Umudunu Yitirmeyenlere

FERASETLİ

KF Ailesinden
Özel Üye
#1
"]Umut gülmektir acıya, okumaktır mesajı
çözmektir sırrı, anlamaktır yaşamı,
görmektir ufukları, dokunmaktır hikmete
Umut devrimdir! Yerle bir eder tabuları.
Umut kavgadır, inattır çaresizliğe,
darbedir düşmana, şarkıdır sevdaya,
samimiyettir davaya, dermandır yaraya.
Umut güvendir. Vaat edene ve vaat edilenlere
vaadinden dönmeyene.
Umut hayattır, nefes almaktır.
Dört bir yandan keskin pençeleriyle boğazına sarılırken
tıkanışlar-tükenişler,
inadına soluk alıp vermektir.
Umut teslimiyettir.
O yüce gücün hakimiyetine kilitlenmektir.
Ve umut şükürdür, teşekkürdür.
Zamansız, sebepsiz, imkansız
onca nimete karşı
beslenen minnetin resmidir.


Hayata toz pembe bakmak değil bu! Belki zor, belki zahmetli ama başka şey umutlu olmak, umutla bakmak, umudu taşımak yüreğinde.

Bu büyük gücü keşfettiği zaman, artık karamsarlık diye bir kavramı bilmez kişi. Sıkılır bazı, daralır; fakat yine de güçlüdür, sıkıntılar sarmaz onu, çünkü umutludur. Yüreği geniştir, çünkü umudun verdiği güçle dopdoludur. Bu belki çoğu insanın kolay kolay fark edemediği, burnunun ucunda olduğu halde göremediği ve çeşitli yol ve yöntemlerle ruh dünyasında oluşturmaya çalıştığı psikolojik ve manevi bir güçtür. Ne yazık ki birçoğumuz onu hissetmekten yoksun olduğumuz için yaşam içerisinde çeşitli yıpranmalara maruz kalır, hadiseler arasında duygu ve düşünce erozyonlarına uğrayarak sonu bunalımlarla, depresyonlarla biten bir yola gireriz. Onu kazanmak ve sonuna dek elde tutabilmek çok zor olmamakla beraber, sanıldığı kadar basit bir iş de değildir elbette.

Umut, çalışana görünür ancak. Emek sarf etmek lazım. Çaba varsa umutta vardır, inanç da vardır.

Umut; kararlı kılar insanı, çünkü sonuçta iyiye, güzele dair inanç vardır. İşte, umut bu inançtır, imandır. İmanın ta kendisidir, özüdür, katığıdır. İmanın gözüyle bakmaktır olumsuzluklara, imanın gözüyle meydan okumaktır hayata. Bu iman, bu inanç yürütür, koşturur, ulaştırır menzile.

Ancak çaba sarf eden, bu inançla çabalarının sonucunu alacağını bilir. Çalışmayan ise herkesi kendi gibi tembel, her şeyi kendi gördüğü gibi olumsuz ve imkânsız görür. Ve bu hastalığını etrafına yayar; başkalarına da bulaştırmaya çalışır. Aslında yapmaya çalıştığı, duyduğu vicdan rahatsızlığını bastırmak, imanî zafiyetlerini örtmek ve baştan kabullendiği yenilgi halinde, yalnızlığı yaşamamak için birtakım taraftar toplama olayından başkası değildir.

Oysa ki tarih, umudun nice zaferleriyle doludur.

Hz. Adem'in tevbesinin kabulü, Hz. İbrahim'in uzun arayışlar sonucu Rabbi bulması, Hz. Musa'nın yıllar süren mücadeleden sonra halkını Firavun'un elinden kurtarmayı başarması, Resulün azılı müşrikleri hak dinle buluşturması yüreklerinde taşıdıkları bu umut vesilesiyledir.

Bu gün de umudu bırakmamak, umudu çoğaltmak, umutla bakmak; büyük zaferler sunacaktır bizlere.

Umudu korumalı, umudu arındırmalı, umudu paylaşmalıyız.
Aldatıcı dünya!..
Kanmamak, umudu yitirmemek gerek.
Tüm kalp gözleri açık mı?
Zaman zor zaman, zaman garip zaman, zaman ahir zaman.

Zaman, Rabbe ve O'nun dinine, Resule ve onun emanetine, mücadeleye ve ardındaki zafere, umuda ve onun bekçilerine sıkı sıkı sarılma, sahiplenme ve bağlanma zamanıdır.

Bizler umudu kalkan yaparak her türlü zorluğun üstesinden gelebilir, bir birey olarak, bir toplum olarak ve bir ümmet olarak umudun mucizevi etkisiyle her türlü sorunu yenebiliriz. Yeter ki bakış açılarımızı bu yönde değiştirmeyi bilelim. Ve tabi bununla beraber, umut etmeyi hak edecek pratikler sergileyelim.

"Gevşemeyin üzülmeyin! Eğer inanıyorsanız üstün gelecek olanlar sizler olacaksınız." (Al-i İmran; 139)

Bazen imtihanın ağırlığı omuzları çöktürür ve unutturur sahip olduğumuz kutsal güçleri, ilahi yardımları ve takınmamız gereken doğru duruşu.

Vesveseler, telkinler ardı ardına sıralanır. O anda güçten, takatten düşer, yolun sonuna geldiğimizi düşünür ve pes etmeyi tek alternatif olarak görürüz. Oysaki umuda doğru tırmanırken tutunacak dallarımız çoktur.

Örneğin Sabır…
Umut sabrı içinde barındırır. Sabrı besler, sabrı büyütür. Düşeceği anda tutar elinden. Ona, güzel günleri, gülen yüzleri, mutlu gönülleri anlatır. Sabır umudun vaat ettikleri ile yaşar. Ve bu bekleyişin sonunda Rabbimizin de bildirdiği gibi, kazanan, üstün gelen ancak bu umut sahipleri olur.

Örneğin Dua…
El açıp yalvarmak, yalnız Hak'tan ummak ve umduğuna inanmak. Duanın o büyülü atmosferinde kendini bulmak, umudu en çok perçinleyen zamanlardandır ve bu zamanları arttırmak, imtihanın dar geçitlerinde şüphesiz ki menfaatimize olacaktır.

Umuda dair söylenecek çok şey var belki. Ama başka şey umudu yaşamak, yaşatmak ve umudu bir ömre yaymayı başarmak. Kişi özünde saklı servetini, yani umudunu yitirmedikçe her şeye sahip demektir. Ve hayal ettiği mutlu, huzurlu günler onu beklemektedir. Umutla kalın...
(alıntı)
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#2
Umut, çalışana görünür ancak. Emek sarf etmek lazım. Çaba varsa umutta vardır, inanç da vardır.

Umut; kararlı kılar insanı, çünkü sonuçta iyiye, güzele dair inanç vardır. İşte, umut bu inançtır, imandır. İmanın ta kendisidir, özüdür, katığıdır. İmanın gözüyle bakmaktır olumsuzluklara, imanın gözüyle meydan okumaktır hayata. Bu iman, bu inanç yürütür, koşturur, ulaştırır menzile.

"Allah'ın azâbından ancak hüsrâna uğrayanlar emin olabilirler."
A'râf sûresi (7)

"Gerçek şu ki, kâfir olanlardan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez"
Yûsuf sûresi (12),
Mü’min, hem ümit ve hem de korku içinde olmalıdır. Zira Allah hem Gaffar’dır, hem de Kahhar. Bağışlaması da vardır, kahrı ve perişan etmesi de.
Kişi havf ile reca (korku ile ümit) arasında olmalı.