er-Raûf

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#1
er-Raûf



er-Raûf, yarattığı mahlûkuna karşı çok şefkatli, merhametli ve çok cömert olan demektir.
Hadîd sûresi (57), 9: “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.”
Kullarına doğru yolu göstermek için şefkatinden dolayı elçisi vasıtasıyla Kur’ân-ı Kerîm’i gönderendir O!
“Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, mü’minlere bir hidayet ve rahmet geldi.” (Yûnûs sûresi (10), 57.)
Hissedin, bu yumuşacık, engin sevgiyi. Kulunu Yaratan O! Sevgiyle sarmalayan O! Zor anında yanında olan O! Dünyayı, kulunun ayaklarının altına seren O! Kitabı ve elçisi ile doğru yolu gösteren O!
Hacc sûresi (22), 65: “Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri ve emriyle denizlerde akıp giden gemileri hep sizin buyruğunuz altına verdi. Göğü de ancak izni ile yere düşmekten o (koruyup havada) tutuyor. Şüphesiz Allah insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.”
Yolculuk, zorlu bir güne dostlar. Ki, o gün, insan evladından eşinden, dostundan kaçar ve o gün insan ameli ile baş başa kalır:
Âl-i İmrân sûresi (3), 30: “O gün her nefis, ne hayır işlemişse, ne kötülük yapmışsa onları önünde hazır bulur. Yaptığı kötülüklerle kendi arasında uzak bir mesafe bulunsun ister. Allah, size asıl kendisinden çekinmenizi emreder. Şüphesiz ki Allah, kullarına çok şefkatlidir.”
Allah (cc), kendisine karşı gelmekten sakındırıyor bizleri, zira O, kullarına karşı çok şefkatlidir.
İşte Rabbimiz dostlar!
Rahmetinin yalnızca yüzde birini yeryüzüne indiren, kalanını kıyamet gününe saklayan O! Şefkate ve merhamete bakınız!
Tevbe sûresi, 117: “...Çünkü O, gerçekten onlara çok şefkatli, çok merhametlidir.”
Hz. Allah, kullarını cezalandırmakta acele etmez, tövbe kapılarını kıyamet vaktine kadar açık tutar ve kullarının ümitsizliğe kapılmasını da arzu etmez.
Nûr sûresi (24), 20: “Ya sizin üstünüze Allah’ın lütuf ve merhameti olmasaydı; Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı (haliniz nice olurdu)?”
Bizim tek vazifemiz... O’nu tek ilâh bilip, O’na kulluk etmek; O’nun sevgiyle açılmış ümit kapısına koşmak, o kapının önünde diz çöküp, sadece ve sadece O’ndan istemektir dostlar.
Raûf ismini verdiği elçisi Hz. Muhammed’in (s.a.s.) sünnetine uyarak, O’nun rızasını kazanmaktır görevimiz.
Rabbim, bizleri Raûf isminin tecellileriyle yaşayan, çevresindeki her varlığa şefkatle bakarak, Senin sonsuz şefkat ve merhametine hak kazananlardan eyle!
Rabbim! İsimlerini öğrenmekte olan bizleri, Senin isimlerini sadece öğrenmekle kalmayıp; anlayıp yaşayanlardan ve isimlerini yansıtanlardan eyle!
Bakara sûresi (2), 207: “Yine insanlardan kimi de vardır ki, Allah’ın rızasına ermek için kendini feda eder. Allah ise kullarına çok şefkatlidir.”