Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Sırr-ı Mim

Konusu 'TASAVVUF' forumundadır ve Resule Hasret tarafından 10 Aralık 2008 başlatılmıştır.

  1. Resule Hasret

    Resule Hasret Tecrübeli

    Mesajlar:
    83
    Beğenileri:
    10
    Ödül Puanları:
    5
    Kalb içinde buldum ol evliyânun sırrıdur
    Hamdüli’llâh çok şükür hem Mustafâ’nun sırrıdur

    Kalbimin içinde buldğum o şey ki evliyânın sırrıdır
    Allah’a hamd olsun, çok şükür hem de temelinde-aslında Resûlullah Muhammed Mustafâ (sallallahu aleyhi ve sellem) sırrıdır.


    Dersini hatm eyledün diyü işâret eyleyen
    Oldur ol mahbûb-ı âlem cümlenün ol varıdur

    Bana Kulluk Kemâlâtı dersini tamaladın diye işaret veren.
    Âlemin sevgilisi cümlenin varlık sebebi Resûlullah Muhammed Mustafâ (sallallahu aleyhi ve sellem) sırrından haberdâr olan Hak Erendir O.


    Zulmet-i nefsün azâbından beni şâd eyleyen
    Cân u dilden evliyâya gönlümün ikrârıdur

    Söylediklerim; beni, nefsimin cehâlet karanlığından kurtarıp şen-şâdüman eden Evliyâya Cân u gönülden bir ikrârıdır.


    Kim bu sırra irmese insân gelür hayvân gider
    Çûş idüp âb-ı revân bu zikrümün envârıdur

    Evliyâya bu kadar değer verişime sebeb, Kim bu Muhammedî oluş sırrına ulaşamaz ise bu âleme insân gelir hayvân gider.
    Zerrelerimden zikrimin nûrları olarak coşan bu sözlerim ebedi akan ilâhî aşk suyunun damlalarıdır.


    Evliyânun himmeti kıldı fenâ ender fenâ
    Tevhid-i zât-ı ilâhî gönlümün mi’mârıdur

    Evliyâyanın mübârek ve mânevi yardımı beni fâni ouş sırrına ulaştırdı.
    Bu sayede Tevhid-i Zât-ı İlâhî’ye şâhid oldum ve kalbimi yeniden imar etti ki mü’min oldum.


    Hamdüli’llâh çok şükür toğdı sa’âdet şemsi mâh
    Bir kula kılsa hidâyet dâimâ nusretidür

    Allah’a hamd olsun ve çok şükür ki gönlüme muhamedî mutluluk güneşi-ayı doğdu.
    Bu Rabb’ımızın bir kuluna hak ve hayırda hidâyet edişinin ancak O’nun lütuf ve yardımıyla oluşudur.
    Evliyâya da bir sebebdir.

    Küfr-i zulmet perdesinden kurtulaldan cânumuz
    Der Sinân Ümmî şükür her dem dilün tekrârıdur.


    Küfrün karanlık perdesinden canımız-ruhumuz kurtulalı beri, Sinân Ümmî’nin dilinin her an tekrarladığı söz: “Dâima şükürler olsun Rabb’ımıza!” demektir.

    Hz.ÜMMÎ SİNAN-I HALVETÎ(k.s.a)



    SIRR’ÜS SIRR

    Tecelliyât-ı Hûda İledir, her İki cihan;
    Hak Cemâle nazar eyle, istediğin yandan.

    Bir Hadis-i Şerifte şöyle anlatılır;
    "Cennetlik kimseler, makamlarına kavuştukları zaman; Yüce Hakk, azametini ve kibriyâsını gizleyen perdeyi aralar ve:
    “Ben sizin, Yüceler Yücesi Rabbinizim!” buyurur.
    Daha açık mânâsı ile şöyle buyurur:
    "Yıllarca ah görsem, diye arzulayıp sızlandığınız, Pek Yüce Rabbinizim!” buyurur.
    Hakk’ın bu tecellisi, olmaz iş gibi gelir; inkâr ederler:
    “Hâşâ ki, sen bize Rabb olasın!.” diyerek feryada başlarlar.
    O anda tecelli üç defa değişir; her defasında onlar, yine inkâr ederler.
    Sonra, Yüce Hakk onlara:
    “Rabbinize dair aranızda bir işaret var mı?.” diye hitap eder.
    “Evet var.” cevabını, hep bir ağızdan verirler.
    Artık bundan sonra; herkese zannı, itikadı, anlayış kabiliyetini nisbetinde tecelli olur.
    Bu tecelli sonunda:
    “Sen bizim Yüceler Yücesi Rabbimizsin!..” deyip kabul ederler.

    Bu müşahede için şu Hadis-î Şerif vardır:
    ''Siz, Rabbınıza mehtaba bakar gibi, bakıp seyre dalacaksınız."
    Hâl böyle olmasına rağmen, ehl-i irfan, Yüce Hakkı ilk tecellide tasdik ederler.
    Çünkü onlar, cümle itikadı benimsemiş; her tecelli için yetenek kazanmışlardır.Bir şiir:

    Bugün her kim görür yârin,
    Gören onlardır yarın..
    Orda ne anlar sevgiliden,
    Onlar, burada körlerden..
    Bu mânâyı biraz daha açalım..

    Evet..
    Hazret-i Kur'ân'da şöyle buyuruldu:
    "Bu âlemde âmâ olan, Öbür âlemde dahi âmâ olur." (17/72)
    Yani:
    Her kim ki burada, mânâ gözünü açamadı: öbür âleme göçünce, aynı şekilde âmâ olur.
    Dolayısiyle ilâhî tecelliyi görmek ona nasip olmaz.

    Hak Tealâ Hazretlerinden beklediğimiz şudur ki:
    Cümle kullarını, taklitten, gösterişten öteye geçemeyen itikattan saklaya; bu gibi şeylere bağlı kalmaktan koruya..

    Burada şöyle bir soru sorulabilir:
    “Marifet hâline yeteneği olana, kendi hakikatini anlamak ne şekilde olur?”
    Bu soruyu şöyle cevaplandırmak mümkündür:
    “Ona gerektir ki, kendi hakikatına vâkıf bir ârif bula. Onu bulduktan sonra, candan, gönülden bağlanıp huylarını huy edine.”
    İrfan sahibinin aslını bulabilmesi için, bu yolu tutması gereklidir.

    Şu Âyet-i Kerime, bu mânayı anlatır:
    "Ona götürecek vesileyi arayınız." (5/35)

    Bunun tefsiri şöyle olabilir:
    “Beni bulmuş kullarım vardır: bana varmak dilerseniz, onları izleyiniz. Onlar, size bir vesile olur, bana ulaştırırlar.”

    Hâl böyle olduğuna göre, o zâtlara hizmetle, kişi zâtına ârif olur. Nereden gelip, nereye gittiğini anlar, bulunduğu makamı da sezer.

    Bu âleme gelmekteki gayeyi şu Kudsî Hadis, bize anlatır:
    “Bir gizli hazine idim, bilinmek istedim; Halkı da bilinmem için yarattım.”
    Bu emir böyle, ama, Hakkı bilmek kolay İş değildir; ta, kişi nefsine ârif oluncaya kadar..

    Bunu da şu Hadis-i Şerif bize anlatır:
    “Kim nefsini (kendini) bilirse yaradanını bilen o olur.”
    Aksi dahi böyledir; ehli anlar..

    Bu Hadis-i Şerife havas ve avamdan bir çokları akılları yettiği kadar, mânâ vermişlerdir.
    Havas katında bir mânâ inşaallah beyan olunacaktır.
    Yalnız bu makamda yedi şekil müşahede edilmiştir.
    Aşağıda bunlar açıklanacaktır.


    İtikad : İnanmak. İnanç. Sıdk ve doğruluğuna kalben kararlı olmak. Gönülden tasdik ederek inanmak. Dinin temelini meydana getiren şeylere inanmak. (Bak: İltizam)

    Heyula : Zihinde tasarlanan korkunç hayal. * Gösteriş ve iriliği olduğu hâlde hiçbir te'siri ve değeri olmayan şey. * Eski felsefede: Eşyanın aslı ve gerçek olan kısmı. Madde. (Bak: Esir)

    Ârif-i billah : Mürşid, ermiş, evliyâ. Hakkın nuru ile Cenab-ı Hakk'ı bilen. Âlemi, hâdiseleri İlahî feyz ve ilim ile gören veli.

    Zâtî : (Zâtiyye) Zâta mensub. Kendisine âit, ile alâkalı, hususi. Özel.

    Vâkıf : Bilen, haber sahibi. Aşina. Bir işten iyi haberi olan. * Vakfeden. * Duran, ayakta duran.

    Libas : Giyilecek şey. Elbise. * Karı ve koca. * Mc: İctima'. * Şübhe kabul eden söz.

    Kisve : Elbise. Kılık. Hususi kıyafet. Küsve. Kisbet.

    Bâb : Kapı. * Kısım. * Mevzu. * Fasıl. Bölüm. Parça. Kitab. * Hususi madde. * Sığınacak yer. * İş. * Şekil. * Tövbe.

    Avam : Halktan ilmi irfanı kıt olan kimse. Okuyup yazması az olan. Fakirler sınıfından. * Tas : Hakikata tam erememiş, tevhidin derin hakikatlarından haberi olmayan. * Halkın ekseriyeti.

    Havas : Havâs. (Hâss - Hâssa. C.) Hâslar. Hâssalar. Keyfiyetler. Hususlar. * Dindarlık ve doğruluğu ile, ilmiyle âmil olup mâneviyat mertebelerinde yükselmekle makbul ve muteber olan zâtlar. * Zenginler sınıfı. * Kur'anî ve manevî sırlara ve hususlara vâkıf bulunan, ilim, ibadet, tâat ve takva yolunda yükselerek mümtaz olan Evliyâullah. Herkesin hürmet ettiği büyük zevât. * Manevî te'sir için okunan duâlar.

    Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu” buyurmuştur. (Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)

    Cerir İbnu Abdillah (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir dolunay gecesi, aya baktı ve:
    "Siz şu ayı gördüğünüz gibi, Rabbinizi de böyle perdesiz göreceksiniz ve O'nu görmede bir sıkışıklığa düşmeyeceksiniz (herkes rahatça görecek). Artık, güneşin doğma ve batmasından önce hiç bir namaz hususunda size galebe çalınmamasına gücünüz yeterse bunu yapın (namazları vaktinde kılın, vaktini geçirmeyin)."

    Cerir der ki: "Resulullah, sonra şu âyeti okudu: "Rabbini güneşin doğmasından ve batmasından önce hamd ile tesbih et!" (Tâ Hâ 130).
    (Buhârî, Mevakitu's-Salat 6, 26, Tefsir, Kaf 1, Tevhid 24; Müslim, Mesacid 211, (633); Ebu Davud, Sünnet 20, (4729); Tirmizî, Cennet 16, (2554).)


    وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ
    “Ve iz ehaze rabbüke mim beni ademe min zuhurihim zürriyyetehüm ve eşhedehüm ala enfüsihim elestü bi rabbiküm kalu bela şehidna en tekulu yevmel kiyameti inna künna an haza ğafilin : Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhit olduk, dediler.” (A’raf 7/172)

    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَابْتَغُواْ إِلَيهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُواْ فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
    “Ya eyyühellezine amenüttekullahe vebteğu ileyhil vesilete ve cahidu fi sebilihi lealleküm tüflihun : Ey iman edenler! Allah'tan korkun. O'na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Mâide 5/35)

    وَمَن كَانَ فِي هَـذِهِ أَعْمَى فَهُوَ فِي الآخِرَةِ أَعْمَى وَأَضَلُّ سَبِيلاً
    “Ve men kane fi hazihi a'ma fe hüve fil ahirati a'ma ve edallü sebila : Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.” (İsrâ 17/72)
    Allah azze ve celle aynel yakîn şuuru nasip etsin inş....

    Muhyiddin-i arabi(k.s.a)
     
    Sponsorlu bağlantılar
  2. Resule Hasret

    Resule Hasret Tecrübeli

    Mesajlar:
    83
    Beğenileri:
    10
    Ödül Puanları:
    5
    Allahümme bisatveti ceberûti kahrike.
    Ve bi sur’ati igaseti nasrike ve bigayretike.
    Li’ntihâki hurumâtike
    Ve bihimâyetike li menihtemâ bi âyâtike nes’elüke yâ Allâhü
    Yâ Allâhü
    Yâ Allâhü
    Yâ semîu
    Yâ mücîbü
    Yâ karîbu
    Yâ serîu
    Yâ müntekımü
    Yâ kahhâru
    Yâ şedîdel-batşi
    Yâ men lâ yu’cizühû kahrül-ceâbirati
    ve lâ ya’zumü aleyhi helâkülmütemerrideti minel-mülûkil-ekâsirati
    en tec’ale keyde men kâdenâ fî nahrihî ve mekra men mekera bî-nâ iâden ileyhi ve hufrate men hafera le-nâ vâkıan hüve fîhâ
    ve men nasabe le-nâ şebeketel-hıdâi
    ic’alhü yâ seyidî mesûkan ileyhâ
    ve masîden fîhâ
    ve esîran ledeyhâ
    Allahümme bi hakkı Kâf hâ yâ ayn sâd
    İkfinâ hemmel-ıdâ ve lakı hümür-radâ
    Vec’alhüm li külli habîbin fîdâ
    Ve sellit aleyhim âcilen-nikami fi-l yevmi ve gadâ
    Allahümme beddid şemlehüm
    Allahümme ferrık cem’ahüm
    Allahümme fülle haddehüm Allahümme kallil addehüm
    Allahümmec’alid-dâirete aleyhim
    Allahümme ersilil-azâbe ileyhim
    Allahümme ahrichüm min dâiratil-hılmi vel-lütfi
    Ves’lübhüm müdüdel-imhâli
    Ve ğulle eydiyehüm ilâ a’nâkıhim
    Ver’bit alâ kulûbihim
    Ve lâ tubellighümü’l- â’mâle “allahümme mezzikhum külle mümezzakin mezzaktehu intisâren
    Li evliyâike ve enbiyâike ve rusülike
    Allahümmen tesır lenâ intisâreke li ehıbbâike alâ e’daike
    Allahümme lâ tümekkini’l-e’dâe fînâ ve lâ minnâ
    Ve lâ tüsellid aleynâ bizünübinâ men lâ yerhamünâ “Hâ Mîm lâ yünsarûne.” Humme’l- emru ve câe’n- nasru
    Fe aleynâ lâ yünsarûne
    Allahümme bi hakkı “Hâ Mîm Ayn Sîn Kaf” hımâyetünâ min mâ nehâfü.
    Allahümme kıne’l- esvâe ve lâ tec’alnâ mehallen li’l-belvâ.
    Allahümme e’tına emele’r-recâi ve fevka’l-emeli
    Yâ men bi fadlihi lifadlihi
    Nes’elüke ilâhî el acel el acel
    İlâhi el icâbete el icâbete yâ men ecâbe nûhan fî kavmihi
    Yâ men nasara ibrâhîme alâ e’dâihî
    Yâ men radde yûsufe alâ ya’kûbe
    Yâ men keşefed’- durra an eyyûbe
    Yâ men ecâbe da’vete zekeriyyâ
    Yâ menkabile tesbîha yûnuse ibn mettâ
    Nes’elüke Allahümme bi esrâri eshâbi hâzihi’d- deavâti’l- müstecâbeti en tetakabbele mâ bihi deavnâke ve en tü’dıyenâ mâ seelnâke
    Encizlenâ va’deke ellezî veadtehû li ibâdike’l-mü’minîn
    Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn
    İn kataat âmâlunâ veizzetike illâ minke
    ve hâbe ve recâûne ve hakkıke illâ fîke in ebtaet gâretul erhâmi vebteaddet annâ ve esrig şey’en gâretallahi
    yâ gâretallahi hussiyes’seyre musriaten fî hallin ukdetina
    yâ gâretallahi ade’l-âdûne ve cârû ve recevnallahe mücîran
    Ve kefâ billahi veliyen ve kefa billahi nasiran
    hasbinallahu veniğmelvekîlu vela havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyil azîm selamün alâ nuhin fi’l-âlemîne
    ve ala seyyidinâ Muhammedin fi’l-murselîne istecip lenâ âmîne âmîn âmîn
    ve kutia dâbiru’l-kavmi ellezine zalemu velhamdü lillahi Rabbi’l-âlemîne
    ve sallallahu alâ seyyidina Muhammedin ve alihi ve sahbihi ecmain



    MÂNÂSI :


    YARDIM DUASI


    Allahım!
    Senin yüce kahredici kudretinin eziciliğine,
    Ve imdâda yetişen nusretiyin-yardımıyın hızlılığına,
    Ve Senin haram sınırlarıyın korumandaki sonsuz gayretine sığınıyoruz!
    Âyetlerinle himâyene sığınanlar hakkı için,
    Biz de Senden istiyoruz-diliyoruz
    Yâ Allah! Yâ Allah! Yâ Allah!
    Ey Mutlak duyucu-işitici!
    Ey Dualara icâbet eden-karşılık veren!
    Ey Bize bizden de yakın olan!
    Ey En hızlı olan-her işi anında yapan!
    Ey intikamları-öçleri alıp, suçluları kesin cezâlandıran!
    Ey Galib-i Mutlak ve her an kahretmeye gücü yeten!
    Ey Tutup kapıverişi-yakalayışı çok şiddetli olan!
    Ey Hiçbir zorbanın gücü kendisini âciz bırakamayan yüce Zât!
    Ey Kayserlerin mülkünden nice kibrine kulluk eden inatçıyı, helâk etmek kendisine zor gelmeyen yüce Zât!
    İçlerinden bize karşı keyd-hile tuzağı kuranlara karşı Sen de onlara karşı kur keydi..
    Bize karşı mekr-oyun-düzen içinde olanların mekirlerini döndür-başlarına geçir!
    Bizim için durmadan kuyu kazanlara karşı Sen de bir kuyu kaz ve onun içine derhal düşsünler!

    Ey Efendimiz!
    Bizim için hile ile kandırma ağları-torları hazırlayanların üzerlerine bu işi yapanları sevk et!
    Bizi avlamak isteyenlerin üzerlerine, onları avlayacak avcılar gönder!
    O hilebâzlar onların elinde esir olsunlar!

    Allahım!
    “Kâf-Hâ-Ye-Ayn-Sad” hakkı için,
    Bizi bu kötülerin şerrinden koru!
    Bizim sevdiklerimize göz dikenlerin kendi sevdiklerini fedâ kıl!
    Sevdiği evladını kendine düşman kıl!
    Onların bu gün-yarın yapacakları kötülükleri için, âcilen intikam alıcıları-başlarına geçiricileri başlarına-üzerlerine musallat kıl!
    Allahım! Topluluklarını dağıt!
    Allahım! Kılıçlarını körelt-ağızlarını kır!
    Allahım! Adetlerini-sayılarını azalt!
    Allahım! Onları bir daire içinde çember altına al-hapis et!
    Allahım! Üzerlerine azabını gönder!
    Allahım! Onları hilm ve lütuf dairesinden çıkart!
    Ve onların soyunun-sopunun uzayıp gitmesine izin verme ve ihmal-zaman tanıma ve meded dairesinden de çıkar!
    Ve ellerini boyunlarına bağlı kıl! Sıkıla kalsınlar!
    Ve kötü emellerine kavuşamamaları için onların kalblerini rabt et-çivile-sıkıştır-mühürle-kördüğüm et!

    Allahım!
    Onları büsbütün parçala-dağıt!
    Seninin dostlarına enbiyâlarına, evliyâlarına, düşmanlarına karşı yardım edip öçlerini aldığın gibi bize de nusret ver-yardım et!
    Allahım!
    İçimizden ve bizden olanlara ayrılıp giderek düşmanlığa-kötülüğe katılmalarına imkan verme!
    Bize acımayanları-merhamet etmeyenleri, günahlarımızdan dolayı bize musallat etme!

    “Hâ-Mîm! Onlara yardım edilmez!” emri hükmolunduğunda, işler başladığında bize yardım et! Onları üzerimizde muzaffer kılma!
    Allahım! “Hâ-Mîm-Ayn-Sin-Kâf” Hakkı için bizi onarlın korkusundan himaye et!
    Allahım! Bizi kötülüklerden koru! Bizi belâlı yerlerde kılma!
    Allahım! Senden emellerin üstünde bir ricâ-emeli vermeni dileriz.
    Sana yapacağımız ricalardan dolayı düşündüğümüz emellerin de üstünde olanı ver!
    Ey fâziletlilerin en fâziletlisi!..
    İlâhî Senden istiyoruz!
    Çabuk! Çabuk! Acele ver! Bir an önce!
    İlâhî dualara icâbet, icâbetlere icâbet eden!
    Ey Nuh Kavmi’ne karşı dualarına icâbet eden!
    Ey düşmanlarına karşı İbrahim’e (as) yardım eden!
    Ey Yusuf’u (as), Ya’kub’a (as) geri gönderen!
    Ey Eyyüb’ün (as) dertlerini kaldıran!
    Ey Zekeriyya’nın (as) duasını kabul eden!
    Ey Metâ oğlu Yunus’un (as) tesbihini kabul eden!
    Allahım!
    Senden şu dualarını kabul ettiğin dua sahibi enbiyâların, evliyâların yüzü suyu hürmetine-sırları için !
    Biz dualarımızı kabul edeceğine ve isteklerimizi vereceğine kesin olarak inanmaktayız!
    Mü’min kulların için vâ’d ettiğin vâ’dini bizim için de tamamla!
    Senden başka İlâh yoktur!
    Sen Subhânsın! Şüphesiz ki ben zâlimlerden oldum!
    Tüm ümitlerimiz kesildi, tek ümidimiz Sen’dedir!
    Eğer rahmet bolluğun gecikirse, hayal kırıklığına uğrarsak, yine de Sen cevabımızı verirsin!
    Eğer rahmetinin gelmesi gecikti diye hayal kırıklığına uğrar isek bunu bizden uzak kıl!
    Ve en çabuk Allah Yardımına nâil kıl!

    İçimizdeki kördüğümlerin hallinde-çözümlerini hissiyat olarak bize bildir! İçimize doğsun!

    Ey düşmanlarına karşı yardım dileyip yalvaranların yardımına ezici gücüyle yetişen!
    Dost olarak Allah yeter!
    Yardım edici olarak Allah yeter!
    Allah ne güzel Vekildir!..
    Hiçbir potansiyel güç-havl veya hazır da olan güç-kuvvet yoktur,
    Ancak Ali ve Azîm olan Allah’ınki hariç…

    Âlemlerde selâm Nuh’a (as) olsun!
    Ve mürselinler içinde Efendimiz Muhammed’e (sav) selâm olsun!
    Duamızı kabul et!
    Âmin! Âmin!
    Zulmeden zâlimler kavminin kökünü kes!
    Ve hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsusutur..
    İmam-ı Hasan-I Şazelî(K.S.A)
    Allahım!
    Salât ü selâmımız Efendimiz Muhammed’e (sav), âilesine ve sahabilerinin cümlesine olsun!
     
  3. FERASETLİ

    FERASETLİ KF Ailesinden Özel Üye

    Mesajlar:
    8.341
    Beğenileri:
    113
    Ödül Puanları:
    1.017
    YAZILARINIZ DAİM OLSUN
    [​IMG]
     
  4. Resule Hasret

    Resule Hasret Tecrübeli

    Mesajlar:
    83
    Beğenileri:
    10
    Ödül Puanları:
    5
    Allahim Razi olsun insaALLAH Kuran-i Azimu san Yolunuzu aydinlatsin Hz.Ahmed Muhammed Mustafanin Ahlak-i Ve Sevgisi Gönlüllerinizi costursun Nuru Gece Karanliginda sizleri aydinlatsin dogru yola hasr etmenize vesile olsun Allah Azze ve Celle nin Rahmti üzerinizde Sonsuz olsun
     
  5. Mu@YMe

    Mu@YMe Vip Üye Özel Üye

    Mesajlar:
    9.258
    Beğenileri:
    147
    Ödül Puanları:
    1.017
    Allahım!
    Salât ü selâmımız Efendimiz Muhammed’e (sav), âilesine ve sahabilerinin cümlesine olsun!​


    ALLAHU teala razı olsun
    harika bir paylaşım olmuş
    emeğinize sağlık​
     
Daha önce açılmış benzer konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş