Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Sessizlik Endisedir

Konusu 'NESİR (düz yazı)' forumundadır ve AhDe_VeFaLi tarafından 17 Aralık 2008 başlatılmıştır.

  1. AhDe_VeFaLi

    AhDe_VeFaLi Guest

    [​IMG]



    Kaygılı bir bekleyiş. Ne olacağını kestiremediği hallerde insanın giydiği bir zırh. Cevaplanamamış soruların sığınağı, aczin ikamet adresi. Korkudan nutku tutulmak, sözü kıyamet alameti saymak. Uzun uzun bomboş duran ellerimize bakmak. Fakrın keskin bir idraki, bir afallayış. Benliğin derin bir uçuruma yuvarlanışı…

    Sessizlik ölümdür. Boşluk, yok oluş. Anlamsızlık, yahut anlam arayışı. Can çekişen bir nefesin, konuşmaya takat yetiremeyişi belki. Acının çığlıkta dahi ifade edilemeyeceği anlaşıldığı anda yapışılan can simidi. Bir hükümsüzlük bildirgesi, bir varlık istifası. Bir kendinden vazgeçiş. Bir kutsal arama çabasını yitiriş…

    Sessizlik duadır. Kimi zaman duanın en güzelidir hatta. İstemeye bile ar ediş. Kelimelere yüklenemeyen taleplere uzanmış bir el. Beni gör demenin, halimi anla demenin en soylu biçimi. Haliliyet makamından Habibiyet makamına bir uruc. İstiğnadan örülmüş bir heybetli kaftan. ‘Ben’i Rabb’e emanet ediş. Nefsten ruha avdet ediş. Bir güven. Bir “O en iyisini bilir” deyiş. Bir cehalet deklerasyonu. Bir teslimiyet biçimi…

    Sessizlik karanlıkta yükselen bir duvar. Aramıza giren, sesimizi duyuramadığımız, her anlamı yutan, her çabayı boşa çıkaran, sevgiyi boğan, tüm varlığı bağrında kara bir delik gibi soğuran. Yumruklasan nafile, ellerini kanatsan kimin var ki şifa üflesin yaralarına? En yakınlarınla arandaki perde sessizlik. Artık ortak bir varlık alanına sahip olamama. Uzaklara burnunun dibinden daha yakın olma. Tefekkürden istifa, bir müzakere zemini bulamayış. Ortak bir dil tutturamayış. Bir yabancılaşma. Düşüncesiz bir boşluk. Tahassüs denizine ölümcül bir dalış. Bir dil, bir akıl, bir gönül tutulması…

    Sessizlik umuttur. En küçük varlık kımıltısından medet umuş. Kulaklarını dikip pür dikkat kesiliş. En ince hesapları yapmak için durup bekleyiş. Gözlerini kırpmaksızın geleceği yakalamak istemek. Gelmesi mukadder olanı geldiği zaman karşılamaya hazır olmak. Son ayarlamaları yapmak. Düşen yaprakların, göz kırpan yıldızların üzerine muskalar yazmak. Bir zikri fark ediş, bir ahenkle baş sallayış, bir kainatla terennüm. Bir mihrapta diz çökmek. Bir bıçağa usulca boyun uzatmak. Varlıkla gözle görülmez bağları hissediş…

    Sessizlik hayaldir. Gerçeklerin soğuk yüzünden insanın öz vatanına, evine dönüş. Bağrında çiçeklenen hayal bahçelerinde bir gezinti. Özlenilenlerle dilsiz bir konuşma. Bir bakışma, bir sukutla kucaklaşma. Muhayyilenin geniş vadilerinde huzur arama. Orada kimsenin görmediği varlıklarla hemhal oluş. Bir çıldırma sınırında devşirilen güzellik. Bir aşk tasavvuru. Bir dalıp dalıp gidiş. Bir gizli hazine keşfi. Bir beyaz kanatlı at…

    Sessizlik hem bilgeliktir. Ulu orta söylenemeyecek, sahibinden başkasına verilemeyecek bilginin amansız nöbet tutucusu. Kutsal bir emanet gibi sırrı sadrında taşıyıp, yükünden yorulup, bir parçasını bile kimseye veremeyiş. Ağrıyan sırtını yaslayacak bir arkadaş bulamayış. Bilginin laneti, gülün dikeni, dudaklarda acı bir kilitleniş. Koynunda taşıdığın bir ateşten name. Mührü bir kez kırılsa kıyameti koparacak bir hikmet. Sukuttan bir kitap…

    Sessizlik bir ihanettir. Bir kuyruklu yalan. Bir zulme iştirak. Bir dilsiz şeytaniyet. Konuşmanın hayat verdiği yerde bir idam fermanı. Bir hain pusu. Bir yüze tükürüş. Bir aşağılama. Bir yok sayma. Umursamazlık ve arsızlıkla varlıkla dalga geçiş. Bir küfür.Bir kalpsizlik. Bağra saplanan bir hançer. Zulmün en katmerlisi, sonsuz varlığı sonsuz yokluğa tebdil. Değeri ademe mahkum ediş. Her sese açgözlülükle saldırış, kalbi kanatan bir karanlık. Soğuk bir yüzde donuk bir gülüş, bir küçümseyen bakış...

    Sessizlik bir yenilgidir. Bir umut kesiş. Bir kopuş. Bir ebedi firak. Uçuruma yuvarlanış. Yanlış yolda olduğunu ani bir kavrayış. Tüm çabalarının boşa gittiğini acıyla fark ediş. Bir serzeniş, bir sitem. Bir beklememezlik. Bir şaşkınlık. Bir kalp istifası. Gözyaşlarını terk ediş. Ağlamayı bile beceremeyiş…

    Sessizlik bir utançtır. Bir yüz kızarış, bir mazeretsizlik. Ne söyleyeceğini bilememe. Bir günah çıkarma, bir itiraf. Bir derin pişmanlık. Karanlığın bağrında bir acılı diş sıkış.
    Bir kendi kendini kınama. Bir çile doldurma, bir uzlet. Bir içe kapanış. Bir tevbe. Bir sabr-ı cemil. Bir arınma çabasıdır sessizlik…

    İnsan hakkı bilemeyince ne yapar? Bir şaşkınlığın, bir yol tutamayışın, bir seçim yapamayışın, hiçbir şey elinde olmayışın, hiçbir meselede fikrinin sorulmayışının aczini nasıl sağaltır ruhundan insan? Furkan ona verilinceye kadar susar. Gerçek ortaya çıkıncaya, yardım erişinceye, durum vazıh oluncaya, bir yola gayri iradi sevk edilinceye, işareti gelinceye kadar susar. Zira susmak İsa(as)’ya gebe olmaktır. Dudakları emr-i ilahi gelinceye kadar kilitlemek bir Yahya beklemektir.
    “Unutmak için şarkı söyleriz, zira insan şarkı söylediğinde daima güzel şeyleri düşünür” der İvo Andriç. Acıyı unutmak için terennüm eden insan, acıyı ve beraberinde varlığını hissetmek için susmalıdır. İnsan hatırlamak için susar. Kendini hatırlamak, Rabbini hatırlamak, anlamı hatırlamak ancak sessizlikledir. Sessizlik acı verir. Ama şifadır. Sessiz kalmayı başarabilen mutlaka bir mucizeye şahitlik edecektir. Sünnetullah değişmez…

    Sessiz kalın ki hayat parmak uçlarına basarak yanınıza sokulabilsin. Güneşin battığı yerde cennet ışıklarının şavkı yüzünüze vurabilsin. Sem ve basar Rahman’a yönelebilsin. Susun ki Rabb sizinle de konuşabilsin. Çünkü kimi zaman tek çare susmaktır…


    "Alıntı"
     
    sahasan bunu beğendi.
    Sponsorlu bağlantılar
  2. FERASETLİ

    FERASETLİ KF Ailesinden Özel Üye

    Mesajlar:
    8.341
    Beğenileri:
    113
    Ödül Puanları:
    1.017
Daha önce açılmış benzer konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş