Ebu zer neden pışman oldu?

miray

KF Ailesinden
Özel Üye
#1
Ashab-ı Kiramın önde gelenlerinden Ebu Zer ile Bilal-i Habeşi arasında bir tartışma yaşandı. Tartışmanın etkisiyle Ebu Zer kendine hakim olamadı ve Bilal'e "Ey siyahın oğlu" deyiverdi. Bu söz renginden dolayı hor görülen Bilal'i derinden yaraladı. Yara gün geçtikçe büyüdü ve Bilal bu yaraya dayanamadıü Efendimiz (s.a.V.)'e geldi ve şikayetini söyledi. Efendimiz (s.a.v.) son derece rahatsız oldu ve hemen Ebu Zer'i çağırttı. Ebu Zer geldiğinde

Peygamberimiz (S.a.V.): "Ya Ebu Zer! Sende hala cahiliye kalıntıları görüyorum. Kişi hiç anasından dolayı kınanır mı?' diye sordu. Ebu Zer (r.a.) yapmış olduğu hatanın bu kadar derin yaralar açacağını düşünememişti. içine pişmanlık ateşi düştü. Ne yapıp edip Bilal'in gönlünü almalıydı. Sabahın seher vaktinde Bilall'in evine vardı. Yüzünü Bilal'in eşiğine koyarak uzandı. Az sonra Bilal kapısını açtığında Ebu Zer'i yüzü eşik üzerinde olarak gördü.
Bilal-i Habeşi:
- Bu ne haldir ya Ebu Zer! Lütfen hemen kalk!
Ebu Zer:
- Ya Bilal kesinlikle kalkmayacağım. Ancak o siyah ayağını yüzüme sürersen o zaman kalkarım diye karşılık verdi.
Bilal:
- Ya Ebu Zer, sen ne diyorsun! Lütfen kalkar mısın?(1)
Ebu Zer:
- Asla! Ancak ayağını sürersen!
Bilal anladı ki Ebu Zer kalkmayacak. Çaresiz ka/dı ve ayağını hafifçe Ebu Zer'in yüzüne sürdüü bunu yaparken de gözyaşları döküıüyordu. Bilal ayağını sürer sürmez Ebu Zer de kalktıi ağlayarak kucaklaştılari kardeşlik havasını derin derin teneffüs ettiler.

Kaynak:Bekir Sağlam A.g.e. syf33


(1)Kırgın olduğu halde rica ederek kalkmasını istemeside ayrı bir cennet kıyısı

İşte Görüyorsunuz Asr-ı Saadette bir kaç sahabenin hatalarından ötürü duydukları pişmanlık ile yaptıkları şeyler...
 

zumra

Tecrübeli
#2
Ne büyük bir alçak gönüllülük hangimiz kırdığımız bir arkadaşımızın dostumuzun kapısına yüzümüzü koyar ondan böyle af dileriz ki

Rabbim şefaatllerine nail eylesin.Amin......
 

İlim Talebesi

KF Ailesinden
Özel Üye
#6
@Ahmed1 üstteki mesaja istinaden bu konuya bir göz at?
Şu rivayeti İmam Buhari naklediyor:


Bize Şu'be, Vâsıl el-Ahdeb(120)'den, o da el-Ma'rûr ibn Suveyd'den tahdîs etti. O şöyle demiştir:

Ben Rebeze köyünde Ebû Zerr'e kavuştum. Toplamı bir hullelik, yânî bir ridâ ile bir izâr-dan ibaret bir takımlık kumaşın yarısı kendisinin, yarısı kölesinin sırtında bulunuyordu. Ben kendisine böyle birer yarı parçanın her ikisinin sırtında ayrı ayrı bulunmasının sebebini sordum. Bunun üzerine Ebû Zerr (R) şöyle şöyle anlattı: Ben bir kerre bir adamla söğüştüm de onu anasından dolayı ayıbladımdı.
Peygamber (sav) bana:
"Yâ Ebâ Zerr! Onu sen anasından dolayı mı ayıblıyorsun? Demek ki sen, içinde henüz Câhiliyyet (ahlâkı) bulunan bir kimsesin. Hizmetçileriniz sizin öyle kardeşlerinizdir ki, Allah onları sizin ellerinizin altına emânet etmiştir. Her kimin eli altında kardeşi bulunursa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçleri yetmeyecek zahmetli bir iş yüklemeyiniz. Şayet yüklerseniz, onlara yardım ediniz" buyurdu.

(Buhari,İman,22)


Velîd ibn Müslim'in munkatı' olarak rivayetine göre, söğülen zât Bilâl Habeşî (ra) imiş. Ve Ona: "Yâ'bne's-sevdâ= Ey kara kadının oğlu!" diye söğmüş. Bilâl'in şikâyeti üzerine Peygamber'in tevbîhi vâki' olunca, Ebû Zerr yanağını yere koyup: "Bilâl ayağı ile .basmadıkça yanağımı yerden kaldırmayacağım" diyerek, kusurunun afvını istemiştir.

Mehmed Sofuoğlu, Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Ötüken Yayınları: 1/185.