Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Toplumun Kendini Değiştirmesi

Konusu 'NESİR (düz yazı)' forumundadır ve Ze'Mahşer tarafından 27 Aralık 2008 başlatılmıştır.

  1. Ze'Mahşer

    Ze'Mahşer Guest

    Allah bir kavmin durumunu, onlar nefislerinde olanı değiştirmediği müddetçe, değiştirmez. ( Ra’d, 11 ) Toplumlar (insanlar), Rabbinin emir ve yasaklarına uymayarak, şirke, zulme, karanlığa battıkları gibi; Rabbine itaat ederek de tevhide, adalete ve mutluluğa kavuşurlar. Toplumun (ya da insanın) kendini değiştirmesi ne anlam ifade eder veya nasıl gerçekleşir? Öncelikle bu değişim ‘nefislerde’ var olana ilişkindir. Gerçekte Allah teala insana nefsinde olanı değiştirme ve bir durumdan diğerine geçebilme yeteneği vermiştir. İnsan nefsini arındırmaya veya azdırmaya muktedir bir varlıktır: ‘Nefsini arındıran kurtulmuştur, azdıranda ziyanda’ ( Şems, 10 ) Yani Allah teala nefse fücuru da takvayı da ilham etmiştir. İnsanın nefsinde iyilik ve güzellikle birlikte kötülük ve çirkinlikte mevcuttur. Peki, insan burada ki seçimi nasıl yapacaktır? İşte burada devreye ‘fıtrat’ girmektedir ve fıtrat en bariz anlamıyla gerçeğe, doğruya, güzele meyletme yeteneğidir. Bu yetenek, kendisine seçme fırsatı tanındığı zaman fıtrata gerçeği seçtirecektir… Bu şekilde olmuyorsa, istidat (yani yetenek) deformasyona uğramış demektir. İbn Teymiyye’nin fıtrat ile ilgili bir yorumu vardır : ‘fıtri bilgiler, fıtratın sağlam ve esen olduğu (orijinal, yani bozulmamış) ortamda oluşurlar. Fıtrata bozukluk ve hastalığın arız olması durumunda hak batıl görünür.’ Yani fıtrat gerçeğe ulaşma (nefsi gerçekle buluşturma) noktasında insana verilmiş bir yetenektir, fıtratın bozulması halinde ise gerçekler görünmez, gerçekler görünmediği takdirde ise toplumda (ya da bireyde) bir değişimden söz edilemez. O halde toplum veya birey olarak nefse egemen olabilmemiz için, fıtrat yeteneğinin sağlam olması; bozulmamış olması ve aynı zamanda da bu yeteneği doğru bir şekilde kullanmamız gerekir. Ancak bundan (nefsimize egemen olduktan) sonra değişimden söz edebiliriz. Asıl şudur ki; amaç (olumsuzdan olumluya, yanlıştan doğruya) değişimdir; bu değişim nefse hükmetmekle, egemen olmakla; bu ise fıtrat yeteneğini kullanabilmekle; bu da fıtratı sağlam tutmakla mümkündür. Ancak bu şekilde sağlıklı bir değişimden söz edilebilir… İşte bundan sonra Allah’ın bir toplumun (ya da bireyin) durumunu değiştirmesinden söz edilebilir. Sünnetullah çerçevesinde işleyen bir mekanizmanın sonucunda, insanlar kendilerini, toplumlarını (yani nefislerinde olanı) değiştirdiği için Allah’ da onların durumunu değiştirir. Tabi ki bu değişim iki türlüdür; hem olumlu, hem de olumsuz. Toplum nefsinde olanı olumlu anlamda değiştirirse Allah da o toplumu yüceltir, zirveye çıkartır; yok eğer bu değişim olumsuz anlamda olursa, o zaman da Allah o toplumu yerin dibine sokar, zillete düşürür. Hâsıl-ı kelam, insanlar ve toplumlar durumlarını değiştirme yeteneği olan varlıklardır. Allah’ın istemiş olduğu değişim, tertemiz fıtrata, Allah’ın hükümlerini, İslam’ın hükümlerini sunarak nefse egemen olmakla mümkündür; aksi takdirde nefsin egemenliğine girmek söz konusudur ki, o şekilde de şeytanın hükümleri, yasaları işleyecektir; bu durumda da Allah teala ve tekaddes hazretleri o topluluğu zorla değiştirecek değildir… O halde Allah’tan, bizi değiştirmesini ya da bunun için (değişim için) bir kurtarıcı beklemek yerine SÜNNETULLAH’ı yani Allah’ın yasasının işleyişini anlayarak, kavrayarak değişimin bizde kendimizde olduğunu anlamalı, aslında hepimizin birer kurtarıcı olduğunun farkına varmalıyız… VAKİT DEĞİŞİM VAKTİDİR... Vesselam!


    M. Fatih İldeş
     
    SETR bunu beğendi.
    Sponsorlu bağlantılar

Sayfayı Paylaş