Hz. Peygamber'in tebliğ metodu

enes61

KF Ailesinden
Özel Üye
#1
"(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir." [Nahl, 125]


Kur'an'ın ve dolayısıyla Hz. Peygamber'in tebliğ metodunu, insanlara yaklaşım inceliğini taklit edebilmek için, Müslümanlar olarak bu metotları ve incelikleri çok iyi idrak etmek zorundayız. Hz. Peygamber, bütün insanlara bu ve benzeri ayetleri örnek alarak yaklaşmıştır.

Hz. Peygamber asla hiddetlenmezdi
Efendimiz (sav), anlatmasında ve uyarmasında kesinlikle sinirlenmez ve şiddet gösterip, bağırıp çağırmazdı. Kiminle konuşursa konuşsun, kime tebliğde bulunursa bulunsun şefkat ve merhametten hiç ayrılmazdı. Hakikatin bilgisinin yanına yakışan en iyi yöntemin, insanlara tatlı dille yaklaşmak olduğunu iyi bilirdi. Sorulan sorulara, getirilen itirazlara büyük bir sabır ve anlayışla yaklaşırdı.

Muhatabını kırmaz, onunla alay etmezdi
Efendimiz (sav), konuştuğu herkese, itibar eder ve onları asla alaya almazdı. Muhatabını ikna etmek için, yavaşça, açık ve anlaşılır bir dil ile konuşurdu. Akıllara takılan soru işaretlerini, yersiz ve anlamsız da olsa ciddiyetle ele alır, bütün sorulara tane tane cevap verirdi. Hz. Peygamber'in tebliğinde en önemli tesirlerden biri de affedici ve şefkat gösterici tavrıdır.
Nasıl tebliğ yapılacağını Kur'an öğretiyor!

İnsanların nasıl ikna edileceğini, insanlara hangi şekillerle ve nasıl yaklaşılacağını hayat kitabımız Kur'an-i Kerim bütün inceliğiyle bizlere öğretmektedir. Kur'an'ın ortaya koyduğu prensipler ve ilkeler, tebliğ vazifesini yerine getirmeye çalışan her Müslüman için yol gösterici niteliktedir.

"Hikmet ve güzel öğüt"
"(Ey Muhammed!) Sen, Rabbin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Çünkü Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de en iyi bilendir." [Nahl Suresi, 125]

Rabbimiz, Nahl Suresinin 125. ayetinde, tebliğin nasıl yapılacağı ile ilgili açık ve kesin emirler vermiştir. Ayet; "Rabbin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır" demektir. Böylelikle, tebliğin (çağrının) nasıl yapılacağını öğrenmiş oluyoruz: Hikmet ve güzel öğütle... Dolayısıyla tam tersi de kınanmış ve yasaklanmış olacaktır. Bunu iyice kavramak gerekir: Sert tavrın, katı kalpli konuşmanın ve çirkin sözlerin tebliğde yeri yoktur.

Ayette, tebliğin (çağrının) nasıl yapılacağı açık ve net olarak izah edilmesine karşın, çağrının kime yapılacağı belirtilmemiştir. Müşrikler mi, münafıklar mı yoksa Müslümanlar mı? Kimler bu çağrının muhatabıdır? Belirtilmemesi münasebetiyle, ayet umumiyeti kapsamaktadır. Bütün insanları kapsamaktadır.

Allah yoluna hikmet ve güzel öğütle çağırmayı ve en güzel bir biçimde mücadele etmeyi emreden bu ayet, İslam'ın tebliğ anlayışını ortaya koymaktadır.

Üç basamak
Ayeti tekrar düşünürsek, tebliğ modelinde bizlere üç basamağın öğretildiği görülecektir. Allah yolu için yapılan çağrının nasıl olması gerektiğini gösteren bu üç basamak şöyledir:

1) Allah yoluna hikmetle çağırmak

2) Allah yoluna güzel öğütle çağırmak.

3) En güzel bir biçimde mücadele etmek...

Peygamber'in dilinden tebliğin önemi

"İyiliği emretmeyen bizden değildir"

İbn Abbas (ra) Peygamberimiz (sav)'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Küçüğümüze şefkat etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen, iyiliği emredip kötülükten de nehyetmeyen bizden değildir. [Tirmizi]

İnsanların en hayırlısı kimdir?
Zerre binti Ebu Leheb (ra)'den şöyle rivayet edilmiştir:

Bir gün, Hz. Peygamber (sav)'a "Ya Resûlullah! İnsanların en hayırlısı kimdir?" diye sordum. O da: "Allah Azze ve celleden en çok korkanı, en çok sıla-i rahim yapanı, iyiliği emredip, kötülükten de nehyedendir" buyurdu. [Beyhaki]

İyiliği emretmeyenler, kötülüğü sakındırmayanlar

Huzeyfe (ra) anlatıyor: Resûlullah (sav) buyurdular ki: "Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder ve kötülükten nehyedersiniz veya Allah'ın katından umumi bir azap üzerinize yakın bir zamanda gelir. O zaman yalvar yakar olursunuz da duanız kabul edilmez." [Tirmizi]

Kötülüğü görüp de engellemeyenler
Hz. Ebu Bekir (ra) şöyle anlatmıştır:

Ben Resûlullah (sav)'ın: "Bir kavim İçlerinde kötülükler işlendiğini gördüğünde, (bu kötülükleri bertaraf edecek güçte oldukları halde) seyirci kalır, müdahale etmezlerse, Allah onların hepsini cezalandırır" dediğini işittim." [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbn Mace]

Hep birlikte batarsınız!
Numan bin Beşir (ra)'dan Peygamberimiz (sav)'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

"Allah'ın hududuna riayet eden (helal ve haramlara dikkat eden ve o hududa tecavüz edenler, bir gemiye binen topluluğa benzerler. Bu topluluğun bir kısmı geminin üst kısmına, bir kısmı da alt kısmına yerleşirler. Alt kısmında olanlar kendilerine su lazım olunca yukarıdan temin ederler. (Bu gidip gelmeden yukarıdakileri rahatsız ederler)

Alttakiler kendi aralananda 'Eğer nasibimize düşen geminin bu alt kısmından bir delik açarsak, (kolayca su temin ederiz ve) üstümüzdekileri rahatsız etmeyiz' deseler (ve bunu uygulamak isteseler) Yukarıdakiler aşağıdakilerin yapmak istediklerine engel olmazlarsa hep beraber boğulurlar Eğer onlara engel olurlarsa hep beraber kurtulurlar" [Buhari, Tirmizi]

alıntı