Bir ayet, Bir yorum

sultan_mehmet

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Yönetici
Forum Administrator
#1
TAKVA: SAKINMA BİLİNCİ
“Ey inananlar! Allah'tan sakınırsanız,
O size iyiyi kötüden ayırdedecek
bir anlayış verir, kötülüklerinizi
örter, sizi bağışlar. Allah büyük, bol
nimet sahibidir.” (Enfal, 8/29)


Her türlü olumsuz söz ve davranışlardan
sakınma anlamına gelen takva
terimi, kısaca korunma ve sorumluluk
bilinci demektir. Ayetlerde geçen “Allah’tan
korkma” ifadesi, Allah karşısında
takva ölçüsü ve sorumluluk
bilinci içinde yaşamak şeklinde anlaşılmalıdır.
Bu, öncelikle Allah’ın rızasını
kaybetme, gazabını celbetme endişesi
ve korkusudur. Yüce Allah, yukarıdaki
ayette, müminlere seslenmekte ve
takva ölçüsüyle hareket edenlere, gösterdikleri
bu hassasiyetin karşılığı olarak
“furkân” yani iyi ile kötüyü, yararlı
ile zararlıyı, hayır ile şerri ayırt edebilme
kabiliyeti bahşedeceğini vadetmektedir.
Takvanın, dünyadaki mükâfatı
olarak eşyaya “furkân” ölçüsü ile
yaklaşan müttakî kişi, bunun tabii sonucu
olarak kötülükleri kolayca fark
edebilecektir. Bu farkındalık, elbette kişiyi
haramlara, kötülüklere hatta şüpheli
şeylere düşmekten koruyacaktır.
Beşer olarak yapabileceği kötülükleri
de takva bilincinden dolayı Rabbimiz
dünyada örtecek, ahirette ise onun günahlarını
bağışlayacaktır. Dahası, Allah
Teâlâ, takva sahibi kullarını cennetlerdeki
sayısız nimetlerine kavuşturacaktır.
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#2
ALLAH’IN SEVMEDİKLERİ:

Allah’ın sevmediği kişiler, O’nun
emirlerini hiçe sayıp, ihlal edenlerdir.
Kuşkusuz, Kur’an ve sünnetten oluşan
İslami yükümlülüklere ve ahlak kurallarına
saygılı davranmamak Allah’ın
hoşnutsuzluğunu gerektiren bir tutumdur.
Sunacağımız ayette Allah (c.c.)
yaklaşık on civarında yükümlülük yöneltmiş,
bunlara uymayı imanın gereği,
uyulmamasını da, Allah’ın
gazabını gerektiren bir tavır olduğunu
bildirmiştir.
“ Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir
şeyi ortak koşmayın. Ana babaya,
akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın
komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki
arkadaşa, yolcuya, elinizin
altındakilere iyilik edin. Şüphesiz,
Allah kibirlenen ve övünen kimseleri
sevmez.” (Nisa, 4/36)

Ayetteki yükümlülüklerin ihlali sonuçta
zulüm ve haksızlık yapmayı da
doğurur. Kişi Allah’a kulluk etmeyi tercih
etmemesi halinde kendisini tehlikeye
atmış olduğundan kendisine
zulüm yapmış olur. Zulüm ise Allah’ın
gazabını gerektiren başlıca kötü davranıştır.
Ayette de belirtildiği gibi Allah’ın
kullarını küçük görmek ve kibirli
davranmak da zulümdür. Allah bu davranıştaki
kullarını sevmez. Kibirlilik büyüklük
taslamaktır. Bu niteliğe de
sadece Allah sahiptir. Allah, kibirlenip
taşkınca insanlara zulüm yapanları
sevmez, haksızları alçaltır, mütevazi
davrananlardan hoşnut olur, onları
yükseltir.
 

KF_Admin

Administrator
Forum Administrator
#3
ALLAH’I ANMAK

Rabbimiz, biz iman edenlere, kendisini
çokça anmamızı, sabah akşam
onu tespih etmemizi emretmektedir:
“Ey iman edenler! Allah’ı çokça
zikredin. Onu sabah akşam tespih
edin. O, sizi karanlıktan aydınlığa
çıkarmak için size merhamet
eden; melekleri de sizin için bağışlanma
dileyendir. Allah müminlere
çok merhamet edendir.”
(Ahzâb, 33/41-43)
O’nun emrinin, başımızın üstünde
yeri vardır. Çünkü bizim sahip olduğumuz
bütün nimetler Allah’tan gelmektedir.
Allah, gönderdiği ilahî
emirler vasıtasıyla, bizi karanlıktan
aydınlığa çıkarmış, bize doğru yolu
göstermiştir. Bütün bunlara rağmen
yine de biz, kulluk vazifemizi tam olarak
yerine getiremeyiz. Bu durumda
bile O, bize merhamet eder ve bizi
bağışlar. Çünkü O, müminlere karşı
çok merhametlidir. Ayrıca sürekli olarak
onun emrine itaat eden melekleri
de, O’nun emrine uyarak bizim bağışlanmamızı
O’ndan niyaz ederler.
Sabah, akşam tespih etmeyi; sabah
ve akşam namazlarını kılmak,
insanların uykuda olduğu gece vakitlerinde
Allah’ı zikretmek ve gecegündüz,
bütün gün, her işimizde
Rabbimizi hatırlamak şeklinde anlayabiliriz.
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#4
NAMAZ

“Ey Muhammed! Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru
kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor.
Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.” (Ankebût, 29/45)

Namaz insanın maddi ve manevi olarak arınmasına vesile olur. Şöyle
ki, kişinin namaz kılabilmesi için gerekli hallerde gusül, normal durumlarda ise abdest alması gerekir.

Ayrıca namazın geçerli olabilmesi, giyilen elbise ile namaz kılınacak
yerin temiz olmasına bağlıdır. Ayette ifade edildiği üzere zahiri şartları ve rükünlerine riayet edilerek huşû ve ihlasla kılınan namaz kişiyi günah işlemekten, her türlü hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.

Namaz, işlediğimiz hata ve günahların affedilmesini sağlar. Nitekim
Peygamber Efendimiz günde beş vakit namazı, kişinin kapısının önünden akıp giden bir ırmağa, namaz kılmayı da bu ırmakta her gün beş defa yıkanmaya benzetmiştir (Buhârî, “Mevâkît”, 6).

Ayette namazın kötülüklere karşı koruyucu özelliğine işaret edilmesinin yanı sıra, namaz kıldıkları halde hak hukuk gözetmeyen, edep ve ahlak kurallarına uymayanlar da dolaylı olarak uyarılmaktadır.
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#6
SABIR

“Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince “ Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz derler.” (Bakara, 2/155-156)

Sabır; Haksızlığa ve başa gelen üzücü olaylara tahammül etme ve dayanma gücü göstermektir. İnsanın haklı olduğu, karşı çıkma gücü ve cesareti olduğu halde; metanet göstererek sessiz ve hareketsiz kalabilmesidir. Bir musibete uğrayanın feryat etmeden, her şeyin Allah'tan geldiğinin bilinci ile sıkıntılara sonuna kadar tahammül göstermesidir. Sabır, sadece zorluklar karşısında değil, hayatın her anında yaşanan bir ahlak özelliğidir.

Kur’an'da bildirilen sabrın en çarpıcı örneklerini ise peygamberlerin yaşamlarında görmek mümkündür. "Sabır gösterenleri müjdele." (Bakara, 2/155), "..Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/153)

Sabır, müminlere pek çok güzelliğin kapısını açan eşsiz bir anahtar gibidir. İnsanın, karşılaşacağı olaylara karşı kendisini, sabırlı olma konusunda fikren eğitmesi ve beklenmedik acı olaylara karşı hazırlıklı olması gerekir.

Sabır acı,meyvesi tatlıdır. Sıkıntılara, dert ve belalara sabır gösteren, sonunda huzur ve saadete kavuşur. İmana nispetle sabır, bedene nispetle baş gibidir. Sabredenlere mükafatları hesapsız olarak verilir.

 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#7
İSRAF

"Ey Âdemoğulları, her mescitde
ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin).
Yiyin, için, fakat israf etmeyin.
Çünkü o, israf edenleri sevmez."
(A'râf, 7/31) Kişinin sahip bulunduğu nimetleri
yerli yerince kullanmaması, gereksiz
ve aşırı tüketmesine israf denir.
Kur’an-ı Kerim’de israfın olumsuz etkilerine
dikkat çekilerek şöyle buyurulmaktadır:
“Eli sıkı olma, büsbütün eli
açık da olma. Sonunda kınanır ve çaresiz
kalırsın.” (İsra, 17/29) Diğer bir
ayette ise, “Onlar, harcadıklarında ne
israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların
harcamaları, bu ikisi arası dengeli
bir harcamadır.” (Furkân, 25/67) buyurularak
dengeli harcama gerçek müminlerin
özellikleri arasında zikredilmiştir.
Cimrilik, insanın nefsini meşru ve
mubah olan şeylerden mahrum bırakması;
israf ise gereğinden fazla harcama
ve tüketimde bulunmasıdır. İsraf,
gösterişe, kaynakların yersiz ve sorumsuz
tüketimine, bencilliğe, kin ve nefrete
yol açar. Kuşkusuz, gerek aile
gerekse toplum huzurunun bozulma ve
çürüme nedenlerinden biri de israftır.
Sahip olduğumuz maddi ve manevi nimetleri
bizlere emanet edildiği bilinciyle
tüketmeliyiz.
Bu nimetler üzerinde bizlerin olduğu
kadar başkalarının da hakkı bulunduğunu
unutmamalıyız.
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#8
HAK – BATIL



“De ki: Hak geldi, batıl yok oldu.
Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.”
(İsrâ, 17/81)
Hak: Doğru olan, varlığı kesin olan
demektir. Allah Teâlâ’nın güzel isimlerinden
biri de Hak’dır. Hz. Peygamber
(s.a.s.) gece namazındaki
duasında hak kelimesini şöyle tekrarlamıştır:
“Allahım! Sen haksın,
vaadin hak, sözün haktır; sana kavuşmak
haktır, cennet hak, cehennem
haktır; peygamberler haktır;
kıyametin kopması haktır...” (Buhârî,
“Tevhid”, 24)
Hak kelimesinin öncelikli anlamı,
İslam’dır. İslam ise ilk peygamberlerden
itibaren bütün peygamberlerin
tebliğ ettiği hak dinin adıdır (Al-i
İmran, 3/19; Bakara, 2/132; Yûsûf, 12/40). Bu
dini kabul edenlerin adı da Müslümandır
(Hac, 22/78). Kur’an’da İslam,
“Dînü’l-Hak” kavramı ile ifade edilmiştir
(Tevbe, 9/33).
Hakkın karşıtı batıldır. Batıl ise;
asılsız, gerçeğe uymayan düşünce
ve hükümlerdir. Kur’an’ın getirdiği
din; hak din, verdiği bilgiler; doğru
bilgilerdir ve çağırdığı yol da; “sırâtı
müstakîm” doğru yoldur. O, insanlığı
ahlak ve yaşayışta da doğruluğa
ve dürüstlüğe çağırarak batılı ortadan
kaldırmaya yöneltmektedir.
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#9
KUMARDAN SAKINMAK

“Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans
okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa
eresiniz. Şeytan şarap ve kumar yolu ile aranıza düşmanlık
ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan
alıkoymak istiyor. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?”
(Mâide, 5/90-91)
Müslüman, kazancını şansa ve tesadüfe bağlamayıp kendi alın
teri ve çabasıyla elde etmelidir. İnsanı tembelliğe ve hiçbir şey
üretmemeye sevk eden, aile yuvalarını yıkan kumar, başkalarının
mallarını meşru olmayan şekilde almaktır. Tarafların
görünen rızaları kumarla elde edilen malı helâl hâle getirmez.
Aslında kaybeden taraf verdiğine razı da değildir.
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#10
DİĞERGÂMLIK

“Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş
ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri
severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık
duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile
onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden,
hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”
(Haşr, 59/9)
Bencil insanlar, paylaşma ve cömertlik gibi ahlakî değerlere
yabancı olan kimselerdir. Kur’an’ın önemli hedeflerinden biri,
bu tür ahlakî zaafa sahip olanları terbiye etmektir. İnsan, hem
cinslerinin derdiyle dertlenmeye, hatta ihtiyacı olsa bile kardeşini
kendisine tercih etmeye çağırılmıştır. İşte ayet, Medineli
Ensar’ın Mekke’den gelen Muhacirlere gösterdiği bu yüce
ahlakî davranışa işaret etmektedir. Yine Kur’an bu vesileyle
bencil duygularını terbiye edenlerin ancak kurtuluşa ereceklerini
beyan eder.
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#11
“Gerçekten bu Kur’an en doğru yola götürür ve iyi işler yapan
müminler için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” (İsra,
17/9)
Kur’an, dün olduğu gibi bugün de en doğruya ve insan için
en faydalı olana götürmektedir. Çünkü zamanın ilerlemesi ile
öneminden hiçbir şey kaybetmemiştir. Hatta mesajı ve çağrısı
gün geçtikçe daha iyi anlaşılmıştır. Onun doğruya götürmesi
belirli bir milletle de sınırlı değildir. Hangi ırktan olursa olsun,
çağrısına yönelen herkes için bu fırsat söz konusudur.
Yine o, insanın belirli faaliyet alanlarında prensipler koyup
diğerlerini ihmal etmemektedir. Aksine inançtan ibadete, ahlaktan
insanlar arası ilişkilere kadar her alanda en doğru ve
en faydalı olana götürmektedir.
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#12
“Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman
bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı Allah’ın kendisine
öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın. (her şeyi olduğu gibi dosdoğru)
yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan
Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini
tam yazdırsın) eğer borçlu aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya
da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (bu işleme) şahitliklerine
güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını
şahit tutun. Bu onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması
içindir. Şahitler çağrıldığı zaman gelmekten kaçınmasınlar.
Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu
Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye
düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız aranızda hemen alıp verdiğiniz
peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü, üzerinize bir
günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da,
şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için
günahkarca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah,
her şeyi hakkıyla bilendir. " (Bakara, 2/282)
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#13
SABIR

“Ey inananlar, sabır ve namazla (Allah’tan) yardım isteyin, muhakkak
ki Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/153)
Yüce Allah hayatta çeşitli güzellikler var ettiği gibi birtakım sıkıntılar
da var etmiştir. İnsan güzellikler karşısında sevinir ve Rabbine
şükreder. Sıkıntılı durumlar karşısında ise bir yandan sıkıntıyı ortadan
kaldırma yolları ararken bir yandan da Rabbinden sabır, güç
ve kolaylık ister.
Sabır, çevreyi rahatsız edecek davranışlarda bulunmamak, Allah’a
isyana varacak sözler söylememek, tedbiri aldıktan sonra takdiri
Allah’a bırakmaktır.
Zira sabır körü körüne her şeye boyun bükmek, olan biten karşısında
tepkisiz kalmak değildir. İnsan başına gelen sıkıntının sebeplerini
araştırıp bu sebepleri ortadan kaldırmak için mücadele etmeli,
doğabilecek başka sıkıntıların önüne geçmek için var gücüyle çalışmalıdır.