Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

O zaman Bilal' ler vardı...

Konusu 'ASHAB-I KİRAM / TABiiN / TEBEİ TABiiN' forumundadır ve tuba tarafından 28 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

  1. tuba

    tuba Tecrübeli

    Mesajlar:
    50
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    7
    Köleydi Bilal. Efendisi Umeyye bin Halef, şirkin kararttığı bu çirkin kalpli adam kölesinin gönlündeki aydınlığı, iman ışığını sezmişti. Öfkesinden deli divane olmuş, küplere binmişti. Nasıl olurdu Kendisinin izni olmadan efendisine sormadan köle Bilal, nasıl olurdu da putları terk eder İslâm' ı seçerdi..? Hesap vermeliydi… Duramıyordu yerinde.



    Çöl güneşinin alev alev yaktığı o Mekke gündüzünün öğle sıcağında yanan kumların üzerine Bilal' in, o temiz yürekli siyah tenli insanın çıplak vücudu gömülecekti. Gömülmekle de kalmayacak, üzerine kalkamayacağı kadar bir ağırlıkta koca taşlar dizilecekti. Böyle düşünüyordu zalim efendi Umeyye bin Halef ve düşündüğünü uygularken de en küçük bir acıma duygusu hissetmiyordu içinde.



    Bir insanın tahammül hudutlarını çoktan aşan dayanılmaz işkenceler altında yanan Bilal' in dudaklarından tek bir kelime duyuluyordu…


    Ehad… Ehad… Ehad…



    Yani; [​IMG] bir… [​IMG] bir… [​IMG] bir…



    İşkenceler ağırlaşıyordu ama Bilal' in cevabı asla değişmiyordu. Artıyordu işkenceler… Saatler geçiyor fakat cevap yine değişmiyordu. Bilal sadece "Ehad… Ehad… Ehad…" diyordu. Işıktan mahrum Umeyye bin Halef, o incisiz sedef, o kararmış kalp işkence üzerine işkence deniyordu. Bilal' in cevabı değişmiyordu.



    Bilal bu kelimeleri öylesine içten söylüyor ve Yaradanına emanet ediyordu ki çöllerin her bir kum tanesinin arasına gömülüyordu başka da gizleyecek yer yoktu. Şahidi kumlardı. Bir [​IMG] bir de meleklerdi.



    Göğsünün üzerindeki taş o her Ehad deyişte şahit oluyordu. Dersini almıştı Bilal. Laf olsun diye öylesine Ehad demiyordu. Bilerek söylüyordu, inanarak söylüyordu. Ehadiyetin cilvesine mazhardı. Her bir şeyde Halık-ı külli şey' in birçok isminin tecellisini tek tek görüyordu. Bilal' in kalbi ayna olmuş güneşi gösteriyordu. Onun için Bilal Ehad diyordu.



    Bilal kalbinde tecelli eden esmayı okuyordu, Ehadiyyeti gösteriyordu.



    [​IMG] birdi. Vahid-i Ehad' di.



    Bütün kâinatta taşınan isimlerin cilvesine mazhar bir kalpti bu mahiyetiyle. Bilal kalp aynasında tecelli eden Ehadiyeti okuyor, haykırıyordu. Rahmanın iltifatını hissediyordu üzerinde. Taş da baş da, kuru da yaş da O' nundu. Konuşan dil de atan kalp de [​IMG]' ındı. Bilal [​IMG]' ın isimlerini haykırıyordu. Ehad' i duymaya tahammül edemiyordular Mekkeli müşrikler.



    Kaç saat, kaç gün sürdü, kim bilir kaç gece, kaç kez tekrarlandı bu işkence. Kimsenin bir şey bildiği yoktu, Bilal de unutmuştu, unutulmuştu ama [​IMG] unutmamıştı. Tarihler hakkında kayıt düşmüştü Bilal için. İnancı, dini üzere ısrarlı, değişmez, gönülden bağlı bir insan, diye.



    Umeyye' nin çıldırdığı, kudurduğu, Bilal' in yine



    Ehad… Ehad… Ehad… diye soluduğu bir gündü.



    İlk inananlardan biri Ebu Bekir-i Sıddık göründü. Müslümanların, inananların derdinin, ihtiyacının karşılayıcısı, Hz Peygamber ( Aleyhisselatu Vesselam ) in dava arkadaşı, gönül dostu. müşrik Umeyye' ye laf anlatmak kolay değildi. Kaskatı kalbine bir şeyin etki etmesi imkânsızdı ama herkesin bir açık kapısı vardı. Belki kesesi kursağı laf anlardı.



    "Satar mısın" dedi Hazreti Ebabekir "bu köleyi bana..?"



    "7 ukiyye verirsen olur " dedi Umeyye.



    Hazreti Ebabekir:



    "Salıver Bilal' i, gel al paranı" dedi.



    Yaralı ve bitkindi vücudu ama dipdiriydi kalbi Bilal' in. Dilinde Ehad kelimeleri ile yattığı yerden doğruldu, yeniden dirilmiş gibi kalktı Bilal. Halsizdi ama şimdi yepyeni bir dünyanın eşiğindeydi. Ebu Bekir-i Sıddık büyük bir nezaketle "Artık [​IMG] için hürsün Bilal" dedi. Bilal: "[​IMG] mükâfatınızı kat kat versin" dedi ona. Hazreti Ömer bu olayı hiç unutmaz sık sık hatırlatırdı sahabelere. "Efendimiz seyyidimiz Bilal, seyyidimiz Ebu Bekir' in hasenatındandır. Sevabındandır, iyiliğindendir," derdi.



    Bilal putlaşmış nefisler adına kurban edilecekti güya ama bakın ki işe, Hazreti Bilal' i öldürmek istedikleri yerde Hazreti Bilal dirilmişti. Hazreti Bilal' i Ehad diriltmişti. [​IMG]-u Teala birdi, güçlüydü, kuvvetliydi. Bilirdi kimin ne derdi var, kim ne zaman ne şekilde kurtulacak, kim nasıl selamete ve huzura kavuşacak bilirdi O Celle Celaluhu. Hazreti Bilal Ehad dedikçe ufuklar şahit tutuldu, melekler yazdı bu kelimeleri, unutulmadı. Ehad dedikçe yardımcılar [​IMG]-u Teala' nın inayeti altında kol kanat gerdi onun için. Hazreti Bilal acılar içinde kıvranırken bile acıyordu kafirlere. Çünkü o acıyı bedeninde hissetmeyen, ruhunda hiç duymayan biriydi O. Gerçek acının ne olduğunu biliyordu. Kendisine işkence edenlerin [​IMG]-u Teala' dan uzak kalan kalplerin, hidayet ve imandan uzakta kalan nasipsizlerin daha beter bir çölde, katılaşmış taştan da beter olan kalplerinin ağırlığı altında, cehennemden beter bir ateşte alev alev yandığını biliyordu, hissediyordu Hazreti Bilal.



    Hazreti Bilal dipdiriydi. Hazreti Bilal ölmemişti. Hazreti Bilal Habeşliydi. Ama hicret emri gelmesine rağmen Habeşistan' a hicret etmemişti. Mekke' de kalmayı tercih etmişti. Bu nokta ve bu incelik üzerinde durulmaya değer.Bilal şimdi sevinçliydi, neşeliydi. Çünkü muhacirler arasında Medine' de Hz. Peygamberin yanındaydı, sevdiği ile beraberdi. O' nun doyum olmaz hizmetindeydi, emrindeydi.
     
    Sponsorlu bağlantılar

Sayfayı Paylaş