

c) Başka kadınların yanında:

Kadınların kadınlara karşı avret yeri, göbekle diz kapakları arasında kalan kısımdır. Bunun dışındaki yerleri kadınların yanında açabilirler. (el-Mevsılî, el-ihtiyar, l, 45.) Ancak müşrik kadınlar kapsam dışında tutulmuştur. Bu yüzden Müslüman bir kadının müşrik ya da inkarcı kadınların yanında mahrem bir yerini açması caiz değildir. Hatta İbn Cüreyc, Ubade b. Nüsey ve Hışam el-Kari' gibi bilginler Hristiyan bir kadının Müslüman bir kadını öpmesini veya onun avret yerlerine bakmasını mekruh saymışlardır.

Ubade b. Nüsey, Hz. Ömer'in, komutan Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'a (ö. 18/639) yazdığı şu mektubu zikreder:

"Zimmet ehli (Hristiyan veya Yahudi kadın tabea)nin Müslüman kadınlarla birlikte hamamlara girdikleri haberi bana ulaştı. Onları bundan menet. Çünkü zimmiye bir kadının Müslüman kadını çıplak olarak görmesi caiz değildir."

Ebu Ubeyde mektubu alınca şöyle ilan etmiştir:

"Herhangi bir kadın özürsüz olarak hamama giderse, bununla yüzünü beyazlaştırmayı kastetmiş olur. Allah kıyamet gününde yüzlerin beyazlaştığı (bk.Al-i İmran, 3/106,107.) günde onun yüzünü karartsın." (el-Kurtubî, a.g.e., XII/155.)

Abdullah b. Abbas (ö. 68/687) bu konuda gayri müslim kadınların istisna edilmesinin nedenini şöyle açıklar:

"Müslüman kadını tesettürsüz olarak Hristiyan veya Yahudi bir kadının görmesi helal olmaz. Çünkü bunlar Müslüman kadının örtüsüz halini kocalarına anlatabilirler." (el-Kurtubî, a.g.e., XII/155.)

Yine de konu İslam fakihleri arasında görüş ayrılığına neden olmuştur. Nitekim Müslüman bir hanımın, gayri müslim cariyesinin yanında örtünmesine gerek olmadığına fetva verilmiştir.

d) Yabancı erkeklerin yanında:

Müslüman bir kadının yabancı erkeklere karşı yüzü, bileklere kadar elleri ve ayakları dışında bedeninin tamamı avrettir. Ayaklarda görüş ayrılığı olmakla birlikte sağlam görüşe göre ayaklar açık kalabilir. Bu yerlerin gerek namaz içinde ve gerekse namaz dışında örtülmesi farzdır. Yukarıda başın ve bedenin örtünme şeklini ve örtüde aranan nitelikleri açıklamıştık. Bu yüzden kısa geçiyoruz.

e) Zaruret veya tedavi halinde örtünme:

Tedavi gibi bir zaruret halinde erkek veya kadının bedenine doktor, ebe, iğneci ve pansumancı gibi kimselerin bakması ve dokunması caizdir. Ancak kadınların sağlık problemlerinde kendi cinslerinden olan doktor, ebe ve sağlık personelini tercih etmeleri gerekir. Bunlar bulunmayınca veya bulunup da uzmanlık ve beceride geri olması durumunda "Zaruretler sakıncalı olan şeyleri mubah kılar." kuralı işletilir. Ancak zaruretler de miktarlarınca takdir olunur. (Mecelle, mad. 21, 22)

Sorularla İslamiyet
https://sorularlaislamiyet.com/kadin-evinde-esi-ve-cocuklari-yaninda-nasil-giyinmelidir-anne-aile-icinde-kucuk-ya-da-yetiskin-oglu
 

SETR

SETR

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
@aleyna07 son durum nedir acaba?
burada yazılanları okudunuz mu bir değişiklik var mı düsünce ve durumunuzda?
 

A

aleyna07

Üye
Üye
Yok şuan hala aynı düşünüyorum son günlerde eşim iyice baskısı arttırdı ve ben hala onun yanında başım açık oturamıyorum,Peçe bana çok ağır geleceğinide biliyorum birde ben saten bone kullanıyorum bir zararı olur mu dinsel olarak
 

H

Hassan Mahmoud

Ziyaretçi
Yok şuan hala aynı düşünüyorum son günlerde eşim iyice baskısı arttırdı ve ben hala onun yanında başım açık oturamıyorum,Peçe bana çok ağır geleceğinide biliyorum birde ben saten bone kullanıyorum bir zararı olur mu dinsel olarak
Kocanın dedüklerünü yapmalısun, yoksa Allah eçin recm edülmen gerekir, onun üçğndür kü daima tesettür eçünde bulunman gerehür.
 

Üst