Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Muztarın Duasına Icabet Eden Allah'tır

Konusu 'KİTAPLARDAN NAMELER' forumundadır ve <<sevde>> tarafından 6 Şubat 2009 başlatılmıştır.

  1. <<sevde>>

    <<sevde>> Deneyimli Üye Acemi

    Mesajlar:
    72
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    17
    MUZTARIN DUASINA İCABET EDEN ALLAH'TIR
    Öyle bir Mabudumuz var ki, her sesi duyar ihtiyaçlara cevap verir... Kâlbimizdeki hatırata bakıp onu is'af eder... En küçük arzularımızı yerine getirir, hayatiyemizi devam ettirir... Biz arzularımızı ve ihtiyaçlarımızı çeşit çeşit lisanla; bazen hâl, bazen dil, bazen de ıztırar ile isteriz. O'da bunları, en küçük isteklerimizi bile yerine getirir. Ağzımıza tad gözümüze fer verip güzelliklerle ve lezzetlerle gıdalandırır. Her bir muztarın ve musibetzedenin duasına icabet eder. Denizin ortasında, bir tahta parçasına tutunup, "Ya Rabbi!" diyerek imdat isteyene "Lebbeyk!" der, sahil-i selâmete çıkarır.
    Herşeyin bitip tükendiği, iktidarımız ve irademizin tesirsiz kaldığı anlarda, Rabbimiz'in bir çeşit tasarrufu ile ihtiyaçlarımıza cevap vermesi vardır ki, biz ona "icabet" diyoruz. Allah'ın, insanların isteklerini yerine getirmesi, dualarını kabul buyurması ve ah u eninlerine cevap vermesi, yani "icabet"i, O'nun varlığına parlak ve bahir bir bürhandır.
    Hayatınızı safha safha gözden geçirdiğinizde, arzularınıza isteklerinize, dua ve dileklerinize "icabet"e şahid olacaksınız, hacc'da Safa ve Merve arasında koşarken, gözlerinizden yaşlar dökerek Mabud-u Mutlak'ınıza yaptığınız duanın neticesini o anda değilse bile, memleketinize döndüğünüzde göreceksiniz. Kırık kâlbiniz ve mahzun gönlünüzle Kâbe'nin bir tarafını öperken, kendinizin boynu tasmalı, zelîl bir mahluk olduğunu itiraf ettiğinizde, Allah'ın "icabet"ini ve cevabını en muztar ve muhtaç anınızda göreceksiniz.
    Kur'ân bütün haşmetiyle bu hakikatı ilan ediyor: "... Muztar dua ettiği zaman, duasına icabet eden kimdir? O duayı kabul eden onun arzusunu is'af eden kimdir? Belâya düçar olduğun zaman, o belâyı bertaraf eden kimdir?"(72) Cevabını siz vereceksiniz. Kendi hatıralarınıza dönüp gönlünüzden geçen şeylere verilen cevapları tahattur edecek "Allah'tır!" diyeceksiniz.
    Resûl-ü Ekrem muztar idi. ellerini açıp dua dua yalvardığı her defasında, dualarına icabet ediliyordu. Taif dönüşü, kâlbi kırık, bacakları kanlarla, yaralarla kaplı Peygamber, hâlini uluların ulusu Allah'a arzetti. Beddua etmedi. "Kahret Allah'ım!" demedi. "Zafımı sana şikayet ediyorum. İktidarsızlığımı sana şikayet ediyorum. Yaraladılar, dayanamadım" dedi. Böylece hâlini Allah'a arzetti. Allah muztarın duasına icabet etti ve Hazret-i Cebrâil gökgürültüsü ile başının üzerinde belirdi. Allah Resûlü'ne; "İstersen dağları kaldırılıp, başlarına koyayım" dedi. Efendimiz daha çok sarsıldı, titredi: "Hayır! Hayır! Asırlarca sonra, onların nesillerinden, bir tek, Allah diyecek kişi gelecekse... Hayır Hayır! Mahvetme!." diyordu.(74) Muztarın duasına Allah'tan başka icabet eden var mıdır? Bela ve musibetleri O'ndan başka bertaraf eden var mıdır?
    Ümmet-i Muhammed adeta kavruluyordu. Halifeye müracaat edip: "Ya Ömer, ümmet muztardır. Allah muztarın duasına icabet eder... Gel, o kırık kâlbinle Allah'a yalvar. Bize yağmur ihsan etsin" dediler. Hazret-i Ömer büyüklüğünün alameti olan muhasebe ve mesuliyet duygusuyla, Allah'a el açmak liyakatını kendinde göremiyordu. Aklına birşey gelmiş gibi birden yerinden farladı, kalktı. Peygamberin amcası Hazret-i Abbas'ın yanına gitti: "Ya Abbas. Sen Resûlullah'ın amcasısın. Gel birlikte Ümmet-i Muhammed için yağmur duasında bulunalım" dedi. Resûlullah'ın, üzerine çıkıp, halkı davet ettiği Ebu Kubeys tepesine vardılar. Hazret-i Abbas'ın elinden tutup yukarıya kaldırdı ve şöyle dedi: "Ya Rabb, bu senin Habibi'nin amcasının elidir. Bunun hürmetine yağmur ver." Sahabi diyor ki: "Allah muztarın duasına icabet etti. Daha biz aşağıya inmeden, yağmur, her tarafı kapladı, seller hâlinde akmaya başladı."(75)
    Herşeyin bittiği, tükendiği anda kırık kâlbini Cenâb-ı Hakk'a tevcih edip, gönlünü ve bütün hissiyatını Allah'a yönelterek yalvardığın an Mevlâ'nın icabet ettiğini göreceksin. Şartlarına riayet ederek yapacağın duaya, Cenâb-ı Hakk'ın icabet ettiğini müşahade edeceksin. Bu icabetlerin O'nun varlığına güneş gibi parlak deliller olduğunu idrak edeceksin. Kâlbî ve ruhî bütün hissiyatınla yapacağın duanın neticesinde Allah'ın varlığını hissedecek, O'nu bilmekten, O'nu duymaktan ötürü ereceğin hazzı Cennet nimetlerine tercih edeceksin. Allah bizleri bu anlayışa, muztar olduğumuzu bilip, öylece el açıp, yalvarma bahtiyarlığına erdirsin. Amin...
     
    Sponsorlu bağlantılar

Sayfayı Paylaş