Afrikadaki insanlar Neden açlık çekiyor?

  • Konuyu başlatan Kayıtsız Üye
  • Başlangıç tarihi
K

Kayıtsız Üye

Ziyaretçi
Allah-u teala kullarını rızıksız bırakmaz.bunu üzerine de bir çok ayet var benm şurada klım karışıyor afrida ki insanların hali nedir?
 

out of whack

out of whack

© ◄ Ayarsız..! ►
Forum Administrator
Allah-u teala kullarını rızıksız bırakmaz.bunu üzerine de bir çok ayet var benm şurada klım karışıyor afrida ki insanların hali nedir?
Rızık Allah’ın taahhüdü altında, Öyleyse açlıktan ölmek nedendir?

"Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir." (Ankebut Sûresi, 29:60.)
"Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır." (Zâriyat Sûresi, 51:58.)
âyetlerinin sırrınca, rızık doğrudan doğruya Kadîr-i Zülcelâlin elindedir ve hazine-i rahmetinden çıkar. Herbir zîhayatın rızkı taahhüd-ü Rabbânîsi altında olduğundan, açlıktan ölmek olmamak lâzım gelir. Halbuki, zâhiren açlıktan ve rızıksızlıktan ölenler çok görünüyor. Şu hakikatin ve şu sırrın halli şudur ki:

Taahhüd-ü Rabbânî hakikattir; rızıksızlık yüzünden ölenler yoktur. Çünkü o Hakîm-i Zülcelâl, zîhayatın bedenine gönderdiği rızkın bir kısmını ihtiyat için şahm ve içyağı suretinde iddihar eder. Hattâ bedenin her hücresine gönderdiği rızkın bir kısmını, yine o hücrenin bir köşesinde iddihar eder; istikbalde, hariçten rızık gelmediği zaman sarf edilmek üzere bir ihtiyat zahîresi hükmünde bulundurur. İşte, bu iddihar edilmiş ihtiyat rızık bitmeden evvel ölüyorlar. Demek o ölmek rızıksızlıktan değildir. Belki sû-i ihtiyardan tevellüt eden bir âdet ve o sû-i ihtiyardan ve âdetin terkinden neş'et eden bir marazla ölüyorlar.
Evet, zîhayatın bedeninde şahm suretinde iddihar edilen rızk-ı fıtrî, hadd-i vasat olarak kırk gün mükemmelen devam eder. Hattâ bir marazın veya bir istiğrak-ı ruhanî neticesinde iki kırkı geçer. Hattâ bir adam, şedit bir inat yüzünden, Londra mahpushanesinde yetmiş gün, sıhhat ve selâmetle, hiçbir şey yemeden hayatı devam ettiğini on üç (şimdi otuz dokuz) sene evvel gazeteler yazmışlar.
Madem kırk günden yetmiş seksen güne kadar rızk-ı fıtrî devam ediyor. Ve madem Rezzak ismi, gayet geniş bir surette rû-yi zeminde cilvesi görünüyor. Ve madem hiç ümit edilmediği bir tarzda, memeden ve odundan rızıklar akıyor, başgösteriyor. Eğer pür-şer beşer sû-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, herhalde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor. Öyleyse, açlıktan ölenler, eğer kırk günden evvel ölseler, kat'iyen rızıksızlıktan değildir. Belki "Terkü'l-âdât mine'l-mühlikât"* sırrıyla, sû-i ihtiyardan gelen bir âdet ve terk-i âdetten neş'et eden bir illetten, bir marazdan ileri gelmiştir. Öyleyse, açlıktan ölmek olmaz, denilebilir.
Evet, bilmüşahede görünüyor ki, rızık, iktidar ve ihtiyar ile mâkûsen mütenasiptir. Meselâ, daha dünyaya gelmeden evvel bir yavru, rahm-ı mâderde ihtiyar ve iktidardan bütün bütün mahrum olduğu bir zamanda, ağzını kımıldatacak kadar muhtaç olmayacak bir surette rızkı veriliyor.
Sonra, dünyaya geldiği vakit, iktidar ve ihtiyar yok, fakat bir derece istidadı ve bilkuvve bir hissi olduğundan, yalnız ağzını yapıştırmak kadar bir harekete ihtiyaç ile en mükemmel ve en mugaddî ve hazmı en kolay ve en lâtif bir surette ve en acip bir fıtratta, memeler musluğundan ağzına veriliyor.
Sonra, iktidar ve ihtiyara bir derece alâka peydâ ettikçe, o kolay ve güzel rızık, bir derece çocuğa karşı nazlanmaya başlar. O memeler çeşmeleri kesilir, başka yerlerden rızkı gönderilir. Fakat iktidar ve ihtiyarı rızkı takip etmeye müsait olmadığı için, Rezzâk-ı Kerîm, peder ve validesinin şefkat ve merhametlerini, iktidar ve ihtiyarına yardımcı gönderiyor.
Her ne vakit iktidar ve ihtiyar tekemmül eder; o vakit rızkı ona koşmaz ve koşturulmaz. Rızık yerinde durur, der: "Gel, beni ara ve bul ve al."
Demek rızık, iktidar ve ihtiyar ile mâkûsen mütenasiptir. Hattâ çok risâlelerde beyan etmişiz ki, en ihtiyarsız ve iktidarsız hayvanlar daha iyi yaşıyorlar, daha iyi besleniyorlar.

* Âdetlerin terki helâkete götüren sebeplerdendir.

On İkinci Lem'a
 

kurtuluş

kurtuluş

KF Ailesinden
Özel Üye
Allahın vermedği birşeyi alamazsınız ama vereceği şeyide kimse engeleyemiyez.Allah dilediğini zengin eder dilediğinj fakir eder.Her ikisinide zenginliği ve fakirliği ile imtihan eder.Zengin fakiri doyuruyor mu? fakir ise sabır ediyor mu? Allah açlıklada susuzluklada hastalıklarlada bela ve sıkıntılarlada dener.Dünya imtihan yeridir. Hastalık verdiğini dilerse öldüreceği gibi dilersede şifa verir.Açıkla da aynı şekilde dilerse öldürür dilerse rızık verir yaşatır.Asla yaşamaz denilen deprem altında kaç gün aç susuz kalanları Allah yaşattı.

Herkezin ölüm zamanı ve nefesi belirli kimse bunu bir saniyede bir nefesde geçikdiremez ama Allah dilerse ömür artırı dilerse ömür kısar.Dilediğini yüceltir dilediğini alçartır.
*"Allah dilediğini yapar." *(İbrahim: 27)

Paran olsada Allah nasip etmezse onu harcayamazsın.Allahın sana nasip etmediği hiçbir rızkı hiçbir lokmayı yiyemezsin.

*“Dünya Hayatı Aldatıcı Zevkten Başka Bir Şey Değildir.”
*(Âl-i imrân: 185)

ALLAH zenginlik ve fakirlik verdi.Zengin fakiri doyurmuyorsa imtihanı kaybetmiştir.Fakir sabretmeyip isyan ettise imtihanı kaybetmiştir.
*“Andolsun ki mallarınıza ve canlarınıza ibtilâlar verilerek imtihan olacaksınız.” *(Âl-i imrân: 186)
*“Andolsun ki biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiltmekle sizi imtihan edeceğiz.”* (Bakara: 155)
 

ömr-ü diyar

ömr-ü diyar

اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ
Yönetici
afrika ac degılki onca yardım yapılıyor tek sorun burada hastalık var . insanlarda temizlık yok temizlık olmayınca çeşitli hastalıklar meydana gelıyor ve vucutları zayıf düşüyor .. ve bunuda kullanıyorlar ac larmıs gıbı
 

SETR

SETR

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Bence sahasan ın yazdıgı mesajda çok güzel anlatılmış kurtuluş ve ömrüdiyarın söyledikleri bir derece yan manalar olabilir.
 

Üst