Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Herkes ''BABA'' Olamaz

Konusu 'İSLAM'DA AİLE' forumundadır ve Kraliçe tarafından 15 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. Kraliçe

    Kraliçe KF Ailesinden Özel Üye

    Mesajlar:
    6.892
    Beğenileri:
    275
    Ödül Puanları:
    8.742
    Her erkek bir iş sahibi olabilir..! Az-çok demeden, evini geçindirebilecek kadar para kazanabilir.



    Arkadaşları olabilir… kendisine güvenen… kendisinin de onlara güvendiği…



    Sözü sohbeti keyifli olabilir. Meslek hayatında da başarılı…



    Akşama kadar birçok kişinin sıkıntısıyla uğraşabilir. İki lokma ekmek götürebilmek için evine, kendisini çok yorabilir…



    Sosyal ortamlarda, sosyal aktivitelerde bol bol faaliyet yapabilir…



    Sevdiği takımın hiçbir maçını kaçırmayabilir… alınan yenilgiler için günlerce kafa yorabilir…



    Evlatlarının geleceği için türlü yatırımlar yapabilir…



    Her erkek bunların tümünü yapabilir……ama her erkek “Baba” olamaz ki…!



    Çünkü tüm bu saydıklarım erkekleri “BABA” yapmaz ki…!…



    Küçük bir erkek çocuğundan gelmiş geçen gün bir soru… Diyor ki mailinde “Mehtap Ablacım… ben sizi hergün izliyorum… siz küçükken sizin babanız da benim babam gibi eve az mı geliyordu…?”



    Düşündüm… babamı düşündüm… kendimi düşündüm… bu minik kalbin parmaklarından dökülen satırları düşündüm.



    Ne olabilirdi dokuz yaşında bir erkek çocuğuna bunu söyleten? Babasına hasret, ama bir o kadar da babasıyla bir olmak istemesini, yaşamın kaygan zemininde harekete geçiren…



    Baba olmak, tüm koşuşturmaların arasında da elindeki kendisine emanet edilmiş minik kalplere, babalığın nasıl bir şey olduğunu yaşatabilecek ve onları hayata güvenle hazırlayabilecek kadar donanımlı olabilmeyi başarmaktır.



    Çocuklar için baba, bilinçaltı süreçleri açısından ve terapötik bir dille söylemem gerekirse “KAHRAMAN”dır.



    Baba yanımızdaysa, korkmayız…



    Baba yanımızdaysa güvendeyiz…



    Peki ya baba yanımızda değilse…?



    Babanın olmadığı yerlerde anneler devreye giriyor sevgili beyler…!



    “Canım yabancı değil ya… o da annesi… benim yerime ilgilensin…” diyerek kendinizi kurtaramazsınız. Çünkü annenin karşıladığı duygusal beslemeyle, babanın karşıladığı duygusal beslemeler son derece farklı.



    Baba, “özgüven, güç, kuvvet, yaşam karşısında güçlü olma” duygularını beslerken; anneler “merhamet, vicdan” duygularının oluşmasına neden oluyor.



    Babanın duygusal ilişki kurmadığı, konuşmadığı, sohbet etmediği, evladıyla yakın ve sıcak iletişim kurmadığı durumlarda, babayla yeterince muhatap olamayan çocuklarda, anneden gelen duygular ağır basmaya başlar.



    Size garip gelebilir ama hiç dikkat ettiniz mi? Önceden sokakta kavga eden çocuklar, birbirlerini tehdit ederken: “Seni babama söylüyceemmmm…” derlerdi.



    Son dönemlerde bu sözün yerini ne aldı…? Evet bildiniz…



    “Seni anneme söylüyycemmm…”

    Erkek çocuğun, baba figürüyle yeterince muhatap olmamasından dolayı, yani özdeşim kuracağı, benzemeye çalışacağı bir yakın baba ilişkisi olmamasından dolayı, anneyi “benzeme nesnesi” olarak kullanmaya başlaması anlamına gelir.



    Dikkat ediyor musunuz? Son on yıldır duygusal, her şeye ağlayan, olaylar karşısında aşırı duygusal tepkiler veren delikanlıların sayısında çoğalma oldu. Üniversite öğrencisi genç erkekler, kendilerini “ben çok duygusalım” diye tanımlamaya başladı. Halbuki bu özellik, aynı yaştaki kız çocuklarına özgü bir tavırdır. Herhangi bir zorluk olduğunda genel beklenti kızların üzülüp ağlaması; erkeklerin de ağlayan insanları teselli etmesidir. Ya da olaya daha sağduyulu, daha akılcı bir çerçeveden bakmasıdır.



    Ne oldu da işler bu noktaya dayandı?



    Çok basit… babalar, “baba” olamadılar…



    Babalar, erkek evlatlarına ve kız evlatlarına yeterince yakın davranmadılar.



    Babalar, para kazanmanın, onların fiziksel ihtiyaçlarını doyurmanın asli görevleri olduğu duygusunu üzerlerinden atamadılar.



    Babalar, çocuklarının, kendileri için kazanacakları paradan daha çok, baba ilişkisine, babanın sarılıp öpmesine, babayla oturup uzun sohbetler yapılmasına ihtiyaç duyduklarını bir türlü göremediler.



    Özetle söyleyeyim…



    Duygusal ilişki kurup, besleme yapmadığınız kızlarınız, olmadık adamlarla evlenmeye kalkıyorlar. Çünkü kendilerine en yakın olan erkekle yeterince duygusal bir doyum gerçekleşmediği için, saçının telini bile vermeyeceğiniz tür adamlarla ilişki yaşamaya kalkıyorlar.



    Oğullarınıza gelince… oğullarınız… oğullarınız erkek gibi davranmayı öğrenemiyorlar. Sürekli kadınlarla muhatap olmaktan, kadınların gittikleri çay poğaça toplantılarına katılmaktan, kadınların sohbetlerini dinlemekten, kadınların tepkilerini izlemekten, kadınlar gibi düşünüp, kadınlar gibi

    davranmaya başlıyorlar.



    Onlara “öğretebilecek baba”ları varsa tabii…



    Mehtap Kayaoğlu

    Dr.Psikolog& Psikoterapist


    [​IMG]
     
    Sponsorlu bağlantılar
  2. AhDe_VeFaLi

    AhDe_VeFaLi Guest

    Çok doğru bir kanıya varılmış.:spr:

    Teşekkürler,emeğinize sağlık.:ççk:
     
  3. slymndzgn

    slymndzgn Tecrübeli

    Mesajlar:
    303
    Beğenileri:
    25
    Ödül Puanları:
    7
    Her ne kadar %100 olmasa da geröekten çok isabetli bir yazı...
    Teşekkürler..
     
  4. __DURU__

    __DURU__ KF Ailesinden Özel Üye

    Mesajlar:
    295
    Beğenileri:
    32
    Ödül Puanları:
    7



    psikologlar boşuna bir yetişkin müracaat'da bulunduğunda,çocukluktan başlamıyorlar olayı irdelemeye!..faydalı ve bir o kadar'da aslında üstünde konuşulası bir konu.!gene çok faydalı bir konuya değinmişsiniz..tebrik ederim sağolunuz inşAllah
     
  5. FERASETLİ

    FERASETLİ KF Ailesinden Özel Üye

    Mesajlar:
    8.341
    Beğenileri:
    113
    Ödül Puanları:
    1.017
    :gül2::tşk::gül2:
     

Sayfayı Paylaş