Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Vade farkı FAİZ olur mu?

Konusu 'DiNi SORULAR ve CEVAPLAR' forumundadır ve Nurun Ala Nur tarafından 6 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

  1. Nurun Ala Nur

    Nurun Ala Nur Düzenleyici Moderator

    Mesajlar:
    6.416
    Beğenileri:
    200
    Ödül Puanları:
    8.752
    'Bazı taşıtların kendilerine ait finansman şirketleri var. Buna göre bir kısmını peşin almak üzere, kalanını vadelendirme imkânı sunuyorlar.' Bu durum faiz olur mu?
    Mehmet Paksu'nun yazısı


    Bazı taşıtların kendilerine ait finansman şirketleri var. Buna göre bir kısmını peşin almak üzere, kalanını vadelendirme imkânı sunuyorlar. Örneğin 35.000 lirayı 24 ayda taksitlendiriyor ve 40.000 lira olarak alıyor. Bu şekilde imzalanacak bir satış sözleşmesindeki fiyat farkına faiz mi diyoruz? Ya da bu şekilde bir alışverişi; bir kıyafetin peşin 5 liraya, 12 ay taksitle 7 liraya alınması gibi, taksitli alışverişten doğan zarar farkı olarak değerlendirebiliyor muyuz? Ben kendimce, bu fiyat farkını faiz olarak düşünmedim. Siz ne dersiniz? (Rumuz: Gülbahar)

    Evet, doğru düşünmüşsünüz. Buna zarar farkı değil vadeli satış denir. Satıcıya iki seçenek sunuyor. Birincisi, peşin satış, diğeri de fark koyarak vadeli satış. Her ikisi de normal bir satış şeklidir. İlkinde herhangi bir faiz olmadığı gibi, vadeli satışta da bir faiz yoktur. Müşteri ikisinden birisini tercih ediyor, ona göre ödeme yapıyor.

    Böyle bir satışın faiz olup olmadığını tam olarak açıklamak için konunun detayına girmek gerekiyor.

    Kur'ân'da "Allah alışverişi mubah kılmış, faizi de yasaklamıştır" hükmü yer alır. (Bakara, 2:275.)

    Buna göre, ister vadeli olsun, ister peşin olsun alışveriş mubahtır, Ancak Peygamberimiz bir hadiste, "bir satış içerisinde iki satışın caiz olmayacağını" bildirir.

    İmam Tirmizî, hadisin açıklamasında şu görüşlere yer verir:

    "Bazı âlimlere göre tek satışta iki satış, 'Bu elbiseyi peşin on dirheme, veresiye yirmi dirheme satarım' diyerek sözleşmenin iki satıştan biri üzerinde kesin bir anlaşmaya varılmamış olmasıdır." (Tirmizî, Buyû:18.)

    Alimlerin çoğu, yukarıdaki hadis, sözleşme için bir şart koşmanın caiz olmadığını, malın karşılığı belli olmadıkça, sözleşmenin de caiz olmayacağını ifade ederler.

    Meselâ Ali'nin Veli'ye "Arabanı bana otuz bin liraya satarsan ben de sana evimi yüz bin liraya satarım" demesi, hadiste yer alan, "bir akit (sözleşme) içinde iki akid" olur, dolayısıyla caiz olmaz.

    Yasak olan sözleşme şekli, malın karşılığının belli olmamasıdır. Meselâ, "Şu malı peşin olarak bine, vadeli olarak da iki bine sattım" dese, caiz olmaz. Çünkü bu sözleşme belirsizdir. Bu iki şıktan herhangi bir şık üzerinde anlaşma yapılmış değildir. Ancak taraflar bu iki şıktan biri üzerine anlaşırlarsa sözleşme caiz olur, faizle bir ilgisi kalmaz.

    Serahsî de der ki:

    "Satış yapılırken, satıcı, bu mal veresiye olarak şu fiyata, peşin olarak şu fiyata dese veya bir ay sonra ödersen şu fiyata, iki ay sonra ödersen şu fiyata dese, iki fiyattan birisi üzerinde anlaşmadan satışı tamamlamış olsalar, böyle bir satış işi caiz değildir. Peygamberimizin iki şart üzerine yapılan satışı yasaklamış olması da bundan dolayıdır. Fakat peşin veya vadeli fiyat üzerinde anlaşıp, işlemi tamamlasalar bu satış caizdir. Çünkü fiyattan birisi üzerinde anlaşma yapılmıştır." (el-Mebsût, 13:8.)

    Bugün piyasada yaygın olan uygulama da buna girer. Meselâ, müşteriye önceden peşin ve veresiye fiyatlar söylenerek, "Peşin şu kadar, veresiye şu kadar" denir, şıklardan birinin tercihi istenir. Müşteri de kendisine uygun olanı tercih eder, onun üzerine satış yapılır.

     
    Sponsorlu bağlantılar

Sayfayı Paylaş