Onlarla Beraber Olmak

<<sevde>>

Deneyimli Üye
Acemi
#1
ONLARLA BERABER OLMAK
Hiçbir şey beklemeden uğraşanlar; yorulmadan aşılmazlar aşanlar; zikzakları soluk soluğa geçenler ve başarı şerbeti dudakta iken çekip gidenler; Hakk'ın ivazsız cemaati, bahtiyarlar bahtiyarı bunlardır.
Yüzünün nuruna ağyar tozu konmamış; gamzesi kem göze iltifat etmemiş; Lâhut âlemi'nin gözü sürmelileri bunlardır. Geceleri gündüzden aydın, sabahları jalelerle dolu, öğle sıcağı doğum mevsimi, gurup öncesi ikinci sabahın fecri.. Karanlığın lûgatlarında yer bulamadığı nûr–efşan olan bunlardır.
Bir çarmıhta cildini yalayan alevlerle sarmaş-dolaş gördüğün an, hat hat yüzünün tebessümünde Hakk'ın rızasına erme sevinci parlar onların... Vahşet devirlerinin korkunç karanlıklar içinde devamlı helezonlar çizen o ebediyet yolcusu, vahşeti, vahşileri geçmiş o devrin görmez ve duymazlarını eğlendirmek için arenalarda, arslanların önünde, sonsuza eriş ve ebediyen var oluş îmaniyle gönlü intirah içindeydi.
Onlarda bir teessür vardı ve bunun günlerce burkuntular meydana getirdiği de olurdu, ama o kudsî teessürdü. Evet, yeme, içme gibi beşerî ihtiyaçları onlara unutturan, zevkin her çeşidini merdiven merdiven ayak altına aldıran bu teessür, ayanlardan ayanı gözsüzlere gösterme, kâlbsizlerin pinhan saydığı Mutlak Nur'u paslı gönüllere ulaştırma teessürü idi. Bu mevzuda onların bir feryadında bin melek âhı gizlidir; bir katrelerinde ummanlar çalkalanmaktadır.
Sonsuzluk müjdesi Cihan Efendisi'nin hâlesinden kopmuş bir isimsiz; kendisine bahşedilen üç dakikalık zaman parçasını ebedîleştirip zâit ve nâkıs sonsuza kanat açtırarak Hâlık'ın adına yaraşır şekilde vaktin hiçbir kemmiyet ölçüsü içine giremeyeceğini gösteriyor. Kendine lütufkâr bir tavırla, üç dakikayı bahşedip sonra da mağrurâne üzerinde durup, ebedilikten dönerek "ân" dediğimiz geldi-geçti içinde boğulmasını isteyen râhibe: "Aziz peder, bana beni kurtarmak için verdiğin şu üç dakikalık fırsattan ötürü bilsen sana nasıl minnettarlık hissediyorum! Zira, şu üç dakikalık zaman içinde Hak din olan İslâmiyet'i sana anlatırsam, artık ölsem de gam yemem. Çünkü sana ölmezlik yolunu göstermiş olacağım" der.
O gün orada donakalan pederden bugüne kadar bütün azizler bu sözü gerdanlık olarak boyunlarına taksın ve ahfâddan ahfâda intikal ettirsinler. Zira bu sözde büyük bir dâvanın, en büyük bir dâvanın dertlisi bulunmadan gelen iniltiler gizlidir.
Onların çok ötelerden gelen nefeslerindeki sonsuzluk kokusunu derinden derine hissedip, onlarla beraber bulunma bahtiyarlığına ermek için durmadan çırpınma; ne büyük saadet bu! Şu perişan asrımızda dahi ne kadar o şebnemle nemli, o büyük gamlıların gamıyla elemli varsa, gözleri o âleme meftun, gönülleri hep o deryaya sahildir onların... O sahile her an yüzlerce dalga gelir bilinmezden.. Tûr'dan ve daha uzaklardan, nâmütenah^ıliğe pervaz eden Ruhullah'ın esrarından, havarinin dudağından akan kandan ve Serverler Serveri'nin yâranlarının kılıç şakırtısından, at nârasından, nal kıvılcımından... Zaman onlara gayb fistanını giydirdi. Yer, tohumları yutar gibi hepsini yuttu.. Derken onları saklayan perdede yepyeni bir velvele başladı.. Güneş, kulağını bir zerreye kaptırdı. Ay, mekik olup yere indi. Yeni bir insicam başladı şu köhne diyarda ve bütün virâneler hep âbâd oldu. Bir izde bin ma'nâ gösterildi; çok sırlar ayan, çok şey beyan oldu. Zühâl uğursuz dönüşü bıraktı, bize var oluş sırrının türküsünü söyledi.. Gecenin ödü koptu, yıldızların nefesi kesildi, gündüzün dudağında yüzlerce güneş belirdi.. Ovalar yemyeşil oldu.. Ümit tomurcukları üzerinde güzel feyzler öttü.. Âlâlarda âli burçlar yükseldi.. Tepeleri aşıp gündüzler Alplere ulaştı.. Su başları sürmeli ceylânlarla doldu ve sonra çağlayanlar baş gösterdi.. Kâlbinde ebedin âhengi şelâleler etrafa renk saçtı durdu.. Sular dondu polatlaştı ve bu edeb yolunun bir zikzağında öyle bir feryad etti ki, şafağın zülüfleri yüzüne döküldü.. Gönül dudaklarında bir sarkılma oldu.. Ve nihayet toprak ana bu yeni evlatlarını da bağrına bastı.. Ondan bize binlerce başak verdi.
Şu toprak diyarında, dünya zevklerine karşı oruçlu dertliler, sadıklar, şehidlerle bulundukları kuds^ı âlemin penceresinden bakıp bağ bozumunu bekliyorlar.
Dini omuzlarında yükseltip gün görmeden gidenlere bizden birkaç damla yaş ve gönül buhurdanlığından duman duman yükselen birkaç buhar bulutu ...Aczimiz ve fakrimiz...
Ya Rab! Bizleri şu adsızlarla beraber eyle! Sen'in hoşnutluğun isimsizlikte olduğu için adlarla bulandırmadım. Bizi onlarla beraber, yolunun erkânına âşina kıl! Sen'den uzaklığımız cihetinde değil, merhametinin yakınlığı nisbetinde irfan ufkumuza vüs'at ver.