Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Gelinlik giymek caiz midir?

Konusu 'DiNi SORULAR ve CEVAPLAR' forumundadır ve Nurun Ala Nur tarafından 30 Temmuz 2010 başlatılmıştır.

  1. Nurun Ala Nur

    Nurun Ala Nur Düzenleyici Moderator

    Mesajlar:
    6.416
    Beğenileri:
    200
    Ödül Puanları:
    8.752
    Gelinlik giymek caiz midir? “Nikah merasiminde gelinlik giyilebilir mi? Gelinlik tesettüre aykırı düşer mi? Tesettüre uygun gelinliğin yabancı erkeklerin görmesinde bir mahzur var mıdır?”

    Müslüman kadının nasıl örtüneceği, namahrem erkeklerin yanına veya sokağa çıktığı zaman nasıl bir örtü takınabileceği Kur`an-ı Kerimde açıkça bildirildiği gibi; hadis-i şeriflerde, sahabe hanımların tatbikatlarında belirtilmiş, gösterilmiştir. Bilineni bir tekrardan öte, bir tespit bakımından bu husustaki ayetlerin mealini verelim:
    “Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına ve mü`minlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine cilbab (örtü) almalarını söyle. Bu onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Bununla beraber Allah bağışlar ve merhamet eder.”(1)

    Bu ayetle birlikte, “İslamdan önceki Cahiliye kadınlarının yaptığı gibi süslerinizi göstererek ve görünmek için dışarı çıkmayın”;(2) Nur Suresinin 31. ayet-i kerimesindeki, “kendiliğinden görünenleri müstesna, süslerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerinden iyice bağlasınlar” ifadeleri mü`min kadınların nasıl giyineceklerinin birer ölçüsüdür.

    İlk ayette geçen “cilbab” kelimesini, müfessirler, vücudu baştan aşağı örten dış kisve, elbisenin üzerinden giyilen dış kıyafet olarak açıklarlar.(3)

    Dikkat edileceği gibi, Ahzap Suresinin 59. ayetinde kadınların mahrem yerlerini örten elbisenin dışında bir de sokağa çıkarken ayrıca giyecekleri bir örtünün giyilmesinin gerektiği ifade edilmektedir. Gerçek manada tesettür ancak bu şekilde mümkün olmaktadır. Yoksa, ev içinde kadının mahremleri arasında giydiği elbise ile dışarı çıkması, Kur`an`ın istediği şekilde bir tesettür değildir. Bu örtünün adı ne olursa olsun, esas olan bedeni bütünüyle örten bir dış örtü olmasıdır.

    Zaten sahabe hanımların, ayet iner inmez nasıl örtündükleri de bu şekle müşahhas bir misal olmaktadır. Peygamberimizin bahtiyar hanımlarından Ümmü Seleme Hazretleri, bu ayet nazil olduktan sonra Ensar kadınlarının üzerlerine siyah örtüler alarak başları üzerinde kuşlar varmışçasına tam bir edep ve sükunet içinde dışarı çıktıklarını söylemektedir.

    Ayet-i kerimenin sonunda “Allah bağışlar ve merhamet eder” denmektedir. Bu bağışlama, kadınların bu ayet inmeden önceki cahiliye adeti üzerine giyiniş şeklini içine almaktadır.

    Mü`min hanımların, ince dokunmuş, altlarını belli edecek şekilde elbise giymeleri de tesettüre aykırı bir giyim şeklidir. Bir seferinde Beni Temim kabilesinden bir grup kadın Hz. Aişe`nin yanına gelirler. Üzerlerinde ince elbiseler vardır. Bu durumu gören Hz. Aişe, “Nur Suresine inanan mü`min bir kadın, bu şekilde giyinemez.” diye hatırlatmada bulunur.(4)

    Gelinlik giymeye gelince, herkesin bildiği gibi gelinlik; manto, elbise, pardesü gibi içeride ve dışarıda giyilen alışılmış kıyafetlerden değildir. Belli bir zamanda giyilmek üzere özel olarak hazırlanmış bir kıyafettir. Maksat, gelini daha cazip hale getirmektir.

    Gelinin vücut hatlarını örtmeyecek kadar şeffaf, başı, kolları ve diğer yerlerini kapatmayacak ölçüde dikilmiş gelinliklerin tesettür yerine geçmeyeceği açıktır. Kadın ve erkeklerin karışık olarak bulundukları nikah salonlarında ve düğün merasimlerinde dinen bu tarz gelinliklerin giyilemeyeceği bellidir.

    Ancak böyle gelinliklerin sırf hanımlar arasında yapılan merasimlerde, erkeklerin bulunmaması şartıyla giyilmesi caiz olabilir. Buna rağmen bu meselede hassas olan kimselerin böylesine tesettür ölçüsünden uzak gelinlikleri giymemeleri uygun olur.

    Gelinlik giymekte arzulu olanlar tesettürü yerine getiren gelinlikler giymek şartıyla merasimlerde ve törenlerde bulunurlar. Dini hassasiyet taşıyan aileler zaten bugün düğün merasimlerinde de kadın ve erkeklere farklı salonlarda ağırladıklarından muhtemel mahzurlar da böylece ortadan kalkmış bulunmaktadır.

    Kaynaklar
    1 Ahzab Suresi, 59.
    2 Ahzab Suresi, 33.
    3 Hak Dini Kur`an Dili, 6: 3927.
    4 Tefsir-i Kurtubi, 14: 244.


    Kaynak: Mehmed Paksu Çağın Getirdiği Sorular
     
    Sponsorlu bağlantılar
  2. hicret622

    hicret622 Deneyimli Üye Kademeli

    Mesajlar:
    68
    Beğenileri:
    25
    Ödül Puanları:
    7
    Günümüz (beyaz) gelinlik elbisesinin her ne şekilde olursa olsun doğru olmadığı apaçık bir gerçektir. Burada bu gerçeğin izahını yapmaya ve İslami bir düğün nasıl olur açıklamaya çalışacağım. Vakit ayırıp okursanız ne mutlu bana, ne mutlu benim açımdan sizlere.

    Ebu Ali Fudayl b. İyad şöyle demiştir: ”İnsanların hatırı kırılmasın diye ameli terk etmek riyadır. İnsanların hatırı için amel işlemek de şirktir. İhlas ise; Yüce Allah’ın (c.c) seni her iki kötülükten de korumasıdır.” (Bkn. İmam Nevevi - Dualar ve Zikirler _İhlas ve İyi Niyetler Bölümü_ )

    1-) “Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar: görünmesi zaruri olanların dışında zinetlerini açmasınlar ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar; zinetlerini, kocalarından veya babalarından yahut kayın babalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut kardeşlerinden yahut kardeş oğullarından yahut kız kardeş oğullarından yahut kendi kadınlarından yahut sahibi bulundukları cariyelerden veya uyuntu (şehvetten yoksun) erkek hizmetçilerden veya henüz kadınların şehvet uyarıcı taraflarından habersiz çocuklardan başkasına göstermesinler; gizledikleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey mü'minler, hepiniz Allah'a tevbe edin ki, mutluluğu bulabilesiniz.”(Nur Süresi 31.ayet- Sadeleştirilmiş Elmalılı Meali)

    Bu ayetteki Kendi Kadınları sözü farklı şekillerde tefsir edilmiştir. Kimi âlimler Müslüman Kadınlar derken kimisi Güvendiği Tanıdığı Kadınlar demiştir; Müslüman veya değil-Tanıdık veya Yabancı Tüm Kadınlar diyerek fetva veren de olmuştur. Ve birkaç gerçek (Düğün sonrası insanımızın söylediği birkaç söz) :


    • Gelinin ağzı çok büyüktü ne o öyle kocaman ağızlı…

    • Gelin güzeldi o çocuğa nasıl varmış o... (Bir erkeğin sözü)

    • İkindi vakti civarında damat için iki adamın konuştuğu: –Hala yok ortalıkta. –O şimdi uyuyordur (deyip gülüşmeleri)

    • Adam karısına diyor: Ben gelini göremedim, güzel miydi? Cevabından ne beklersiniz ki…
    Bu durumda gelinin kadınların veya erkeklerin karşısına çıkmasındaki fark nedir? Düğüne çağıracağınız tüm insanlara güvenebiliyor musunuz bu tür konuşmaları yapmayacaklarına? Yani diyorum ki kadınlar zinetlerini tanımadıkları ve güvenmedikleri kadınlardan da korumalıdırlar, çünkü ahlaksız bir kadının bir başkasının mahremini bir erkeğe söylemesi, erkeğin o kadını görmesinden ne kadar farklıdır? Tesettür nerede kaldı?

    Gelinlik terim anlamıyla düğüne has kıyafet olarak ele alacaksak evet bu dinimizde sünnettir. Ama sünnet dediğimiz şey şimdiki o beyaz gelinlikler değildir!

    Alıntı:

    • Rasûlüllah Efendimiz de (s.a.s.) Câbir'e bir düğün münasebetiyle: "Enmât edindiniz mi?"(bk. Buhârî, nikâh 62. Ayrıca bk. Aynî XVI/344; Ibn Hacer, Fethu'1- Bârî IX/225) buyurmuşlardı. "Enmât" Nevevî'ye göre hevdec'in (gelin mahfe'sinin) üzerine cibinlik gibi örtülen örtüdür.( Aynî, XVI/344) Duvak da onun bir benzeridir.(Ibn Hacer'in ifâdesinden bu anlaşıliyor. bk. age. IX/225. Hattâ o bizzat "tekellül" (taç takma) tabirini kullanıyor.) Bu yüzden bizim eski âdetlerimizde "duvak" meşhurdur. Dolayısıyla duvağın dini kökeni (menşei) sünnetteki bu uygulama olmalıdır. Çünkü nikâh bütün milletlerde dini bir özellik taşır ve nikâhla ilgili merasimlerde çoğunlukla mensup olunan dinin boyası ve sembolleri vardır.
    Ortaçag Avrupasını konu edinen filmlerde kadınların giydikleri kat kat kabarık elbiselerde gelinliğin kökeni gayet açık bir şekilde görülmektedir.

    Alıntı:

    • Rasûlüllah Efendimiz, "Kim hangi millete benzemeye uğraşırsa o da onlardandır."(Ebû Dâvud, libâs 5127) buyurmuştur. Buradan hareketle, fukahamız, başka milletlere, onların dinlerine has şiarlarda (alâmetlerde) isteyerek ve benzemeye çalışarak benzeyenin küfrüne hükmedilir, demişlerdir. Zimmîlere has zünnâr denilen kemer bağlamayı, başa papazlara has başlık giymeyi, putun önünde eğilmeyi (rukû ya da secde yapmayı) buna örnek olarak gösterirler.
    Evliliği kolaylaştırın sözünü duymayan yoktur sanırım. Peki, birkaç saatliğine giyilecek bir elbise için verilecek onca para haram olmayacak mı, israf değil mi, israf dinimizde günah değil mi? Erkek tarafını evlilik hazırlığından önce daha düşüncedeyken, yolun başındayken korkutan (sırf bu yüzden evlenmeyi erteleyen!) bu masraflar evliliği kolaylaştırmak mıdır?

    Beyaz gelinlik konusu için daha diyecek bir şey var mıdır bilmiyorum. Düğünün içeriğine de değinmek istiyorum:

    2-) Öncelikle kadın-erkek karışık olmaması gerektiğini Müslümanım diyen (şeytana uyup uygulamasa da) kabul etmek zorundadır! Mekanların tamamen farklı olması en uygun olanıdır. Ortaya çekilmiş perde, engel gibi şeylerin tam anlamıyla karışıklığı engellediğini görmedim. Bu konuda bir imamın sözünü sizlere söyleyeyim. “Kadın erkek ayrı yapıyoruz deyip çağırıyorlar bizi; gelin hocam sohbet yapın, Kuran okuyun diye. Bizi gidip sahneye koyuyorlar, ortada perde varmış ne anladım ben, ‘onlar hoca, bir şey olmaz’ gözüyle bakılabilir mi buna, biz de erkeğiz sonuçta!”

    3-) Araba konvoyu başta kul hakkına girmek, israf olmak üzere insanların kalbinin kırılmasına kadar sebep olan bir mevzudur. Niye mi kul hakkı? O kornaların ne denli rahatsız edici olduğunu şimdi anlamazsanız hastalandığınızda, bebek sahibi olduğunuzda, yaşlandığınızda vb. inşallah anlarsınız. İsraf olması gayet açık peki kalp kırılması nasıl? Küçük çocuğunuz bizim niye arabamız yok başkalarının arabasına biniyoruz dediğinde, kendi sünnet düğününde o da fayton isteyip durumunuz el vermediğinde anlarsınız…

    4-) Fotoğraf, kamera konusu bu dediklerime dikkat edecek kimseler için zaten tamamen uzak kalınacak bir konu olduğu bellidir. Kadın erkek ayrı düğün yapıp görüntüleri kaydetmeyi şuna benzetiyorum, mekanlar ayrı ama erkeklere kadınları izleme imkanı veren sine vizyon ! Hatıra dediğiniz şey ilerde oturup eşinizle kadınları-erkekleri seyretmek mi olacak ?! Ve o kadar dikkat edip erkeklerin karşısına çıkarmadığınız eşinizin birebir görüntüsünü kimin ne gözle bakacağını bilmediğiniz bir şekilde verecek misiniz o güvendiğiniz! ellere…?

    5-) Müzik, alkol gibi haramların olmaması gerektiği aşikârdır. Müziğe haram demeyenler müzikli bir düğüne gidip baksınlar müziğin başladığı vakit etrafta başlayan haramlara…

    6-) Çiçek, çelenk gösterişten başka bir işe yarıyor mu? Peki, bu gösteriş israf mı değil mi? Bunun yerine ne mi yapmalı? Bırakın üstünde şu şu kişi diye yazan çiçeklerle reklam yapmayı de evini yeni oluşturan çifte maddi destek çıkın. İnsanlara gösteriş, ortamın güzelliğini sağlamak(!) sizin sadaka vermenizden üstün müdür?

    7-) Hele o riyanın baş gösterdiği takı töreni denilen âdet (âdetmiş)! İnsanların hediye olarak ne verdiğini söylemek nasıl bir saçmalıktır. Gücü olmayan ne yapacak? Elbet hediye verilmeli, evlenmeyi kolaylaştırmanın bir unsuru da budur. Ama insanların ne verdiği gizli olmalıdır; örneğin bir torba oluşturulmalı insanlar ona atmalıdır. Ama o zaman ne olur; “Aman olmaz 50 verecek olan nasılsa görünmüyor diye 20 verir. Ben onun kızının düğününde çeyrek taktım o da benim kızıma aynısını takacak boşa mı gidecek benim verdiğim.” Hediye bu mudur? Nasıl bir anlayış türemiş din kardeşim dediğimiz insanlarda! Bu meselede yukarıda yazdığım Ebu Ali Fudayl b. İyad (r.a)’ın sözü gayet açıktır.

    8 -) Yemek vermek Sünnet’tendir. Etli bir yemek olması daha uygun olur. Ancak herkes kendi takatına uygun bir yemek ikram etmelidir. Evliliği külfete dönüştürecek uygulamalardan kaçınılmalıdır.

    İnsanlar ne der diye değil, Allah (c.c) ne buyurdu diye hareket edilmelidir, tüm hayatımızda…

    (Kaynak:Gelinlik İslam âdeti mi? | islam forumu - islami forum - islam forum)
     
    1 kişi bunu beğeniyor.

Sayfayı Paylaş