Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Kabul Buyurur Musun??

Konusu 'ALLAH(CELLE CELALUH)'IN SIFATLARI ve GENEL KONULAR' forumundadır ve sultan_mehmet tarafından 1 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. sultan_mehmet

    sultan_mehmet © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Yönetici Forum Administrator

    Mesajlar:
    16.603
    Beğenileri:
    2.897
    Ödül Puanları:
    9.598
    Bismillah Ben


    seni aramak ve bulmak için düştüm yollara... "Aramakla
    bulunmaz..."diyen söze aldanmadım. Bakmadım sözün bu yanına....
    Susuzluğumu hissediyorsam bana değildi bu söz. Zîra devamında
    "Bulanlar; ancak arayanlardır..." ümidini fısıldayan bir ses vardı. Ve
    ben o sese uyup düştüm yollara... çünkü içimdeki bu hasret ateşini sen
    yaktın. Bu çağıltılı "ara ve bul" sesi senden geliyordu... Bu senin
    çağrındı. Nasıl dururdum zincirlerimle... Nasıl beklerdim
    hapishanemde... Kırdım zincirlerimi yıktım duvarlarımı... Düştüm
    yola... Artık bir yolcuyum ben de... Ezelle ebed arasında yoldayım
    şimdi. Seni arıyorum ama bilirim ki yoldaşım da yine sensin. çünkü sen
    olmasan ne yol olurdu ne yolcu.

    Ne kadar yol yürüsem önüm kapı
    ardım kapıydı... Seslenişim sanaydı bu yüzden: "Aç kapını ben geldim!"
    diye... Seni bulduğum bildiğim her yerde her nesnede rengin vardı
    kokun sesin. Ama hiç biri sen değildin. O yüzden baygın kokularıyla
    sermest olsam da gülün bir bir solup düştü yaprakları... Hangi suyu
    içsem daha da susadım. Hangi ekmeği yesem daha da acıktım. Hangi
    Züleyhâ'nın vuslat kapısında bulsam kendimi bir hiçlik kuyusuna
    düştüm. Düştüm dünya gayyasına düştüm. Düşmeyen kalkmaz yitirmeyen
    aramaz ki... Düştüm kalkacağım yitirdim arayıp bulacağım.

    Başı
    dumanlı dağlara düşüyor yolum denize koşan sulara... Toprakla buluşan
    yağmura... Açan çiçeğe uçan kelebeğe... Seni soruyorum. "Daha git..."
    diyorlar... Gidiyorum vadiler aşıyorum yanardağlar gibi kalbimin
    ateşini salıyorum her yere... Haramiler çıkıyor önüme..."Dur
    bekle..."diyorlar. Ama ben akan sulara yıldızlara bakıp "ötesi...
    ötesi..."diyorum. Yürüyorum. Ne ten ne can ne yâr ne yâran..
    .Geçiyorum hepsini... Ne şiir kurtarıyor beni ne söz... Adım ne kimim
    ben kadehimde ne var? Yoldayım ama illerim hani? Bunu da sen
    biliyorsun ancak. Biliyor ve çağırıyorsun kendine. Ama ne kadar gitsem
    yol uzuyor kısalmıyor.

    Ben bu dert ile kime yanayım. Kime
    anlatayım sabahtan akşama senin için koştuğumu... Senden gelip sana
    gittiğimi... Akşam heybetinle kendimden geçip sabah merhametinle
    kendime geldiğimi.. .Ey kırık gönlün dermanı ey Mecnun'un
    Leylâ'sı...Zebur okuyup Davut oldum incil okuyup isa oldum. Yeryüzüne
    indim. Gökyüzüne ağdım. çöl gecelerinde Medineli kızlarla şarkılar
    söyledim sevgilinin aşkına... Artık göster kendini de yeniden bir fidan
    gibi dikileyim toprağına... çünkü derdim var şifa senden yol senin.
    Sen izin vermezsen yürüyemem. Yorgun düşüyor bedenim güç ver. içimin
    pencerelerini aç... Ne dünya kalsın ne ukbâ... Ezel günündeki nidanla
    beni bir daha çağır. çünkü sultan sensin devlet senin izzet senin.
    Bak yağmaya verdim cihanı... Tek yolunda yürüyeyim diye... çünkü yol
    da senin yolcu da... Renkten renge giriyorsun bir sırrını çözemeden
    başka bir tecellinle kamaştırıyorsun gözlerimi... Aciz olan benim
    kudretli olan sen...

    öyleyse tut ellerimden. Kapat gözlerimi...
    Kapat ki açtığımda seni göreyim. Kesreti geçip vahdete ereyim. Bir çift

    yeşil göze mahkûm etme beni... Yasemin kokulu bir bahçeye.. .Ne geçmişe
    ne bugüne ne geleceğe...Rahmet ki bitsin bu mahmur gece...Ben sabahına
    uyanayım.

    Dağlar aşıyorum kartallarla söyleşiyorum. Söz
    bitiyor sen kalıyorsun. Denizler geçiyorum beyaz köpüklü dalgalarla
    kıyılara vuruyorum. Su bitiyor yine sen kalıyorsun. Vadilerden
    geçiyorum. çiçekler soluyor da yine sen kalıyorsun. Ben lal ben âmâ...
    Sen baki ben fânî... Sen konuşturmazsan ben konuşamam sen
    baktırmazsan ben göremem. Sen işaretler göstermezsen ben yürüyemem.
    Bak şehrimin kandilleri sönmüş. Lütfet ve yak onları..Bak tarumar
    olmuş bahçem. Solmuş güllerim. Sen dirilt onları... Sen olmazsan bütün
    vakitler akşam sen olmazsan ne sefa var ne vefa... Ne dünya var ne
    ukbâ.. .Toz toprak oluyorum kudretini görüp bir rüzgâr esiyor bir gece
    kuşu ötüyor. Bu da senden o.da senden. Hepsi senden.

    işte
    gecenin elbisesi... Kumaşı senden işte gece sefaları açıyor. Kokusu
    senden.. .Ama biliyorsun ki bunlar hep tuzak... Bana ne gül gerekir ne
    lâle... Mihman ver ki yolun doğru olanında yürüyeyim. Değilse yollar
    uçurumlara çıkar... Karanlık olur her yan. Güneşe söyle ki doğsun.
    Bileyim ki sabah oldu. Tekrar yürümek vaktidir düşeyim yola...
    Kapansın ziyan defterleri başlasın yeniden yolculuk neşesi... Ney olup
    inleyeyim kaval olup ağlayayım. Yeter ki seni söylesin dilim senin
    elinden tutsun elim. Bu cihan ortasında bu dehlizde yalnız bırakma
    beni...Ezelden ebede savur beni..Savur ki toprağını arayan bir buğday
    tanesi gibi senin iklimine düşeyim. Orda yeşereyim.

    Pervane
    kesiliyorum ışığında... Görüyor ve biliyorsun. Kerem ediyorsun ve
    açılıyor perdeler. Safalar bahşediyorsun tazeleniyor sözler... Hû
    dedikçe bayram ediyor lâleler... Bak o zaman nasıl da kanatlanıyor
    gönlüm... Ne doğu kalıyor ne batı... Ne güneş ne ay... Sen gelip gönül
    mülküne şah oluyorsun bir bir tükeniyor yollar. Kayboluyor gam ve
    mihnet deryası... Parlıyor ayna.. .Can evinde hüma kuşu... Harabe
    içinde define.. .Ben ne yaptım da geldi bu saadet.. .Mansur gibi dara
    mı çekildim. Ne yaptım da şad ettin gönül hanemi... Bilirim ki
    rahmetindir bu... Sen olmasan ne yol biter ne feryadım. Ne tedbirim kâr
    eder ne cehdim.

    Meğer ki hep sendeymişim seninleymişim. Ne yol
    varmış ne yolcu... Hasretin vuslat uzağın yakın imiş. Bunu da sen
    bildirdin. şimdi şahbaz olup devran etmenin vaktidir gökleri... şimdi
    selâmlamanın vaktidir melekleri... Tur dağında Musa gökyüzünde isa
    olmanın demi... Kapı açıldı suret belirdi. Bitti kavga bitti tuzak...
    Ne daneler var yolda ne avcı kuşları... Sen ki vefa bağının gülüydün
    cefa senden uzak... Ben derdim sen dermanım sen ikrarımsın benim. Saf
    tutmuş selvinin secdesi sana. Bütün yollar sana doğrudur sana... şimdi
    ulu divânında yine rahmet lütfet ki bağışlansın suçum uzun yoldan
    geliyorum ama ellerim boş. Sâdece hasretimi sunabiliyorum sana bir de
    aczimi...Kabul buyurur musun?
     
    Sponsorlu bağlantılar

Sayfayı Paylaş