Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

gül bahçesini girdiğini yollardeki dikenler anlar

Konusu 'NESİR (düz yazı)' forumundadır ve sevde34 tarafından 16 Ocak 2009 başlatılmıştır.

  1. sevde34

    sevde34 Kıdemli Üye Kademeli

    Mesajlar:
    165
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    167
    [​IMG]
    GÜL BAHÇESİNE GİRDĞİNİ YOLLARDAKİ DİKENLERDEN ANLAR

    hepimiz şu an bir varlık ve yokluk içinde gidip gelmekteyiz
    bakın kendinize çevrenize her tarafa ve sonra bir oturup
    düşünün ben ne yapıyorum yada ne yapmaya çalışıyorum
    gördüğüm hemen hemen herkes sahtelik dolu
    seviyorum diyen diller yalan olmuş
    şu sahte dünyanın herşeyi sahte oluveriyor
    insanın dili başka içi başka olmuş
    bu nedenden olsa gerek iyi ve güzeli bulmak öylesine zorki

    bu yüz dende yoktur

    SEVMEK VE SEVİLMEK KADAR GÜZEL BİRŞEY


    Hayırlı İşlere Koşmak Ve İyilik Yapmak


    “Her toplumun yöneldiği bir yönü ve yöntemi vardır ki, ona doğru yönelir. Ey Muhammed ümmeti! Siz de hayırlara yönelip bu hususta birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun, [​IMG] sizi kendi katında toplayacaktır. Çünkü [​IMG]’ın herşeye gücü yeter.” (Bakara: 2/148)
    “Rabbinizden bir bağışlanmaya ve genişliği göklerle yer kadar olan, yolunu [​IMG] ve kitabıyla bulmaya çalışanlar için hazırlanmış cennete ulaşmakta birbirinizle yarışın.” (Âl-i İmrân: 3/133)
    Bu konuda benzeri ayetler için bakınız: (Ali İmran: 3/114, Enbiya: 21/90, Mü’minun: 23/61, Hadid: 57/21, Maide: 5/48, Fatır: 35/32, Tevbe: 9/100, Vakıa: 56/10).

    Ebû Hüreyre radıy[​IMG]u anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sall[​IMG]u aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Yararlı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zamanda insan, mü’min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler; mü’min olarak geceler, kâfir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.”

    * Hayırlı işlere ve sevap kazandıracak amelleri gecikmeksizin ağırlık verip yapmak gerekir. Çünkü gelecek günlerin ne getireceği belli olmaz. Bu hadîs-i şerîf kalpler, kafalar, evlerimiz ve işyerlerimizde esen küfür, şirk ve irtidad rüzgarlarını anlatıyor adeta. Bu günün müslümanı müslümanla kavga edip birbirlerine mal ve canlarının helal olabileceğini sanıyorlar. Zalim idarecilerin yaptıkları gayri meşru tüm işleri helal ve doğru sayıyorlar. Hatta bazı kurum ve şahıslar bu zulmün meşru olduğuna fetva verebiliyor. Dinimizin haram saydığı içki, kumar, zina, faiz bilhassa teşvik edilip resmen yapılır hale geliyor. Bunların olması gerektiğini söyleyen ağızlar namaz kılıp, oruç tutsalar da hayli çoğalıyor. İlk önce müslüman olmak mecburiyetindeyiz. Hastalık, ölüm, ihtiyarlık ve büyük belalar gelmezden önce hayırlı işler yapmaya acele etmeliyiz, değilse bu bela ve afetlerden biri bizi kuşatır biz de böylelikle dinden döner, küfür şirk ve nifak içerisinde son nefesimizi vermiş oluruz [​IMG] Korusun!

    Ebû Sirve’a (veya Serve’a) Ukbe İbni Hâris radıy[​IMG]u anh şöyle dedi:
    Bir keresinde Medine’de Resûlullah sall[​IMG]u aleyhi ve sellem’in arkasında ikindi namazı kılmıştım. Resûlullah selâm verip namazı bitirdi ve sür’atle yerinden kalktı, safları yararak hanımlarından birinin odasına gitti. Cemaat, Peygamber sall[​IMG]u aleyhi ve sellem’in bu telaşından endişe ettiler. Peygamber sall[​IMG]u aleyhi ve sellem kısa sürede döndü, kendisinin bu acele davranışından dolayı meraklanmış olduklarını gördü ve şöyle buyurdu:
    “Odamızda birazcık altın –veya gümüş– olduğunu hatırladım da beni hayırda acele etmekten alıkoymasını istemedim ve derhal dağıtılmasını emrettim.”
    v Buhârî’nin bir başka rivayetinde bu ifade şu şekildedir:
    “Odada, sadaka (olarak dağıtılacak) bir miktar altın –veya gümüş– bırakmıştım. Onun gece evde kalmasını uygun görmedim.”

    Câbir radıy[​IMG]u anh şöyle dedi:
    Uhud Savaşı’nda bir adam Nebi sall[​IMG]u aleyhi ve sellem’e:
    – Eğer öldürülürsem, nerede olurum? diye sordu.
    Peygamber sall[​IMG]u aleyhi ve sellemde:
    – “Cennet’te” cevabını verdi.
    Bunun üzerine adam, (yemekte olduğu) elindeki hurmaları fırlatıp attı; harbe daldı ve şehid düşünceye kadar savaştı.

    Ebû Hüreyre radıy[​IMG]u anh şöyle dedi:
    Resûlullah sall[​IMG]u aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve şöyle dedi:
    – Ey [​IMG]’ın elçisi! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür?
    Peygamber sall[​IMG]u aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu:
    – “Güçlü–kuvvetliyken, sıhhatın yerindeyken, cimriliğin üzerinde, fakir düşmekten endişe etmekteyken, daha büyük zengin olmayı düşlerken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. (Bu işi) can boğaza gelip de “falana şu kadar”, “filana bu kadar” demeye bırakma. Zaten o mal vârislerden şunun veya bunun olmuştur.”

    * İnfakın ne zaman ve nasıl yapılması gerektiği hakkında şu ayetlere bakınız: Bakara: 2/195, 254, 262; Furkân: 25/67; Sebe’: 34/39; Fâtır: 35/29; Hadîd: 57/7; Münafıkûn: 63/10.

    Enes radıy[​IMG]u anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sall[​IMG]u aleyhi ve sellem Uhud Savaşı’nda eline bir kılıç alıp:
    – “Bunu benden kim almak ister?” diye sordu.
    Mücahidlerin her biri ellerini uzatıp:
    – “Ben, ben” diye cevap verdiler.
    Nebi sall[​IMG]u aleyhi ve sellem bu defa:
    – “Hakkını vermek şartıyla onu kim alır?” buyurdu.
    Bunun üzerine hemen herkes duraladı; fakat Ebû Dücâne radıy[​IMG]u anh:
    – Hakkını vermek şartıyla ben alıyorum! dedi, aldı ve onunla müşriklerin kellelerini ikiye ayırdı.

    Zübeyr İbni Adî şöyle dedi:
    Enes İbni Mâlik radıy[​IMG]u anh’e gittik ve Haccâc’ın zulmünden şikâyet ettik. Enes şöyle dedi:
    – “Rabbinize kavuşana kadar sabredin; zira her gelen gün, geçmiş günden daha kötü olacaktır. Ben bunu Peygamberimiz’den duydum.”

    Ebû Hüreyre radıy[​IMG]u anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sall[​IMG]u aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Yedi (engelleyici) şey(gelme)den önce iyi işler yapmakta acele ediniz. Yoksa gerçekten siz, unutturan fakirlik, azdıran zenginlik, (her şeyi) bozup perişan eden hastalık, saçma–sapan konuşturan ihtiyarlık, ansızın geliveren ölüm, gelmesi beklenen şeylerin en şerlisi Deccâl, belâsı en müthiş ve en acı olan kıyametten başka bir şey mi beklediğinizi sanıyorsunuz?”

    Yine Ebû Hüreyre radıy[​IMG]u anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sall[​IMG]u aleyhi ve sellem Hayber Savaşı’nda şöyle buyurdu:
    “Bu sancağı, [​IMG]’ı ve Resûlünü seven, [​IMG]’ın fethi kendisine nasip edeceği bir yiğide vereceğim.”
    Ömer radıy[​IMG]u anh demiştir ki, “Emirliği o günkü kadar hiçbir zaman arzu etmedim. Beni çağırır ümidiyle Resûlullah’a kendimi göstermeye çalıştım durdum. Resûlullah sall[​IMG]u aleyhi ve sellem Ali İbni Ebû Tâlib’i çağırdı, sancağı ona teslim etti ve şöyle buyurdu:
    – “Yürü, [​IMG] fethi müyesser kılıncaya kadar sağa–sola bakınma!”
    Ali derhal hareket etti, sonra durdu ve arkasına dönmeden (gözlerini hedeften ayırmadan) seslendi:
    – Ey [​IMG]’ın elçisi, onlarla ne (yapmaları) için savaşayım?
    Peygamber sall[​IMG]u aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    – “Onlarla, [​IMG]’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in [​IMG]’ın Resûlü olduğuna şehâdet getirmelerine kadar savaş. Bunu yaptıkları an, –dinin yasaklarını çiğnemedikçe– kanlarını ve mallarını senden korumuş olurlar. Asıl hesapları(nı görmek ise) [​IMG]’a aittir.”

    * Bu hadîs-i şerîfte [​IMG] Rasûlünden aldığı bir emri yerine getirmek için hiç zaman kaybetmeden yoluna devam eden, hatta soracağı sorusu bile olsa vakit geçirmeksizin geri dönmeden sorup o hayırlı işe koşan ashabından Hz. Ali’nin durumu gözler önüne serilmektedir. Şimdi bu asırda olduğu gibi söylenen ve yapılması gerekenleri bilmelerine rağmen insanlar önce o işin bir başkası tarafından yapılmasını bekledikleri gibi bir tavır ve hareket Peygamber döneminde hiç görülmemiştir. Verilen emir ve hüküm ne ise vakit geçirmeksizin anında yapılma yoluna gidilmiştir. Hz. Ali’nin bu davranışı ve içkinin haram kılınışıyla alakalı haberi duyan ashabın kadehlerdekini içmeden dökmeleri ve küpleri de boşaltmaları gibi.


    Ebü’l–Abbâs Abdullah İbni Abbâs İbni Abdülmuttalib radıyal–lahu anhümâ’dan nakledildiğine göre, Resûlullah sall[​IMG]u aleyhi ve sellem [​IMG] Teâlâ’dan rivayet ettiği bir hadiste şöyle buyurdu:
    [​IMG] Teâlâ iyilik ve kötülükleri takdir edip yazdıktan sonra bunların iyi ve kötü oluşunu şöyle açıkladı:
    Kim bir iyilik yapmak ister de yapamazsa, Cenâb–ı Hak bunu yapılmış mükemmel bir iyilik olarak kaydeder.
    Şayet bir kimse iyilik yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenâb–ı Hak o iyiliği on mislinden başlayıp yedi yüz misliyle, hatta kat kat fazlasıyla yazar.
    Kim bir kötülük yapmak ister de vazgeçerse, Cenâb–ı Hak bunu mükemmel bir iyilik olarak kaydeder.
    Şayet insan bir kötülük yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenâb–ı Hak o fenalığı sadece bir günah olarak yazar. ”

    Ey iman edenler!Sizden kim dinden dönerse (bilin ki)[​IMG] onların yerine öyle bir topluluk getirir ki [​IMG] onları sever,onlar da [​IMG]ı severler.Onlar müminlere karşı alçak gönüllü,kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar.[​IMG] yolunda cihad ederler(Bu yolda)hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar.İşte bu [​IMG] ın bir lütfudur.Onu dilediğine verir.[​IMG] lütfu geniş olandır,hakkıyla bilendir.(Maide suresi/54)

    Muhakkak ki [​IMG], adaleti, iyiliği ve (ihtiyacı olan) akrabaya yardım etmeyi emreder. Zinayı, fenalıkları ve insanlara zulüm yapmayı da yasaklar. O, dinleyip tutasınız diye size öğütveriyor.”(Nahlsuresi,90)
    **************************************************- **************************************************- ***********************
    KÖTÜ GÜN DOSTLARINA GERÇEK DOSLARA SELAM OLSUN
    "İman etmedikçe cennete giremezsiniz.Birbirinizi (gerçek manada) sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.” (Müslim-Tirmizi)

    GÜZEL DÜŞÜNÜP GÜZEL İŞLER YAPANLAR NEREDE
    GÜZEL DÜŞÜNÜP GÜZEL İŞLER YAPANLAR NEREDE
    GÜZEL DÜŞÜNÜP GÜZEL İŞLER YAPANLAR NEREDE
     
    1 kişi bunu beğeniyor.
    Sponsorlu bağlantılar

Sayfayı Paylaş