Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Sevenler, sevdiklerini dâimâ gönüllerinde taşırlar

Konusu 'İSLAMİ ÖNEMLİ KONULAR' forumundadır ve AhDe_VeFaLi tarafından 13 Aralık 2008 başlatılmıştır.

  1. AhDe_VeFaLi

    AhDe_VeFaLi Guest

    Sevenler, sevdiklerini dâimâ gönüllerinde taşırlar

    Dostluk
    Dostluk, müsbet veya menfî vasıflardaki müştereklikten kaynaklanır.
    ***
    İki din kardeşi, birbirini yıkayan iki el gibidir. Tıpkı Muhâcir ve Ensar
    gibi…
    ***
    Dostluk, iki gönül arasındaki cereyan hattıdır. Bu cereyanla, yâni muhabbet
    neticesinde sevilenin her hâli, sevgisi nisbetinde sevene sirâyet eder.
    ***
    Bir kimsenin sevdiğiyle beraber olması demek; onunla sözde, özde ve
    davranışta aynı duyuş, düşünüş, hissediş ve yaşayış hâlinde olması, yâni
    “sevdiğini” gösterecek aynîlikler ve beraberliklerin mevcut bulunması
    demektir.
    ***
    Allâh için gerçek dostluk, bedenleri ayrı olan iki varlığın bir kalbde
    yaşamasıdır.
    ***
    Tenlerin ayrılığı, canlara ayrılık getirmez. Aksine gönülleri birbirine daha
    da yakınlaştırır, bir bütün eyler.
    ***
    İlâhî ünsiyetin yolu muhabbettir. Sevilenleri taklittir.
    ***
    Sevenler, sevdiklerini dâimâ gönüllerinde taşırlar ve aslâ hatırlarından
    çıkarmazlar.
    ***
    Kul, ancak mâsivâ engellerini aştığı takdirde muhabbet ve dostluğun gerçek
    hazzını yaşayabilir.
    ***
    Kalblerdeki muhabbet, bütün mahlûkâtı kuşatıcı mâhiyette olursa, sahibini
    kâmil bir mü’min, diğer bir tâbirle hakîkî bir âşık, yâni Hak Dostu eyler.
    ***
    Tabiatta gizlenen dost yüzünü göremeyen gönüller âmâdır. Tabiatla
    konuşamayan insanın rûhu dilsizdir.
    ***
    Hakk’ın dostluğuna nâil olanlar, dostluğun güler yüzünü yalnız insanda
    değil, dünyâya hayat hâlinde serpiştirilmiş bütün nebâtatta ve hayvânatta
    bile müşâhede ederler.
    Hakk’a muhabbetle dolu bir mü’min yüreğinin, Rabbin bütün mahlûkâtını şefkat
    ve merhametle kucaklaması îcâb eder.
    ***
    Dostluğun merkezine Allâh ve Rasûlü’nü yerleştirenler, bütün mahlûkât ile
    dost olurlar.
    ***
    Dostluğun kaynağına ulaşan Mevlânâ ve Yûnus gibi Hak dostları, insanların da
    dostları olarak herkes tarafından, hattâ kurdu ve kuşuyla bütün bir kâinat
    tarafından sevilen, nur yüzlü, mütebessim birer cennet gülleridir.
    ***
    Tabiattaki kudret akışları ve ilâhî muhabbet tecellîleri, fânîleri Büyük
    Dost’a, yâni Cenâb-ı Hakk’a ulaştıran ulvî birer basamaktır. Bu basamakları
    aşanlar, gerçek dostluğun lezzetini tadarlar.
    ***
    Kalbin mâsivâdan, -yâni Hak’tan uzaklaştırıcı her şeyden- muhâfaza edilmesi
    ve dâimâ hayır telkinlerine muhâtap kılınması için, rûhâniyetlerinden feyiz
    alınabilecek gönül ehli sâlih ve sâdıklarla ünsiyet zarûrîdir.
    ***
    Muhabbeti lâyıkına, husûmeti de müstahakkına tevcih edebilmek, sahibini âbâd
    ederken, aksine, muhabbeti nâ-lâyıkına, husûmeti ise gayr-i müstahakkına
    tevcih, bunu yapanı, bu tevcihlerdeki şiddet nisbetinde bedbaht kılar.
    ***
    Sevenler, sevdiklerinden geleni hoş karşılamak mecbûriyetindedirler. Gönlü
    aşk ile dolu olan kul, Rabbinden gelen her şeyi sevgisi nisbetinde gönülden
    kucaklar.
    ***
    Allâh yolu, gönülleri harâb etmekten değil, ihyâ ve âbâd etmekten geçer.
    ***
    Bakış ve görüşlerin seviye kazanması, kâinat sayfalarındaki esrar ve hikmeti
    gerçek mânâsıyla telâkkî edebilmek, ancak gönül âleminde derinleşerek gerçek
    dostluğu yaşayabilmeye muvaffak olabilen ilâhî aşk ve vecd kahramanlarının
    işidir.


    [​IMG]
     
    Sponsorlu bağlantılar
  2. Mu@YMe

    Mu@YMe Vip Üye Özel Üye

    Mesajlar:
    9.258
    Beğenileri:
    147
    Ödül Puanları:
    1.017
    emeğine sağlık teyzeciğim ALLAHU teala razı olsun inşeALLAH
     

Sayfayı Paylaş