Kalp kırmak ve kabalık !!!

sultan_mehmet

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Yönetici
Forum Administrator
#1
insanlar arasındaki en mühim şey güler yüz ve tatlı dil olduğu gibi sevgiyi öldüren en önemli şeyde kabalık ve kalp kırmaktır.
insan yaratılışı gereği iyi muameleyi sever. iyiliğini gördüğü şahısa karşı kalbinde sevgi oluşturur, kötü muameleden ve kötü davranışardan hiç hoşlanmaz. Kimden kötülük görürse o kişiden ruhen ve bedenen uzak durmak ister. Yüce Rabb’bimizden Peygamber efendimize (S.A.v.)hitaben ; ’’Allah’ın rahmeti sayesindedirki sen onlara karşı yumuşak davrandın eğer kaba ve katı kalpli olsaydın elbette onlar çevrenden dağılıp giderlerdi ’’(ali imran . 159) buyuruyor ve peygamber efendimizin(S.A.v.) çevresindekilere karşı hiç bir zaman kalp kırıcı ve kaba bir şekilde davranmadığını belirtiyor.
eğer öyle davransaydı şuan kendisini uğruna canlarını verecek kadar çok seven hiç kimsenin yanında kalmayacağını belirtiyor.
Haksızlık etmekten sakının !
ResulAllah bize her hususta en güzel örnektir. bir Peygamber olarak çevresindekilere yumuşak davrandığı gibi , bir eş olarak hanımlarına , bir baba olarak çocuklarına iyilik ve güzellikle muamele etmiştir .
Peygamber efendimiz(S.A.v) kul hakkı konusunda son derece titizlik göstermiştir .
buyurur ki ; ’’Haksızlık etmekten sakının, çünkü haksızlık kıyamet gününde zulmettir ’’
burada haksızlık etmekten amaç, yanlızca birisini haksız yere dövmek, yada malını almak değildir.
haksız yere kalp kırmak, hakaret etmek kötü zanda bulunmak, küfretmek ve benzeri bütün kötü davranışlar bunun içerisine girer.
nasıl ki içiki içmek, kumar oynamak, zina etmek haram ise, bir müslümana kötü söz söylemek, zulmetmek de haramdır.
mümin bir insan ; kumardan kaçınır gibi bir müslümana zulmetmektende kaçınmak zorundadır.
Çünkü Allah zerre miktar hayır işleyene bunun mükafatını vereceği gibi , zerre miktar şer işleyenede bunun hesabını soracaktır.
mümin bütün insanlara karşı iyilikle ve güzellikle davranmalıdır. daima nezaketli olmayı ve gönül kazanmayı prensip edinmelidir.
Peygamber efendimiz (S.A.v.) ’’insanlara haksız yere eziyet edenlere Allah azab eder ’’ buyurmuşlardır.
başkasına iyilik eden en büyük iyiliği kendisine etmiş olur, çünkü rab’bimizin rızasını ve cennetini kazanır. insanlara kötülük eden ise en büyük kötülüğü kendisine etmiş olur, çünkü Allah’ın rızasını kaybeder ve cehenneme müstehak olur.
Dinimiz kul hakkından sakınmamızı israrla tavsiye etmiştir. bu hususla ilgili pek çok ayet-i kerime ve hadis-i şerif vardır .
’’Birbirinize hased etmeyiniz, birbirinize düşmanlık edip dargın durmayın, birbirinizden yüz çevirmeyin .ey Allah’ın kulları ! Allah’ın emrettiği gibi kardeş olunuz,müslüman müslümanın kardeşidir ona zulmetmez , onu yardımsız bırakmaz, ona hakaret etmez.’’
Peygamber efendimiz (S.A.v) göğsünü işaret ederek buyurur ki ;’’takva işte buradadır. bir kimsenin şerli olması için müslüman kardeşini hor görmesi kafidir. bir kimseye şer olarak bir müslüman kardeşine hakaret etmesi kafidir. bir müslüman kimseyi kötülemez , lanetlemez, yaramazlık, hayasızlık etmez. muhakkak ki Allah’u teala bana sizin alçak gönüllü olmanızı vahyetti. hiçbir kimse diğerine karşı övünmesin ve hiçbir kimse diğerine zulüm ve haksızlık etmesin.’’
görülüyorki dinimiz bir müslümanın hiçbir insana haksızlık ve zulüm etmesini asla hoş karşılamaz.aksine yapılmaması gereken bir kötülük olarak nitelendirir.
bir müslüman kimseye hakaret edemez, lanet edemez, onu küçük düşürüp aşağılayamaz. haksız yere bir kişinin elini kolunu kırıp incitmesi haram olduğu gibi kalbini kırıp incitmeside haramdır.dinimiz ısrarla hiç kimseye kötülük etmememizi istemektedir .
_____________________________________________
Bir dal kırılsa tekrar tutabilir , bir cam kırılsa belki tekrar yapıştırılabilir, bir kuşun kanadı kırılınca ucamaz zannedilir iyileşince uçması mümkün ..!!
Ya kalbin kırılışı, inkisara uğrayışı, bin parça oluşu, yok mu ne onulmaz şeydir o.! sonsuz hayatı kaybettirir insana.
maddi şeyler kırılınca yapıştırılır, birbirine tutturulur da yine bir şeye benzer. fakat manada öylemi ? bir kere kırılan kalbin parçalarını hangi maharetli el birleştirebilir ? mevlanın nazar-gahı olan gönüldeki inkisar , yüzde teessürünü gösterince o gönlü almak ne kadar müşgüldür artık.
bazen bir söz karşıdaki insanın dünyasını yıkar harab eder, bazen bir bakış öldürür insanı, bazende bir yüz ifadesiyle kaynar su dökülmüş gibi olur kişi başından aşağı .
’’ilim ü amel ne fayda bir gönül yıktın ise’’ dediği gibi şairin büyük bir cürümdür gönül yıkış.
Hele hele hassas insanların kırılışı bambaşkadır, böyle kişilere karşı oldukça dikkatli hareket etmek gerekir.
en küçük kırıcı bir söz ve hakaretten kaçınmalıdır insan, zira gönül yarasının merhemi yoktur. kırılan harab olan bir gönülden yükselen feryat da kabule karindir, hak’kın katında, zira ’’ mazlumun ahı gökyüzüne kıvılcım şeklinde yükselir ’’ buyuruyor nebiler nebi’si .
İnsan ne kadar sert mizaçlı olursa olsun eğer dikkat ederse gönül yıkmadan, kalp kırmadan bir ömür sürebilir. hiçbir zaman ’’ tabiatını, huyum’’ diyerek atamaz bu vebali üzerinden. zira yapılan hareketlerde mevla’ya karşı sorumluluğunu unutmamalı insan, ve hesap vereceğini..!!
işte sert ve haşin mizaçlı celadetli bir zat olan ömer bin hattab’ın sözü ’’ Ey kabe ! seni bin kere yıksam tekrar yapabilirim .fakat kırılan bir kalbi asla ..!!

cenabı Allah bizlere kalp kırmadan kul hakkı almadan huzuruna çıkmayı nasip etsin (amin)
 

enes61

KF Ailesinden
Özel Üye
#8
’Birbirinize hased etmeyiniz, birbirinize düşmanlık edip dargın durmayın, birbirinizden yüz çevirmeyin .ey Allah’ın kulları ! Allah’ın emrettiği gibi kardeş olunuz,müslüman müslümanın kardeşidir ona zulmetmez , onu yardımsız bırakmaz, ona hakaret etmez.’’
Peygamber efendimiz (S.A.v) göğsünü işaret ederek buyurur ki ;’’takva işte buradadır. bir kimsenin şerli olması için müslüman kardeşini hor görmesi kafidir. bir kimseye şer olarak bir müslüman kardeşine hakaret etmesi kafidir. bir müslüman kimseyi kötülemez , lanetlemez, yaramazlık, hayasızlık etmez. muhakkak ki Allah’u teala bana sizin alçak gönüllü olmanızı vahyetti. hiçbir kimse diğerine karşı övünmesin ve hiçbir kimse diğerine zulüm ve haksızlık etmesin.’