Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Ömrün eteklerine dökülenler

Konusu 'NESİR (düz yazı)' forumundadır ve Mu@YMe tarafından 10 Mart 2009 başlatılmıştır.

  1. Mu@YMe

    Mu@YMe Vip Üye Özel Üye

    Mesajlar:
    9.258
    Beğenileri:
    147
    Ödül Puanları:
    1.017
    [​IMG]
    Ölümsüz gerçek ölüm, hayatı solumaya devam ediyor; an be an, gün be gün ömür, ölümün kucağına akıyor… Değişmez değişim dünya döndükçe değişmeyecek; doğmak kadar ölmek, varlığın diğer yarısı olarak var olmayı sürdürecek… Nice nesiller, nice hükümranlıklar bu hükmün dışına çıkamadı, çıkamayacak; dünya iki kapısı açık bir han, gelmek kadar gitmek, her an olan, sıradan ve olağan bir hal…
    Yanılgıların, yanlışların en büyüğü burayı sahici sanmak, sanki buralıymış gibi yaşamak, ölümü öteleyerek nefeslenmek… Tutkuların esaretinden kurtulmak, zevklerin kör kuyusundan çıkmak, ölümü önceleyerek bakmak; hayata, hadiselere, kederlere, sevinçlere… Hepsi bir “an” a dökülüyor veya bir “an” da her şey var… Ömür, zamandan düşen bir damla, ölüm; damlayı ölümsüzlük nehrine akıtan bir nefes…
    Her nefes, başlangıç ve bitişin buluşup ayrıştığı siyah ve beyaz nokta; günün siyah ve beyazda nefes alıp vermesi gibi ölümlülükten ölümsüzlüğe akıyor… Akan zamanı hayıflanmak, gelen ölümden endişe etmek; hayatın iki berzah arasında sıkışmışlığı… Sıkıntıların en büyüğü “an”lık zevklerde beka arayarak koşuşturmak, sonuçta yorgun, yılgın, yitik bir şekilde yıkılmak; ne acınası bir hayat, ne kederli bir ömür, ne büyük kaybediş…
    Ölümü hayatın ikizi bilip, onsuz anlamların anlamsız, bakışların basit, düşüncelerin düşüncesiz olduğunu idrak etmek; ömür ağacını meyvelerle doldurmanın hikmet kökleri… Böyle bir köksüzlük ve meyvedarsızlık varsa o ağaç kütükten ibarettir ve sonu yanmaktır, en yanılası hal bu haldir… Sıkıntılara şükür, hadiselere ibret, kelamları zikir, nazarları tefekkürle süsleyen, zevkleri acılaştıran ölümü hatırdan çıkarmayandır…
    Yoksa nasıl dizginlenir azgın nefis atı, onu kışkırtan şeytan nasıl uzaklaştırılır? Toprak kadar canlı, güneş kadar gerçek ölüm; kalbi kirlerden temizleyen en tesirli bir iksir, o iksirsiz ne düşünceler disipline edilir, ne de duygular dizgine edilir…
    Ondan büyük nasih var mı? Onu anmak ve hatırlamak için, zamana ve zemine ihtiyaç yok, her an onu düşünebilir, bitmeyen hayat dersi alınabilir, ömür oldukça bu ders bitmez, dünyanın da dershane olduğu…
    Sonsuzluk, ölümün siyah kapısının ardında, bir eliyle o kulptan tutmak ve bırakmamak; hayatı heder olmaktan kurtaracak sağlam bir sığınma…
    Hayat aktıkça, ömür oldukça, ölüm konuşulmaya, yazılmaya, düşünülmeye, hissedilmeye, araştırılmaya devam edilecek, çünkü hayatın anlam anahtarı ölümün avuçlarında içinde, sonsuzluk sualinin cevabı onun iki dudakları arasında… Ara sıra değil, sık sık ona sığınmak hem dünyayı daha yaşanılır kılacak, hem ömür eteklerini baki meyvelerle dolduracak…
    Sözü uzatmaya ne hacet, öz sözle sonlandıralım: Nasihat istersen ölüm yeter.
    Hüseyin Eren
     
    Sponsorlu bağlantılar
  2. FERASETLİ

    FERASETLİ KF Ailesinden Özel Üye

    Mesajlar:
    8.341
    Beğenileri:
    113
    Ödül Puanları:
    1.017
    çok güzeldi ellerine saglık KARDEŞİM ALLAH RAZI OLSUN
     
Daha önce açılmış benzer konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş