Gıybet

#1
Gıybet…
Toplum hayatında manevi hayatı zehir eden ve şeytanın insanın ağzına bal koyup dilini oynatarak işlettiği alçak bir silah…
Kardeşinin ölü etini tiksinmeden çiğnemek, adeta kanını emmek. Ve bu çirkinliğin farkına bile varmamak,Allah muhafaza manen bedenini leşle kanla besletemek…
Fırtınalı zamanlarda, susmak en iyi çare. Leş etinin en lezzetli en iştahlı olduğu zamanlar…Ve asıl fazilet o zamanlarda susabilmek ağzına hakim olabilmek.Hayır ise konuşmak ya da susmak…
‘’Fitne yapıyor ’’deyip ortalığı velveleye verirken asıl fitneyi yaydığını unutmamak.Şeytanın hizmetin hadimleriyle uğraştığı,nefislerin susturulmadığı zamanlar,dile sahip olmak…
Gıybet etmemek…
Şeytanın kulağına fısıldadığı zaman,o sözleri dile akıtmamak.Ve büyük cihad olan nefisle aslanlar gibi çarpışmak.Manevi cihazlarını elmas kıymetindeyken cam parçalarına düşürmemek. Beş kâr kaybetmeyip beş zarara düşmemek. On kez hüsrana uğramamak… Alçakların silahına tenezzül etmemek…
Kusurunu görmek.Kardeşin kusurunu affedebilmek..
‘’Merhametsizliğin bir alâmeti, nisyan-ı nefisle, kendi kusurlarını unutmakla din kardeşlerinin her birinde bir kusur bulmak, onlara karşı sevgisini ve merhametini kaybederek tenkid gözlüğünü takınmaktır. Kendi kusurlarına; yakını uzaklaştırıcı, sisli gösterici âletle bakıp, din kardeşinin kusurlarına ise mikroskopla bakmaktadır.’’(Zübeyr gündüzalp)
Herkes bu sözü önce nefsine tatbik etmeli.İşte o zaman sulh yolu açılacaktır…Gıybet yolu kapanacaktır.Yoksa herkes kardeşin kusuruyla meşgul olursa o zaman fitne ateşleri sönmez.Ve herkes ağzına leş etini götürmeye başlar.Olaylara hakperestane bakabilmek’’evet bende hatalıyım’’hatta daha doğrusu ‘’ben hatalıyım’’diyebilmek…Bu fazileti yapabilmek.Zulme dahi uğramışsa bir dirhem hakkını cemaatin selametine feda edebilmek…Ve susarak gıybet etmeyerek.Yaymadan…Meşveret edeceği zaman ise gayzla değil…Kardeşinin hatasına acıyarak,kendi hatasına ağlayarak anlatabilmek…
Ve gıybetin iki kat çirkefi iftira…
Kendi aleyhinde dahi olsa doğruyu söyleyemeyenlerin uzandığı çift mermili alçak bir silah…
kaynak:RiSALE HABER [ Yazar : Hatice DURAK ]
 

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#3
Gıybet, ehl-i adâvet ve haset ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sahibi, bu pis silâha tenezzül edip istimal etmez. Nasıl meşhur bir zat demiş:



Yani, "Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zayıf ve zelil ve aşağıların silâhıdır."

Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsaydı ve işitseydi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zaten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftiradır; iki katlı çirkin bir günahtır.



Gıybet, mahsus birkaç maddede caiz olabilir:
Birisi: Şekvâ suretinde bir vazifedar adama der, tâ yardım edip o münkeri, o kabahati ondan izale etsin ve hakkını ondan alsın.
Birisi de: Bir adam onunla teşrik-i mesai etmek ister, seninle meşveret eder. Sen de, sırf maslahat için, garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için desen: "Onunla teşrik-i mesai etme. Çünkü zarar göreceksin."
Birisi de: Maksadı tahkir ve teşhir değil, belki maksadı tarif ve tanıttırmak için dese: "O topal ve serseri adam filân yere gitti."

Birisi de: O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecahirdir. Yani fenalıktan sıkılmıyor, belki işlediği seyyiatla iftihar ediyor, zulmüyle telezzüz ediyor, sıkılmayarak âşikâre bir surette işliyor.
İşte bu mahsus maddelerde, garazsız ve sırf hak ve maslahat için gıybet caiz olabilir. Yoksa, gıybet, nasıl ateş odunu yer, bitirir; gıybet dahi a'mâl-i salihayı yer, bitirir.
Eğer gıybet etti veyahut isteyerek dinledi; o vakit
-1-

demeli, sonra gıybet edilen adama ne vakit rast gelse, "Beni helâl et" demeli.

-2-

Said Nursî


*******************************************************************
1- Allahım, bizi ve gıybetini ettiğimiz zâtı mağfiret et.
2- Baki olan yalnız Allah'tır.
 
A

AhDe_VeFaLi

Guest
#4
Geçen hafta bu konuya dair bir sohbet dinledim. Abla diyor ki; "Niyet ettim Allah rızası için ömür boyu kardeşimin çiğ etini yememeye" deyip ömür boyu oruç tutmamız gerekir.
Bu orucu tutabilecek olan insan gerçekten iman etmiştir sanırım. İnşaAllah bizlerde bir gün bu oruca niyet edebiliriz.