Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

kum şehri...(iran)

Konusu 'KÜLTÜR - SANAT' forumundadır ve Zeynebül-Kübra tarafından 12 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. Zeynebül-Kübra

    Zeynebül-Kübra KF Ailesinden Özel Üye

    Mesajlar:
    3.679
    Beğenileri:
    30
    Ödül Puanları:
    717
    [​IMG]

    Yolculuk ve Ziyaret Kum eyaleti, Kuzeyinde Tahran ve Sâve, güneyinde Delîcan, Kâşân ve Muhallat, doğusunda Tuz Gölü, Aştiyân ve Teferrüş ile çevrelenmiştir. Kum eyaletinin yüzölçümü 10,743 km2 ve denizden yüksekliği (rakım) 930 metredir. Yarıçöl havasına sahip olup yılın en sıcak ayı ortalama +31 derece ile Tîr ayıdır (Temmuz-Ağustos). Yılın en soğuk ayı ise ortalama +4 derece ile Dey (Ocak) ayıdır.

    Hazret-i Masûme (s.)’nin Anıt-Mezarı

    Hazret-i Masume (s.)’nin anıt-mezarı ve Kutsal Cemkerân Camii, yıl boyunca Ehl-i Beyt dostlarının ziyaret seline uğrar. Bu iki ziyaretgâhın dışında Kum şehrinde 300’den fazla İmam-zâde’nin türbesi bulunur. Kum Tahran ve Selefçegân otobanı ve kuzeye, güneye ve batıya açılan demiryolları sayesinde ülke ile birleşir.


    [​IMG]

    Kutsal Cemkerân Camii

    Kutsal Cemkerân Camii, Kum şehrine altı kilometre uzaklıkta yapılmış, İran’ın ve dünyanın farklı bölgelerinden birçok ziyaretçinin akınına uğrayan bir camiidir. Bu kutsal mekan İmam Zaman yani asrımızın imamı hz mehdi (a.f)’ın özel ilgisine mazhar olmuştur. Camii İmam Zaman (a.f)’ın emri ile kurulmuştur.

    [​IMG]

    El Sanatları ve Hediyelikler

    Çanak-çömlek, seramik, ipek halı, taş eşyalar ve ağaç oyma mobilyalar Kum eyaletinde yaşatılan el sanatlarından bazılarıdır.Kum şehrine mahsus Suhân ismindeki tatlı ziyaretçilerin seçtiği başlıca hediyeliktir
     
    Sponsorlu bağlantılar
  2. Takva

    Takva Guest

    Gezi Notları-2 Said ŞAHİN

    [​IMG]


    İran’ın Manevi Başkentindeyiz

    İnkılâp yıldönümünün ertesi günü mollalarıyla ünlü Kum şehrine doğru yola koyulduk. Kum şehri, bir nevi İran'ın manevi başkenti konumundadır. Etrafı çöller ve verimsiz topraklarla çevrili, medreseleri çok, ruhaniyeti bol bir şehirdir. Siyah ve beyaz sarıklıları bol bir kent. Beyaz sarıklılar, halktan ilim ehlini; siyah sarıklılar ise, ilim ehli seyitleri oluşturuyor. İran'da seyitlere büyük bir hürmet ve teveccüh var. Seyitler de, genellikle toplum içindeki bu ağırlıklarını koruyorlar.
    [​IMG]

    Kumdaki Dini Merkezler


    Hz. Masume'nin Haremi: Hz. Masume, İmam Rıza'nın kız kardeşi olup, burada medfundur. İmam Rıza'nın Tus şehrine yerleşmesinden sonra, ailesini davet edişi üzerine, İmamın ailesi kervanla Medine'den yola çıkar. Kum'a 70 km mesafede bulunan Save şehrinde hastalanan Hz. Fatıma-yı Masume, Ehli Beyt’i seven Kumlu bir aile tarafından Kum'a getirilip evlerinde misafir edilir. 20 yaşlarında vefat edince ailenin vakfettiği alanda defnedilir. Ziyaretgâhı çepeçevre kuşatan mescitlerde göze çarpan en önemli hususlar, ailece (çoluk çocuk) tarafından sürekli dolu, öbek öbek gruplardan kimisinin ilmi müzakerelerde, kimisinin ferdi zikir ve dualarda, kimisinin namazda oluşuydu. Kocaman büyüklüğüyle ziyaretgâhın mescitleri, ziyaretçilere dar geliyordu.


    Ziyaretgâhın içinde, Hazreti Masume'nin dışında, İran İslam İnkılâbı’nın yapı taşlarından Ayetullah Şehit Mutahhari, Allame Tabatabai, Ayetullah Burucerdi gibi şahsiyetlerin de kabirleri bulunmaktadır.


    Kerbela olayının yıldönümünün kırkıncı gecesi (Erbain) yaklaşmış olduğundan, özellikle şehrin pek çok heyeti, farklı mahallelerden Harem'e doğru harekete geçip, askeri bir düzen içerisinde ağıtlar söyleyerek sinelerini dövüp yürüyorlardı. Heyetler Harem'in önündeki meydana varınca, burada en acıklı mersiyeleri okuyup, etrafı kuşatan binlerce kişinin gözleri önünde taziyelerini yapıyor, Kerbela acısını tekrar tekrar yaşıyorlardı. Kerbela olayının yıldönümlerinde acının bir göstergesi olarak bütün İran karalara bürünüyor.


    İran topraklarında bir ruh dolaşıyor. 1300 küsur yıldır, başta Hz. Hüseyin ve ailesi olmak üzere tüm ehlibeyt imamlarının uğradığı zulmü bir ruha dönüştürmüşler. Binlerce heyet (İran’a has dini yapılı sivil toplum örgütleri) kurulmuş. Her mahallede farklı farklı vesilelerle bu zulüm ve acının karelerini işliyorlar. Müzik ve sanattaki maharetlerini bu alanda da çok iyi kullanıyorlar. Fakat bütün bunlar, duygu üzerine bina edildiği için bazen çok kontrolsüz bazı hurafelerin de ortaya çıkmasına meydan verebiliyor. Hatta bazı yerlerde akideye zarar verecek davranışlara bile kapı aralamış.


    Cemkeran Mescidi:

    [​IMG]
    Mescit, Kum şehrinin doğu tarafında olup, şehrin dışında kalacak şekilde geniş bir alan üzerine inşa edilmiştir. 12. imam olan Hz. Mehdi'nin hayatta ve Hz. Hızır gibi kayıpta olduğuna inanan Şii Müslümanlar, onun hatırasına bu mescidi inşa etmişler. O bağlılıkla bu mescidi gün boyunca dolduruyorlar. Gençler ilgilendikleri öğrencileri grup grup buraya getirip gezdiriyor ve dini konularda bilgilendiriyorlar.


    Koyé Hızır ve Şuhedayé Gomnam (Hz. Hızır Dağı ve isimsiz şehitler): Bu dağ hakkında farklı rivayetler olmakla beraber, rivayetlerin en sağlamı Hz. Hızır'ın burada kaldığı ve sık sık buralarda görüldüğüne dair olanıdır. Etrafı uçurumlarla çevrili bu yüksek dağın başına, küçük bir mescit bina etmişler. Bu mescitte Makam-ı Hızır bulunmaktadır. Orası sürekli namaz kılan ve Kur’an okuyup dua edenlerle doludur. Kum halkı yoğunluk bayanlar olmak üzere dağın yüksekliğine aldırmadan akın akın buraya geliyor. Dağın tepesine çıkıldığı zaman, Kum şehrinin kuş bakışıyla ovaya uzandığı görülür. Dağın eteğinde, sütunlara oturtulmuş kubbe altındaki camekân içinde Irak Savaşı'nda şehit olmuş isimleri belli olmayanların kabirleri var.

    İRAN’DA KADIN
    [​IMG]

    İran toplumu ana-erkil bir toplum görüntüsündedir. İran’da kadın, toplum içerisinde çok etkin bir konumdadır. Çok serbest bir yaşantıları var. Hayatın hemen her alanında kadını görmek mümkündür. Taksi şoförüdür, ticari işletmecidir, gazetecidir, araştırmacı-yazardır, öğretmendir… Gazeteden gezi arkadaşım Fikret Ağabey ve mihmandarımız Ağa-ye Mazenderani ile gazete yazısını göndermek için Kum’da küçük bir internet kafeye gittiğimizde, toplam on iki kişiydik. Bunlardan üçü erkek, dokuzu bayandı. Bu bayanlardan bir kısmı araştırma ödevleri, bir kısmı da internet kullanımı öğrenme dersi alıyorlardı. Dikkatimi çekti, bunlardan biri kırk yaşlarındaydı. (İran’da internet kontrollüdür, her siteye girilemiyor.)
    [​IMG]
    ŞEHİR VE TRAFİK
    [​IMG]

    İran şehirlerini genelde temiz gördüm. Şehirleşme konusunda yeni yeni yapılanıyor ve kalkınıyorlar. Uzun yıllar süren savaşın ve halen devam eden ambargo ile sürekli bir şekilde düşmanlarının hedefinde oluşundan dolayı askeri silah ve teknolojisine yatırım yapması, kalkınmadaki hızı düşürüp geciktiriyor. Şehirlerde park alanları, yeşillendirme, ağaçlandırma çalışmalarına ağırlık verilmiş. Her parkta, çadır kurulacak kare şeklindeki beton zeminlerin parkın içerisine serpiştirilmiş olduğunu gördüm. Özellikle yaz ayları ve önemli gün ve gecelerde, ziyaretgâhların bulunduğu şehirlerde çadır kurulacak alanlar ve parklar oluşturulmuş, hatta bazılarının kenarında WC ve banyolar yapılıp, fırın ve marketler kurulmuş. Bu illere akın akın gelen halk arasında çadır kurma geleneği çok yaygın.


    İran trafiği çok yoğundur. Yakıt çok ucuz olduğu için, hemen hemen herkesin arabası var. Bu da, trafikte yoğunlaşma doğuruyor. Tahran’ın şehir içi trafiği, İstanbul trafiğine rahmet okutturacak türden. Şehirlerarası ulaşımda tren çok hızlı ve çok yaygındır. Yolları ise Avrupa standartlarında otoyollar. Otoyollarında çok sıkı bir kontrol sistemi oluşturmuşlar. Yol boyunca belirli aralıklarla kurdukları kamera sistemleri ve yol kenarlarında duran trafik ekipleri trafiğin seyrini kurallar içinde tutuyor. Sürücü hata etmediği müddetçe, trafiğe müdahale etmiyorlar. Maneviyatı canlandıran ibarelerin yazılı olduğu büyük tabelalar, trafik işaretleri gibi sıklıkla yol kenarlarına yerleştirilmiş. Kiminde ayet, kiminde tekbir, kiminde salâvat yazılı tabelalar…


    İRAN DİLİ


    Farsça, çok ince ve latif bir yapıya sahiptir. Dillerindeki nezaket, yapılarında ve insani ilişkilerinde de nezakete dönüşmüş. Konuşmaları insanın gönlünü okşuyor. Sözcükler, kulaklarda adeta ahenkli, latif birer nağmeye dönüşüyor. Kaba hakaretler dahi bu nazik sözcüklerin lafız elbisesine bürününce, kabalığındaki ağırlık hafifliyor. Kendilerine bir şey sorulduğunda veya kendilerinden yardım istendiğinde, faydalı olamayınca bin bir türlü mahcubiyet ve tevazu cümleleri ile özürler beyan ediyorlar. Bir bayan ismini kullanınca veya bir bayana hitap ederken “Hanım” sözcüğünü isminin başına getirirler veya “Hanım” sözcüğüyle hitap eder, bayan yaşlı ise, “Hacı hanım” tabirini kullanırlar. Erkek ismini de “Ağa” sözcüğü ile kullanır ve erkeğe “Ağa” sözcüğüyle hitap ederler.


    Ahmedinecad, İnkılâbın yıldönümü konuşmasında defalarca “Ağay-ı Bush” (Bay Bush) hitabını kullandı. Bize garip gelen bu hitap, onlarda bay sözcüğü manasında normal bir kullanımdır.


    İRAN'DA EKONOMİK HAYAT


    Dünyada tecrit edilmiş, savaş yıkımlarını yaşamış, sürekli düşmanlarının tehlikesi altında olan İran'da ekonomik hayat çok canlıdır. Yerli imalata ağırlık verilmiş, harıl harıl üretiyorlar. Sokaklardaki arabaların hemen hepsi yerli üretimleridir. Yılda bir milyon araç üretmelerine rağmen, iç ve dış piyasaya cevap vermekte zorlanıyorlar. Dışarıdan araba ithali olmamakla beraber, büyük oranda araba ihracı gerçekleştiriyorlar. Devletin insanlara sunduğu imkânlar sebebiyle özellikle temel ihtiyaçlarda bedava denecek bir ucuzluk mevcut. Kulaklarınıza inanamayacaksınız ama 100 lt mazot Türk parasıyla 2,5 TL, yani bizim bir litremizden daha ucuz. Petrol sudan ucuz demeyeceğim, çünkü su, elektrik, doğalgaz, eğitim, iletişim, sağlık hizmetleri bizdekilerle kıyaslanmayacak ucuzlukta. Devlet, fakir insanların ihtiyaçlarını karşılıyor. Israrla gözümü gezdirmeme rağmen bir hafta boyunca sadece iki dilenci ile karşılaştım. Onlar da gizliden dileniyorlardı.


    Devlet halk içindir anlayışıyla, Avrupa'nın da çok üzerinde sosyal bir trendi yakalamışlar. Bu anlayışla hareket edildiği için, İran farklı ırklardan oluşmasına rağmen, toplumuyla barışık bir devlettir.


    İran'da yaşamı kolaylaştıran bir uygulama da, kiralama hususundaki "Rehn" sistemidir. Kiracı, mülkiyet sahibi ile anlaşarak, kendisine bir miktar para (örneğin 10.000 Euro) verir. Mülkiyet sahibi, bu parayı işletmek karşılığında, kiracıdan 1–1,5 TL gibi sembolik bir parayı –bunu da ticaretlerinin meşru olması için- alır. Sözleşme sonunda kiracı çıkarken mülkiyet sahibi aldığı parayı (10.000 Euro) iade eder.

     
Daha önce açılmış benzer konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş