Namazda saf düzeni ile ilgili hadisler

sultan_mehmet

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Yönetici
Forum Administrator
Namazda saf düzeni ile ilgili hadisler

Cemaatle Namazda Safların Düzeni peygamberimizin sözleri.

“İki ve daha yukarısı cemaattır” (Buhârî, Ezan 35) hadisi mucibince iki kişinin olması cemaatin teşekkülü için yeterlidir. Hatta imamın yanında bir kadın veya mümeyyiz bir çocuk da bulunsa cemaat olur. Eğer namaz bu şekilde iki kişiyle kılınacak olursa, ikinci kişi imamın sağ arka tarafına durur. Ancak bu kişi imamdan geride olmalıdır. Burada itibar ayaklaradır. Bu kişinin imamın soluna veya arkasına durması mekruhtur. İbn Mesud, (r.a) bir gece Resûlullah (s.a.s) ile birlikte namaz kılmak istediği zaman O’nun soluna durduğunu ancak Resûlüllah’ın onu perçeminden tutarak sağına geçirdiğini ifade etmiştir. (Buhârî, Ezân 57)

Eğer cemaat olarak bir erkek ve bir de kadın varsa, erkek imamın sağ gerisine dururken kadın da o erkeğin arkasına durur. Cemaat sadece bir kadından ibaret olursa kadın imamın arkasına durur. İmamın arkasında iki veya daha fazla erkek cemaat bulunacak olursa, bunlar imamın arkasında saf bağlarlar. Şöyle ki, bunlardan birincisi imamın tam arkasına dururken diğeri onun sağına durur. Üçüncü kişi birincinin soluna, dördüncü ikincinin sağına vs. olmak üzere saf tutarlar. İmam devamlı ortada bulunur. İmamın arkasına önce erkekler saf olur, onların arkasına çocuklar ve eğer varsa onların da arkasına kadınlar durur.

Kadınların kendi aralarında cemaatle namaz kılmaları sahih olmakla birlikte kerahetten hali değildir. Bu durumda imam olan kadın öne çıkmadan diğer kadınlarla aynı hizada ve onların ortasında durur. Ancak erkeklerin bir kadına veya çocuğa uyarak namaz kılmaları caiz değildir.

İmamın arkasını âlim ve fazilet sahibi kişilere bırakmak efdaldir. İbn Mesud Hazretlerinin ifade ettiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.s) "Hemen arkama, sizden akıl ve dirâyet sahibi olanlar dursun. Sonra tedricen bunları takip edenler, sonra da onları takip edenler dursun” buyurarak bu duruma işaret etmiştir. (Müslim, Salât 122; Salat 123; Ebû Dâvud, Salât 96) Burada akıl ve dirayet sahibi diye tercüme edilen ifade hadiste “ülü’n-nühâ ve ülü’l-ahlâm” şeklinde geçmektedir ki, bununla ilimce, tecrübe, mevki ve makamca ve hatta yaşça daha ileri olanların, kısaca Müslümanlarca “büyük” addedilenler kastedildiğini anlıyoruz. Bununla birlikte sırf yaşça büyük olmanın bu meselede mutlak bir öncelik sağlamayıp ilimce, yetkice, makamca önde olanın yaşça küçük de olsa “büyük” sayılacağı da ifade edilmiştir. (İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercümesi, c.9, s.1)

Safların Düzgün ve İntizamlı Olması

Bir saf dolmadan arka safa durulmaz ve mümkün olduğunca saflar arasında boşluk bırakmamaya özen gösterilir. Öyle ki omuzlar birbirine değecek şekilde saflar sık bağlanır. Ve safta duranların hepsinin aynı hizada intizamlı bir şekilde durmasına itina gösterilir. İmamın da safların sık ve düzgün olması için cemaati uyarması ve gerektiğinde müdahil olması güzel bir davranıştır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s) cemaatin saflarını kontrol eder ve saflardaki bozukluğa bizzat müdahalede bulunurdu. Namazda safların düzgün tutulmasını emreder ve safların karışık ve düzensiz olmasının saf tutan müminlerin kalplerine ihtilaf ve karışıklık sokacağını ifade buyururlardı. (Müslim, Salât 122) Benzer bir başka hadiste ise bu durum “Ya saflarınızı düzeltirsiniz ya da Allah kalplerinize muhalefet atar” (Buhârî, Ezân 71) ifadeleriyle dile getirilmiştir. Yani Peygamber Efendimiz bu ifadeleriyle fikrî ve manevî ahengin maddî intizamdan kaynaklanacağına, toplumdaki huzurun sağlanmasında ibadetlerdeki beraberliğin büyük rolü olacağına dikkat çekmiştir. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam diğer bir hadisi şeriflerinde de; "Safları düzgün tutun, omuzları bir hizaya getirin, boşlukları doldurun, safa girerken kardeşlerinize, ellerinizi hafifçe dokundurun, şeytana açık yerler bırakmayın. Kim safları sık tutarsa Allah onu hayra eriştirir. Kim de saflar arasında boşluk bırakırsa Allah onu hayra eriştirmez" (Müslim, Salat 104; Ebu Davud, Salat 93) buyurarak cemaatte safların düzgün olmasının ne derece önemli olduğuna dikkat çekmiştir.
 
Üst