Kisranın Adamları RASULLAHIN yanına gelince.. ?

FERASETLİ

KF Ailesinden
Özel Üye
#1
[size=12pt]Muhammed ibn İshak (rh.a.) şöyle anlatıyor:
Rasulullah (s.a.s.), Abdullah İbn Huzafe İbn Kays’ı İran hükümdarı Kisrâ İbn Hürmüz’e gönderdi ve şu mektubu yazdı:
"Bismillahirrahmânirrahîm.
ALLAH’ın Rasulü Muhammed’den, Farsların büyüğü Kisrâ’ya.
Selâm, doğru yolu tutanlara, ALLAH ve Rasulüne iman edenlere olsun. Ben seni, ALLAH’a imana davet ediyorum. Çünkü ben ALLAH’ın, sağ olanları uyarmak, kâfirler hakkında da o azab sözü gerçekleştirmek için bütün insanlara göndermiş olduğu peygamberiyim. Öyleyse Müslüman ol, selâmette ol. Eğer davetimi kabul etmezsen, bütün Mecusîlerin günahı serin boynuna olsun."
Kisrâ, Rasulullah’ın mektubunu yırttı.
Sonra Kisrâ, Yemen’deki Bâzân’a:
-Hicaz’da şu adama, yanından, güçlü- kuvvetli iki kişi gönder. Onlar, O’nu bana getirsinler, diye yazdı.
(Yemen’de valî) Bâzân, Babaveyh’deki özel vekilini gönderdi.
Bâzân’ın bu özel vekili, yazı yazan ve hesab yapan birisiydi. Onunla birlikte Farslılardan birisini daha gönderdi. Onlara, Ra¬sulullah’a götürmelerini emrettiği bir mektub da verdi. O, mek¬tub da, Rasulullah’ın onlarla birlikte Kisrâ’ya gitmesini emrediyordu.
Babaveyh’e şöyle dedi:
-Adamın hâline bak! O’nunla konuş ve bana O’ndan haber getir.
Babaveyh’le o adam, yola çıktılar. Tâif’e geldiler, Rasu¬lul¬lah’ı sordular.
Sordukları kimseler:
-O, Medine’dedir, dediler.
Ayrıca:
-Sevinin! Kisrâ, O’nun karşısına dikildi. Artık o adamın hak¬¬kında gelebilirsiniz? dediler.
Babaveyh’le arkadaşı, yine yola çıkıp Medine’ye Rasulul¬lah’ın¬ yanına geldiler.
O’nunla, Babaveyh konuştu:
-Şâhlar şâhı, hükümdarlar hükümdarı Kisrâ, hükümdar Bâzân’a, seni kendisine götürecek kimseler göndermesini emreden bir mektub yazdı. Bâzân da, benimle birlikte gitmen için beni, sana gönderdi. Eğer benimle birlikte gelirsen, hükümdarlar hükümdarına senin lehine mektub yazarım. O da, senin işi¬ne yarayacak şeyler yapar ve seni bağışlar. Eğer benimle birlikte gelmekten kaçınırsan, sen de bilirsin. Kisrâ, seni de, kavmini de mahveder ve memleketini de yıkar!..
Babaveyh’le yanındaki, Rasulullah’ın yanına gitmeden önce sakallarını kazıtmışlar, bıyıklarını da uzatmışlardı.
Rasulullah onları, o şekilde görmekten hoşlanmadığından:
"Yazıklar olsun size! Size, böyle yapmanızı kim emretti?" bu¬yurdu.
Onlar:
-Bunu bize, rabbimiz, yani Kisrâ emretti! dediler.
Rasulullah (s.a.s.):
"Fakat benim Rabbim, bana sakalımı uzatmamı, bıyığımı da kesmemi emretti!" buyurdu.
Daha sonra onlara:
"Şimdi gidin, kaldığınız yere dönün, yarın yanıma gelin!" bu¬yurdu.
Rasulullah (s.a.s.)’e:
"ALLAH, Kisrâ’ya oğlu Şireveyh’i musallat kıldı ve oğlu onu, fa¬lan ayın, falan gecesinde ve gecenin de falan, falan saatlerinde öldürdü!" diye vahiy geldi.
Ertesi gün elçiler, Rasulullah’ın yanına gelince, onlara:
"Benim Rabbim, falan gece ve o gecenin falan saatlerinde, oğlu Şiraveyh’i Kisrâ’ya musallat kılıp onu öldürdü!" buyurdu.
Elçi:
-Sen, ne söylediğini biliyor musun? Üzerine yürüyüp seni cezalandırmamız bizim için, bu söylediğini, hükümdar Bâzân’a haber vermekten daha kolaydır. Bu duyduğumuzu, ona yazalım mı, hükümdara haber verelim mi? dediler.
Rasulullah (s.a.s.):
"Evet! Bunu, benden duyduğunuzu ona haber verin. Ona, şunu da söyleyin:
Benim dinim ve hakimiyetim, Kisrâ’nın saltanatının ulaştığı yerlere kadar ulaşacak atların ve develerin ayak basacakları en uzak yerlere kadar uzanacaktır.
Yine ona, şöyle deyin:
Eğer Müslüman olursan, idaren altındaki yerleri sana vereceğim. Seni, Ebna’dan olan kavmine hükümdar yaparım!" buyurdu.[/size]


[size=8pt]Ebu'l-Ferec Abdurrahman ibn Ali ibn Muhammed ibn Ali İbn el-Cevzî, As¬habın Dilinden Peygamberimizin Hayatı - El-Vefâ Bi Ahvali'l-Mustafa, Çev. Dr. Taceddin Uzun, Konya, 1992, Sh.590-592.
Taberî, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, Çev. Zakir Kadirî Ugan - Ahmet Te¬mir, İst. 1992, C.5, Sh.598.
İbn Kesir, El-Bidaye ve'n-Nihaye - Büyük İslâm Tarihi, Çev. Mehmet Keskin, İst. 1994, C.4, Sh.551-552.
Muhammed Yusuf Kahdehlevî, Hayatü's-Sahabe, Çev. Ahmet Meylânî, Ank. T. Y. C.1, Sh.165.
İmam Calâluddin es-Suyutî, Esbâb-u Vurûdi'l-Hadis, Çev. Dr. Necati Tetik - Abdulmecid Okçu, Erzurum, 1996, Sh.187,Hds.213-214.[/size]