Kur'ân ve ilim öğretme karşılığında ücret caiz mi?

sultan_mehmet

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Yönetici
Forum Administrator
#1
Kur’ân ve ilim öğretme karşılığında ücret caiz mi?

Ve benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin “(satmayın.) âyet-i kerimesinden dolayı, âlimler, Kur’ân-ı Kerim ve ilim öğretmenin karşılığında ücret almanın caiz olup olmadığı konusunda ihtilâf ettiler (görüş ayrılığına düştüler).

Bu zamanda fetva, Kur’ân-ı Kerim’in öğretim, fıkıh ve diğer ilimlerin öğretimi için ücret alınıp verilmesinin caiz olduğuna dairdir. Bu cevaz, Kur’ân-ı Kerim, fıkıh ve diğer ilimlerin kayıp olmamaları içindir. Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurdular:

Sizin üzerinde ücret almaya en hak kazandığınız şey Allah’ın kitabıdır.

Âyet-i kerime, eğitim için tayin edilen kişilerin, ücretlerini almadıkça derse başlamayan ve öğretim yapmayanlar hak*kındadır. Öğretim yapan kişi, buna herhangi bir ücret tayin etmezse, ona sünnet (bu hadîs-i şerifin) deliliyle ücret alması caizdir. Yine ücretin tayin edilmesinin caiz olup olmaması konusunda “gassal“(cenaze yıkayanlar da) böyledir. Köy ve kasaba gibi, kendisinden başka gassal bulunmayan yerlerde cenazeyi yıkayan kişilere bu işlerinden dolayı belirli bir ücret tayin edilmez ve kişinin ücret istemesi caiz olmaz. Eğer, uygar yerlerde veya şehirlerde yaşıyorsa, kendisi bir ücret tayin etmemek şartıyla ücret alabilir. Bu kişi cenazeyi yıkamamakla günahkâr olmaz. Bazen kendisine ücret tayin edilir. Ancak onun kendisine ve ailesine infak edebileceği bir şeyi yoksa ona bir ücret tayin edilir. Onun üzerine bunu öğretmek vâcib değildir. Onun sanatını ve mesleğini kabul etmesi gerekir.

İmam (Halife), kendisi için bir ücret tayin etmesi gerekir. Yoksa Müslümanların ona bir ücret tayin etmeleri gerekir. Ebû Bekir Siddık (r.a.) Hazretleri, halife seçilip bu iş için tayin edildi. Amma yanında ailesini geçindirecek bir şeyi yoktu. Hazreti Ebû Bekir (r.a.), ticâret yapmak istedi. Bir elbise alıp pazara götürdü. Onu pazarda elbise satarken görenler, bunun sebebini sordular. O:

-”Ailemi nasıl geçindireyim?” dedi. Sahabeler, onu hilâfetin idaresine geri çevirdiler. Toplanıp o’na, ailesini geçindirebileceği bir ücret tayin ettiler. Yine imam, müezzin ve benzerlerinin bir ücret almaları caizdir. Mushaf-ı şerifi satmak, Kur’ân-ı Kerimi satmak demek değildir. Mushaf satanlar, kağıt yapraklarını ve onu yazan hattatların el emeklerini satıyorlar.

Âlimler, buyurdular: “Zamanın değişmesiyle zamanımızda bazı meselelerin cevablarıda değişti. Zamanla cevabı değişen bazı meseleler:

*İlim ve dinin sönmesi ve kayıp olmasının korkusundan, ücret alınabilir.

* Âlimlerin, sultanların kapılarına gitmesi,

* Âlimlerin (ve ilim talebelerinin cer için) köylere gidip geçimini temin etmesi,

* Kur’an-ı kerim’in öğretimi için, imamet ve müezzinlik ücreti almanın caiz olması,

* Nikahlı (ve hür) eşinin izni olmadan azl yapmak (doğum kontrolü yapmak),

* Şarap içenlere selâm verilmesi ve benzeri konularda, caiz olduğuna fetva verilmiştir. Zîrâ bu konularda fetva verilmezse kendilerinden daha şiddetli (istenmeyen hadiseler) vuku’ bulacaktır. (Yani zararı faydasını geçecektir.)

Nisâbü’l-Ahsâb ve diğer kitablarda da böyledir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1